Mariana Mazzucato
1,040,292 views • 14:04

Kendinize hiç sordunuz mu? Neden şirketler, gerçekten havalı şirketler, yenilik yapanlar, yaratıcılar, yeni ekonomi türündeki şirketler, Apple, Gooogle, Facebook gibi, tek bir ülkede, Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkıyor? Genellikle ben bunu söylediğimde biri, "Spotify! O Avrupalı." Evet tabi. Onun, bu şirketler kadar büyük bir etkisi yok.

Benim işim ekonomistlik ve ben gerçekten şirketler, endüstri ve ülke seviyesinde yenilikçilik ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkiyi inceliyorum ve dünyanın her yerinde politikacılarla çalışıyorum, özellikle Avrupa Komisyonu'ndakilerle, ancak yakın zamanlarda Çin gibi ilgi çeken yerlerde de ve size sölyebileceğim, hepsinin dilinin ucunda o soru var: Avrupa'nın Google'ı nerede? bu eski ekonomik büyüme modelinden, farklı bir anlayışa sahip olan Silikon Vadisi büyüme modelinin arkasındaki sır ne? Ve ilginç olan ise, 21. yüzyılda olmamıza rağmen, genellikle pazara devlet karşıtlığına geliyoruz. Bundan modern yollarla bahsediliyor, ancak Silikon Vadisi gibi yerlerin arkasındaki fikir, sır, değişik tiplerdeki pazar oluşturma mekanizmaları, özel girişim, ister bu girişimci şirketlere yüksek riskli finans sağlayabilecek bir dinamik bir girişim sermayesi sektörü olsun, biz bunları geleneksel bankaların korktuğu gazeller olarak adlandırırız ya da birçok şirketin başarısız olmasının aksine gerçekten korkunç olan Ölüm Vadisi sürecini atlatabilecek ve şirketlerin yeniliklerini, ürünlerini göstebilmelerine gerçekten imkan veren değişik türdeki ticarileştirme politikaları.

Fakat benim gerçekten ilgimi çeken, özellikle bu sıralar ve dünyanın her yerinde politik olarak olanlar yüzünden, kullanılan dil, anlatım tarzı, söylem, imgeler, kullanılan kelimeler. Biz genellikle alışılmışın dışına çıkabildiği için daha yenilikçi olan bu tarz kelimelerle özel sektörde karşılaşıyoruz. Onlar daha dinamik. Steve Jobs'un 2005 Stanford mezunlarında verdiği gerçekten ilham verici olan konuşmayı düşünün, orada yenilikçi olunabilmesi için aç kalmanız gerektiğini, ahmak kalmanız gerektiğini söyledi. Değil mi? Yani bu adamlar doğru şekilde aç olan ve ahmak olan renkli adamlar, değil mi? Ve Avrupa gibi yerlerde, bu daha adaletli olabilir, ABD'ye göre biraz daha iyi beslenip biraz daha iyi giyiniyor bile olabiliriz, ancak sorun bu lanet kamu sektörü. Biraz fazla büyük ve dinamik risk sermayesi ve ticarileşme gibi şeylerin olabileceği kadar verimli olmasına izin vermedi. Ve çok saygın gazetelerin dahi, benim abone olduklarım dahil, kullandıkları kelimeler Leviathan durumunda. Değil mi? Kocaman vantuzlu bir canavar. Bu editöryallerde bayağı belirginler. Onlar şey derler, "Devlet, kamu yararı olduğunda böyle küçük pazar başarısızlıklarını ya da kirlilik gibi olumsuz dışsallıkları düzeltmek için gereklidir ama biliyor musunuz, internetten sonraki büyük devrim ne olacak? Biz hepimiz bunun yeşil bir şey olmasını umuyoruz ya da tüm bu nano teknoloji şeyler ve söylediklerine göre, "o şeylerin gerçekleşmesi için, sıradaki endüstri devriminin özel bir bölümüydü," der, devlet, temellere sadık kal, değil mi? Altyapıya yatırım yap. Okullara yatırım yap. Temel araştırmalara bile yatırım yap, çünkü bu toplumca bilinir, aslında, kamu iyiliği için özel şirketlerin yatırım yapmak istemediklerine, yap, lakin biliyor musun? Geri kalanını devrimcilere bırak." O renkli, alışılmışın dılında düşünenlere. Onlar çoğunlukla garaj filozofu olarak adlandırılırlar çünkü gerçekten bir kısmı garajlarda bir şeyler yaptılar kısmen bir efsane olmasına rağmen. Ve benim sizinle yapmak istediğim şey, aman Tanrım, sadece 10 dakika içerisinde, bu bitişiklik hakkında tekrar düşündürmek, çünkü bunun büyük, çok büyük, yenilik politikasının ötesinde çıkarımlar var, bu alan ise benim sıklıkla politikacılarla konuştuğum bir alana giriyor. Çok büyük çıkarımları var, burada elimizdeki tek kavram ile bile, nerede, ne zaman ve neden kamusal harcamalarından ve bu bitişiklik yüzünden bildiğimiz gibi, dışarıdan sağlanan değişik kamusal hizmetlerinden kamusal harcamayı azaltmamız gerektiği elimizde. Değil mi? Demek istediğim, belki de bizim ücretsiz okullarımız ya da sözleşmeli okullarımız olmalı böylece onları bu ağır ders programı gibi şeylerle aşıyı yüklemeden daha yenilikçi bir hale getirebiliriz. Yani böylece bu tarz kelimeler sürekli, bu bitişiklikler her yerden çıkıyor, sadece yenilik politikasında değil.

