Norman Foster
883,376 views • 31:57

Bir mimar olarak geçmişin farkındalığında bugün için tasarlarsınız gerçekte bilinmez olan bir gelecek için. Yeşil gündem muhtemelen günümüzdeki en önemli konu. Ve ben de geçmiş kırk yıl boyunca edindiğim tecrubeleri sizinle paylaşmak istiyorum — Kırkıncı yıl dönümümüzü kutluyoruz— doğal sürdürülebilirlik hakkında keşfetmek ve onlara dokunmak için. Ne kadar daha ondan sonra ne geldiğini, nelerin tehdit, nelerin ihtimal olduğunu, nelerin zorluklar, nelerin fırsatlar olduğunu bekleyebiliriz ? Düşünüyorum ki — geçmişte yıllar çok çok yıllar önce, herhangi biri yeşil gündem hakkında bir konsept bile belirtmeden önce bu moda hakkında değildi — bu hayatta kalmak amacıyla idı.

Ama asla buna gerçekten önem vereceğimi ,gerçekten yeşil harika, diye bir şey söylemedim. Demek istediğim içinde olduğum tüm projeler bir şekilde bu gündemden etkilendi. kutlama yerleri ve hayatın kalitesini belirleyen boş alanlar. Nadiren bir şeyleri alıntılarım pekala yapabilirsem bir kağıt parçası bulmayı deneyeceğim geçen senenin sonunda, bireysel olarak buna cesaret eden önemli bir gözlemci, çözümleyici ve yazar — ismi Thomas Friedman 2006 yılında Herald Tribune'de yazdı. Dedi ki, "Bence en önemli olay 2006'da Main Street'teki yeşil düşünce ve yaşayıs vurgusu idi. Bir dönüm noktasına ulaştık yaşamımızla, hareketlerimizle, tasarımlarımızla yatırımlarımızla ve yeşil imalat ile önemli bir vatandaş, girişimci, memur kitlesi tarafından yapabilcekleri en vatansever en kapitalist, en jeopolitik ve rekabetçi şeyin bu olduğunu anladılar. Bu yüzden parolam: yeşil yeni kırmızı beyaz ve mavidir.

Olduğum yolda geriye bakarak kendime sordum, "Ne zaman gezegene yönelik bu tür farkındalık ne zaman başladı ve kırılganlığın ne zaman belirdiği?" Ben bu 20 Temmuz 1969 insan ilk defa geri bakıp gezegeni gördüğü zaman başladı. Her neyse bu cümleyi ilk söyleyen Buckminster Fuller idi. Kominist sistem çökmeden önce uzayda ve Rusya'nın farklı yerlerinde kozmonotlarla buluşan ender kişilerdendim. Ve ilginç bir şekilde bence onlar ilk çevrecilerdi. Bir tür öncü tutku ile doluydular Aral denizi ile ilgili sorunlar gündeme getirdiler. Ve bu dönemde — bir takım şeyler oldu. Buckminster Fuller bir çeşit yeşil guruydu daha önce söylenmemiş bir kelime. O tasarım bilimadamı idi, eğer seviyorsanız şiir ama gerçekleşmekte olan herşeyi ilgilenir ve bilirdi. Bir başka konu, bir başka konuşma. Yazılarına bakabilirsiniz: oldukça sıradışı. İşte o zaman farkındalıyla bir vatandaş bir dünya vatandaşı olarak Bucky'nin benim düşüncemi etkileyen ve şu an yaptığımız şeyi etkileyen endişe ve kahanetleri başladı.

