Astro Teller
2,461,629 views • 15:32

1962 yılında Rice Üniversitesi'nde JFK ülkesine bir rüyasından bahsetti, on yılın sonunda birini Ay'a gönderme rüyası. Adı üstünde Ay'a gönderme.

Bunun imkânı olup olmadığı bilinmiyordu, ama eğer imkânı varsa bunun gerçekleşmesi için bir plan yaptı. Büyük rüyalar işte böyledir. Büyük rüyalar sadece ileriyi görmek değildir. Onları gerçekleştirmek için stratejilerle eşleştirilmiş vizyonlardır.

Ben Ay'a yolculuk fabrikasında çalışma gibi bir şansa eriştim. X'de — eski adıyla Google X — bir uzay mühendisiyle bir modacıyı yan yana çalışırken ve eski operasyon komutanlarını lazer uzmanlarıyla düşünürken görebilirsiniz. Bu mucitler, mühendisler ve yapımcılar dünyayı güzel bir yer yapmak için gerekli teknolojileri hayal ediyorlar.

"Ay'a yolculuk" kelimesini rüya görmeye devam etmek için bakış açımızı geniş tutmanın önemini hatırlatmak için kullanırız. "Fabrika"' kelimesini kullanmamızın sebebi de bunları gerçekleştirmek için somut görüşlerin ve planların gerektiğini hatırlatmasıdır.

İşte "Ay'a yolculuk" planımız. Bir numara: Biz dünyada milyonlarca insanı etkileyen büyük bir problem bulmak istiyoruz. İki numara: O sorunu çözen radikal bir çözümü bulmayı veya önermeyi istiyoruz. Ve sonra üç numara: Ortada böylesine radikal bir çözüm için yeterli bir teknoloji olduğuna ikna edecek bir neden olmalı.

Bir sırrımı vereceğim. Ay'a yolculuk fabrikası aslında dağınık bir yer. Bundan kaçınmak yerine, orada yokmuş gibi davranıyoruz. Onu gücümüz hâline çevirmeyi denedik. Zamanımızın çoğunu bir şeyler kırarak kendimize yanıldığımızı ispatlamaya çalışarak harcadık. İşte bu. Sır bu. İlk olarak sorunun zor kısmıyla uğraşmayı deneyin. Heyecanlanın ve bağırın, "Hey! Bugün nasıl projemizi sonlandıracağız?"

İşte sahip olduğumuz bu ilginç denge, kontrolsüz iyimserliğimizin vizyonumuzu ateşlemesini sağladı. Ancak sonradan vizyonumuza hayat üflememizi, gerçek üflememizi sağlayacak bir tutkulu şüphecilik özelliği edindik.

Size şimdi montaj odasında bırakmak zorunda kaldığımız projelerden birkaçını ve bu süreci en azından şimdilik geçirmekle kalmayıp onunla hız da kazanan değeri göstermek istiyorum.

Geçen yıl dikey oto-çiftçilik projesini sonlandırdık. İşte yetiştirdiğimiz birkaç marul. Dünya'daki her dokuz insandan biri yetersiz beslenmek zorunda kalıyor. Bu sebeple bu ay yolculuğunun gerçekleşmesi gerekiyor. Dikey çiftçilik, normal çiftçiliğin yaklaşık onda biri kadar su ve yüzde biri kadar alan kullanımına ihtiyaç duyuyor. Üretiminizi tükettiğiniz yere yakın yapabildiğiniz için uzak mesafelere göndermekten kurtuluyorsunuz. Otomatik hasat ve yeterli aydınlatma gibi farklı alanlarda ilerleme kaydettik. Fakat ne yazık ki tahıl ve pirinç gibi birçok temel mahsulü bu yolla yetiştiremedik. Bu yüzden projeyi sonlandırdık.

İşte başka bir büyük sorun. Biz ürünlerimizi dünya geneline ulaştırabilmek için çevreye zarar veriyor ve yüksek ücretler ödüyoruz. Kara ile kuşatılmış ülkelerin ekonomik gelişimi yetersiz gemi taşımacılığı altyapısından dolayı sınırlı durumdadır. Radikal bir çözüm mü dediniz? Havadan hafif ve değişken-yüzebilen bir kargo gemisi. Bu aracın en azından taşıma genel ücretini ve karbon ayak izini düşürme potansiyeli var. Hem de hiçbir piste ihtiyaç duymadan. Bu gemilerin maliyetini düşürerek yeterince ucuza yapılır kılacak teknik dönüm noktası niteliğinde fikirler bulduk — toptan yeterince ucuz. Ancak toptan yapmak ne kadar ucuz olsa da ilkinin tasarımı ve yapımının yaklaşık olarak 200 milyon dolar tutacağı ortaya çıktı.

