2,725,613 views • 17:09

Önümüzdeki 18 dakika boyunca sizi bir yolculuğa çıkaracağım. Bu sizin ve benim uzun yıllardır sürdürmekte olduğumuz bir yolculuk. Bu yolculuk 50 yıl önce, insanlar gezegenimizin dışına ilk adım attıklarında başladı. Bu 50 yılda sadece aya kelimenin tam anlamıyla ayak basmakla kalmadık, gezegenlerin sekizine birden robot uzay araçları gönderdik, asteroidlere iniş yaptık, kuyruklu yıldızlarla randevulaştık, ve şu anda Pluto'ya doğru yol alan bir uzay aracımız var. eskiden gezegen olarak bilinen Pluto'ya. Bütün bu robot görevler daha büyük bir insan yolculuğunun parçaları: kozmik yerimiz hakkında bir fikir edinmek, kökenlerimiz hakkında birşeyleri ve Dünya'nın, gezegenimizin, ve üzerinde yaşayan bizlerin nasıl meydana geldiğini anlamak için.

Güneş sistemi içerisinde gidebileceğimiz, ve bu gibi soruların cevabını arayabileceğimiz bir yer varsa, orası Saturn'dür.Saturn'de daha önce de bulunduk— 1980'lerde Saturn'ü ziyaret ettik, ancak Saturn hakkındaki incelemelerimiz, 7 yıldan beri gezegenlerarası yolculuk yapan Cassini uzay aracı 2004 yılının yazında Saturn'ün yörüngesine kaydığında, derinlik ve detay kazandı, ve insanlığın güneş etrafında o zamana kadar ulaştığı en ileri noktaya ulaşmış oldu.

Saturn sistemi zengin bir gezegen sistemi. Gizem ve bilimsel anlayış sunuyor ve karşılaştırılabileceğin ötesinde şaşaalı. bu sistem hakkındaki araştırmaların büyük bir menzili var. Nitekim, sadece halkalar üzerinde çalışarak bile yıldız diskleri hakkında ve spiral galaksiler olarak adlandırdığımız gaz hakkında pek çok şey öğrendik. İşte Samanyolunda'ki en yakın ve en büyük spiral galaksimiz olan Andromeda Nebula'nın güzel bir fotoğrafı. Bu da Whirlpool Galaksi'sinin Hubble teleskobu tarafından çekilmiş güzel bir görüntüsü.

Saturn'e dönüş yolculuğu gerçekten ve mecazen etrafımızdaki herşeyin birbirleriyle bağlantısını ve insanların bu resmin neresinde olduğunu anlamak için yaptığımız, çok daha büyük bir insanlık yolculuğunun bir parçası. Zamanımız yetmeyeceği için size son 2,5 yıl içinde Cassini sayesinde öğrendiğimiz herşeyi anlatamamak, çektiğimiz bütün güzel fotoğrafları gösterememek beni üzüyor. O yüzden Saturn'ün etrafında gerçekleştirmekte olduğumuz ve 2,5 yıldır süren bu keşif yolculuğunun ortaya çıkardığı en heyecanlı iki hikayeye odaklanacağım.

Saturn'e çok sayıda ve çok çeşitli uydular eşlik ediyor. Bu uyduların ebatları birkaç kilometre ile ABD'nin büyüklüğü arasında değişiyor. Nitekim Saturn'ün çektiğimiz en güzel fotoğrafları onu uydularının birkaçıyla beraber gösterenler.Burada Saturn ve Dione burada da halkalarını ve onların dikey olarak ne kadar ince olduklarını gösteriyor, Enceladus uydusu ile birlikte. Saturn'un 47 uydusundan ikisi öne çıkıyor.

Titan ve Enceladus.Titan Saturn'un en büyük uydusu, ve Cassini oraya varana dek, güneş sistemimizde henüz keşfedilmemiş olan tek bölgeydi. Aynı zamanda gezegenlerle uğraşanların kafasını uzun süredir karıştıran bir cisimdi. Titan'ın çok büyük ve ince bir atmosferi var ve yüzeysel yapısının dünyadakine güneş sistemindeki diğer gök cisimlerinden daha fazla benzediğine inanılıyordu. Atmosferi büyük oranda moleküler nitrojen, bu odada soluduğunuz gibi, tek fark basit organik materyaller olan metan,propan ve etan ile kaplanmış olması. Titan'ın atmosferindeki bu moleküller kırılıyor ve birleşip sis partikülleri meydana getiriyorlar. Bu sis tamamen küresel ve Titan'ın tamamını kaplıyor. Görünür yelpazede olduğu halde net görememenizin nedeni bu.