Bir takım projeler vardı. Ben bunu seçtim çünkü 1973'idi ve Kanarya Adaları için büyük bir plandı. Bu tarih muhtemelen hippi hareketlerine ve Dünya'nın kaynak kitabına rastlamaktaydı. Ve bu çizimlerde bir takım nitelikler var ki bunlar bir takım tavsiyleri özetliyor. Şu an orada olan tüm bileşenler ise ortak bir deyimde, kelimemizde bilirsiniz 30 garip sene sonra: rüzgar enerjisi, geri dönüşüm, güneş panalleri, biyokütle. Bu zamana paralel olarak eşsiz bir tasarım kulubü vardı. Dieter Rams'ın işlerinden ve Braun firması için ürettiği nesnelerden etkilenerek tasarım bilincine sahip olmuş bir çok insan vardı. Bu 50'lerin 60'ların ortasına kadar geri gitmekte. Bucky'nin kehanetlerine rağmen herşey daha ufak olacaktı ve teknoloji hoş tavırlara ve rahatlığa ulaşmak için inanılmaz bir still yapacaktı— Bu resimdeki her şeyin çok ama çok derli toplu still sahibi olacağını hayal etmek çok çok zordu. Bu ve bunun yanında daha fazlası avucunuzun içinde olacak.

Bence bu dijital devrim görsel dünyanın bir çok insanın bir araya geldiği bir yer halini alıyor son olarak fiziksel dünya ile bağlıyorlar gerçek şu ki bu çok insallaştı bu sayede dijital dünya tüm dostluklara, tüm dolaysızlığa, analog dünyanın tüm oryanatasyonu sahip oldu. Muhtemelen burada olan alternatifle veya tasarımcı bir şekjilde özetlenebilir ve değişik bir gelişme çeşidi olan kahvaltı ile cömert bir şekilde ödürlendirilmişiz ve yine, inanılmaz derece şehvetli duygular tarafından esinlenmisiz. Çok çok güzel bir nesne. Pekala 50'lerde olan bir şey, 60'larda çok özgündü ilginç şekilde bir şekilde oldukça kapsayıcı oldu şimdi. Ve bir ikon olarak iPod'a gönderme ve bir şekilde performans ve ulaştırma çarıştıran — Oldukça ilginç 2007 yılının başında Financial Times, Detroit şirketlerinin Toyota'nın ikonic bir ürün olan iPod'un rakibi Prius araçlarının hybrid olarak bilinen enerji bilincine sahip araçların elde ettiği hale etikisini kıskandığını yazdı.

Bence bu kendimizi tahrik etmek için geçici bir yol — bir mimar veya tasarım süreci ile ilgili herhangi bir kişi olarak — sorunlara cevabımız binaların altında yatıyor. Binalar önemli ama onlar sadece daha büyük bir resimin parçaları. Diğer bir deyişle göstermek isteyebileceğim, eğer başarabilirsem, sürekli hareketin eşdeğeri, örneğin karbon üretmeyen bir ev tasarlayabileceğiz. Bu bir cevap olabilecek. Malesef, bu bir cevap değil. Sadece sorunun başlangıcı. Binaları sehirlerin altyapılarından ve transit taşınabilirlikten ayıramazsınız. Örneğin Bucky'nin bu ilham verici cümlesinden olduğu gibi geri çekilir ve Dünya'ya bakarız tipik sanayileşmiş bir ülke gibi oluruz sonrasında enereji tüketimimiz binalar arasında yüzde 44 ulaşımve yüzde 34 sanayi. Ama tekrar bu resmin sadece bir kısmını gösteriyor. Eğer binalara ulaşımla ilişkisi ile birlikte bakarsam diğer bir deyişle, yüzde 26 olan insanların ulaşımı sonrasında enerji tüketiminin yüzde 70 şehrimizin ve altyapımızın birlikte çalışmasından etkileniyor.

pekala sürdürülebilirlik sorunları binalarında parçası olduğu şehirlerin doğasından ayrılamazlar. Örneğin, şehrin son halini karşılaştırabilirsiniz söyleyeceğim şey, sıradanlığıyla Kuzey Amerika şehri — ve Detroit de kötü bir örnek değil, Bağlılık çok açık. Şehir yeşil alan tüketiminde çok ama daha çok döngüsel bir çizgiye giriyor, ve çok ve daha yol ve çok daha fazla enerji şehir merkezindeki insanların ulaştırılması için — ki böylece şehir merkezi canlılıktan mahrum kalarak sadece ticaretin olduğu ölü bir yer olacak. Eğer Detroit'i bir Kuzey Avrupa şehri ile karşılaştırırsanız — Münih kötü bir örnek değil bağımlılıkları daha çok yürüme ve bisikletlere — ama şehir sadece iki katı kadar yoğun ve sadecde 10'da 1'i kadar enerji kulanıyor. Bir başka deyişle, bir karşılaştırdığımız örnekleri dikkate almalı ve enerjidekli bu dev şıçramayı görmeliyiz.

