You either have JavaScript turned off or have an old version of the Adobe Flash Player. To view this video you
need to get the latest Flash player.
If your browser allows only "trusted sites" to execute Javascript, you should add the "googleapis.com" domain to your whitelist to allow our Flash detection to work properly.
Share on Facebook
Share on digg
Share on Delicious
Share on Reddit
Share on StumbleUpon
Share on YAHOO Buzz
Share on MySpace
Email This
Favorite
Download
Audio
- Audio to desktop (MP3)
- This link downloads an audio file directly to your computer. Right-click (or option-click on a Mac) to ensure download.
- Audio to iTunes (MP3)
- This link launches iTunes on your computer, and adds an audio file into your iTunes library.
Video
- Download video to desktop (MP4)
- This link downloads a video file directly to your computer or iPhone. Right-click (or option-click on a Mac) to ensure download.
- Download video to iTunes (MP4)
- This link launches iTunes on your computer, and adds a video file into your iTunes library.
- Watch high-res video (MP4)
- This link lets you watch a higher-quality version of this video. Right-click (or option-click on a Mac) to ensure download.
Discuss this Talk
Loading Comments... 
About this talk
Bruce Bueno de Mesquita, matematiksel analizi kullanarak, savaş, siyasal iktidar değişimleri, ya da intifada gibi olayları, çoğunlukla da doğru şekilde, tahmin ediyor. Bu tahminleri nasıl yaptığını açıkladıktan sonra, İran'ın geleceği hakkında üç öngörüde bulunuyor
Translated into Turkish by Utku Oren
Reviewed by Ramazan Gurer
Comments? Please email the translators above.
About Bruce Bueno de Mesquita
A consultant to the CIA and the Department of Defense, Bruce Bueno de Mesquita has built an intricate computer model that can predict the outcomes of international conflicts with bewildering accuracy. Full bio and more links
Interactive Transcript
Click on any phrase to play the video from that point.
Bugün burada sizlere, bazı tahminleri kullanarak, İran'ın gelecek birkaç yıl içerisinde neler yapacağını, nasıl da öngörüp, açıklayabileceğimizi kısaca açıklamaya çalışacağım.
Etkili bir öngörü için, bilimi kullanmamız gerekir. Ve bilimi kullanmamızın nedeni de öngörülerimizi tekrardan üretebilmemize olanak sağlaması, bilgelikten kaynaklanmaması ya da kehanet olmamasıdır. Ve geleceği öngörebilirsek, geleceği şekillendirebiliriz. Diyelimki, enerji politikasını etkilemekle ilgileniyorsunuz, ya da milli güvenlik politikasını şekillendirmekle alakalısınız, ya da sağlık, ya da eğitim politikasını, bilim, ve bilimin özellikle bir dalı, bunları gerçekleştirmenin yoludur, bizim şimdiye kadar yaptığımız gibi, sadece tecrübeyle, değil.
Nasıl yapılacağına girmeden önce, size dürüst davranmak istiyorum, büyücülükle ilgilenmediğimden ötürü, bu yaklaşımı kullanarak öngörebileceğim şeyler varken, öngöremeyeceğim konular da mevcut. Karmaşık pazarlıkları öngörebilirim ya da tehdit içeren durumları, aslına bakarsanız siyaset içeren her şeyi ya da işletmeyle ilgili birçok şeyi, ama kusura bakmayın, eğer borsada spekülasyon yapmak istiyorsanız, borsa tahmini yapmıyorum -- Tamam, gerçi yakın zamanda yükselmeyeceği de ortada. Ama borsalarla ilgilenmiyorum. Rastgele numara yaratıcılarını da öngörmekle ilgilenmiyorum, aslında insanlar beni arayıp loto da çıkacak numaraları öğrenmek istiyorlar. Hiçbir fikrim yok.