200 milyon dolar çok fazlaydı. X hata yapıp hatalardan öğrenme ve yeni tasarımlarla sıkı geri dönüş döngüsü ile çalışan bir yapı olduğu için doğru yolda olup olmadığımızı gösterecek ilk dönütü almak için 200 milyon dolar harcayamazdık. Eğer projemizin bir zayıf karnı varsa bunu şimdi, proje ilerlemeden önce öğrenmek isterdik. Bu yüzden bu projeyi de bitirdik.

Projede büyük bir hata bulmak bunun projenin sonu olduğunu göstermez. Bazen bu bizi daha üretici bir yola sokar.

İşte bu bizim direksiyon ve fren pedalı bulundurmayan tamamen sürücüsüz arabamızın prototipi. Fakat başladığımızda bu bizim ilk hedefimiz değildi.

Her yıl 1,2 milyon kişinin yollarda ölmesi bu fikri tam bir "Ay'a yolculuk" yapmıştı. 3,5 yıl önce Lexus yenilenmiş sürücsüz arabalarını test ederken o kadar başarılıydı ki onları deneyimle ilgili düşüncelerini almak için Google çalışanlarına götürdük. Ve o zaman planımızdaki arabaların her işi yapmasının ve sadece acil durumlarda kontrolü sürücüye devretmesinin kötü bir plan olduğunu keşfettik. Hiç güvenli değildi, çünkü sürücüler işlerini yapmadı. Araç kontrolü onlara geri vermesi gerektiğinde dikkatli değildiler.

Bu ekibim için çok önemli bir sorun oldu. Bu takımı ilk aşamaya geri götürdü. Sonra güzel, yeni bir perspektifle geldiler. İnsanın sadece bir yolcu olduğu bir araba hedefiyle. Arabaya gitmek istediğiniz yeri söyleyin, tuşa basın ve o sizi kendisi götürecektir.

Biz bu projede erken aşamada bu anlayışa sahip olmamızdan dolayı çok minnettarız. O zamandan beri yaptığımız her şeyi şekillendirdi. Şu ana dek arabalarımız 2,25 milyon kilometreden fazla yol yaptı, her gün Mountain View, Kaliforniya ve Austin, Teksas yollarına çıkmaktalar.

Araba ekibi bakış açısını değiştirdi. Bu X'in söyleminden biri. Bazen farklı yöne bakmak akıldan önemlidir.

Rüzgâr enerjisini ele alalım. Bakış açısını değiştirmeye dair en beğendiğim örneklerden biri. Standart bir rüzgâr türbinini o alanın uzmanı kadar iyi yapma şansınız yoktur. Ama biz gökyüzünde daha yukarı çıkmanın yolunu bulduk ve tonlarca metal olmadan daha hızlı ve tutarlı rüzgârlara, daha fazla enerjiye eriştik.

Makani enerji uçurtmamız tünekten yükselir, kanatları yanındaki pervanesinin dönmesiyle hareket eder. Enerjiyi ip yardımıyla yukarı çekerek, yükseldiği sırada ipi dışarı atar. İpler bir kere yukarı çıkınca gökte dönmeye başlayıp çapraz rüzgârla çember hâlinde döner. Sonra yukarı çıkaran bu pervaneler uçan bir türbine dönüşür. Sonra da iple enerjisini aşağı iletir.

Daha bu projeyi bitirmek için bir yol bulamadık. Baskıya dayandıkça bu projenin dünyada rüzgâr enerjisinin kullanımında daha ucuz ve kullanılabilir bir yol olabileceği fikriyle heyecanlanıyoruz.

Sahip olduğumuz projelerin en çılgını muhtemelen Proje Loon'dur. Balonla çalışan internet yapmak istiyoruz. Stratosferde balon ağı oluşturarak taşralardaki ve uzak bölgelerde internet bağlantısını yaymak istiyoruz. Bu bugün hiç İnternet bağlantısı olmayan ya da az olan dört milyar kadar insanı İnternet'e bağlar.

Fakat gidip bir tane baz istasyonunu alıp, bir balona yapıştırıp gökyüzüne gönderemezsiniz. O kadar rüzgârlı olur ki, uçar giderler. Yere bağlamak için de balonlar çok yukarıdadır.

Şimdi çılgın an geliyor. Peki bunun yerine balonları sürüklenmeye bırakıp istedikleri yere gitmeleri için yelken açmayı öğretsek olmaz mıydı? Stratosferinde ince tabakada oldukça farklı hız ve yönlerde giden rüzgârları olduğu ortaya çıktı. Böylece biz de dünyanın dört bir yanından akıllı algoritmalar ve rüzgâr kayıtlarıyla balonları biraz hareket ettirmeyi umduk, ki farklı yönlerde ve hızlarda giden o rüzgârları kapmak için onları stratosferde biraz yukarı ve aşağı hareket ettirdik. Fikir, bir balon alanından çıksanız bile diğerinin alanına girecek kadar balon sahibi olmaktı, böylece otoyolda giderken tıpkı baz istasyonları arasında telefonunuzu aktarır gibi İnternet bağlantınızı aktarırdınız.