Yani basitçe, eğer genelleştirmek isterseniz, bunu dipteki yoğunlukla kanıtlayabilirsiniz ki enerji tüketimi dramatik bir şekilde düşüyor. Tabi ki bunu sosyla çeşitlilik, toplu ulaşım gibi yürüme mesefasi uygunluğu, yaşam alanlarının kalitesi gibi konulardan ayrımazsınız. Ama tekrar, Detroit'i sarı renkle yukarıda sıradışı tüketimle görebilirsiniz, aşağıda Kopenhag Ve Kopenhag, yoğun bir şehir olmasına rağmen gerçekten yoğun şehirlerle karşılaştırıldığında öyle değil. 2000 yılında epey ilginç şeyler oldu. İlk defa mega şehirlerimiz oldu, 5 milyon ve üzerinde, gelişen Dünya'da bu gerçekleşti. Ve şimdi tipik 46 şehrin dışında bu mega şehirlerin 33'ü gelişen dünyada. Öyle ise kendimize şunu sormalıyız — Bunların doğaya etkileri mesela, Çin veya Hindistan. Eğer Çin'i ele alırsanız, Bejing'i ele alın trafik sistemini ve onunla ilintili kirliliği görebiliyorsunuz arabaların fiyatı bisiklet fiyatında atarken. Bir başka deyişle, şimdi olduğu gibi her gün yeni 1000 arabayı yollara koyarsanız, — istatiksel olarak araba pazarı dünyada en çok büyüyen pazar— ve yarım milyon bisiklet birine hizmet ederken 3 milyar insan azalıyor.

Ve bu kentleşme sıradışı, hızı katlamış durumda. Bu yüzden, eğer toplumumuzdaki kırsaldan şehirlere 200 alan bu geçişi düşünürsek, aynı süreç 20 yılda işledi. Bir başka deyişle, 10 etkenin 1 ile artıyor. Ve oldukça ilginç 60 senelik bir dönemden beri, hayat beklentimizin ikiye katlandığını görüyoruz bu dönem boyunca ise kentsellesme üçe katlandı. Eğer küresel resimden arkaya doğru geri çekilirsem ve benzer zaman aralıklarının içerdiklerine bakarsak teknoloji ile ilgili olarak — bir alet olarak tasarım için bir araç ve ben bizim bu tecrübelerimizi bir şirket olarak değerlendiriyorum ve bu projelerden küçük seçmeler size örnekledim — pekala bu teknolojiyi nasıl ölçeceğiz? bu binaların tasarımını nasıl etkiler? Özellikle, az enerji tüketen binaların ortaya çıkmasına nasıl öncülük edecek, daha az kirliliğe sebebiyet verip daha fazla sosyal sorunluluk alabilecek mi?

Bu hikaye yani binalarla ilgili olan 60'ların sonu 70'lerin sonunda başladı. Benim ele aldığım bir başka bir örnek ise İngiltere'nin kuzeydoğusunda ufak bir pazar kasabasında yer alan Willis ve Faber isminde bir firmanın iletişim merkezleri, Londra'dan oldukça uzak. Ve işte burada, ilk görebileceğiniz şey bu bina, çatısı çok sıcak bir tür battaniye, bir çeşit bahçe yalıtımı gibi ki aynı zamanda ortak alanları güzelleştirmekle de ilgili. Bir başka deyişle, bu topluluk için gökyüzünde bahçeleri olacak. Pekala bu insancıl amaç bu işte çok ama çok güçlü, belki çizimlerinden birindeki kapsüllenmiş olanlardan yeşillik görebileceğiniz, güneş ışığı görebileceğiniz bir yer doğa ile bir bağınız olacak. Ve doğa bu binanın sürücüsü ve jenaratörünün bir parçası olacak. Ve sembolik olarak renkleri yeşil ve sarı içerecek. Yüzme havuzları gibi yüzme havuzları var, Esnek saatleri var, sosyal bir kalbi, ortak alanları var, sizin de doğa ile bağınız var. Şimdi bu 1973'dü.