Ve bu yüzden tekrar düşünün, bana inanmamanız için hiçbir sebep yok, o yüzden cebinizde olan en akıllı devrimci şeyleri düşünün ve onu açmayın, ama onu çıkarmak isteyebilirsiniz, iPhone'nunuzu. iPhone'daki devrimci alışılmışında düşünülen güzel şeyleri kimin para sağladığını sorun. Telefonunuzu aptal bir telefon yerine aklıllı bir telefon yapan nedir? Dünyanın her yerininde gezinebilmenizi sağlayan İnternet, düyanın her yerinde nerede olduğunuzunu gösterden GPS herkes için kolay kullanımlı bir telefon haline getiren dokunmatik ekran. Bunlar iPhone ile ilgili çok zekice, devrimsel şeyler ve bunların hepsi devlet tarafından desteklendi. Demek istediğim, İnternet DARPA, Birleşik Devletler Savunma Bakanlığı tarafından, GPS askeriyenin Navstar programı tarafından desteklendi. Aslında Siri bile DARPA tarafından desteklendi. Dokunmatik ekran, CIA ve NSF'nin Delaware Üniversitesi'ndeki iki devlet üniversitesi araştırmacısına verilen hibelerle desteklendi. Şimdi şöyle düşünüyor olmalısınız," Bu kadın şimdi 'savunma' ve 'askeriye' kelimesini çok fazla kullandı," ancak ilginç olan ise bunun her sektörde ve her bakanlıkta gerçekten doğru olduğu. Benim şahsi olarak detaylı şekilde inceleme imkanu bulduğum İlaç sektörü, yenilikçi ile yenilikçi olmayan şeylerle ilgili soruyu sormak için mükemmel çünkü her ve tüm ilaçlar ne kadar yenilikçi ya da değişken olmasına göre ayrılabilir. Önem derecesine sahip yeni moleküler entitiler yenilikçi olan yeni ilaçlardır ancak mevcut ilaçlara yapılan ufak değişiklikler Viagra, değişik renk, değişik dozaj, daha az yenikikçi olanlardır. Gerçek şu ki, önem derecesine sahip yeni moleküler entitilerin %75'i aslında sıkıcı Kafkacı kamu sektörü laboratuarları tarafından destekleniyor. Bu demek değil ki büyük ilaç firmaları yenilik için harcama yapmıyorlar. Yapıyorlar. Pazarlama için harcama yapıyorlar. AR-GE'nin Geliştirme kısmına para harcıyorlar. Çok problemli bir iş olan, kendi hisselerini satın almak için çok para harcıyorlar. Aslında, yakın zamanda Pfizer ve Amgen gibi şirketler AR-GE'sine yaptığı harcamadan çok daha fazlasını hisselerini geri almak için harcadı ancak bu benim tamamen başka bir TED konuşması konusu bunu bir gün anlatmaktan mutluluk duyarım.