Cassini ile oraya varmamızdan önce bu sis partiküllerinin milyarlarca yıl önce yüzeye yavaşça sürüklendiklerine ve ince organik bir çamur halinde yüzeyi kapladıklarına inanılıyordu. Yani Titan katrandan, yağdan ya da herhangi bir şeyden oluşuyor olabilirdi-ne olduğunu bilmiyorduk. Tahminimiz bu şekildeydi. Bu moleküller özellikle methan ve ethan Titan'ın yüzey sıcaklıklarında sıvı hale geçebilirler. Böylelikle dünya için su neyse, Titan için de metan'ın o olduğu ortaya çıktı. Metan atmosferde yoğunlaşıp sıvılaşabilir, bu koşulları farketmemiz çok başka, çeşitli ve tuhaf olasılıkların önünü açtı. Metan bulutlarına sahip olabilirsiniz, OK bu bulutların üzerinde güneş ışığının yüzeye ulaşmasını engelleyen yüzlerce kilometre sis de olabilir. Yüzeydeki sıcaklık eksi 350 fahrenheitın altında (-212 derece santigrat)

Ancak bu soğuğa rağmen Titan'ın yüzeyine yağmur yağabilir. Dünyaya olduğu gibi yağmur Titan'da da oyuklar, nehirler ve çağlayanlar oluşturabilir Kanyonlar oluşturabilir, büyük havzalarda ve kraterlerde birikebilir. Yüksek dağ tepelerindeki çamuru alçak bölgelere akıtabilir.Öyleyse durun ve bir dakika düşünün. Titan'ın yüzeyinin nasıl görünebileceğini hayal etmeye çalışın. Karanlık- Titan'ın en aydınlık zamanı dünyadaki alacakaranlığa denk. Soğuk, ürkütücü, dumanlı, yağmur yağıyor olabilir ve siz tinerle dolup taşan Michigan Gölü kıyılarında dikiliyor olabilirsiniz.

Cassini ile oraya gitmeden önce Titan'ın yüzeyinin nasıl hakkındaki görüşümüz buydu ve diyebilirm ki, Titan'da karşılaştığımız, detaylar tam olarak aynı olmasa da bu hikaye kadar büyüleyici. Bu bizler için, yani Cassini insanları için Bir Jules Verne macerasının gerçekleşmesi gibiydi. Söylediğim gibi kalın geniş bir atmosferi var. Bu güneşin arkadan aydınlattığı Titan'ın bir fotoğrafı, halkalar güzel birer arka zemin oluşturuyor. Ve başka bir uydu da görülüyor hangisi olduğunu bilemiyorum, çok üyük-kapsamlı bir atmosfer. Cassini'de bu atmosfer yapısının içinden yüzeyi görebileceğimiz aletler var benim kamera sistemim de onlardan biri. Ve biz bunun gibi fotoğraflar çektik. Gördüğünüz şey ise parlak ve karanlık bölgeler, ve bize de ancak bu kadarı ulaştı. Çok gizemliydi - Ne gördüğümüzü bir türlü anlayamadık. Bu bölgeye daha yakından baktığınızda, birşeyler görmeye başlıyorsunuz daha önce bilmediğimiz dalgalı kanallar gibi. Birkaç yuvarlak cisim görüyorsunuz. Bunun aslında bir krater olduğunu daha sonra farkettik. Ancak Titan'ın yüzeyinde çok az krater var. Bu da çok genç bir yüzey olduğu anlamına geliyor. Tektonik (yüzey kabuğunun hareketi ile o.ç.) görünen oluşumlar var. Birbirlerinden çekilip ayrılmış gibi görünüyorlar. Bir gezegenin üzerinde çizgisel herhangi bir şey görürseniz, bu bir kırılma olduğu anlamına gelir, fay gibi. Yani yüzeyi, yüzey kabuğunun hareketleriyle değişmişti.

Ama bu görüntülerden bir anlam çıkaramadık yörüngeye girmemizden 6 ay sonrasında bir olay meydana gelip Cassini'nin Titan araştırmasındaki en parlak sonucu alana kadar Bu olay Cassini'nin yedi sene boyunca güneş sisteminde taşıdığı Avrupa yapımı Huygens sondasının yönlendirilmesiydi. Huygens'ı Titan'ın atmosferine yönlendirdik, alçalması 2,5 saat sürdü ve yüzeye iniş yaptı. Bunun ne kadar önemli bir olay olduğunu vurgulamak istiyorum. Bu insan yapımı bir alet, ve insanlık tarihinde bir ilk olarak güneş sistemi içinde bu kadar uzağa iniş yapıldı. Bu benim düşünceme göre çok önemli bir olay, hatta bu kutlanması gereken, Avrupa ve ABD'deki bütün şehirlerde afişler, konfetiler ile, törenler düzenleyerek kutlanması gereken bir olaydı, ama ne yazık ki böyle olmadı. (Gülüşmeler)

