1,525,663 views • 16:05

Şu anda yapacağımız şey şu: Size şu anda savaşlarda kullanılmakta olan ya da prototip aşamasında olan robotların savaşların gerçekliğini nasıl değiştirdiğini gösteren bir dizi fotoğraf göstereceğim. Bu sadece size biraz tat vermek için. Bunu söylemenin bir başka yolu; şu anda görecekleriniz Vulcan teknolojisi ile (ÇN: Star Trek'e gönderme yapıyor) gençlerin büyücülük hormonlarıyla ve başka bir şeyle alakası olmadığıdır; burada göreceğiniz her şey gerçektir. O zaman başlayalım ve size fotoğrafları göstereyim. Günümüzde savaşlarda büyük bir şeyler oluyor ve belki de insanlık tarihinde de bu oluyor. Amerikan Ordusu, Irak'a girdiğinde elimizde bir avuç olan insansız hava araçlarından şu anda 5.300 adede sahibiz. Oraya insansız kara araçlarımız olmadan gittik ve şu anda 12.000 adede sahibiz. Ve teknik bir terim olan "öldürücü uygulamalar" bu uzayda yeni bir anlam kazanıyor. Unutmamamız gerekir ki bahsettiklerimiz yakında yeni model olarak geleceklere kıyasla Model T4'ler ve Wright kardeşlerin uçakları gibi kalır. Bu, şu anda olduğumuz noktadır.

Yeni tanıştığım insanlardan biri Hava Kuvvetleri'nde 3 yıldızlı bir generaldi ve bana dedi ki: "Şu anda daha yeni yola koyulduk ancak çok yakın zamanda, on binlerce robot, cephelerimizde görev alacaktır." Bu sayılar önemlidir çünkü sadece günümüzdeki on binlerce robottan bahsetmiyoruz; bunun üzerine elimizde olan on binlerce prototipi ve geleceğin robotlarınıd a eklemeliyiz. Çünkü elbette ki, teknolojide işleyen Moore Kuralı'na göre bu robotlara sürekli daha fazla güç ekleyebilirsiniz. Öyleyse 25 yıl sonrasını hayal edin; eğer Moore Kuralı doğruysa bu robotlar günümüzdekilerden yaklaşık 1 milyar kat daha güçlü bilgi işleme gücüne sahip olacaklardır. Bu da demek oluyor ki, bizlerin Comicon'da (ÇN: Bir çizgi roman fuarı)

konuştuğu güç tapınakları hikayeleri Pentagon gibi yerlerde konuşulmaya başlanacaktır. Bir robot, bizim için bir devrimdir. Bu noktada açık olmam gerekiyor. Burada, California valisinin bir gün kapınızda birden Terminatör olarak belirmesinden bahsetmiyorum. (ÇN: Arnold Schwarzenegger'den bahsediyor) Gelecekte tarihçiler bu zaman dilimine baktıklarında değişik bir tip devrimde olduğumuzu görecekler, bir savaş devriminde, tıplı atom bombasının icadında olduğu gibi. Fakat belki de bundan çok daha büyük bir şey olacak çünkü bizlerin insansız sistemleri sadece savaşın "nasıl" olduğunu değil aynı zamanda en temelde savaşta "kimin" savaşacağını da etkileyecektir. Diğer bir deyişle, savaş konusunda tüm gerçekleşmiş devrimlerde, gerek makinalı tüfekte, gerek atom bombasında,

ulaşılmaya çalışılan şeyler hızlı vurmak, daha uzağa gitmek, daha büyük bir patlama yapabilmek idi ki bunlar robotik için de geçerlidir. Fakat bunlar aynı zamanda savaşçıların savaş deneyimini ve hatta savaşçının kimliğini bile değiştirdiler. Bunu bir diğer değişle söylersek, insanların 5.000 yıldır tekeline almaya çalıştıkları savaş günümüzde çökmeye başlamaktadır. Son birkaç yılımı bu alada çalışan robotik araştırmacılarından onları etkileyen bilim kurgu yazarlarına, Nevada'da 19 yaşında savaşan insansız hava aracı pilotlarından onlara komuta eden 4 yıldızlı generallere, ve hatta tüm bunların hedefi olan Iraklı askerlere kadar sistemlerimiz hakkında ne düşündüklerini sormakla geçirdim.

