Vilayanur Ramachandran
2,103,205 views • 7:43

Bugün sizlere insan beyninden bahsetmek istiyorum, California Üniversitesi'nde bu konuda araştırma yapıyoruz. Bir saniye şu problemi düşünün. Burada 1.5 kg'lık bir et yığını var, onu avuçlarınızın içinde tutabilirsiniz. Ama o uzayın genişliğine kafa yorabilir. O sonsuzluğun anlamını düşünebilir, kendi varoluşunun anlamını, Tanrı'nın doğasını sorgulayabilir.

Ve bu gerçekten dünyadaki en hayret verici şey. İnsanların yüzleştikleri en büyük gizem: Bütün bunlar nasıl oluyor? Şimdi, beyin, bildiğiniz gibi, nöronlardan oluşuyor. Burada nöronlara bakıyoruz. Erişkin insan beyninde 100 milyar nöron var. Ve her bir nöron, beyindeki diğer nöronlarla 1000-10.000 civarında bağlantı kuruyor. Bu temel alınarak, hesaplanmış olan beyin aktivitesindeki permütasyon ve kombinasyonların sayısı evrende mevcut olan bütün temel partiküllerin sayısını geçiyor.

O zaman, hangi yöntemle beyin üzerinde çalışacaksınız? Bir yaklaşım, beyninde farklı yerlerde lezyonu olan hastalara bakarak davranışlarındaki değişiklikleri incelemek. En son TED'de bu konuda konuşmuştum. Bugün daha farklı bir yaklaşımdan bahsedeceğim, beynin değişik yerlerine elektrod koyarak bireysel beyin hücrelerinin gerçek aktivite kayıtlarını almaktan... Bu beyindeki sinir hücre aktivitesine kulak misafiri olmak gibi birşey.

Şimdi, yakın zamanda İtalya-Parma'daki araştırmacılar, Giacomo Rizzolatti ve arkadaşları tarafından yapılan bir keşif bu; ayna nöronlar adı verilen bir grup nöron, bunlar beynin frontal (ön) lobundalar. Şimdi, anlaşılıyor ki bu nöronlar, ki beynin ön tarafındaki basit motor komuta nöronları olarak 50 yıldan fazla bir zamandır biliniyorlar. Bir insan spesifik bir hareket yaptığında bu nöronlar uyarılır. Örneğin, ben bunu yaparsam ve uzanıp bir elmayı avucuma alırsam, ön lobumda bir motor komuta nöronu uyarılır. Eğer uzanır ve bir cismi kendime çekersem de başka bir nöron uyarılıp o objeyi çekmem için bana emir verir. Bunlar uzun zamandır bilinen motor komuta nöronları.

Ama Rizzolatti şunu bulmuş; bu nöronların bir alt kümesi belki yaklaşık %20 kadarı da ben başkasının aynı hareketi yapmasını seyrederken uyarılıyor. Yani, ben uzanıp bir şeyi kavradığımda burada bir nöron uyarılıyor, ama ben Joe'nun uzanıp bir şeyi kavramasını seyrettiğimde de uyarılıyor. Ve bu gerçekten şaşkınlık verici! Çünkü bana ait bu nöron başka birinin bakış açısını benimsiyor. Bu diğer kişinin hareketinin bir çeşit sanal gerçeklik simülasyonunu yaratmak gibi.

Şimdi, bu ayna nöronların asıl belirgin özelliği nedir? Birincil olarak taklit (imitasyon) ve öykünme (emülasyon) gibi konularla bağlantılı olmalılar. Çünkü kompleks bir hareketi taklit etmek karşımdakinin bakış açısına adapte olmamı gerektirir. Yani, taklit veya öykünmede bu çok önemli... Peki, neden bu kadar önemli? Peki, bir sonraki slayta bakalım. Nasıl taklit edersiniz? Taklit etmek neden önemlidir? Ayna nöronlar ve taklit, öykünme.

Şimdi, kültüre, insan kültürü fenomenine göz atalım. Zamanda 75-100 bin yıl geri giderseniz ve insan evrimine bakarsanız, 75 bin yıl önce çok önemli bir şey olduğu görülür. Ve bu, insana özgü bir takım becerilerin çok ani bir şekilde ortaya çıkması ve çok büyük hızla yayılması, örneğin alet kullanımı, ateşin kullanımı, barınakların kullanımı ve elbette dil, ve başka birinin aklını okuyabilme ve davranışını yorumlayabilme becerisi. Bütün bunlar göreceli hızlı bir şekilde olmuş.

İnsan beyni şu andaki büyüklüğüne neredeyse 300-400 bin yıl önce ulaştığı halde, 100 bin yıl önce tüm bunlar çok çabuk bir şekilde meydana gelmiş. Ve ben olanın şu olduğunda iddialıyım; sofistike ayna nöron sisteminin aniden ortaya çıkarak başkalarının hareketlerine öykünmemize ve onları taklit etmemize izin verdiğine... Böylece grubun bir üyesi tarafından ani rastlantısal bir keşif olduğunda, bu ateşin kullanımı da olabilir, özel bir çeşit aletin kullanımı da olabilir, yok olacağına hızla yatay olarak bütün nüfusa yayılarak, nesiller boyunca dikey olarak iletilmiş.