Oyun teorisiyle, ki matematiğin bir dalıdır, ilgileniyorum ve kusura bakmayın, matematik malesef siyaset dahi içerisinde bulunuyor. Artık, sadece siyaset hakkında spekülasyon yapmakla yetinemeyiz, siyasete daha titiz yaklaşmalıyız. Şimdi, nedir bu oyun teorisi? Oyun teorisi, insanların çıkarcı olduklarını varsayar. Şok edecek bir haber değil -- gerçi bu varsayım birçokları için çelişki içermektedir -- ama kabul edelim ki hepimiz çıkarcıyız. Çıkarları için en iyisini kollamak için, ya da çıkarları için en iyisi olduğunu düşündüklerini, kişiler değerlere sahiptirler ve bunlar, kişilerin ne istediklerini, ne istemediklerini tanımlar. Ve diğer kişilerin ne istediklerine, ya da istemediklerine, ya da diğer kişilerin ne kadar güçlü olduğuna, ya da bu kişilerin istediklerini elde etme yolunda nasıl araya girebileceklerine dair belli inançları vardır. Ve sınırlamalarla, kısıtlarla karşılaşırlar zayıf olabilirler, ya da dünyanın yanlış tarafında bulunuyorlardır, çiftçiliğe mahkum birer Einstein olabilirler, ya da Hindistan'ın kırsalında bir köyde fark edilmeyi beklerler, Ramanujan için de, uzun zaman önce, olan buydu, fark edilmemiş büyük bir matematikçi.
Peki kimler akılcıdır? Birçokları akılcılığın gerçekten neyle ilgili olduğuna dair şüphe eder. İnsanlar akılcıdır. Rahibe Teresa akılcıydı. Teröristler akılcılar. Neredeyse herkes akılcıdır. Sanırım ancak iki istisnadan bahsedebilirim -- küçük çocuklar akılcı değildir, çok maymun iştahlıdırlar, düşünceleri sürekli değişime uğrar, ve şizofrenler, büyük olasılıkla, akılcı değildir, ama geri kalanların neredeyse hepsi akılcıdır diyebiliriz. Yani, kendi çıkarları için en iyisi olduğunu düşüdüklerini yapmaya çalışırlar.
Şimdi, insanların çıkarları doğrultusunda neler yapacaklarını anlamak için, dünya üzerinde kimlerin nüfuzu olduğunu düşünmemiz gerekir. Eğer şirketlerin kirlilik üretme konusundaki tavırlarını değiştirmeye çalışıyorsanız, bir yaklaşım, genel yaklaşım, şirketleri daha iyi olmaya teşvik etmektir, onlara Dünya'ya nasıl da zarar verdiklerini açıklamaktır. Ve çoğunuzun da fark ettiği üzere bu yaklaşımın, çok da büyük bir etkisi yok, ya da bizlerin istediği kadar büyük bir etkisi, ama şirketlere Dünya'yı kirletmemenin kendi çıkarlarına olduğunu gösterirseniz işte o zaman şirketler hevesli hale gelirler.
O zaman, sorunlara kimlerin nüfuz ettiğini anlamalıyız. İran'ı ele alırsak, Birleşik Devletler Başkanı öyle düşünmek istesek de, belki birazcık nüfuzu olabilir -- tabi ki İran Başkanı'nın bir miktar nüfuzu vardır -- fakat, sadece güç merdiveninin en üstündeki insana odaklanarak hata yapmış oluyoruz, çünkü bu insanlar İran, ya da enerji politikası ya da sağlık politikası, ya da herhangi bir politika hakkında aslında çok da bir şey bilmezler. Başkanlar etraflarını danışmanlarla çevirir. Eğer milli güvenlik hakkında konuşuyorsak, belki Dışişleri Bakanı, belki Savunma Bakanı, Milli İstihbarat Direktörü belki Birleşmiş Milletler elçisi, ya da bir başkası konu hakkında daha çok bilgisi olduğuna inandıkları birileri. Ama kabul edelim, Dışişleri Bakanı da İran hakkın da pek bir şey bilmez, ya da Savunma Bakanı. Bu insanların da her biri danışmanlarına danışır ki, Başkan'a akıl verebilsinler. Kararları şekillendiren bir sürü insan var ve eğer doğru öngörü yapmak istersek sonucu etkilemeye çalışan herkese dikkat etmeliyiz, sadece, karar alma mekanizmasının tepesindekilere değil.
