Chris Nowinski
1,181,604 views • 11:20

Ben Chris Nowinski, sizinle son beş yılda tanışmış olsaydık birkaç dakika sonra size biraz garip bir soru sorardım: Beyninizi alabilir miyim? Hikayemi bilmiyorsanız, garip bir soru gibi gelebilir. Bu yüzden lütfen sizinle paylaşmama izin verin.

Şikago'nun dışında büyüdüm ve bir sporcuydum ve Harvard'da futbol oynamaya kabul edildiğim için çok şanslıydım. İşte bu benim. Mezun olduktan sonra çoğu Harvard mezunu gibi WWE'ye katılmak istediğime karar verdim. Bu da benim.

(Gülüşmeler)

2002-2003 yıllarındaki Monday Night Raw programından beni hatırladığınıza eminim. İnsanlar bana Chris Harvard, Ivy League züppesi lakabını taktığında patlama yaşadım.

(Gülüşmeler)

Benim için mükemmeldi. Ama maalesef, iş arkadaşım Bubba Ray Dudley kafama bir tekme attı ve şiddetli bir beyin sarsıntısı geçirdim. Kalıcı beyin sarsıntısı sonrası semptomlarını yaşamama sebep oldu: devamlı baş ağrıları, uyumakta güçlük, depresyon, sisteymişim gibi bir his. İlk yılımda, ağrıyı nasıl geçirebileceğimi bulmaya çalıştım. İhtiyacım olan cevabı doktorlardan alamadım ve literatürü taramaya başladım. Beyin sarsıntısıyla ilgili gerçekten hiç anlatılmamış bir hikaye buldum. Böylece bununla ilgili bir kitap yazmaya karar verdim, adı "Kafa Oyunları: Futbolun Sarsıntı Nöbetleri", 2006 yılında basıldı.

Bu süreçte sadece beyin sarsıntısı hakkında bilgiler öğrenmedim, aynı zamanda kronik travmatik ensefalopati (CTE) denilen hastalığı da öğrendim. Sadece boksörlerde olduğunu bildiğimizden buna yumruk sersemliği diyorduk. Boksörlerin kafalarına fazla darbe almaları yüzünden beyinleri çürümeye, dejenere olmaya başlıyor. Hafıza ve kavrama problemleri, depresyon, dürtü kontrol sorunları, saldırganlık gibi semptomlar görülür.

Kısacası, ilk iki NFL oyuncusunun üzerinde bu hastalıkla ilgili çalışılırken tam da zamanında sakatlandım. İkisinde de bu hastalığın bulunduğu ortaya çıktı. İlki 50 yaşındaki Mike Webster'dı, demans hastalığı vardı. İkincisi 45 yaşında intihar eden Terry Long'du. Pittburgh'daki adli tabip beyinlerine bakmaya karar vermiş ve bu hastalığı bulmuş. Bununla ilgili bir bölüm yazdım ve insanların bununla ilgili olay çıkaracağını düşündüm. Şaşırtıcı bir şekilde, ilk iki futbol oyuncusunda da CTE olmasına rağmen ulusal bir haber yapılmadı.

Kitabım çıktı ama bir şeyleri değiştireceğini sanmam. Bir gün gazete okuyordum, 20 Kasım 2006 tarihiydi. Andre Waters'ın intihar ettiğini gördüm. Futbolla ilgilenenler Andre Waters'ı tanır, ben onu izleyerek büyüdüm. Kafasına bir silah dayadığında eski Philadelphia Eagles oyuncusu, 44 yaşında, Division II futbol koçuydu. Haber bana lakabının Kirli Sular olduğunu hatırlattı. Kafasıyla atak yapmasıyla bilinirdi. Böylece ben de geçirdiği bir beyin sarsıntısı hakkında konuşmalarına baktım. Andre Waters'ın 1994 yılındaki konuşmasından bir alıntı buldum: "15. beyin sarsıntımdan sonra saymayı bıraktım. Hiçbir şey söyleyemem, sadece tuz kokusu alıp oraya geri dönüyorum." Onda da CTE olabilir mi diye düşündüm, merak ettim. Bu durum belki de hayatına son vermesine katkıda bulunmuştur.