Yani, bu evrimi aniden Darwinci tanımından çıkarıp Lamarckiancı yapar. Darwin'in evrim teorisi yavaştır, yüzlerce binlerce yıllık bir sürece yayılır. Bir kutup ayısının kürk sahibi olması binlerce nesil, hatta 100 bin yıllık bir zamanda meydana gelir. Bir insan, bir çocuk, ebeveyninin başka bir kutup ayısını öldürüşünü seyreder, derisini yüzüp, derisini, kürkünü vücuduna giydiğini görür ve bunları tek bir basamakta öğrenir. Kutup ayısının 100 bin yılda öğrendiğini en çok 5 belki 10 dakikada öğrenebilir. Ve bir kere öğrendiğinde de bu beceri nüfusta geometriksel oranda yayılır.

Bu temeldir. Kompleks becerilerin taklit edilmesi kültür dediğimiz şeyin ve medeniyetin temelini oluşturur. Şimdi başka bir çeşit ayna nöron daha var, biraz daha farklı birşeyle bağlantılı. O da şu; nasıl hareketler için ayna nöronlar varsa dokunma için de ayna nöronlar vardır. Başka bir deyişle, biri bana dokunursa örneğin elime, beynimin duyusal bölgesinde somatosensor korteksteki nöron uyarılır. Ama bu aynı nöron bazen ben basitçe başka birine dokunulduğunu seyrettiğimde de uyarılır. Yani bu başka birine dokunulmasını empatize etmektir.

Yani, benim farklı bölgelerime dokunulduğunda çoğu uyarılıyor. Değişik bölgelerim için farklı nöronlar. Ama bunların bir alt kümesi, karşımdaki insanın aynı yerine dokunulduğunu gördüğümde bende de uyarılır. Yani, burada yine empati ile ilgili bağlantılı nöronlar var. Şimdi soru şu; basitçe karşımdakine dokunulduğunu seyrediyorsam neden kafam karışmıyor ve sadece dokunulan kişiyi seyrederek bana da gerçekten dokunulduğu hissini yaşamıyorum? Demek istediğim, o kişiyle empati kuruyorum ama bana dokunulduğunu hissetmiyorum. Evet, bu derinizdeki reseptörler yüzündendir, beyninize geri giden dokunma ve ağrı reseptörleri "endişe etme, sana dokunulmuyor" mesajını iletir. Yani, her şekilde karşınızdakine empati hissediyorsunuz ama dokunma hissini gerçekte deneyimlemiyorsunuz, böyle olmasaydı kafanız çok karışır, sersemlerdiniz.

Tamam, bir geribildirim sinyali var, bu da ayna nöronların sinyalini veto ediyor, bu şekilde bilinçli bir dokunma hissi yaşamıyorsunuz. Ama ya kolunuzu kessem, ya da koluma sadece anestezi verseniz, koluma bir iğne yaptınız, brakiyal sinir ağına anestezi verdiniz, kolum hissiz ve herhangi bir şey hissetmiyorum, şimdi size dokunulmasını izlersem, gerçekten de kendi kolumda bunu hissederim. Başka bir deyişle, siz ve diğer insanlar arasındaki bariyeri yok ettiniz. Bu yüzden onlara Gandhi nöronları veya empati nöronları diyorum. (Kahkahalar)

Ve bu soyut metaforik anlamda değil, sizi o kişiden ayıran tek şey, diğer kişi ile aranıza giren şey, derinizdir. Deriyi kaldırın, o kişiye dokunulduğunu aklınızda deneyimlersiniz.. Siz ve diğer insanlar arasındaki bariyeri yok ettiniz. Ve bu, pek çok Doğu felsefesinin de temelidir. Ve aslında, diğer insanlardan ayrı, tek başına dünyayı gözlemleyen, insanları gözlemleyen gerçek bağımsız bir benlik yoktur. Gerçekte siz, sadece Facebook veya internet ile değil, aslında kelime anlamıyla nöronlarınızla birbirinize bağlısınız. Şu anda bu odada birbiriyle konuşan bütün bir nöron ağı zinciri var. Ve sizin bilincinizle bir başkasının bilinci arasında gerçek bir ayrılık yoktur.

Ve bu felsefi bir zırvalık değildir. Bunlar bizim temel sinirbilim anlayışımızdan ortaya çıkar. Yani, hayalet kolu olan bir hastanız var. Kol kesilmişse ve hayaleti varsa, ve siz başka birine dokunulduğunu seyrederseniz, bu teması hayalet kolunuzda hissedersiniz. Şaşırtıcı olan şu; hayalet elinizde ağrı varsa, karşınızdakinin elini sıkarsanız, karşınızdakinin eline masaj yaparsanız, hayalet elinizdeki ağrı da giderilecektir, neredeyse başka birine masaj yapıldığını seyrettiğimizde bizi rahatlatan nöron gibi.

Ve işte son slaytımı görüyorsunuz. Çok uzun zaman insanlar fen bilimini ve beşeri bilimleri birbirinden ayrı gördüler. C.P. Snow iki kültürden bahsetmiş; bir yanda fen bilimi, diğer yanda beşeri bilimler; bu iki parça asla birleşemez. Ve ben diyorum ki, ayna nöron sistemi bilinç gibi, benliğin temsili gibi konuları tekrar düşünebilmemizin yolunu açan ara yüzeyi oluşturur, sizi diğer insanlardan ayıran şey nedir? başka insanlarla empati kurmanızı sağlayan nedir, ve hatta sadece insanlara özgü olan kültür ve medeniyetin doğması gibi konuları yeniden düşündüren nedir? Teşekkür ederim. (Alkışlar)