Kare Anderson
2,323,660 views • 9:46

Ben, fobik utangaçlık tanısı konulmuş olarak büyüdüm ve bu odanın büyüklüğüne göre en az 20 diğer kişi gibi kekemeydim. El kaldırmaya cesaret edebilir misiniz?

Ve bu üstümüze yapışıp kalıyor. Gerçekten öyle, çünkü bize böyle davranıldığında bazen kendimizi görünmez ya da kale alınmıyormuş gibi hissediyoruz. Ve insanlara baktıkça, ki genelde tek yaptığım bu, bazı insanların gerçekten dikkat çekmek ve itibar görmek istediklerini fark ettim. Unutmayın, o zamanlar gençtim. Peki, ne yaptılar? Muhtemelen hâlâ sıklıkla yaptığımız şeyi. Kendimiz hakkında konuşmak. Ancak gözlemlediğim diğer insanlar da var "müşterek zihniyet" dediğime sahip olan. Her koşulda, kendileriyle ilgili konuşup "biz" fikrini yaratmanın yolunu bulurlar.

Benim hayalimdeki yaşam, hepimizin diğerleri için, onlarla birlikte daha büyük fırsat yaratanlar olduğumuzu görmektir. Şu an bizim için, en iyi yeteneklerini daha çok çoğunluğun iyiliği için kullanan ve aslında tek başımıza yapamayacağımız işleri başaran, fırsat yaratanlar olmak için daha iyi bir fırsat ya da eylem çağrısı yok. Sizinle bununla ilgili konuşmak istiyorum. Çünkü vermekten daha fazlası, vermekten bile fazlası, çoğunluğun iyiliği için karşımızdakiyle birlikte bizi yükseltecek ve tartabilecek olan daha zekice bir şey yapmaktır. Bu yüzden burda oturuyorum. Ayrıca bir şeye daha değinmek istiyorum: Her biriniz bir şeyde diğerlerinden daha iyi. Bu, eğer odadaki en zeki insansan yanlış odada olduğun genel olgusunu çürütüyor. (Gülüşmeler)

Size bir kaç sene önce gittiğim bir Hollywood partisinden bahsedeyim. Şu gelecek vaadeden oyuncuyla tanıştım ve akabinde ikimizin de tutkulu olduğu bir konudan konuşmaya başladık: Kamu sanatı. Ve Los Angeles'daki yeni binaların her birinde kamu sanatının bulunması gerektiğine dair tutkulu bir fikri vardı. Bunun için bir düzenleme istiyordu ve tutkulu bir şekilde -burda Chicago'lu kim var?- tutkulu bir şekilde Millenium Park'taki yansıtıcı yüzeyli, fasulye şeklinde olan heykellerden konuşmaya başladı. İnsanlar o heykele yanaşıp yüzeydeki yansımalara gülümseyip ve poz verip, doğaçlama yapıp birlikte selfie çekilir ve gülerlerdi. Ve o konuşurken aklıma bir fikir geldi. "Tanışman gereken birini tanıyorum." dedim "Bir kaç hafta içinde hapisten çıkacak." (Kahkahalar) "Senin tutkunu o da paylaşıyor: Sanat, insanların bağ kurmalarına olanak sağlamalı." Hücrede beş yıl geçirdi. Onu tanıyorum çünkü orada konuşma yaptım. Telaffuzu net olan ve göze oldukça hoş gelen bir adam çünkü yapılı biri. Her gün uyguladığı bir idman düzeni vardı. (Kahkahalar) Sanırım o noktada beni anlamıştı. "Umulmadık bir dost olurdu." dedim. Sadece bu da değil, James de var. Mimar ve profesör, ayrıca mekan tasarlamayı sever, şu sanatla bezenmiş küçük plazaların ve şehir içi yürüme yollarının olduğu, insanların resimler çizip bazen bir araya gelip sohbet ettikleri mekanları. Bence birbirlerine iyi dostluk yaparlardı. Ve aslında öyle de oldu. Bir araya geldiler, bir şeyler hazırladılar Los Angeles Belediye Meclisi'nin önünde konuşma yaptılar. Ve meclis üyeleri düzenlemeyi kabul etmekle kalmayıp onlarla fotoğraf çektirmek istediler. Onlar korkutucu, zorlu ve güvenilirdi. Bunu parayla satın alamazsınız.

