2,568,487 views • 12:51

Tüm dünyada 1.4 milyon telsiz direğinin kullanıldığını biliyor muydunuz? Ve bunlar baz istasyonları. Ayrıca 5 milyardan fazla bu cihazdan var. Bunlar cep telefonu. Ve bu cep telefonlarıyla her ay 600 terabayttan fazla veri transfer ediyoruz. Bu 6'nın yanında 14 sıfır demek, çok büyük bir sayı. Ve kablosuz iletişim aynı elektrik ve su gibi bir olanak haline geldi. Onu her gün kullanıyoruz. Ve onu gündelik yaşantımızda kullanıyoruz. özel ve iş yaşamımızda. Hatta bu gibi etkinliklerde çok nazikçe cep telefonumuzu kapatmamız geçerli nedenlerle istenir. İşte böyle önemli olmasından dolayı bu teknolojinin sorunlarına yakından bakmaya karar verdim, çünkü o hayatımız için çok gerekli.

Ve bu sorunlardan bir tanesi kapasite sorunu. Kablosuz veriyi elektromanyetik dalgalarla transfer ediyoruz — özellikle, radyo dalgalarıyla. Ve radyo dalgaları sınırlı. Onlar az bulunuyor ve pahalı. ve onun yalnızca belli bir kısmına sahibiz. İşte bu sınırlamalar kablosuz veri transfer talebiyle ve her ay transfer edilen bayt ve veri sayısıyla başa çıkamıyor. Ve tamamen limitleri doldurmak üzereyiz. Başka bir problem daha var. Verimlilik. Bu 1.4 milyar telsiz direği ya da baz istasyonları çok fazla enerji tüketiyor. Ve aslında enerjinin çoğu radyo dalgalarını transfer etmek için değil, baz istasyonlarını soğutmak için kullanılıyor. Böyle bir baz istasyonunun verimliliği yalnızca %5 civarında. Ve bu büyük bir problem teşkil etmekte. Ayrıca hepinizin bildiği bir başka sorun daha var. Uçaktayken cep telefonunuzu kapatmanız gerekir. Hastanelerde onlar güvelik sorunu. Ve güvenlik diğer bir sorun. Radyo dalgaları duvarların içinden geçebiliyor. Onlar elde edilebilir, ve kötü niyetli birisi sizin ağınızdan faydalanabilir.

İşte bunlar 4 ana sorun. Fakat diğer taraftan, bunlardan 14 milyar adet var: lambalar, ışık. Ve ışık elektromanyetik spektrumun bir parçası. Buna gama ışınlarının da olduğu tüm elektromanyetik spektrum bağlamında bakalım. Gama ışınlarına yaklaşmak istemezsiniz, tehlikeli olabilir. X-ışınları hastaneleri için kullanışlı. Ultraviyole ışınlar. bronz tenler için iyi ancak aksi halde insan vücuduna zararlı. Kızıl ötesi göz güvenliği yönetmeliğinden ötürü sadece düşük güç ile kullanılabilir. Ve radyo dalgaları var, az önce bahsettiğim sorunlara sahipler. Ve bu arada, görülebilir ışık spektrumu var. Bu ışık, ve ışık milyonlarca yıldır var olagelmekte. Ve aslında bizi yaratan, yaşamı yaratan ve tüm yaşamsal şeyleri yaratan ışıktır. O yüzden onun doğal olarak kullanımı güvenli. Ve ışığı kablosuz iletişim için kullanmak harika olmaz mıydı?

Üstelik, tüm onu spektrumla karşılaştırdım, Radyo dalgaları spektrumuyla karşılaştırdım, onun boyutlarını görünür ışığın spektrumunun boyutlarıyla. Ve tahmin edin? Biz kullanabilmemiz için bu spektrumun 10,000 katına daha sahibiz. Yanızca bu çok büyük spektruma sahip değiliz, hani bunu az önce bahsettiğim sayılarla karşılaştıralım. 1.4 milyar adet çok pahalı, verimsiz telsiz baz istasyonlarına sahibiz. Ve bunu 10,000 ila çarp, 14 milyar eder. 14 milyar hali hazırdaki kurulu lambaların sayısı. Yani altyapımız var. Tavana bakın, tüm lambaları görüyoruz. Zemin kata gidin, lambaları görürsünüz.