İlk iki çalışmayı yapan doktoru aradım ve ona: "Hey, bence Andre Waters'la da çalışmalısın." dedim. O da "Bundan mutluluk duyarım. Fakat şöyle bir sorun var: İlk iki vaka benim çalıştığım ülkede ölmüştü ve ben de işimin bir parçası olarak çalışabilmiştim. Andre Waters Florida'da öldü, bu yüzden yapamam. Eğer bu vaka üzerinde çalışmamı istiyorsan o beyni buraya nasıl getireceğini bulmalısın." Ben de "Tamam. Bir beyni nasıl alabilirim?" dedim.

(Gülüşmeler)

Kafamı yordum ve şu an beyin adli tabiptedir, neden onu aramıyorum diye düşündüm. Florida'daki adli tabibi aradım ve "Beni tanımıyorsun ama Andre Waters'ın beyni hala sende mi?" dedim.

(Gülüşmeler)

"Evet, bende." dedi. "Tamam o zaman, onda CTE var mı diye bakacak mısın?" dedim. Hayır dedi çünkü bunun gerçek bir hastalık olduğuna inanmıyordu. "Peki bakmayacaksan bana vermeyi düşünür müsün?" dedim. "Genç adam, sana o beyni veremem. Ailesinin iznine ihtiyacın var. Ama yakınlarından izin alırsan beyni sana sevk ederim." dedi. "Harika!" dedim ve yakınının Andre Waters'ın 88 yaşındaki annesi olduğunu ve bunu ona sormam gerektiğini fark ettim. Oraya oturdum ve derin bir nefes alıp düşündüm, "İntihar eden oğlunu yeni kaybetmiş, 88 yaşındaki, yas tutan bir anneye gerçekten böyle bir arama mı yapacağım?" İçimdeki tüm duygular "Bunu yapma. Bu zavallı kadına bunu yapma, yeterince şey yaşadı zaten." diyordu. Ama kafamdaki diğer ses dedi ki: "Biliyor musun, eğer bu adam kendini bu hastalık yüzünden öldürdüyse ve biz bunu bulabilirsek ileride tekrar yaşanmasını engelleyebiliriz, bazen sadece kabullenmen ve yapılması zor şeyleri yapman gerekir."

Böylece kadını aradım. İlkinde kimse açmadı. İkincide kimse açmadı, üçüncü de... Sesli mesaj yoktu. Beşinci arayışımda biri açtı. Tanrı'ya şükür Andre Waters'ın ailesi aramam konusunda çok naziklerdi ve "Biliyor musun, Andre'ye ne olduğunu bilmek istiyoruz. Hayatının son 5 yılında neden bu kadar değiştiğini bilmek istiyoruz." dediler. Beynini inceledik ve onda da CTE olduğunu öğrendik. O, bu hastalıktan muzdarip üçüncü NFL oyuncusu oldu. Bu aynı göründüğü gibi. Uysal ve agresifliğin arasında bir yerdeydi.

Tamam, şu an elimizde üç tane NFL oyuncusu var. Belki de bu biraz daha ciddiye alınmalı. Burada bir şeyler oluyor olabilir. Sarsıntı Vakfı ile görüşerek bunu resmileştirmeye karar verdim; böylece sadece beyin isteyen bir adam olmayacaktım. Dünya çapında bir araştırma yaptım. Bulduğum en iyi araştırma ekibini bir araya getirdim. Boston Üniversitesi, Boston VA'deki bilim insanları ve beyin bankaları ile ortak çalıştık. Eğer dejeneratif beyin hastalıklarının tedavisini merak ediyorsan gerçekten beyinleri çalışma zorunda olduğun ortaya çıktı. Bu noktada, dünyada CTE'ye odaklanan ilk merkezdik. Resmi olarak üzerine çalışılmamıştı.

Böylece beyin bankasına başladık ve benim işim Dr.Ann Mckee ve onun beyin bankası için tam şurada, beyin toplamaktı. Ayrıca Dr.Bob Stern, Dr. Robert Cantu ile çalıştık ki onlar gerçekten desteklediğim hayalimdeki bilim insanı takımıydı. Benim işim beyinleri toplamaktı. O yıllarda çok başarılıydım. 2007'den beri her güne ölüm ilanlarını okuyarak başlarım. Yaşamak için zor bir yol bu. Bu beni zorladı ve 10 yıldır beyinlerini almak için aradığım perişan aileler için daha kötüydü.