2001 yılında bu bina ödül aldı. Bu ödül uzun zamandır kullanımda olan bir bina için bir ödüldü. Ve onu yaratan insanlar geri döndü: proje yöneticileri, şirket yöneticisi. Ve şöyle söylüyorlardı, bilirsiniz, "Mimarlar, Norman daima gelecek için tasarıma ağrılık veriyordu ve bilirsiniz artık bize fazla bir maliyet getiriyor gibi gözükmüyor. bu yüzden ona uyduk, onun mutlu kalmasını sağladık." Tepedeki resim, olmadığı şey — eğer gerçekten detaylara bakarsınız gerçekten söyledği şey onu kablolulyabilirsiniz. Bu bina değişiklik için kablolandı. Pekala 1975'de daktiloların resmi. Fotoraf çekildiği zaman, bunlar kelime işlemcileri idi. Ve dediklieri şey bu bir fırsat rakiplerimizin yeni teknoljiler için yeni binalar inşa etmek zorunda kalacaklar. Biz şanslıyız, çünkü bir şekilde bizim binalarımız gelecek-geçirmez. Bu değişimler bilinmemesine rağmen, değişim bekleniyordu. Tasarım dönemindeki bu yuvarlanma binaları yukarı götürüyor, geçenlerde arşivden çıkarmayı başardığım bir çizim yaptım. Ve dediğim ve yazdığım şey, "Ama zamanımız yok ve teknik seviyede acil uzmanımız bilirkişimiz yok."

Bir başka deyişle, bu binalarda yapmayı düşündüğümüz şeyleri yapacak teknolojimiz yok. Ve bu üç çeşit balon yaratıyor — gerçekten ilginç doğal olarak hava alıp veren nefes alan ve enerji yüklenmesini gerçekten azaltan bir manto. Her ne kadar bu bina gerçekten yeşil bir bina olsa da, daha çok öncü bir bina. Ve zaman çizgisini hızlıca ileriye alırsak, ilginç olan şey bu teknoloji şimdi kullanılabilir. Geçen sene açılan Özgür Üniversite'nin kütüphanesi bunun bir örneği. Bu dönüşüm binlerce çizimden biri ve bilgisayar resimlerindne gerçekliğe. Ve buradaki araçların kombinasyonları, bu kitap yığınlarının ağır bir şekilde yoğunlaştırılmış hali ve bu yüzey tarafından kaplanacak ki bu binanın havalanmasına izin verek gözle görülür seviyede az enerji tüketecek ve gerçekten doğanın güçleri ile birlikte çalıştığımız bir yer olacak.

Gerçekten ilginç olan şeyde insanların kullanımında oldukça popüler olması. Tekrar bu iş hayat şekillerine geliyor ve bu yolda yeşil ajanda daha çok ruhla oluyor. Pekala bu bir tür kurban veriş değil tam tersine. Bence muhteşem — Kutlanması gereken bir şey. Ayrıca bu binanın performansını enrerji tüketim miktarlarını göze alarak normal bir kütüphaneye karşı ölçebilirsiniz. Size bu teknolojinin bir başka yüzünü göstersem tamamıyla değişik bir çevre ile bu apartman İşviçre Alplerinde. Prefabrike olarak çoğunlukla geleneksel nesnelerden imal edildi ama bu nesne — teknolojinin sayesinde, hesaplama yeteneği sayesinde, prefabrika yapabilme yeteneği, daha yüksek performanslı bileşenler yaratıyor — oldukça sınırlarında. Ve bu teknolojiye kısa bir bakış, gökyüzünden belli noktaların görme yeteneği ve bu bilgilerin doğrudan fabrikalara iletmek ve göndermek.