Bu aslında bambaşka bir sebepten dolayı önemliydi. Bu uluslararası bir görev. ve bu olay Avrupa'da, Almanya'da kutlandı, ve bu kutlama sunumları İngiliz aksanıyla, Amerikan aksanıyla, Alman aksanıyla, Fransız, İtalyan ve Hollanda aksanlarıyla yapıldı. Bu şu iki kelimenin "Birleşmiş Milletler"'in ne demek olduğunu gösteren dokunaklı bir gösteriydi iyi bir amaç uğruna milletlerin, muazzam bir şekilde, gerçekten birleşmiş olması . Bizim durumumuzda, bir gezegeni araştırmanın sorumluluğunu alarak bu gezegen sistemini anlama noktasına ulaşmaktı tüm insanlık tarihi boyunca ulaşılamamıştı ve artık insanlar gerçekten ona dokundu. Demek istediğim — Bu konuda konuşurken dahi tüylerim diken diken oluyor, bu son derece duygusal bir olaydı, ve bu benim kişisel olarak asla unutamayağım bir şey ve sizler de unutmamalısınız. (Alkış)

Her neyse, sonda atmosferde aşağı inerken bazı atmosferik ölçümler yaptı, ayrıca panoramik fotoğraflar çekti. Ve size sondadan gelen Titan'ın yüzeyine ait ilk fotoğrafları görmenin nasıl bir his olduğunu anlatamam. Bizim gördüklerimiz işte bunlardı. Şok ediciydi çünkü bulmayı istediğimiz her şey buradaydı Daha önce yörüngeden çektiğimiz fotoğraflar. Tartışmasız belirginlikte, açık bir şekildi, coğrafik bir şekil. Sadece suyun akışıyla oluşabilecek dendritik (ağaç dallanmasına benzer/dallanan) bir akış şekli. Kanalları takip edebiliyorsunuz ve nasıl birleştiklerini görebiliyorsunuz. Ve bu kanalın içinde birleşip bu bölgenin içine süzülüyorlar Bir kıyı şeridine bakıyorsunuz. Bu bir sıvıya ait kıyı şeridi miydi ? Bilmiyoruz. Ama bu bir tür kıyı şeridi.

Bu fotoğraf 16 km.den çekildi. Bu da 8 km.den çeliken fotoğraf, tamam? Tekrar, kıyı şeridi. Evet 16 km, 8 km — bu yaklaşık olarak bir uçuş irtifası. Eğer ABD içinde bir uçak yolculuğu yapacak olsaydınız, bu irtifalarda uçuyor olacaktınız. Yani bu Titan Havayollarının penceresinden Titan'ın yüzeyi boyunca uçarken göreceğiniz görüntüdür. (Gülmeler)

Ve sonunda sonda yüzeyin üstüne indi, Şimdi bayanlar ve baylar, size dış güneş sistemindeki bir uydunun yüzeyinde çekilen ilk fotoğrafı göstereceğim. İşte ufuk çizgisi burada, tamam mı? Bunlar da muhtemelen buz taşları, değil mi? (Alkış) Görünüşe göre düz ve karanlık bölgelerden birine iniş yaptı ve görüntüden kaybolmadı.Yani sıvı üzerine iniş yapmamıştık. Sondanın iniş yaptığı yüzey, basitçe, Titan'da bir çamur düzlüğüne eşdeğer bir bölgeydi. Gevşek ve sıvı metanla kaplanmış bir yüzeydi. Ve muhtemelen bu materyal Titan'ın yükseltilerini şu gördüğümüz kanallar boyunca yıkadı ve milyarlarca yıldan fazla süre boyunca alçak havzalara akıttı. Huygens sondası işte buraya iniş yaptı.

Yine de görüntülerimizde, ya da Huygens görüntülerinde, herhangi büyük ve açık sıvı oluşumlarına rastlamadık. Neredeydiler? Kumullar bulduğumuzda durum daha da kafa karıştırıcı hale geldi. Pekala, bu Titan'ın ekvatoral bölgesinin filmi. Kumulları gösteriyor.100 metre uzunluğunda kumullar var, birkaç km ile ayrılıyorlar, ve miller miller miller boyunca sürüyolarlar. 100, 1000 ya da 1200 mil uzunluğunda kumullar var. Bu Titan'ın Sahra çölü. Tabi ki çok kuru bir yer, yoksa kumullar oluşmazdı.