Ne yazık ki, çoğu zaman bunu yapmıyoruz. Ve aslında, yapmamak için iyi bir nedenimiz de var, aynı neden oyun teorisi ve bilgisayarları kullanmak ve kararlarımızı sadece birkaç insana bakarak alma sınırlamasını kaldırmak için de geçerli. 5 karar alıcının bulunduğu bir sorun düşünün. diyelim ki, şuradaki Sally Harry, Jane, George ve Frank'in ne düşündüğü bilmek istiyor, ve bu kişilere birer mesaj gönderiyor. Sally kendi görüşünü onlara, onlar da görüşlerini Sally'e veriyorlar. Ama Sally ayrıca Harry'nin diğer üçüne, diğer üçünün, Harry'e ne söylediğini bilmek istiyor. Ve Harry de tüm diğerlerinin birbirlerine neler söylediklerini bilmek istiyor, vesaire, ve Sally, Harry'nin diğerlerinin ne söylediği hakkındaki düşüncelerini bilmek istiyor. Baya karmaşık bir sorun, bilinecek bir sürü şey var. Sadece 5 karar alıcıyla bir sürü bağlantı oluşur -- aslına bakarsanız, 120 tane Faktöryelleri hatırlarsanız. 5 faktöryel, 120'ye eşittir. Buna şaşırabilirsiniz fakat, zeki insanlar 120 farklı şeyi düzgün şekilde hatırlayabilirler. Farz edelim, karar alıcıların sayısını iki katına çıkardık 5'ten 10'a. Peki, o zaman bu bilgi miktarını da ikiye katladığımız, yani 120'den 240'a, anlamına mı, geliyor? Hayır, ya 10 katı? Yani 1200? Hayır. 3.6 milyona arttı. Bu kadar farklı bilgiyi kimse zihninde tutamaz. Ama bilgisayarlar, işte onlar bunu yapabilirler. Bilgisayarlar kahve molasına çıkmazlar, tatile ihtiyaç duymazlar, geceleri uyumazlar, ya da maaşlarına zam istemezler. Bilgisayarlar, tüm bu bilgiyi düzgün şekilde zihinlerinde tutabilirler, ve bu da bizim bilgiyi işleyebileceğimiz anlamına gelir.
Şimdi sizlere, bu bilgiyi nasıl işlemek gerektiği hakkında konuşacağım, ve Iran'dan bazı örnekler vereceğim, ve sizler de, "Neden bu adamı dinlemeliyiz? Neden dediklerine inanalım?" diye, merak edebilirsiniz. O zaman size bir gerçekten bahsedeyim. CIA'nın yaptığı bir değerlendirmeye göre, bahsettiğim modelin, sonuçları belli olmayan olayları, verileri sağlayan uzmanlar dahi yanlış tahmin ettiğinde, olayların sonuçlarını doğru tahmin etmesinin yüzde olarak ifadesi. Bu benim değil, CIA'nın iddiasıdır -- sizler de okuyabilirsiniz, bir süre önce açıklandı. H. Bradford Westerfield, Yale University Press baskılı cildinde okuyabilirsiniz.
Peki, öngörüde bulunmak için neler bilmemiz gerekiyor? Aslında çok da bilmemiz gerekmediğini görünce şaşırabilirsiniz. Kararın sonucunda kimlerin çıkarı olduğunu bilmeliyiz. İstedikleri hakkında söylediklerini bilmeliyiz, kalpten ne istediklerini, ya da ne alabileceklerini düşündüklerini değil, İstedikleri hakkında söylediklerini bilmeliyiz, çünkü bu stratejik olarak seçilmiş bir konumdur, ve buradan geriye doğru çözümleme yaparak kendi karar alma süreçleri hakkında önemli çıkarsamalarda bulunabiliriz. Eldeki soruna ne kadar odaklandıklarını bilmeliyiz. Yani, bu mesele ortaya çıktığında eldeki işlerini bırakmak için, ve meseleyle ilgilenmek için ne kadar istekli oldukları -- Bu mesele onlar için ne kadar önemli? Ve eğer meseleyle ilgilenmeye başlarlarsa ne kadar nüfuz kullanabilirler.
