Brittany Packnett
5,274,985 views • 13:30

Ben küçük bir kızken giriş kapısından birkaç adım ötedeki oturma odamızda, sehpanın üzerinde bir kitap dururdu. Oturma odası, ilk izlenimdir. Bizimkinde beyaz bir halı ve annemin en kıymetli koleksiyonunun sergilendiği bir vitrin vardı. Bu oda, yoksulluk veya politika yüzünden, bir koleksiyon vitrini şöyle dursun, onları içine koyacak orta sınıf bir evi dahi karşılayamadan giden nesillerin fedakârlıklarını temsil ediyordu. O oda mükemmel olmalıydı. Ama ben, her gün sadece bu kitabı görmek için o mükemmel odayı dağıtma riskini alırdım. Kitabın kapağında Septima Clark isimli bir kadın oturuyordu. Yüzünü gökyüzüne çevirmiş, mükemmel bir profille oturuyordu. Başının her iki yanından sarkan siyah beyaz kırçıllı örgüleri vardı ve koyu teninden gurur ve bilgelik yayılıyordu.

Septima Clark sonunda kariyerimin inşasında model aldığım bir aktivist ve eğitimciydi. Ama şimdiye kadar dile getirdiği tüm kelimelerden öte Septima Clark'ın o portresi benim için, daha kelime anlamını dahi bilmezken öz güvenin ne olduğunu anlatmaktaydı.

Kulağa çok basit gelebilir ama öz güven önemini azımsadığımız bir şey. Onu, olması gerekliden ziyade, olsa iyi olur şeklinde değerlendiriyoruz. Bilgi ve kaynaklara, sosyal beceri addettiğimiz öz güvenden daha fazla değer veriyoruz. Fakat çoğu ölçeğe göre bugün tarihin herhangi bir noktasında sahip olduğumuzdan daha fazla bilgi ve kaynağa sahibiz; yine de haksızlıklar artıyor ve zorluklar devam ediyor. Eğer bilgi ve kaynaklar bize gereken tek şey olsaydı; hâlâ burada olmazdık. Bu denklemde eksik kalan temel ögelerden birinin öz güven olduğuna inanıyorum.

Öz güven konusunda tamamen takıntılıyım. Bu, hayatımın en önemli seyahati oldu; öyle bir seyahat ki, hâlâ devam ediyorum. Öz güven, takip eden her şeyden önce olan gerekli kıvılcımdır. Öz güven, ilham almak ile gerçekten başlamak ya da yapılana kadar denemek ile yapmak arasındaki farktır. Öz güven, kaybettiğimizde dahi devam etmemize yardımcı olur. O sehpanın üstündeki kitabın adı "Bir Dünya Hayal Ediyorum" idi ve ben bugün devrimci öz güvenin en iddialı hayallerimizi gerçeğe dönüştürmeye yardımcı olduğu bir dünyayı hayal ediyorum.

Öğretmenlik yaparken bu, saf hayal gücüne dayanan Willy Wonka benzeri dünya ama akademik versiyonu, tam da sınıfımda yaratmak istediğim tür dünyaydı. Tüm öğrencilerim siyahi veya beyaz ırktan olmayan çocuklardı. Tamamı düşük gelir şartlarında yetişiyordu. Bir kısmı göçmendi, bir kısmı engelliydi ancak hepsi, bu dünyanın öz güvenli olmaya davet ettiği en son insanlardı. İşte bu yüzden, sınıfımın, öğrencilerimin öz güven kası inşa edebilecekleri; her yeni günü kendi hayallerinin imgesi uyarınca dünyayı yeniden dizayn edebilmeleri için gereken öz güven ile karşılamayı öğrenebilecekleri bir yer olması, son derece önemliydi. Nihayetinde dışarı çıkıp dünyayı değiştirmede kullanmak için öz güveni yoksa akademik beceriler neye yarardı.

Şimdi size iki öğrencimden bahsetmeliyim, Jamal ve Regina. Şimdi isimlerini değiştirdim ancak hikâyeleri aynı. Jamal zekiydi ama odaklanamazdı. Bağımsız çalışma sırasında sandalyesinde kıvranırdı ve asla üç-dört dakikadan fazla sabit duramazdı. Jamal gibi öğrenciler, yeni öğretmenleri şaşırtabilirler çünkü onun gibi gençleri nasıl destekleyeceklerini pek bilemezler.