Yani hiç sıvı oluşum olmaması yeniden kafamızı karıştırdı, sonunda kutup bölgelerinde göller görene kadar. Bu güney kutup bölgesindeki bir gölün görüntüsü. Hemen hemen Ontario gölü büyüklünde Sonra, sadece 1,5 hafta önce, Kuzey kuybu üzerinde uçtuk Caspian Denizi büyüklüğünde bir oluşum bulduk. Öyle görünüyor ki, anlamadığımız bir sebepten ötürü, en azından bu mevsim boyunca, sıvılar Titan'ın kutuplarında. Sanırım Titan'ın olağanüstü, mistik bir yer olduğuna katılırsınız. Egzotik, yabancı ama yine de garip bir şekilde dünyaya benziyor, dünya benzeri coğrafik şekillere sahip korkunç bir coğrafi çeşitlilik gösteriyor, ve o kadar büyüleyici ki bir dünya ki, güneş sisteminde karmaşıklık ve zenginlik bakımından tek rakibi Dünya'nın kendisi.

Şimdi Enceladus'a geliyoruz.Enceladus küçük bir uydu, Titan'ın onda biri kadar, onu burada İngiltere'nin yanında görebilirsiniz. Sadece ebatını göstermek için, yoksa bir tehdit değil bu. (Gülüşmeler) Enceladus çok beyaz, çok parlak, yüzeyi çatlaklarla dolu, coğrafi olarak çok aktif bir oluşum. Ancak Enceladus keşiflerinin ana damarı bu çatlaklar sistemini bulduğumuz- ki burada da güney kutbuna bakıyoruz- güney kutbunda ortaya çıktı. Farklı renkteler çünkü farklı bileşimler. Kaplanmışlar.Bu çatlaklar organik materyallerle kaplanmışlar. Hatta, bütün bu bölge, güney kutup bölgesi, yüksek sıcaklıklara sahip,Gezegen üzerindeki en sıcak yer. Bu Antarktika'nın troipk bölgelerden daha sıcak olduğunu ortaya çıkarmak kadar garip birşey.

Daha sonra ek fotoğraflar çektik, ve bu çatlakların uzayda yüzlerce mil yayılan buz parçacıkları püskürttüğünü keşfettik. Bu görüntüye renk-kodu uyguladık, soluk ışık seviyelerini ortaya çıkarmaya çalıştık ve püskürtülerin kuş tüyü şekli oluşturduğunu gördük, diğer görüntülerde de püskürtülerin Enceladus'un dışındaki uzaya doğru binlerce mil gittiğini gördük Ekibim ve ben buna benzer görüntüleri inceledik, ve Cassini'den aldığımız diğer sonuçları düşündük. Böylece, bu ışınların Enceladus'un altındaki ceplerden püskürüyor olabileceği sonucuna ulaştık.

Yani sıvı suyumuz, organik materyallerimiz ve yüksek ısımız var. Başka bir deyişle, günümüz gezegen araştırmalarının Kutsal Kase'sine rastladık. Yani, yaşayan organizmalar için uygun bir çevreye. Sanırım size Enceladus'ta ya da güneş sistemimizde başka herhangi bir yerde yaşam keşfedilirse, bunun çok büyük kültürel ve bilimsel sonuçları olacağını söylememe gerek yok. Çünkü eğer Yaradılış'ın güneş sistemimizde, birbirinden bağımsız olarak bir değil iki kere meydana geldiğini ispatlayabilirsek, bu, yaradılışın evrenin 13.7 milyar yıllık tarihi boyunca birçok kez meydana geldiği anlamına gelir.

Şu anda, Dünya üzerinde yaşam olduğunu bildiğimiz tek gezegen. Kıymetli ve eşsiz, hala bildiğimiz tek yuva. Eğer 1960'larda ayık ve tutarlı idiyseniz, değilseniz de sizi affederiz, 1968'de Apollo VIII astronotları tarafından çekilen bu çok ünlü fotoğrafı hatırlarsınız. Dünya uzaydan ilk defa görüntülenmişti, evrendeki yerimiz ve gezegenimizi koruma sorumluluğumuz hakkındaki algımıza büyük bir katkısı olmuştu.

Biz de Cassini ile buna eşdeğer bir ilkin fotoğrafını çektik, daha önce hiçbir insan gözünün görmediği bir fotoğraf. Saturn'ün diğer tarafından görülen tam bir güneş tutulması. Bu inanılmaz derecede güzel fotoğrafta güneşin arkadan aydınlattığı ana halkaları görüyorsunuz, ışığı kesilmiş güneşi ve Enceladus'un solunumuyla oluşan bu halkayı görüyorsunuz. Eğer bu yeterince parlak değilse, bu güzel fotoğrafta, Saturn'un halkalarının kolları arasına saklanmış gezegenimizin görüntüsünü yakalayabiliriz.

Bu gerçekten çok duygusal birşey, kendimizi uzaktan görmek, küçük mavi gezegenimizin görüntüsünü başka dünyaların göklerinde yakalamak. Bu ve bunun sonunda kendimiz hakkında edineceğimiz perspektif, yarım yüzyıl önce başlayan bu keşfin sonunda kazanacağımız en güzel ödül olacaktır. Çok teşekkürler. (Alkış)