Bunun beni tüketeceğini anladığımda daha ilk zamanlardı, bende insanların beyinlerini bağışlamaları için başka bir yol bulmaya karar verdim. Ve kendime dedim ki bu ülkede beyin bağışı kültürü ortaya çıkartsak nasıl olurdu? Ya atletler için ölümlerinden sonra beyin bağışı yapmaları normal olsaydı? Yaptığım şey beyin bağış kaydıydı. Ve atletlere beyinlerini resmi olarak bilime rehin verebilirler mi diye sormaya başladım. Aslında 2009 yılında bir hokey oyuncusu ile başladı. Bağışçılarımdan biri daha önceden NHL'de olan eski Harvard hokeycisi Noah Welch'ti. Bu, insanların ne ile ilgili olduğunu anlaması için yavaş bir başlangıçtı. Gazetelerin ön sayfalarında, ''Noah Welch beynini bilime bağışladı.'' haberi çıkınca sonraki gün soyunma odasına gittiğinde takım arkadaşlarından birinin onu çekip ''Beynini bilime bağışladığını duydum'' dediğini söyledi. O da ''Evet'' demiş. Arkadaşı ''Vay canına, Kaç oyun kaçıracaksın?''diye sormuş.

(Kahkahalar)

Gerçek hikaye.

(Kahkahalar)

Fakat ciddi derecede başarılı olduk— 2.500'in üzerinde atlet kayıt oldu. Cüzdanlarında taşıdıkları beyin-bağışı kartı aldılar. Bu benim, açıkça görülüyor ki ben ilktim, 01 diyor. Beynimi bunun için bağışlayacağım. Ayrıca kadın futbolunun ikonu, Brandi Chastain, NASCAR'ın Dale Earnhardt Jr.'ı gibi insanlara sahip olduğumuz için şanslıydık. İki hafta önce Onur Listesine girmiş olan ve bunama teşhisi koyulmuş Nick Buoniconti, beyin bağışçısı olmak için kayıt yaptırdı. Bu harika bir şeydi ve bununla ilgili en önemli şey, beyinleri nasıl elde edebileceğimizi değiştirmede çalışmış olması. Şimdi, benim aramam yerine, daha çok aile bizi arıyor. Telefonlarımız sürekli çalıyor.

Şimdi bu bilgiyi nasıl alacağımıza, tedavi için nasıl çalışacağımıza önleme konusunda neler yapabileceğimize odaklanıyorum ve böylece hayatım çok kolaylaştı. Bu, beynini bağışlayan atletler sayesinde üzerinden geldiğimiz haber başlıklarından bazıları.

Problem ne öğrendiğimizdi. Buna başladığımızda beyin bankalarında çalışılmış, dünya üzerinde bu hastalığın sadece 45 dosyası vardı. O zamandan beri, 500 tane beyin temin ettik ve 300 tanesinde CTE vardı. Bunu perspektife koymak gerekirse, dünyanın geri kalanı, başladığımızda 100 beyin üzerinde çalışmamıştı. Açıkçası gördüğümüz şey çok korkunçtu. Bazılarınız ''New York Times'' Haziran sayısındaki haber başlığını görmüştür. Yakın zamanda yayınladığımız çalışmaya göre, ilk baktığımız 111 NFL oyuncusundan 110'unda hastalık vardı. İlk baktığımız 53 kolej futbol oyuncusundan 48'i hastalığa sahipti. Bu beni çok endişelendiren bir şeydi. Şimdi, bu hastalığı nasıl tedavi edeceğimize odaklanmış durumdayım. Hala yaşayan insanlarda CTE hastalığını teşhis edemiyoruz, önümüzdeki beş yıl içerisinde ilaç endüstrisiden gelecek bir tedavimiz yok. Bu upuzun bir savaş. Beyin Sarsıntısı Mirası Vakfımız işleri kolaylaştırmak için burada, bu uzun oyun, fakat kısa oyun ise hey, bunu önleyebiliriz.

Eğer insanlara kafalarından bu kadar çok vurmayı kesersek hastalığı önleyebiliriz. Belli ki çocukların kafasına vurmayı kesmemiz gerek. Beş yaşındaki bir çocuğun kafasına bir yılda beş yüz defa vurmanın hiç iyi olmadığı ortaya çıktı. Aslında bu hastalığa kapı açıyor ve önümüzde yapılacak çok iş var. Fakat bu hastalığı tedavi edeceğimize dair çok büyük bir umudum var.

Ama umarım hikayemi şu an daha iyi anlamışsınızdır. Şu anda birbirimizi biraz daha iyi tanıyoruz, sıra soruyu sormama geldi, ''Beyninizi alabilir miyim?''

Çok teşekkür ederim.

(Alkışlar)

Teşekkürler.

(Alkışlar)