İlginç bulduğum sadece hayat hikayeleri değil, bu sistemlerin bir dalgalanma etkisiyle nasıl toplumun içerisine, yasalarımıza etiğimize vb. konulara yayıldığı oldu. Geri kalan zamanımı basitçe bunların bazılarını açıklamak için kullanacağım. Şimdi, ilk olarak söylemek istediğim şey, gelecekte olan bir savaş, hatta olabilecek robotik bir savaş bile, sadece Amerika'dan kaynaklı olmayacaktır. Şu anda A.B.D. askeri robotik konusunda ilerdedir, fakat biliyoruz ki teknolojide önden başlama avantajı diye bir şey yoktur.

Hızlıca el kaldırabilir miyiz, şu anda bu odadaki kaç kişi hala Wang bilgisayarlarından kullanıyor? Bu savaşta da aynı şekildedir. İngiliz ve Fransızlar tankı icat etti, Almanlar onu nasıl doğru kullanacağını buldu. Ve dolayısıyla şu anda A.B.D. için düşünmemiz gereken şu anda ileride olsak da, oralarda bir yerlerde 43 diğer ülkenin de askeri robotik konusunda çalıştığını

ve bunların arasında Rusya, Çin, Pakistan ve İran gibi ilginç ülkelerin de bulunduğudur. Ve bu benim için daha büyük bir endişe yaratmaktadır. Bu devrimde, elimizdeki üretim teknolojisini ve okullarımızdaki bilim ve matematik eğitimini de göze alarak nasıl daha ileriye gidebiliriz? Bunu düşünmenin bir başka yolu da, donanımı Çin'de ve yazılımı Hindistan'da yapıldıktan sonra asker sayılarımızı arttırarak savaşa girmenin anlamı nedir? Fakat yazılımların açık kaynağa geçmesiyle savaşlar da geçmiştir. Uçak gemisi ya da atom bombasının aksine, robot yapmak için devasa bir üretim sistemine ihtiyaç duymazsınız; pek çok malzemesi sadece raflarda durur ve bir çoğunu da kendi ellerinizle yaparsınız. Az önce geçen fotoğraflardan biri Raven insansız aracı idi ve elle yapıldı. Sadece 1.000 dolar harcayarak siz de kendinize bir tane yapabilirsiniz, hem de Irak'taki askerlerin kullandığıyla aynı olan bir tane! İşte burada bir sorun ortaya çıkmaktadır: iyi insanlar sadece oynamak amacıyla ve hobi olarak bunlara ulaşabilirler,

ama aynı şekilde kötü insanlar da... Robotik ve terörizm gibi kavramların çelişkisi gittikçe ilginç ve rahatsız edici bir hal almaktadır. Bunun başladığını çoktan gördük. Bir ülke olan İsrail ile ülke olmayan Hizbullah arasındaki savaşta,

ülke olmayan, İsrail'e karşı 4 farklı insansız araç kullandı. Şu anda Irak'ta bulunan IED'ye oturduğunuz bilgisayardan para bağışı yapabileceğiniz bir cihadi site bulunuyor. Ve dolayısıyla, bu konuda 2 farklı akım göreceğiz diye düşünüyorum.

İlki, bireylerin devletlere karşı olan güçlerini destekleyeceksiniz. İkincisi ise, terörizm gerçeğinde bir artış göreceğiz. Geleceğimiz, El Kaide'nin 2.0 sürümü ile, gelecek nesil bir Unabomber arasında olabilir.

Bunu düşünmenin bir diğer yolu da, unutmamalıyız ki bir robotun kendisini havaya uçurmasını sağlamak için onu ölümünden sonra 72 adet bakireye sahip olacağına dair ikna etmek zorunda değilsinizdir. Fakat dalga etkisiyle bu durum politikaya da sıçrayacaktır. Yeni tanıştığım insanlardan biri, Ronald Reagen döneminde görevli olan bir Savunma Müsteşarlığı Yardımcı Sekreteri idi. O, durumu şöyle anlattı: "Bu sistemleri seviyorum, çünkü Amerikalıların hayatlarını kurtarıyor, fakat endişe duyduğum şey savaşların bir piyasa haline gelmesi, ve savaşların maliyetlerini karşılamak için daha fazla şok ve hayranlık konuşması yapmamız gerekeceği.