Peki onları iletişim için kullanabilir miyiz? Evet. Ne yapmamız gerekli? Yapmamız gereken tek şey bu verimsiz akkor ve florasan lambaları yeni teknolojili LED lambalarıyla değiştirmek. LED lambaları. LED bir yarı iletken, elektronik bir alet. Onun çok güzel keskin bir özelliği var. Işığının şiddeti çok hızlı bir şekilde ayarlanabilir, ve çok hızlı söndürülebilir. Ve bu en temel özelliği yeni teknolojimizde kullanabiliriz. Nasıl yapıldığını gösterelim. Görünür ışık spektrumunun en yakın komşusunua gidelim — uzaktan kumandalara. Hepinizin bildiği gibi uzaktan kumanda da kızıl ötesi LED var — Aslında LED'i açtığınızda onu kapatmış oluyorsunuz. Ve o basit, yavaş hızda veri akısı yaratıyor saniyede 10,000 bit, saniyede 20,000 bit. Bir YouTube videosu için kullanılamaz.

Yaptığımız şey lambalarımızın uzaktan kontrolünü değiştirebileceğimiz bir teknoloji geliştirdik. Yeni teknolojimizle, yalnızca tek bir veri akışını değil, aynı anda binlerce veri akışını yüksek hızda transfer edebiliyoruz. Ve geliştirdiğimiz teknoloji, SIM OFDM diye adlandırıldı. Ve onun uzaysal modülasyonu — bunlar teknik terimler, o yüzden detaya girmeyeceğim ancak işte böyle ışık kaynaklarını veri transferi için uygun hale getirdik.

Şöyle diyebilirsiniz: "Tamam, 10 dakikada " hazırlanmış güzel bir sunum." Ama yalnızca bu değil. Aynı zamanda bir prototip geliştirtik. Ve bu ışık prototipini ilk kez burada herkesin içinde gösteriyorum. Buradaki şey sıradan bir masa lambası değil. İçine 3 dolarlık bir LED lambası ve bizim sinyal işleme teknolojisini yerleştiriyoruz. Ve burada küçük bir delik var. Ve ışık bu delik boyunca yol alıyor. Burada bir alıcı var. Alıcı ışığın şiddetinde oluşan küçük ve ince değişiklikleri bir elektrik sinyaline dönüştürüyor. Ve bu sinyal tekrar yüksek-hızlı veri akışına dönüştürülüyor. Umuyoruz gelecekte bu küçük deliği akıllı telefonlara entegre edebiliriz. Ve sadece bir fotoğraf detektörünün entegre edilmesi değil, ayrıca içeride kamera kullanabiliriz.

Öyleyse bu ışığı açtığımda ne olur? Umduğunuz gibi, bu bir lamba, masa lambası. Kitabınızı altına koyun, okuyabilirsiniz. O boşluğu aydınlatmakta. Ve aynı zamanda, oradaki videoyu görüyorsunuz. Bu, ışık ışınlarıyla transfer edilen video yüksek-çözünürlüklü bir video. Eleştirebilirsiniz. "Ha,ha,ha, Bu akıllı akademisyen biraz hile yapıyor." diye düşünebilirsiniz. Fakat bunu yapayım.

(Alkışlar)

Bir daha. Hala inanmıyor musunuz? İşte bu ışık o yüksek çözünürlüklü videoyu ekrana transfer etti. Ve ışığa bakarsanız, beklendiği gibi aydınlatmaya devam ediyor. İnsan gözüyle fark edemezsiniz. Bu lambanın ışık şiddetindeki küçük değişiklikleri fark edemezsiniz. Aydınlatma görevini yerine getiriyor, ama aynı zamanda, bu veriyi transfer edebiliyoruz. Görüyorsunuz, yukarıdan da bu aşağıdaki alıcıya ışık geliyor. Alıcı bu sabit ışığı yok sayıyor, çünkü alıcı sadece çok ince değişimlerle ilgileniyor. Yine önemli bir sorunuz olabilir, ve şöyle diyebilirsiniz: "Peki, bu şeyin çalışması için her zaman " ışığın mı olması gerekiyor?" Sorunun cevabı evet. Fakat, ışığı kapanmış görünecek seviyeye kadar düşürebilirsiniz. Ve hala veri transfer edilebilir. — Bu mümkün.

