Chris Kluwe
1,284,841 views • 9:11

Artırılmış gerçekliğin ve profesyonel futbolun empatiyle ne alakası var? Ve boş yutkunurken süzülen havanın hızı nedir? Şimdi malesef, bugün bu soruların yalnızca bir tanesini cevaplayacağım, bu yüzden lütfen hayal kırıklığınızı belli etmeyin.

İnsanlar artırılmış gerçeklik hakkında düşündüklerinde, "Azınlık Raporu" ve Tom Cruise akıllarına gelir havada ellerini sallıyor olur, fakat artırılmış gerçeklik bilimkurgu değildir. Artırılmış gerçeklik hayatımız boyunca olacak olan bir şeydir, olacaktır çünkü bunu sağlayacak araç gerecimiz var, insanların bunun farkında olması gerekiyor, çünkü artırılmış gerçeklik hayatımızı değiştirecek, tıpkı internet ve cep telefonları gibi.

Peki artırılmış gerçekliğe nereden başlayacağız? İlk adım benim şu anda taktığım şeyi takmak, Google Glass. Çoğunuzun Google Glass ile arasının iyi olduğuna eminim. Benim gördüğümü görmenize izin veren Google Glass cihazı ile aranızı ne bozabilir? Sahadaki bir profesyonel atlet deneyimi yaşamanıza imkan verecek. Şu anda, sahada olabilmenizin tek yolu benim bunu anlatmayı denememden geçiyor. Kelimeleri kullanmak zorundayım. Bir çerçeve yaratmak zorundayım ve siz de bunu hayal gücünüzle doldurmalısınız. Google Glass ile bunu bir kaskın altına koyabiliriz ve sahada bir saatte 100 mil koşmanın neye benzediğini hissedebiliriz, kulaklarınızdan kan damlıyorken. Tüm varlığıyla sizi alaşağı etmeye çalışan 114 kiloluk bir adamla koşuda yarışmanın nasıl bir duygu olduğunu hissedeceksiniz. Ve ben buna maruz kaldım, pek de iyi bir his değildi.

Şimdi size kaskın altında Google Glass giymenin neye benzediğini gösterecek tadımlık bir filmimiz var. Malesef NFL filmi değil, çünkü NFL, yeni gelişen teknolojinin yüzeysel kaldığını düşünüyor, ama - (gülüşmeler) - biz yapabildiğimizi yaptık.

Haydi videolara bakalım.

(Video) Chris Kluwe: Hadi. Ah, top kapmak iğrenç. Bekle, biraz yaklaşalım. Pekala, hazır mısın? Hadi!

Chris Kluwe: Gördüğünüz gibi, futbol sahasında top kapmanın neye benzediğine dair top kapanın gözünden küçük bir tecrübeydi. Şimdi, belki farketmişsinizdir orada birkaç gözden kaçan insan var: takımın geri kalanı. Bununla ilgili Washington Universitesi'nin nezaketi sayesinde bir video hazırladık.

(Video) Oyun kurucu: Hey, Mice 54! Mice 54! Mavi 8! Mavi 8! Hadi! Oh!

Chris Kluwe: Bu görüntüler sizi yine, bir nebze daha sahada olmanın neye benzediğine yaklaştırdı, fakat NFL'de gibi hissedeceğiniz başka bir yer yok.

Taraftarlar bu deneyimi istiyor. Sahada olmak istiyorlar. Favori oyuncuları olmak istiyorlar ve benimle zaten Youtube üzerinden konuşuyorlar, Twitter üzerinden konuşuyorlar, diyorlar ki, "Hey, oyun kurucuyu izleyebiliyor musun?" "Geri koşanı izleyebiliyor musun?" "Bu deneyimi istiyoruz."