Pekala eğer sınır geçerseniz — tam sınırın karşısında — Almanya'da küçük bir fabrika ve elemanı onun ekranını görebilirsiniz ve bu noktalar uzaydan iletişim halinde. Ve soldakiler kesme makineleri ki bunlar fabrikada bu birbirinden bağımsız parçaları prefabrike etmek için artı ve ekşi olarak çok çok ufak birkaç milimetre yerine vidalamak için. Sonra çok ilginç bir şekilde, bu bina en eski teknoloji ile giydiriliyor ki bir tür ................. Onların çeyrek milyonu ..... Ve yine bu şekilde bina gibi işler, geniş boşluklardan zevk alan yaşayan ve buraları ziyaeret eden bizler için. Eğer bu yeni teknolojilere geçiş yapabilisem, sonrasında nasıl yapıyorduk — bunda önce ne vardı? Demek istediğim bilirsiniz, cep telefonundan önce hayat nasıldı, inasanlar işlerini nasıl hallediyorlardı? Pekala, şu açık ki bu henüz oldu.

Demek istediğim, bu 1979'un Hong Kong bankasına ki uzayın derinliklerine kalbine güneşi yansıtabiliyor 1985'te açıldı içten kısa bir bakış. Ve bilgisayarlar yokken fiziksel olarak modellemek zorudaydınız. Bu yüzden örneğin, modelleri yapma güneşlerin altına koyardık. Rüzgar tünelleri için kelimenin tam anlamıyla rüzgar tüneline koyuyorduk tanzikli hava ve bir sürü kilometre kablo ve işte bu şekilde. Ve dönüm noktası muhtemelen, bizim deyimimizle, ilk bilgisayara sahip olduğumuz zamandı. İşte bu tekrardan tasarımı, tekrar havaalanını bulmaya giriştiğimiz andı. Bu Heathrow'daki dördüncü Terminal, tipik bir terminal — büyük, ağır bir çatı, güneş ışığını engelliyor. bir sürü makine, büyük borular, ses çıkaran makineler. Ve Stansted, yeşil alternatif

barışçıl bir yer, doğal güneş ışığını kullanıyor: Nerede olduğunu biliyorsun, dışarıda ne ile karşılaşacağınızı biliyorsunuz. Ve bu döngünün bir çok kısmı, elektiriğe ihtiyaç duymuyor — elektrik ışığı daha çok sıcaklığa dönüşüyor soğutmaya daha çok yüklenme oluyor ve böyle devam ediyor. Vebu özel zamanda, bu bir kaç tane bilgisayardan biriydi. Bu küçük resim Stansted'ın 3'cü terminali. Zamanda çok geriye gitmiyoruz, 1990, bu bizim ofisimiz. Eğer çok yakından bakarsanız, insanların kalemlerle çizdiğini ve koşturduklarını, bilirsiniz büyük cetveller ve üçgenler. Bu çok uzun zaman önce değil 17 sene önce ve işte buradayız. Demek iştediğim büyük değişim. Zamanda geriye giderken, Valerie Larkin diye bir bayan vardı

ve 1987, bir diskteki tüm bilgilere sahipti. Şimdi, her hafta, 84 milyona yakın diskimiz var ki geçmiş dönemlerin arşivlik bilgilerini tutuyoruz ayrıca şimdiki ve gelecekte ki projelerimizi. Uzunluğu gökyüzünde 21 kilometreye ulaşıyor. Eğer bakarsanız göreceğiniz şey şu. Ama bu arada, bildiğiniz gibi, Al Gore gibi harika bir oyuncular amansız bir sıcaklık yükselmesini vurguluyor içerikte bunu ayarlıyor. ilginç bir şekilde bu binalar alanları olan binalar bu yer için oldukça uygun. Reichstag projemizde