Bu görüşün delice göründüğünü biliyoruz. Bize bunu hatırlatan projenin ismi. Böylece 2012'den beri Loon takımı en zor ve projelerini öldürmesi en muhtemel işlerin önceliklerini yaptı.

İlk yaptıkları şey stratosferdeki bir balondan yerdeki bir antene bir Wi-Fi bağlantısı kurmayı denemekti. İşe yaradı. Ve bu işin olmayacağına dair bahisler bile olmuştu. Bu yüzden devam ettik.

Peki biz anteni aracı olmaktan çıkarıp balonu direkt olarak ahizeye bağlayabilir miydik? Evet.

Peki biz balonda İnternet'i taşıyacak bir bant genişliği oluşturabilir miydik? İnsanlara kısa mesaj harici şeyler gönderebilecek. İlk testlerde hız saniyede bir megabit bile değildi, fakat şu an saniyede 15 megabit hıza sahibiz. Bir TED konuşması seyretmeye yeter.

Peki taşralara internet sinyali sokabilmek için gökyüzünde balonları birbirleriyle iletişime geçirebilir miyiz? Evet.

Peki biz bir ev büyüklüğündeki balonları 100 günden daha fazla orada tutacak şekilde normal, dayanıklı balonların yüzde 5'inden daha ucuza mal olacak balonlar yapabilir miyiz? Evet. Sonunda. Fakat emin olun bunları gerçekleştirmek için denemek zorundaydık. Yuvarlak, gümüş balonlar yaptık. Dev gibi yastık balonlar yaptık. Mavi balina boyutunda balonlar yaptık. Bir sürü balon patlattık.

(Gülüşmeler)

Loon projesini başarısız kılacak en muhtemel şeylerden biri balonlara gökte yön verip veremeyeceğimiz olduğundan, en önemli deneylerimizden biri balon içine balon koymaktı.

Bir hava ve diğeri helyum dolu iki bölmemiz var. Balon kendini ağırlaştırmak için içine hava pompalıyor ya da hafifletmek için havayı dışarı veriyor. Bu ağırlık değişimleri düşüşe veya yükselişe sebep oluyordu ve balonun bu basit hareketi dümen yerine geçiyordu. Uygun hız ve yön için gerekli rüzgârı alma umuduyla yukarı ya da aşağı gidiyordu.

Ancak bu balonu dünya çevresinde döndürmek için yeterli miydi? Başlarda zorla yetiyordu. Ancak sonraları iyileşti.

Bu balon, son balonumuz 3,2 kilometre dikey yer değiştirebiliyordu ve 20.000 kilometre menzille 500 metrelik alanda istediği yere gidebiliyor.

Bizim maliyet düşürme ve sistemin ince ayarı için daha çok yapacaklarımız var. Geçen sene Dünya'nın çevresini 187 günde 19 kere dönebilen balonu ucuza yaptık. Bu yüzden devam edeceğiz.

(Alkış)

Balonlarımız bugün tam bir sistemin gereksinimlerini karşılayabilecek düzeyde. Şu an dünyanın dört bir yanındaki telekomünikasyonlarla irtibat hâlindeyiz ve Endonezya gibi yerlerde uçarak bu sene gerçek bir hizmet testi yapacağız.

Bu gerçek olmak için fazla güzel gibi ve haklısınız da. Atılgan olmak ve büyük, riskli şeylerde çalışmak sizi doğal olarak huzursuz olmaya itiyor.

İnsanlara bağırıp hızlı başarısızlığa zorlayamazsınız. İnsanlar direnir, endişelenir. "Başarısız olursam ne olacak? Ya insanlar bana gülerse? Kovulacak mıyım?"

Sırrımızla başladım. Bunu esasen nasıl başardığımızla sizi baş başa bırakacağım. İnsanları büyük ve riskli işlerde çalıştırmanın — cesur fikirlerde — ve öncelikle sorunun zor tarafını çözmelerini sağlamanın tek yolu onu en az dirençli hâle getirmektir.

Biz X'te başarısızlığı güvenli hâle getirdik. Ekipler ispat var olur olmaz fikirleri çürütüyorlar, çünkü ödüllendiriliyorlar. Akranlarından alkış alırlar. Kucaklamalar ve beşlikler müdürlerinden, özellikle benden. Bu yaptıklarıyla terfi alırlar. Biz projelerini bitiren ikiden otuz kişilik ekiplere kadar herkesi tek tek ödüllendirdik.

Biz Ay'a yolculuk fabrikasında hayallere inanıyoruz. Fakat tutkulu şüphecilik sonsuz iyimserliğin düşmanı değil. O iyimserliğin en iyi dostudur. O her fikirdeki potansiyeli ortaya çıkarır. Rüyalarımızdaki geleceği gerçekleştirebiliriz.

Çok teşekkürler.

(Alkış)