Clifford Robbins
1,421,694 views • 5:55

Her yıl Amerika Birleşik Devletleri'nde, sporcular ve eğlence faaliyetleri ile uğraşanların 2,5 ila 4 milyon kadarı beyin sarsıntısı yaşamaktadır. Peki bu beyin sarsıntıları ne kadar tehlikeli? Cevap karmaşık ve beyne bir şey çarptığında beynin verdiği tepkiye bağlı. Beyin, jöleye benzeyen yumuşak, yağlı bir dokudan oluşmaktadır. Koruyucu zarının ve kafatasının sert tabakasının içinde, bu hassas organ çoğunlukla iyi korunmaktadır. Ama ani bir sarsıntı beyni kaydırıp kafatasının sert iç kısmına çarpmasına neden olabilir ve jölenin aksine, beynin dokusu tek tip değil. 90 milyar kadar nörondan oluşan büyük bir ağ, ki bu nöronlar uzun aksonları aracılığıyla beyinle iletişim sağlamak ve vücudu kontrol etmek için sinyaller yollarlar. Bu cılız yapı beyinleri o kadar kırılgan yapıyor ki çarpma durumunda, nöronlar genişliyor ve hatta yırtılıyor. Bu sadece iletişim kabiliyetlerini kaybettirmiyor, aynı zamanda yok olan aksonların bozulmasının başlamasıyla diğer nöronların da ölümüne sebep olacak toksinler salgılıyorlar. Bu olayların birleşimi beyin sarsıntısına neden oluyor. Hasar kendini bayılma, baş ağrısı, bulanık görme, denge problemleri, değişik hâl ve tavır, hafıza, düşünme ve uyuma problemleri, endişe ve depresyon başlangıcı gibi birçok farklı şekilde gösterebilir. Her beyin farklıdır, bu da insanların sarsıntı sonuçlarının neden bu kadar değişken olduğunu açıklar. Neyse ki, beyin sarsıntılarının büyük bir çoğunluğu tamamen iyileşir ve semptomlar günler veya haftalar içinde yok olur. Bolca dinlenme ve eylemlere kademe kademe geri dönüş beynin kendini iyileştirmesini mümkün kılar. Dinlenme konusuna gelince, beyin sarsıntısı yaşadıktan kısa süre sonra uyumamanız gerektiğini çünkü uykunun komaya kayabileceğini çoğu insan duymuştur. Bu bir efsane. Doktorlar beyin kanaması gibi daha ciddi bir beyin hasarı olduğundan şüphelenmedikleri sürece, sarsıntıdan sonra uyumanın sorun olduğunu gösteren belgelenmiş bir problem yok. Bazen, beyin sarsıntısı mağdurları sarsıntı sonrası sendromu veya SSS denilen bir durum yaşayabilirler. SSS olan insanlar sürekli baş ağrısı, öğrenme zorlukları ve hasardan aylar veya yıllar sonra bile kişisel ilişkilerini etkileyebilecek davranışsal belirtiler yaşayabilirler. Beyin sarsıntısı varken, birkaç dakika bile, oynamaya çalışmak veya sarsıntıdan sonra kısa sürede tekrar spora devam etmek, SSS'ye yakalanmayı daha olası yapar. Bazı durumlarda, beyin sarsıntısını teşhis etmek zor olabilir çünkü belirtiler zamanla ve yavaşça ortaya çıkar. Bu genelde hafif etkili çarpmalar oluşturan, beyin sarsıntısına sebep olmayan ve sarsıntı sınırının altında kalan darbeler için geçerlidir. Bu tarz incinmeler fark edilebilir semptomların hemen oluşmasına sebep olmaz ama tekrarlarlarsa zamanla kötüleşmeye meyilli beyin hasarları ortaya çıkarabilirler. Futbol toplarına defalarca kafa attıkları bilinen futbolcuları ele alalım. Yayınımsal MR denilen bir teknik kullanarak beyin üzerinde nelerin etkili olduğunu keşfetmeye başladık. Bu yöntem sayesinde bilim insanları büyük akson demetlerini bulup yumuşak darbelerin onları yapısal olarak nasıl değiştirdiğini görebiliyorlar. Bu yöntemi kullanan araştırmacılar 2013'te topa en çok kafa atan sporcuların, yaklaşık yılda 1800 kere, akson demetlerinin yapısal bütünlüğüne zarar verdiklerini keşfettiler. Bu zarar, lifleri teker teker koptuğunda saçaklanan halata benzetilebilir. Bu oyuncular kısa süreli hafıza testinde daha kötü performans gösterirler. Yani tam kapsamlı bir beyin sarsıntısı geçirmeseler bile bu sınır altındaki darbeler zamanla gözle görülebilir zarara yol açar. Aslında, araştırmacılar sınır altındaki darbelere fazla maruz kalınmasıyla kronik travmatik ensefalopati, ya da KTE denilen beyin hastalığının bağlantılı olduğunu biliyor. KTE hastaları, 30-40 yaşlarında görülmeye başlanan duygu ve davranış değişimlerinden ve beraberinde bazı durumlarda demansla bile sonuçlanabilen düşünme ve hafıza problemlerinden muzdariplerdir. Suçlu ise tau proteinidir. Tau proteinleri mikrotübülleri (aksonların içindeki ince boruları) destekler. Tekrarlanan zayıf darbelerin mikrotübüllere zarar verdiği, bunun da tau proteinlerinin kopup kümelenmesine yol açtığı düşünülüyor. Bu kümeler, nöronlar arasındaki taşımayı ve iletişimi engeller ve beynin içindeki iletişimin çökmesine sebep olur. Tau proteinleri bir kere kümelenmeye başladı mı daha fazla kümenin oluşmasına ve bu kümelerin sarsıntının etkilerinden sonra bile beyinde yayılmaya devam etmesine sebep olur. Bu bilgi, en azından futbolcular arasında, sarsıntıların %50 ila %80'inin bildirilmemiş ve tedavi edilmemiş olarak kaldığını gösteriyor. Bu bazen sarsıntının olup olmadığını en başta anlamak zor olduğu için olabilir. Ama aynı zamanda sebep baskı ve yanlış bir şeyler olsa bile yapılan aktiviteye devam etme arzusudur. Bu yalnızca iyileşmeyi baltalamıyor, aynı zamanda tehlikeli de. Beynimiz yenilmez değil. Hâlâ onları zarardan korumamıza ve hasar bir kez oluştuğunda onu, geri çevirmek için yardımımıza ihtiyaçları var.