Size 4 meydan okumadan bahsetmiştim. Kapasite: Burada 10,000 kat fazla spektrum var, alt yapıda hali hazırda kurulmuş 10,000 kat fazla LED var. Umarım, siz de bana kapasitenin artık bir sorun olmadığı konusunda katılırsınız Verimlilik: Aydınlatma yoluyla veri — bir aydınlatma cihazı için ilk. Ve enerji bütçesini hazırlarsanız veri transferi bedavaya geliyor. büyük oranda verimli. LED lamblarının çok yüksek enerji verimliliğinden bahsetmiyorum. Eğer tüm dünya bunlardan kullanabilse, binlerce enerji istasyonundan tasarruf edilebilirdi. Bu bir tarafta.

Ve ulaşılabilirlikten bahsettim. Hastanelerden lambalar var. Ne yaptığınızı görmeniz lazım. Hava taşıtında lambalar var. Ve her yerde ışık var. Çevrenize bakın. Her yerde. Akıllı telefonlarınıza bakın. Flaş ışığı var, LED ışığı. Bunlar hep yüksek hızlı veri transferi için potansiyel kaynaklar.

Ve güvenlik var. Ve ışığın duvardan geçemediği konusunda hem fikiriz. Öyleyse, bir lambam varsa, güvenli bir verim varsa, bu duvarın diğer tarafındaki hiç kimse bu veriye sahip olamayacak. Öyleyse ışığın olduğu yerde veri var. Eğer alıcının veri almasını istemezsem, yapacağım şey alıcıyı döndürmek. Ve bu yönde gelen veri daha fazla orada değil. Şimdi verinin gerçekte nereye gittiğini görebiliriz.

Benim için, onun uygulamaları, şu anda hayal edilebilenin ötesinde. Güzel ve akıllı uygulama geliştiricilerin yüzyılındayız. Ve sadece şunu fark edin, ışığın olduğu yerde, veri transferi için potansiyel bir yol var. Size bir kaç örnek daha verebilirim. Etkiyi şu anda görebilirsiniz. Bu okyanus altında uzaktan kontrollü bir cihaz. Ve onlar ışığı aşağıyı aydınlatmak için kullanıyorlar. Ve bu ışık bu şeylerin bir birleriyle haberleşmesindeki veri transferi için kullanılabilir.

Aslında bu petro-kimyasal tesis gibi güvenli çevrelerde RF kullanamazsınız, antenlerde kıvılcım oluşturabilir. ama ışığı kullanabilirsiniz. bir sürü ışık görüyorsunuz orada. Hastanelerde, yeni medikal cihazlar için; sokaklarda trafik kontrolü için. Arabalar LED tabanlı ön far ve arka farlara sahipler, ve arabalar birbirleriyle haberleşerek, bilgi alış-verişi yaparak kazaları engelleyebilirler. Trafik ışıkları arabalarla haberleşebilir ve dahası. Ve tüm dünyada kullanılan milyonlarca sokak lambası var. Ve her sokak lambası serbest erişim noktası olabilir. Aslında biz ona Li-Fi diyoruz, ışık-bağlılığı. Ve bu hava araçlarındaki kabinler var. Bir hava aracının kabinin de binlerce lamba var. ve bütün bu lambaların kablosuz veriyi taşıma potansiyeli var. Bu şekilde eve dönerken ki uzun uçuşunuzda en sevdiğiniz TED videosunun tadını çıkarabilirsiniz. Çevrimiçi yaşam. İşte bu kanaatimce olası bir vizyon.

Öyleyse yapmamız gereken şey küçük bir mikroçipe tüm potansiyel aydınlatma cihazlarını yerleştirmek. Ve bu iki temel işlevselliği bir araya getirir: aydınlatma ve kablosuz veri transferi. Ve bu ortaklık kişisel olarak inanıyorum ki bugünlerde kablosuz iletişimde karşılaşılan 4 temel problemi de çözecektir. Ve gelecekte, sadece 14 milyar lambaya değil, dünya çapında 14 milyar Li-Fi'ye sahip olacağız. daha temiz, daha yeşil ve hatta daha parlak bir gelecek için.

Teşekkürler.

(Alkışlar)