İnsanlar bunun ücretsiz olduğunu gördükçe, gücü desteklemeye eğilim göstereceklerdir." Robotlar şimdiden temel politikamızda yer almaya başlamışlardır ve gelecekte mantıksal bir sona da götüreceklerdir. Artık gemimizi batıran çatlaklarımız olmayacak. Savaş ilanlarımız olmayacak. Savaş için senetler almayacağız artık. Ve şimdi şu gerçekle karşı karşıyayız: Canları yanabilecek Amerikan askerlerini durmadan makinalara dönüştüreceğiz ve böylelikle savaşlarda gittikçe alçalmakta olan yükseklik sınırını yer düzeyine kadar indirebileceğiz. Geleceğin savaşı bir YouTube savaşı olacak. Bu şu demek: Teknolojilerimiz sadece insanları riskten kurtarmıyor, aynı zamanda gördükleri her şeyi kaydediyorlar. Böylece halkı savaştan koparmayacaklar ve insanların savaşla olan ilişkilerini şekillendirecekler. Şu anda bile YouTube'da birkaç bin tane Irak Savaşı görüntüsü bulunmakta ve bunların çoğu

insansız araçlarca kaydedildi. Bu iyi bir şey olabilir, şimdiye kadar hiç olmadığı şekilde, evlerimiz ile savaş alanını birbirine bağlayabilir. Fakat unutmayın ki bu bizim ilginç garip dünyamızda olacaktır ve kaçınılmaz olarak bu görüntüleri iPod'unuza ya da Zune'unuza indirebileceksiniz. Ve bu da, savaşı bir eğlence aracı haline getirecek. Askerler buna kendi aralarında bir isim vermişler: "Savaş pornosu" diyorlar buna. Tipik bir örneği, bana da gönderilen ve görüntüde bir avcı uçağının füzelerle düşman bölgesini vurduğu ve saçılan bedenlerin gözüktüğü görüntüdür. Görüntüye bir de müzik eklenmişti; Sugar Ray'e ait bir pop şarkısı olan "I Just Want to Fly" (ÇN: Sadece Uçmak İstiyorum) idi. Bu daha fazla izleme ama daha az deneyimleme, halkın savaşla olan ilişkisini bozacaktır.

Ben bunu spora benzetiyorum. Bu aynen oyuncuların ekranda küçücük göründükleri profesyonel bir basketbol maçı olan bir NBA maçını televizyonda izlemeye benziyor. Ve o basketbol maçında, şahsen bulunmak ve 7 feet (2 metre) uzunluktaki birinin nasıl göründüğünü hissetmek farklıdır. Fakat unutmamız gerekir ki, bunlar sadece görüntülerdir, bunlar sadece gerçeklerin, ESPN spor kanalının bakış açısı ve kameralarından gördüklerimizdir. Arka planı yok ederler, stratejiyi yok ederler,

insanlığı yok ederler; savaş sadece smaçlar ve akıllı bombalar halini almıştır. Şimdi, ironu şuradadır ki; her ne kadar geleceğin savaşlarında hep daha fazla makinalar kullanılacak olsa da, bizi bütün bunlara iten şey insan psikolojisidir, bizi bu savaşlara önderlik ettiren, insani duygularımızdır. Bunun siyaset alanında derin etki yaratan bir örneği radikal gruplara karşı sürdürdüğümüz akıl savaşlarında bunların nasıl işlediğidir. Bu makinalar aracılığıyla ne mesaj gönderdiğimiz ve bu makinalar aracılığıyla ne mesajlar aldığımızdır.