Ben direkt bir yaklaşım seçtim. Jamal'la müzakere ettim. Bana odaklanmış bir iş verirse, o zaman sınıfın herhangi bir yerinden, sınıf halımızdan, masamın arkasından, en sevdiği yer olduğu ortaya çıkan sınıf dolabının içinden dahi yapabilirdi. Jamal'in en az sevdiği ders yazma idi ve hiçbir zaman yazdıklarını sınıfta sesli okumak istemezdi ama yine de gelişme kaydediyorduk. Bir gün, sınıfta kurgusal 2008 başkanlık seçimi düzenlemeye karar verdim. Üçüncü sınıflarım, kendi seçtikleri şu adaylar için araştırıp seçim konuşması yazmalıydı: Barack Obama, Hillary Clinton veya John McCain. Yoğun favoriler açıktı ancak bir öğrenci John McCain'i seçti. O Jamal'dı. Jamal nihayet yazdığı bir şeyi sınıfta yüksek sesle okumaya karar verdi ve tabii ki Jamal hepimizi zekasıyla şaşırttı. Jamal'ın babası gibi, John McCain de gaziydi ve Jamal tıpkı babasının kendisini koruduğu gibi John McCain'in de tüm ülkeyi koruyacağına inanıyordu. O benim seçim adayım değildi ama bunun bir önemi yoktu çünkü, sonunda o yıl ilk kez en öz güvenli hâliyle ortaya çıkan cesur arkadaşımız Jamal için tüm sınıf alkışa boğuldu, ayakta alkışlandı.

Ve sonra Regina vardı. Regina eşit derecede parlak ama aktifti. Kaçınılmaz olarak işini erken bitirir ve sonra diğer öğrencilerin dikkatini dağıtma işine başlardı.

(Kahkaha)

Yürüme, konuşma, öğretmenlerin nefret ettiği ama çocukların bayıldığı notları verme. Bunlardan bolca vermiş gibi görünüyorsun.

(Kahkaha)

Sınıfımız için yüksek ideallerime rağmen kötü içgüdülerime çok sık dönüyor ve uyumu güvene tercih ediyordum. Regina planladığım sistemde bir aksaklıktı. İyi bir öğretmen davranış bozukluklarını düzeltirken hâlâ öğrencinin şampiyonu olarak kalır. Ama özellikle bir gün, sıradan eski kontrol yöntemini seçtim. Patladım ve bu yaklaşımım Regina'ya dikkat dağıttığı mesajını iletmedi. Yaklaşımım, Regina'ya kendisinin dikkat dağıtıcı olduğunu iletti. Gözlerindeki ışığın silinişini izledim, ki o ışık sınıfımızda sevinç yaratırdı. Onu tam anlamıyla söndürmüştüm. Tüm sınıf hırçınlaştı ve günün geri kalanında düzelemedik.

Sık sık o günü düşünürüm ve onulmaz bir şekilde zarar vermediğim için gerçekten dua ederim çünkü eskiden Regina gibi küçük bir kız olan bir kadın olarak öz güvenini öldürme sürecini başlatabileceğimi biliyorum hem de sonsuza kadar.

Öz güven eksikliği bizi dipten aşağıya doğru çeker ve yukarıdan alta doğru iter ve yapamaz, yapmayacak ve imkansız telaşları arasında ezer. Öz güven olmadan sıkışıp kalırız sıkışıp kaldığımızda ise başlayamayız bile. Önümüze çıkabilecekler karşısında çamura batmak yerine öz güven bizi emin bir şekilde yapmaya davet eder. Hepimiz, kazanabileceğimize emin olduğumuz durum ile kazanacağımızı umduğumuz durumda biraz farklı çalışırız. Şimdi, bu faydalı bir kontrol olabilir. Yeterli öz güvenin yoksa bu, hedefini yeniden ayarlaman gerektiği için olabilir. Eğer çok fazla öz güvenin varsa, gerçek olan bir şeye dayanmadığın için olabilir. Herkes öz güven eksikliği çekmemekte. Tercih ettiğimiz liderlik arketipine uydukları için toplumdaki bazı insanların öz güven kazanmalarını kolaylaştırıyoruz. Bazı insanların öz güvenini ödüllendirirken bazılarınınkini cezalandırıyoruz ve bu süre zarfında pek çok insan ortalıkta her gün öz güvensiz dolaşıyor. Kimimiz için, öz güven devrimci bir seçenektir ve sırf öz güven motorumuz olmadığı için en iyi fikirlerimizin gerçekleşmediğini en parlak hayallerimizin ulaşılamaz olduğunu görmek en büyük utancımız olabilir. Bu almak istediğim bir risk değil.

Peki öz güven kodunu nasıl çözeceğiz? Tahminime göre en az üç şey gerekli: izin, topluluk ve merak. İzin, öz güveni doğurur, topluluk onu besler ve merak bunu onaylar. Eğitimde bir deyişimiz var: Göremediğiniz bir şey olamazsınız. Küçük bir kızken, biri bana gösterinceye kadar öz güven gösteremedim.

