Marco Tempest
1,428,315 views • 6:31

Marco Tempest: Bugün size göstermek istediğim şey, deneme sürecinde olan bir şey. Bugün sahneye ilk çıkışı. Bir artırılmış gerçeklik gösterisi. Görmek üzere olduğunuz görüntüler önceden kaydedilmedi. Canlı yayın ve bana gerçek zamanlı olarak tepki veriyorlar. Bir çeşit teknolojik sihir olduğunu düşünüyorum. O zaman şans dileyin. Gözlerinizi büyük ekrandan ayırmayın.

Artırılmış gerçeklik, gerçek dünyanın bilgisayarla oluşturulmuş görüntülerle birleştirilmesidir. Sihri araştırmak ve teknolojik bir çağda neden hâlâ bu büyülü merak hissine sahip olmaya devam ettiğimizi sormak için mükemmel bir araçtır. Sihir aldatmacadır, ama hoşumuza giden bir aldatmacadır. Kandırılmaktan hoşlanmak için seyirci önce kuşkularından kurtulmalıdır. Bu algısal ruh hâlinden ilk defa şair Samuel Taylor Coleridge bahsetmiştir.

Samuel Taylor Coleridge: Yazılarımda gerçeğin benzerini iletmeye çalışıyorum. Hayal gücünün bu gölgelerine üretmek için, şüphenin istemli olarak uzaklaştırılması bir anlığına şiire karşı bir inanç oluşturur.

MT: Kurgudaki bu inanç, herhangi bir tür temsilî deneyim için gereklidir. O olmadan, yazı sadece kelimelerdir. Artırılmış gerçeklik, yalnızca çıkan en son teknoloji. El çabukluğu ise, sadece maharetin ustaca bir gösterimi. Şüphemizi yok etmekte hepimiz çok iyiyiz. Bunu hergün yapıyoruz, roman okurken, televizyon seyrederken veya bir filme gittiğimizde. Kahramanlarımıza alkış tutup, hiç edinmediğimiz arkadaşlara ağladığımız kurgusal dünyalara isteyerek giriyoruz. Bu yetenek olmadan sihir olmaz.

Fransa'nın en büyük illüzyonisti Jean Robert-Houdin ilk defa sihirbazın hikâye anlatıcısı olarak rolünün farkına varmıştı. Stüdyomdaki duvara astığım bir şey söyledi.

Jean Robert-Houdin: Bir sihirbaz hokkabaz değildir. Bir sihirbazın rolünü oynayan bir aktördür.

MT: Bu da sihrin bir tiyatro ve her numaranın da bir hikâye olduğu anlamına gelir. Sihirde numaralar kurgusal anlatıların örneklerini takip eder. Yaratılış ve kayıp, ölüm ve diriliş ve üstesinden gelinmesi gereken engellerin hikâyeleri vardır. Pek çoğu son derece dramatiktir. Sihirbazlar ateş ve çelikle oynar, testerenin öfkesine meydan okurlar, mermi yakalamaya cesaret ederler veya ölüm tehlikesi olan bir firara teşebbüs ederler. Ama seyirciler sihirbazın ölüşünü izlemeye gelmezler, yaşadığını görmeye gelirler. Çünkü en güzel hikâyeler her zaman mutlu sonla biter.

Sihirdeki numaraların özel bir unsuru vardır. Çarpıtılmış olan hikâyelerdir. Edward de Bono, beyinlerimizin motife uyan makineler olduğunu iddia etmişti. Sihirbazların, seyircilerin düşünce şeklini kasıtlı olarak değiştirdiklerini söyledi.

Edward de Bono: Sahnede büyü neredeyse tamamen momentum hatasına dayanır. Seyirci tamamıyla mantıklı varsayımlar veya tahminler yapmaya yöneltilir. Ancak, bunlar aslında önlerinde yapılan şeyle aynı değildir.

MT: Bu açıdan sihir numaraları bir şaka gibidir. Şakalar bizi beklenen bir istikamete doğru yöneltir. Ancak hayal ettiğimiz senaryo birdenbire tamamen beklenmeyen bir şeye dönüşünce güleriz. Aynı şey insanlar sihir numaraları seyrederken olur. Sonu mantığa meydan okur, soruna yeni bir bakış açısı getirir ve seyirciler şaşkınlıklarını gülerek ifade eder. Kandırılmak eğlencelidir.

Bütün hikâyelerin temel özelliği, paylaşılmak için olmalarıdır. Onları anlatmak zorunda hissederiz. Bir partide numara yaptığımda - (Gülüşmeler) o kişi hemen arkadaşını yanına çekip benden tekrar yapmamı ister. Deneyimi paylaşmak isterler. Bu benim işimi zorlaştırır, çünkü onları şaşırtmak istiyorsam, aynı şekilde başlayıp farklı biten bir hikâye anlatmam gerekir. Bir çarpıtma üzerine çarpıtılmış bir numara. Beni meşgul eder.

Uzmanlar hikâyelerin bizi eğlendirmek için kapasitemizin üzerine çıktıklarına inanıyor. Hikâye yapısında düşünüyoruz. Olayları ve duyguları birbirine bağlayıp, onları sezgisel olarak kolayca anlaşılabilir bir seriye dönüştürüyoruz. İnsan için benzersiz bir başarı. Hepimiz hikâyelerimizi paylaşmak istiyoruz, ister bir partide gördüğümüz bir numara olsun, isterse ofiste kötü bir gün veya tatilde gördüğümüz güzel bir gün batımı olsun.

Bugün teknoloji sayesinde bu hikâyeleri daha önce hiç yapmadığımız kadar paylaşabiliyoruz, e-posta, Facebook, bloglar, tweetler ile, TED.com'da. Sosyal ağ araçları, hikâyemizi duymak için seyircinin etrafında toplandığı dijital kamp ateşleri. Gerçekleri, benzetmeye, mecaza ve kurguya bile dönüştürüyoruz. Bir bütünlük duygusu versin diye, hayatımızdaki pürüzlü köşeleri törpülüyoruz. Hikâyelerimiz bizi olduğumuz insanlar yapar ve bazen de olmak istediğimiz insanlar. Bize kimliğimizi ve bir topluluk olma hissini verir. Eğer iyi bir hikâyeyse, bizi gülümsetebilir bile.

Teşekkürler.

(Alkış)

Teşekkürler.

(Alkış)