Sizden ne tür fırsat-yaratanlar olabileceğimizi değerlendirmenizi istiyorum. Çünkü servetten ya da süslü ünvanlardan ya da çok fazla insan tanımaktan daha fazlası, birbirimizin iyi yönlerini farkedip, onları ortaya çıkarmaktır. Bunun kolay olduğunu söylemiyorum ve eminim ki çoğunuz kiminle iletişime geçmek istediğinizle ilgili yanlış adımlar attınız, ama size önermek istediğim; bu bir fırsat. Bununla ilgili düşünmeye Avrupa'da Wall Street Journal'da muhabirlik yaparken, ticareti, politikayı, yaşam tarzını etkileyen akımlarla ilgili yazılar yazdığım zamanlarda düşünmeye başladım. Yani benimkinden çok farklı dünyalardan iletişime geçtiğim insanlar olmak zorundaydı, yoksa yeni akımları takip edemezdim. Ve üçüncüsü, kendimi okuyucunun yerine koyarak hikayeyi yazmalıydım ki, böylece onlar bu akımların hayatlarını nasıl etkileyeceğinizi görebilsin. Bu fırsat-yaratanların yaptığı şeydir.

Ve şöyle garip bir şey var ki: Aynen kendileri gibi olduklarını düşündükleri insanlarla çalışan, onlarla yaşayan ve oynayan, çünkü sonrasında daha sert ve aşırı hale geliyoruz, sayısı artan Amerikanların aksine, fırsat-yaratanlar aktif olarak, kendilerinden farklı kişilerle muhatap olup onlarla bağlantı kuruyorlar ve böyle yaptıkları için doğru takımı kurdukları, problemleri daha iyi yoldan çözmeye hazırladıkları ve daha fazla fırsat elde edebildikleri sağlam ilişkiler kuruyorlar. Farklılıklardan gücenmeyip onlara hayran kalıyorlar, bu büyük bir zihniyet değişimi ve bunu hissedince daha fazla olmasını istiyorsun. Bu dünya bize toplu bir zihniyet oluşturmamız için sesleniyor ve ben bunu yapmamız gerektiğine inanıyorum. Özellikle şu anda çok önemli. Neden şu anda önemli? Çünkü bazı şeyler; insansız uçaklar, ilaçlar ve veri toplamları gibi daha çok insan tarafından ve daha faydalı amaçlar için icat edilebilir ve sonrasında her gün haberlerde gördüğümüz gibi tehlikeli olanlar için kullanılabilir. Bizi çağırıyor, her birimizi daha büyük bir çağrıya.

Ama şu da cabası: Büyük ihtimalle bireysel ya da kurumsal olarak biriyle gerçekleştirdiğiniz ilk fırsat sizin yapacağınızın en iyisi değil. Bu fırsat tecrübe edindikten ve birbirinize güvendikten sonra gelir. Bu daha önceden hiç tahmin edemeyeceğiniz şeyleri akıl ettiğinizdedir. Mesela, şu bahsettiğim oyuncunun kocası olan Marty onları alıştırma yaparlarken izledi ve sonrasında sabıkalı olan arkadaşım Wally ile şu idman düzeni hakkında konuşuyorlardı. Ve düşündü ki; bir set raketbol saham var. Bu adam bize öğretebilir. Orada çalışan bir çok insan benim sahama üyeler. Sıkça seyahate çıkarlar. Hiçbir teçhizat gerekmeden otel odasında pratik yapabilirler. Wally bu şekilde iş buldu. Sadece bu da değil, yıllar sonra raketbol oynamasını da öğretiyordu. Bundan yıllar sonra da, raketbol hocalarını eğitiyordu. Bana göre, insanlarla ortak bir ilgi alanı ya da ortak bir eylem üzerine iletişime geçtiğiniz zaman, gelecekte tesadüfen keşfedilecek olan şeylere alışkın oluyorsunuz. Ve sanırım baktığımız şey de bu. Kendimizi bu fırsatlara açıyoruz, ve bu odada kilit rol oynayanlar ve teknoloji var, bunu yapmak için eşsiz şekilde konumlandırılmış kilit roldekiler, sistemleri ölçeklendirmek ve birlikte yansıtmak için.

Yani sizi yapmaya çağırdığım şey şu: Fırsat-yaratanların üç özelliğini hatırlayın. Fırsat-yaratanlar en güçlü özelliklerini bilemeye devam eder ve örnek arayan insanlar olurlar. Kendilerininkinden başka dünyalara dahil olurlar böylece güvenilirler ve bu örnekleri görebilirler ve ortak ilginin en etkili noktasının etrafında bağlantı kurmak için iletişime geçerler.

Yani size sorduğum, dünya aç. Kendi tecrübelerimden hareketle inanıyorum ki, dünya fırsat-yaratanlar haline gelerek bu davranışları özendirmemiz için bize aç. Birçoğunuzun çoktan yaptığı gibi -Kendimden biliyorum bunu- ve yeni bir dünya hayal etmek için, tek başımıza yapabileceğimizden daha iyisini yapmak daha güzel işler başarmak için hep birlikte en iyi yeteneklerimizi kullanmalıyız. Şunu hatırlayın, Dave Liniger'ın bir zamanlar söylediği gibi, "Grup yemeğine sadece bir çatalla gelerek başarılı olamazsın." (Kahkahalar) Çok teşekkürler. Teşekkürler. (Alkışlar)