Ailem sıradan şeyler de dahil olmak üzere her şeyi birlikte yapardı, yeni bir araba almak gibi ve bunu her yaptığımızda ailemin tam anlamıyla aynı performansı sergilemesini izlerdim. Bayiye girerdik, annem alışveriş yaparken babam otururdu. Annem sevdiği bir araba bulduğunda, içeriye girip satıcıya görüşürlerdi ve kaçınılmaz olarak, her seferinde satıcı, kesenin ağzını ve dolayısıyla bu müzakereyi babamın kontrol ettiğini düşünerek dikkatini ve vücudunu babama çevirirdi. "Muhterem Packnett," derdi, "bugün sizi bu arabaya nasıl sokarız?" Babam kaçınılmaz olarak aynı şekilde cevap verirdi. Anneme doğru yavaşça ve sessizce bir jest yapıp hemen ellerini kucağına geri koyardı. 80'lerde siyah bir kadınla, finansal müzakereye girmek tam anlamıyla bir şok olabilirdi ama her ne idiyse, annemin, bu araba satıcıları üzerinde arabayı neredeyse bedavaya verene kadar çalışmasını izlerdim.

(Kahkaha)

Asla gülümsemezdi. Asla çekip gitmekten korkmazdı. Annemin, tam da, o minibüste iyi bir anlaşma kaptığını düşündüğünü biliyorum ama aslında annem, benden kim şüphelenirse şüphelensin, beklentilere karşı çıkmam ve yeteneklerimi öz güvenle göstermeme izin veriyordu.

Öz güvenin var olması için izin olması gerekiyor ve topluluk, öz güveni denemek için en güvenli yer.

Bu yıl Masai kadınları arasında kadınların güçlendirilmesine dair bilgi edinmek için Kenya'ya gittim. Orada, Kenya'nın ilk tamamı kadınlardan oluşan topluluk korucu gruplarından olan Team Lioness adlı bir grup genç kadınla tanıştım. Bu sekiz cesur genç kadın henüz genç olmalarına rağmen tarih yazıyorlardı ve aralarındaki en lafebesi, genç korucu Purity'e şöyle sordum: "Hiç korkar mısın?" Yemin ederim, cevabını tüm vücuduma dövme yaptırmak istiyorum. "Tabii ki korkuyorum ama kızkardeşlerimi çağırıyorum. Onlar bana bu adamlardan daha iyi olacağımızı ve başarısız olmayacağımızı hatırlatıyorlar.” Purity'nin aslanları kovalayıp avcıları yakalama konusundaki öz güveni, atletik yeteneğinden ya da sadece inancından kaynaklanmıyordu. Onun öz güveni kızkardeşlik tarafından, topluluk tarafından destekleniyordu. Temel olarak söylediği şey, şüphede olduğum zaman, umudumu geri kazanmak ve eminliğimi yeniden inşa etmek için orada olmana ihtiyacım olduğuydu.

Topluluk içinde öz güvenimi bulabilirim ve merakın bunu onaylayabilir. Kariyerimin başlarında, tam planlandığı gibi gitmeyen büyük ölçekli bir etkinliğe öncülük ettim. Yalan söylüyorum. Berbattı. Etkinliği yöneticimle değerlendirdiğimde muhtemelen doğumumdan itibaren, şimdiye dek yapmış olduğum tüm hataların listesini sayacağını biliyordum. Onun yerine, bir soru ile başladı: Niyetin neydi? Şaşırmıştım ama rahatlamıştım. Benim zaten kendimi dövüyor olduğumu biliyordu ve bu soru, zaten kırılgan olan öz güvenime zarar vermek yerine beni kendi hatalarımdan öğrenmeye davet etti. Merak, insanları kendi öğrenmelerinden sorumlu olmaya davet eder. Bu değişim, bir sonraki projeme başarı beklentisiyle yaklaşmama yardımcı oldu. İzin, topluluk, merak: tüm bunlar, öz güveni beslemek için ihtiyaç duyacağımız şeyler en büyük sorunlarımızı çözmek ve eşitsizliğin sona erdiği adaletin gerçek olduğu dışarıda ve içeride özgür olacağımız çünkü hepimiz özgür olana kadar hiçbirimizin özgür olmadığını bildiğimiz bir dünya inşa etmek için kesinlikle ihtiyacımız olan şeylerdir. Bir kadında ya da siyahi birinde ya da tercih ettiğimiz liderlik arketiplerinin dışında herhangi bir kimsede ortaya çıktığı zaman öz güvenden korkmayan bir dünya. Bu tür bir öz güvenin, tam da istediğimiz geleceğin kilidini açmak için ihtiyacımız olan anahtar olduğunu bilen bir dünya.

O dünyanın bir gün gerçekleşeceğine ve bunu başaracak olanların bizler olduğuna inanacak öz güvene sahibim.

Çok teşekkürler.

(Alkış)