benzer bir ajandaya sahip, eminim ki aradığımız ortak olan bir şekilde savunma süreciyle toplum ve politikacılar arasındaki ilişkinin yeniden yorumlanması bulunacaktır ortak alan. Belki gizli bir ajanda, enerji manifestosu — bedava olacak bir şey, bizim bildiğimiz şekli ile tamamıyla bedava enerji. Öyle ise tamamıyla yenilenebilir olmalı. Ve yine, insancıl çizimler ortak alanlara çeviri, ama çok çok ekolojinin bir kısmı. Ama burada gerçeği için bir model yok. Şu açık ki rüzgar tüneli var, ama bilgisayarların keşfetme planlama ve doğanın kuvvetleri hakkında işlerin nasıl yapılacağını görme yeteneği var: doğal havalandırma aşağıdaki odada modellenebiliyor ve biyokütleye bakılabiliyor. Biokütle kombinasyonları, yanan sebze yağları — oldukça ilginç bir süreç Doğu Almanya'da Sovyet bloğuna bağlı oldu zamanlarda geliştirildi. Gerçekten teknolojiyi ve gelişmeyi tekrardan temiz bir şeye tercüme etmek, sanal bir olmayan bir kirlilik.

Tekrardan hesaplayabilirsiniz. Bu binanın emisyonunu yılbaşına tonlarca karbondioksit ile karşılaştırabilirsiniz — bu projeyi aldığımız zaman itibari ile 7000 tonun üzerinde — uzun zamandır doğal gazla olan ve sonunda sebze yağıyla 450 ton. Demek istediğim yüzde 94 azalma — sanal temizlik. Aynı süreci Ticaret Bankasında da işe yaradığını görüyoruz — Oval şekilde modelleyebileceğiniz, doğal havalandırmaya dayalı bahçeler. Ama yine, asıl mesele hayat şekilleri, kalite — çalışması daha zevkli iş yerleri. Ve tekrar, enerji tüketimindeki oranları ölçebiliriz. Burada projeler arasında bir evrim var ve Swiss Re'de gelişmeler biraz daha ileri gidiyor.

proje Londra şehrinde. Ve bu sonuçlar bu modelin çoğaldığını gösteriyor. Ama ilk gösterdiği şey oldukça ilginç, burada bir halka görüyorsunuz, etrafında da ortak bir yaşam alanı var. Peki aynı ölçüde alanı bölgeye koymanın diğer yolları nelerdir? Örneğin eğer kaldırımın uçlarına sağa doğru bir bina yapmak istiyorsanız, aynı ölçüde alan var. Son olarak bunun profilini çiziyorsunuz, ona bir oluk kesiyorsunuz. Bu oyuklar güzel bir manzara, ışık veren, havalandırma veren binayı daha ferah yapan bir çeşit yeşil ciğerler olacak. Bunu aynı zamanda görünüşüne merkezi bir şeyle saklayabilirsiniz, ki üçgen yapı kafesleri var — tekrar BuckminsterFuller'in bazı işlerini anımsatan uzun bağlantılar da ve nirenginin performansınıartırabileceği bir yol ve bu binaya bir kimlik duygusu veriyor. Ve burada, eğer dikkatli bir şekilde binanın açılmasına ve avluda nefes almasına bakarsanız,

şimdi bu şekilde doğanın kuvvetlerini modelleyebilirsiniz, yüksek basıncı ve yüksek basıncı görebilirsiniz, bu şekilde binanın bir çeşit uçak kanatları gibi davranıyor. Aynı zaman her zaman rüzgarın yönüne bakmaksızın binayı ferah ve etkili bir şekilde serin tutma yeteneğine sahip. Ve geleneksel binaların aksine binanın zirvesi kutlama yeri. Burası insanlar için bir manzara izleme yeri makineler için değil. Ve yine binanın girişi de ortak alan. Tipik binalar ile kıyslarsak acaba bu tasarımları daha büyük ölçekli projelerde kullansak ne olur? Ve size proje araştırma şirketininden iki tane resim vereceğim. Ölü deniz ölüyor diye biliniyor. Su seviyesi düşüyor Aral gölü'nden de daha çok.