Bunların içerisinde en ilginç olanı devletin, tum bu örneklerde market hatalarını düzeltmekten çok daha fazlasını yapmış olması. Pazarları şekillendirdi ve arattı. Sadece gene kamu yararı için olacak şekilde basit araştırmayı desteklemiyordu bu araştırmayı yapıyordu da. Hatta neredeyse, tam bir risk sermayedarıydı. Küçük şirketlere ilk aşamada destek veren SBIR ve SDTR programları özel risk sermayesine kıyasla çok daha fazla önemli olmakla kalmayıp daha da önemli hale geldi. Neden? Çünkü çoğumuzun bildiği gibi risk sermayesi oldukça kısa vadelidir. Yatırımlarının karşılıklarını üç ile beş yıl içerisinde isterler. Yenilik o süreden çok daha fazlasına ihtiyaç duyar 15 ile 20 yıl aarası. Yani bu kavram.. Demek istediğim, konu bu, değil mi? Zorlu işlere kimin yatırım yaptığı? Tabii ki, sadece devlet değil. Özel sektör de bunu çok yapıyor. Ancak bize her zaman anlatılan devletin temeller için önemli olduğu ancak o tarz yüksek riskli devrimci farklı düşünceleri sağlamadığı. İnterneti desteklemekten, harcamaları yapmada ama ek olarak bu yatırımlar için stratejik vizyon düşünme, tüm bu sektörlerde devletin içerisinden geliyordu. Nanoteknoloji sektörünü bunu çalışmak için çok iyidir, çünkü kelimenin kendisi bile, nanoteknoloji devletin içerisinden gelmekte.

O yüzden bunda büyük çıkarımlar bulunmakta. Öncelikle, ben bu eski kafalı pazar devlete karşı diyen biri değilim. Dinamik kaptializmde hepimizin bildiği gibi devlet ile özelin ortaklıklarına ihtiyacımızın olduğu. Ama önemli olan, sürekli devlet kısmını gerekli olarak gösterekek ama aslında, biraz sıkıcı ve sıklıkla biraz tehlikeli bir su canavarı gibi bence biz gerçekten bu devlet-özel ortaklarıklarını inşa eteme umutlarımızı çok dinamik bir şekilde engelledik. "D" kısmını haklı kılmak için kullandığımız kelimeler bile devlet kısmı, hepsi D ile sonuçta devlet-özel ortaklığı risk azalatımı şartları içerisinde. Size verdiğim tüm bu örneklerde devlet sektörünün ne yaptığı, benim ve diğer meslektaşlarımın araştırdığı çok daha fazlası risk azaltımınından çok daha fazlasını yapıyor. O riski üstleniyor. Aslında alışılmışın dışında düşünen o. Ayrıca, eminim hepinizin yerel, bölgesel ve ülke yönetimleriyle tecrübelerinizin olduğundan eminim ve hepiniz şöyle diyorsunuz, " Biliyor musun, o kafkacı bürokratla tanıştım ben." Tüm bu bitişiklik olayı, aslında orada. Aslında, işte bu kendini gerçekleştiren bir kehanet. Devlet hakkında alakasız, sıkıcı olarak konuştuğumuzda aslında biz bazen o organizasyonları kendimiz öyle yaratıyoruz. Aslında bizim yapmamız gereken bu girişimci devlet organizasyonlarını yaratmak. İnterneti ve Siri'yi destekleyen DARPA başarısızlığı nasıl karşılayacağı konusunda çok düşündü, çonkü başarısız olacaksınız. Yenilikçi olduğunuzda başarısız olacaksınız. Her on deneyden biri ancak başarılı olabiliyor. Ve risk sermayesi insanları bunu biliyor ve aslında diğer kayıplarını başarılı olan ile kapatabiliyorlar.