Tanıştığım insanlardan biri, Bush yönetimiyle çalışan biriydi ve bizim savaşı insansızlaştırmamızla ilgili şunlar söyledi: "Bu, bizim gücümüze oynuyor. İnsanları korkutan şey, bizim teknolojimiz." Fakat gidip de öte yandaki bir insanla konuştuğunuzda, örneğin bir Lübnanlı ile, hikayenin tamamen farklı olduğunu görürsünüz. Lübnan'da tanıştığım insanlardan biri bir haber editörü idi ve üzerinden geçen bir insansız araçtan bahsediyorduk. Bana söylediği şey şuydu:

"Bu sadece, korkaklılarından dolayı bizimle savaşmak üzere makinalar gönderen soğuk kalpli ve vahşi İsraillilerin ve Amerikalıların diğer bir işaretidir. Bizimle gerçek bir erkek gibi savaşmak istemezler, çünkü savaşmaktan korkarlar. Dolayısıyla yenmemiz için onların sadece birkaç askerini öldürmemiz yeterlidir." Savaşların geleceğinde, yeni tip bir savaçşının yıldızı parlayacaktır. Ve bu aslında savaş deneyimini yeniden tanımlayacaktır,

buna "hücre savaşçısı" diyebilirsiniz. Bu, bir insansız avcı aracı pilotunun Irak savaşındaki deneyimini anlatmak için kullandığı tanımlamadır; Nevada'dan hiç ayrılmadığı halde, şöyle demiştir: "Savaşmak için 12 saat boyunca yol gidersiniz, silahlarınızla hedefleri vurursunuz, düşmanları öldürürsünüz, ve sonra arabanıza atlar ve evinize gidersiniz, ve 20 dakika içerisinde akşam yemeğinizi yiyor ve çocuklarınızın ev ödevleri konusunda konuşuyor olursunuz." Şimdi, böyle deneyimlerde psikolojiyi dengelemek çok zordur. Ve gerçekten de, bu insansız araç pilotları, fiziksel olarak Irak'ta savaşan askerlerin çoğuna göre çok daha yüksek PTSD (ÇN: Post Traumatic Stress Disorder, bir çeşit psikolojik hastalık) değerlerine sahiptir. Fakat bazıları daha başka bir konudan, bu kadar mesafe olduğu zaman, savaş suçlarının çok daha kolay işleneceğinden

endişe duymaktadırlar. Bir pilotun bana tanımladığı gibi, uzaklardan düşman birliklerini yok etmek, "tıpkı bir bilgisayar oyunu gibidir". Grand Theft Auto (GTA) oynayan herkes bilir ki, yüzyüze asla yapamayacağımız şeyleri, sanal dünyada yapabiliriz. Dolayısıyla, benden şu anda duyduğunuz şey, teknolojik devrimlerin bir diğer tarafı daha olduğudur, ve bu, bugünümüzü şekillendirir ve muhtemelen savaşların geleceğini de şekillendirecektir. Moore Kuralı işler, ama aynı zamanda Murphy Kanunları da işler.

Savaşın sisi kalkmamıştır ve şu kesindir ki, inanılmaz yeni yetenekler ediniyoruz. Ancak aynı zamanda yeni insani çelişkilerle karşılaşıyoruz. Bazı zamanlar bu sadece "Uuups" diyeceğiniz zamanlardır, tıpkı bir robotik firmasının müdürünün tanımladığı gibi, "Elbette uups dediğiniz zamanlar olacaktır." Peki, uuups dediğimiz zamanların robotlar ve savaşlarla ne ilgisi vardır? Bu bazen komik olabilir. Bazen tıpkı Eddie Murphy'nin "Best Defense" isimli filminde olduğu gibi, gerçek hayatta, bir makinalı tüfeğe sahip bir robot kolunu denerken, gösteri sırasında kol birden daireler çizerek dönmeye başlar izleme alanındaki bir VIP'yi hedef alır.

Neyse ki silah dolu değildir ve kimse yaralanmaz. Fakat bazı zamanlar uuups dediğimiz anlar trajedik olabilir, tıpkı geçen sene Güney Afrika'da olduğu gibi: Bir uçaksavar silahı, söylendiği gibi; "yazılım hatası" sebebiyle olduğu yerde dönmüş ve ateş ederek 9 askerin ölümüne sebep olmuştu. Yeni savaş kuralları ve güvenilirlik konusunda sorunlarımız var. İnsansız kıyımlar için ne yapacağız? İnsansız araçlarla yapılan kıyım nedir? Daha şimdiden Bin Ladin'in olduğunu düşündüğümüz