Ve Ölü Deniz açıkça etraftaki herhangi bir deniz veya okyonustan daha düşük su seviyesine sahip. Bu yüzden bir proje var, boru hatları ile Ölü Deniz'i kurtarmak, boru hattı bazen gömülü bazen açıkta, bu Aquba körfezinden beslenerek, Ölü Denizi düzeltecek. Bizim buna dediğiimiz şey bir sürü düşünce kullanıp kırk yıl boyunca yığdıktan sonra ya boru hattı kurmak yerine hayat hattı olsa? Ya eğer onun eşdeğeri nerede olduğunuza bağlıysa Büyük kanalın, turistler bakımından, yaşayanlar hattında, deniz suyunu arındırma ve tarım bakımından? Bir başka deyişle, su can damarımızdır. Ve eğer bir önceki resme geri dönerseniz ve bölgenin düşmanlığına ve tehditkarlığına bakın,

bu insani jestler tasarımı birleştiriyor tüm bu çatışan etkenlerin etkisine sahip oluyor tek bir nedendi, geniş bir algıda dahice yeşil ve üretici. Altyapı da büyük ölçüde iletişimden ayrılamaz. İletişim sanal dünya da olsa veya fiziksel dünya, sonrasında tamamen toplumun merkezindedir. Bunu gelişen dünyada nasıl net olarak yapacağız, özellikle hakkında konuşacağım bazı yerler hakkında — Çin örneğin, 10 yılda 400 tane havaalanı inşa etti. Şimdi, ne iekil alıyorlar? Onları nasıl daha uyumlu hale getirebiliriz? Hong Kong digital çağın analog deneyimlenmiş hali bence, çünkü daima referans gösterebileceğiniz bir nokta var.

Bu yüzden ya bunu alır çin toplumuna doğru genişletsek ne olur? İlginç olan şu ki bu bir şekilde mega binalar ortaya çıkarıyor. Fiziksel olarak şu an dünyadaki en büyük proje. 250 — affedersiniz, 50.000 insan yedi yirmi dört çalışıyor. At Heatrow daki her terminali birleştirdiğinizde bile yüzde 17 daha büyük. Ve buradaki zorluk bu bina yeşil olacak, bu boyutuna rağmen uygun ve seyahatın insan deneyimi hakkında ve çok dost canlısı ve tekrardan başlangıç noktamıza geri dönüyoruz çok ama çok hayat tarzı hakkında. Ve belki de nihayetinde kutlama alanları için. Hubert'in konuşması öğle yemeğinde bitiyordu, ve konuşmada neredeyse bayağı şeye değindik

bundan konuştuk, şehirlerden konuştuk. Hubert dediği kesinlikle doğruydu, "Bunlar yeni Katedraller." Ve bir şekilde, bu konuşmadaki bir durum Yeni Yılın arifesinde başlatıldı, hatta ben Çin'deki olimpik ajanda hakkında konuşurken yeşil tutku ve gayeler hakkında. Ben şu gmörüşü seslendiriyorum — Yeni yıldan bir önceki gün kafamdan geçiyordu. bir dönümde noktası da denebilir 2006'da 2007'ye geçiyorduk — Bu belki, bilirsiniz, gelecek çok güçlüydü, yenilik bir çeşit millet gibiydi. Kennedy'nin ilhan verici şekilde dediği gibi. "Uzaya bir adam gönderebilirz." Bilirsiniz, kim diyecek fosil yakıtlara olan bağımlılığı kıracağız

baskıcı rejimler tarafından refin tutuluyormuş gibi. Ve bu bir birlik platformu. Bir aletten daha fazla, bilirsiniz, yenilenebilir. Ve Ve şunu dile getirdim, belki yıl değişirken düşündüm ki, ilham daha çok dışardaki büyük ülkelerden geliyor — Çinler, Hindistanlar, Asya-Pasifik kaplanları. Çok teşekkürler. (Alkışlar)