Ee, GoPro ve Google Glass'ı bir kez denediğimizde, kendimizi daha nasıl kaptırabiliriz? Sonraki adıma nasıl geçebiliriz? Ee, bu adıma Oculus Rift dediğimiz bir şeyle ulaşmayı planlıyoruz. Bununla çoğunuzun arasının iyi olduğuna eminim. Oculus Rift tasarlanmış sanal gerçeklik cihazlarının en gerçekçilerinden bir tanesi olarak tanımlandı, bu içi boş bir abartma değil. Size neden bunun içinin boş olmadığını bu video ile göstereceğim. (Video) Adam: Oh! Oh! Hayır! Hayır! Hayır! Daha fazla oynamak istemiyorum! Hayır! Aman Tanrım! Aaah!

CK: Bu roller coaster'daki bir adamın, onun hayatındaki korkularının bir deneyimiydi. Adrian Peterson'ın çizgi boyunca deparını video kaydına aldığımızda, gol atmak için depara kalktığında kolları kaslı bir top kapıcı tarafından yere düşürülürkenki seyirci deneyimi hakkında ne düşünüyorsunuz? Seyirci deneyimi ile ilgili Messi sahada koşarken topu ağlara yolladığında ne düşünüyorsunuz? ya da Federer Wimbledon'da servis atarken? Olimpik yokuş kayakçısının saatte 110 km'den fazla hızla dağdan aşağı inerkenki tecrübesinin hakkında ne düşünüyorsunuz? Bence yetişkin bezi satışlarında artış olabilir. (Gülüşmeler)

Fakat bu henüz artırılmış gerçeklik değil. Bu sadece sanal gerçeklik, S.G., Artırılmış gerçekliğe nasıl ulaşırız? A.G.? Artırılmış gerçekliğe koçlar, yöneticiler ve kulüp sahipleri insanların görmek istediği bu veri akışıyla ilgilendiklerinde ve "Bunu takımı iyileştirmek için nasıl kullanırız?" dediklerinde ulaşabiliriz. "Maçları kazanmak için bunu nasıl kullanırız?" Çünkü takımlar maçları kazanmak için her zaman teknolojiyi kullanır. Kazanmayı seviyorlar. Bu onlara para kazandırıyor.

İşte NFL'de teknoloji ile ilgili kısa bir hikaye: 1965, Baltimore Colts takımı, oyun kurucularına bir bileklik takıyor daha çabuk oynamasına imkan versin diye. O sezon sonunda Super Bowl şampiyonu oluyorlar. Diğer takımlar da buna uyuyorlar. Oyunları daha fazla insan izledi çünkü daha heyecanlıydı. Daha hızlıydı.

1994'te, NFL, oyun kurucuların kasketlerine kasket telsizi koydu, sonra defanslara. Oyunları daha fazla insan izledi çünkü daha hızlıydı. Daha eğlenceliydi.

2023'te, düşünün ki bir oyuncusunuz kalabalıkta yürüyorsunuz ve sonraki maçınız yüzünüzün sağ tarafında saydam plastikten bir maskede görüntüleniyor zaten o anda takıyor olduğunuz bir şey bu. Artık oyunu unutmakla ilgili endişe yok. Artık tiyatro metninizi hatırlamak için kaygılanmanıza gerek yok. Sadece dışarı çıkın ve bir şeyler yapın. Ve koçlar bunu gerçekten istiyor, çünkü yapılmayan görevler size oyunları kaybettirir ve koçlar oyunları kaybetmekten nefret eder. Oyunları kaybetmek size bir koç olarak işinizi kaybettirir. Bunu istemezler.