bölgelere yapılmış 3 adet avcı saldırısı var ve görünüşe göre Bin Ladin orada değilmiş. Bu, şu anda nerede olduğumuzdur. Şu anda otonom (ÇN: Kendi kararlarını verebilen) sistemlerle donanmış araçlardan bahsetmiyoruz bile, ki bunların güç kullanmaya tam yetkisi vardır, ve bu günlerin gelmeyeceğine inanmayın. Araştırmalarım sırasında Pentagon'a ait, bu konu üzerinde 4 adet çalışmaya rastladım. Ve sonuçta, şu soruyla karşı karşıyasınız: Bu savaş suçlarına yönlendiren nedir? Robotlar duygusuzdurlar,

arkadaşları öldürülürse üzülmezler. Öfkeyle ya da öç almak için öldürmezler. Fakat robotlar duygusuz olduğundan, 80 yaşında ve tekerlekli sandalyeyle hareket edebilen bir nineyi bir T80 tankını gördükleri gibi görürler. İkisi de sadece bir dizi 1 ve 0'dır. Dolayısıyla bu soruya bir cevap vermemiz gerekir: Şu anda elimizde bulunan ve günümüze uyum sağlamayan 20. yüzyıla ait savaş yasalarını, nasıl 21. yüzyıla uygun hale getireceğiz?

Sonuç olarak, geleceğin savaşlarının neye benzeyeceğinden bahsettim, fakat dikkat edin, sadece gerçek hayattan örnekler kullandım ve sizler gerçek hayattan fotoğraflar ve videolar gördünüz. Bu, bizim için gerçek bir sorun yaratıyor, bu sorunlar hakkında, Roomba robotunuzun (ÇN: Bir temizlik robotu) hayatınızı emmesinden endişelenmenizden önce endişelenmeniz gerekiyor. Şu anda, günümüzdeki savaşlarda kullanılamakta olan aletleri, sırf bize bilim-kurgu gibi geldiği için reddederek, kullanılmasına izin mi vereceğiz? Yoksa 21. yüzyılın gerçeğiyle yüzleşecek miyiz? Bizim jenerasyonumuz da, geçmiş jenerasyonun atom silahları konusunda

düştüğü hataya düşerek Pandora'nın Kutusu açılana kadar, bu sorunların etrafını saran konularla ilgilenmeyecek mi? Bunda yanılıyor olabilirim ama bir Pentagon robot bilimcisi bana şöyle söylemişti: "Konu robotlara geldiğinde; gerçek, sosyal, etik ve ahlaki meselelere yer yoktur. Diğer bir deyişle", diye ekledi, "makina yanlış insanları üst üste öldümediği sürece." Daha sonra da dedi ki: "Ancak bundan sonra, konuyu bir sorun olarak değerlendiririz."

Ve böylece, bitirmek için vardığım nokta şudur ki, gerçekten hayatımız Hollywood'a dönebilir. Geçtiğimiz yıllarda Hollywood en iyi 100 kahramanını ve 100 kötü adamını bir araya getirerek bir liste hazırladı ve liste tüm Hollywood tarihini içeriyordu, bunlar insanlığın en iyi ve en kötülerini temsil ediyordu

ve sadece bir karakter, hem iyiler hem kötüler listesinde yerini aldı: Terminatör, robot ölüm makinası. Bu da gösteriyor ki makinalarımız hem iyi hem de kötü amaçlarla kullanılabilir ama burada bir nokta daha karşımıza çıkıyor ki o da, insanlığın bir ikilik içerisinde olduğudur. Bu hafta, bizim yaratıcılığımız için bir kutlamadır. Yaratıcılığımız, türümüzü yıldızlara ulaştırmıştır.

Yaratıcılığımız, sanat eserleri yaratmıştır ve aşkımızı anlatabileceğimiz edebi eserler var etmiştir ve şimdi bu yaratıcılığımızı belirli bir yönde kullanıyoruz; akıl almaz yeteneklere sahip muhteşem makinalar inşa etmek için. Hatta bunlar, belki günün birinde, yepyeni bir tür haline gelebilirler. Fakat bunu yapmamızdaki en temel sebeplerden biri birbirimizi yok etmek konusundaki isteğimizdir. Dolayısıyla sormamız gereken soru şudur: Bizi savaşa bağlayan şey; makinalarımız mı yoksa kendimiz miyiz? Teşekkür ederim. (Alkışlar)