Ve bu da beni, aslında en büyük çıkarıma getiriyor ve bunun yenilikçiliğin dışında büyük çıkarımları var. Eğer devlet sadece pazar düzeltmekten fazlasıysa eğer bir pazar şekillendiricisiyse ve bunu yaparken çok büyük bir risk alıyorsa ödüle ne oluyor? Hepimizin bildiğin gibi, eğer bir finans dersi alırsanız size ilk öğretilen şey risk-ödül ilişkisyle alakalı olacaktır ve bazı insanlar aptallıklarından ya da eğer bekleyecek zamanları varsa akıllı olduklarından hisselere yatırım yaparlar, çünkü onlar yüksek riskli ve bondlara nazaran zaman içerisinde daha fazla getiri sağlar, işte risk-ödül olayı. Peki, bu büyük riskleri alan ve gerçekten interneti yaratacak kadar aptal olan devletin ödülü nerede? İnternet bir çılgınlıktı. Gerçekten öyleydi. Demek istediğim, başarısızlık ihtmali çok büyüktü. Bunu yapmak için tamamen deli olmak gerekiyordu ve şansımıza, öylelerdi. Devleti risk alıcı olarak tasvir etmediğiniz sürece ödüllerle ilgili bu soruya bile gelemiyoruz. Sorun ise, ekonomistlerin sıklıkla devletin bir ödülü olduğunu düşünmesi, vergiler. Bildiğiniz gibi, şirketler vergi verirler yarattığı işler büyüme yaratır böylece insanlar o işleri alır ve gelirleri artar vergi mekanizmasıyla bunlar devlete geri döner. Maalesef, bu doğru değil. Tamam, bu doğru değil çünkü yaratılan işlerin çoğu yurtdışına gidiyor. Bu kürselleşme ve iyi bir şey. Milliyetçi olmamalıyız. Belkide, bırakalım işler nereye gitmeleri gerekiyorsa oralara gitsin. Demek istediğim, biri böyle bir pozisyon alabilir. Ama, bu şirketler bunlara en iyi örnek olarak Apple'ı verebiliriz devletten bu büyük faydayı sağlayabildi. SBIR'dan önce gelen SBIC programı vasıtasıyla ilk, aslında ilk değil ama 500.000 dolar Apple'a gitti, bir şirkete ve daha önce söylediğim gibi, iPhone'un arkasındaki tüm teknolojilere. Ve bildiğimiz gibi yasal olarak diğer bir çok şirket gibi, çok az vergi veriyorlar.

Aslında bizim üzerinde tekrar düşünmemiz gereken şey vergiden daha direkt şekilde getiri sağlayan bir mekanizmanın varlığı. Neden olmasın? Belki adalet vasıtasıyla sağlanabilir. Ayrıca bu konu hakkında gerçekten stratejik düşünen İskandinavya'daki Finlandiya gibi ülkelerde ama ayrıca Çin ve Brezilya'da bu yatırımlarda hisse alıyorlar. Finlandiya'daki bir kamu kaynağı şirketi olan Sitra Nokia'ya yatırım yaptı, hisselerini tuttu, ardından başka Nokialara yatırım yaptı. Günümüzde temiz teknolojiye yüklü miktarda yatırımlar yapan Brezilya Kalkınma Bankası kısa zaman önce bu konunun geleceği için 56 milyarlık bir program duyurdu ve bu yatırımlardaki hisselerini elinde tutuyor. Etkileyici bir şekilde ortaya koymak gerekirse eğer ABD devleti bunun hakkında düşünmüş olsaydı ve yenilik fonu adı verilen bir şeyi geri getirseydi, tahmin edebileceğiniz gibi İnternetin ürettiği karın sadece yüzde .05'i bile o yenilik fonuna geri gelseydi temiz teknolojiye harcamak için çok daha fazla para olurdu. Bunun yerine, teoride bunu yapmaya çalışan birçok eyaletin bütçeleri kısıtlanıyor. Belkide daha önemlisi biz daha önce bir yüzde bir yüzde 99'u duyduk. Eğer devlet bu değer yaratma mekanizmasının baş oyuncularından biri olarak bu konu hakkında daha stratejik bir yolla düşünseydi çünkü biz bunun hakkında konuşuyoruz değil mi? Ekonomide değer yaratmada farklı oyuncular kimler ve acaba devletin rolü önemsiz bir oyuncu görülerek bir şekilde göz ardı mı ediliyor? Değer yaratımı hakkında daha geniş bir teorimiz olsa ve devletin ne yaptığı ve yatırımlarından kar etmek için ne yaptığını itiraf edebilsek bir sonraki raundda bu olabilir ve umuyorum hepimiz bir sonraki büyük devrimin doğal olacağını büyüme sürecinin sadece akılcı, yenilikçi değil sadece doğal değil, ayrıca daha kapsayıcı oluşunu umarız böylece Silikon Vadisi gibi yerler gerçekten büyümeden faydalanabilir çünkü bu zaman kadar faydalanamadılar.

Teşekkür ederim.

(Alkış)