Fakat artırılmış gerçeklik sadece geliştirilmiş bir tiyatro metni değil. Artırılmış gerçeklik aynı zamanda tüm bilgileri alıp bunları günlük yaşamda kullanmanızı sağlayarak oyununuzu geliştirmenin de bir yolu. Bu neye benzeyecektir? Ee, basit bir kamera ile, stadyumun her köşesinden aşağıya bakan size kuş bakışı görüntü sağlayan tüm insanların aşağıda olduğu bir düzenek olabilir. Ayrıca kasket sensörleri ve hız ölçerlerden bilgi de alabilirsiniz, bu teknoloji şu anda çalışıyor. Tüm bu bilgiyi alıp, bunu oyuncularınıza gönderebilirsiniz. İyi takımlar bunu oyuncuların kullanabileceği şekilde onlara iletiyorlar. Kötüleri ise aşırı bilgi yüküne sahip. Bu, iyi takımları kötülerden ayırıyor. Ve şimdi, I.T. departmanı en az keşif departmanınız kadar önemli ve veri didikleme artık ineklerin işi değil. Bu aynı zamanda İskoçlar için de öyle. Kim bilir?

Sahadaki o görüş neye benzeyecekti? Ee, oyun kurucu olduğunuzu hayal edin. Pat diye fırlıyorsunuz ve geri düşüyorsunuz. Sahayı tarıyorsunuz ve boş birini arıyorsunuz. Aniden, parlak bir ışık maskenizin sol tarafında, kör noktada defansın atağa kalktığını size bildiriyor. Normalde onu göremezdiniz, fakat artırılmış gerçeklik sistemi size bu imkanı veriyor. Bir adım kaydınız. Başka bir parlama sizi boş bir oyuncu için ikaz ediyor. Topu atıyorsunuz, fakat fırlattığınız yerin sağına gidiyor Top yoldan çıkıyor. Alanda nereye gittiğini bilmiyorsunuz. Halbuki, pası bekleyen oyuncu, maskesinde topun çimlerde parladığını görüyor, ve yeniden ayarlamayı biliyor. Gidiyor, topu yakalıyor, koşuyor ve gol. Kalabalık çıldırıyor, ve taraftarlar o yolda her adımda onunlaydılar, her açıdan izliyorlardı.

Şimdi bu gibi bazı şeyler oyunlarda büyük heyecana sebep olacak. Yığınla insan bunu izleyecek, çünkü bu deneyimi yaşamak isteyecekler. Taraftarlar sahada olmak istiyor. Favori oyuncuları olmak istiyorlar. Artırılmış gerçeklik sporların bir parçası olacak, çünkü olmamasından çok daha faydalı.

Fakat benim size sorduğum soru, artırılmış gerçekliği kullanmak için her şey bu bileşenlerden mi ibaret? Sadece kendi çerçevemizde mi kullanacağız, kendi gösterilerimizde, normal eğlencelerimizde? Çünkü ben artırılmış gerçekliği daha fazla yerde kullanabileceğimize inanıyorum. Artırılmış gerçekliği insan ırkı için daha çok empati kurmanın bir yolu olarak kullanabileceğimize inanıyorum. Başka birinin ayakkabılarıyla bir mil yürümenin tam manasıyla neye benzediğini birine göstererek. Bu teknolojinin spor ligleri için değerli olduğunu biliyoruz. Devletin yıllık milyarlarca dolar hasılatı değerinde. Fakat bu teknoloji sınıftaki bir öğretmene mağdurun bakış açısından bir zorbanın ne kadar zarar verici davranışlarda bulunduğunu göstermesini sağlar. Bu teknoloji eşcinsel bir Ugandalı ya da Rus'a göre baskı altında yaşamanın neye benzediğini dünyaya göstermesine değer. Bu teknoloji Komutan Hadfield ya da Neil deGrasse Tyson'a göre bir jenerasyona ilham vermeye çalışmanın Kardashianlar ve üç aylık raporlar yerine uzay ve bilim hakkında daha fazla düşünmenin neye benzediğini anlamamıza değer.

Bayanlar ve baylar, artırılmış gerçeklik yaklaşıyor. Sorduğumuz sorular, yaptığımız seçimler, ve yüzleştiğimiz zorluklar her zaman olduğu gibi, yine bize bağlı.

Teşekkür ederim.

(Alkışlar)