İşte bunları bilirsek, herkesin bir karar için iki şeyi önemseyeceğini varsayarak, meseleye yönelik davranışlarını öngörebiliriz. Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler. Ayrıca kariyercidirler, bu nedenle itibar da isterler -- biraz ego tatmini de söz konusudur, sonucun olmasını sağladıkları, ya da günlerindeyseler, sonucu engelledikleri için önemli olmayı isterler. O zaman, bu iki değişkeni nasıl dengelediklerini bulmak zorundayız. Farklı insanlar, elde ettikleri sonuçlarda ısrar etmek, ve inançlı bir şekilde buna tutunmak, ya da boş verip, parmağını rüzgara kaldırıp, kazanmak için gereken olarak düşündüklerini yapmak arasında bir açmaz yaşarlar. Bir çokları bu iki uç noktanın arasında bir yere denk gelir, ve eğer biz kişilerin bu iki uç nokta arasında nereye düştüklerini bulabilirsek, davranışlarını değiştirmeleri için nasıl pazarlık yapılması gerektiğini bulabiliriz.
Yani, birazcık veri kullanarak, kişilerin seçimlerini, ya da risk anlayışlarını ya da neyin peşinde olduklarını, neye değer verdiklerini, ya da isteklerini, veya diğer kişiler hakkındaki inançlarını, bulabilir ve anlayabiliriz. Neyi bilmemiz gerekmediğini fark etmişsinizdir, tarihe burada yer yok. Oldukları yere nasıl geldikleri, veri girişini şekillendirmede önemli olabilir, fakat bir kere nerede olduklarını bildiğimiz vakit artık bulundukları yerden gelecekte nereye gidecekleriyle ilgiliyiz. Bulundukları yere nasıl geldiklerinin, öngörü sırasında aslında o kadar da önemli olmadığı ortaya çıkıyor. Size yüzde 90'lık doğruluk oranını hatırlatırım.
Peki, bu bilgileri nereden alıyoruz? Bu bilgileri, internet, Ekonomist, Financial Times, New York Times, U.S. News and World Report vb. daha bir çok farklı kaynaktan elde edebiliriz, ya da bulundukları alanın meselelerine hayatını adamış işin uzmanlarına sorabiliriz, çünkü bu uzmanlar halihazırda bu bilgiye sahipler. Meseleyi etkileyecek kişileri, bunların nüfuzunu, ya da meseleyle olan ilgilerini ya da istekleri hakkında söylediklerini bilmek, zaten mesele hakkında uzman olmak anlamına gelir, bir uzmanın bilmesi gereken en basit şeyler bunlardır.
Peki, şimdi İran'a bakalım. Üç tane çok önemli öngörüde bulunacağım -- doğruluklarını kontrol edebilirsiniz, zaman gösterecektir. İran Nükleer Silah Programı hakkında ne yapacak? İran'daki teokratik rejim ne kadar güvencede? İran'ın geleceğinde ne yatıyor? Ve herkesin en iyi dostu, Ahmad-i Nejad. Onun için zaman ne gösterecek? Bir ya da iki sene içerisinde işler istediği gibi yürüyecek mi? Dikkatinizi çekerim, bunlar istatistiğe bağlı değil. Bir daha üzerine basmak isterim. Burada geçmiş veri kullanılarak geleceğe yönelik bir öngörüde bulunmuyorum. Stratejik konumlamalar vs. hakkında veriler topladım, bunları, ilişki dinamiklerini taklit eden bir bilgisayar modelinde işledim, ve tüm bunlar modelde ortaya çıkan sonuçlar, politika yönü hakkında öngörüler.
Dikey düşümde, Sıfıra kadar tüm olasılıkları göstermiyorum, birçok farklı sonuç ortaya çıkıyor, ben size asıl öngörüleri gösteriyorum, o nedenle ölçeği daralttım, Tepede, "Bombayı Üret." var. 130'da, ve biraz üzerinde, bomba üretmek ile silah sınıfı hammaddeyi üretmek arasında yani bomba üretebilirsiniz. Burası, benim analizlerime dayanarak, İran'ın bu sene başında bulunduğu nokta. Ve sonrasında model öngörülerde bulunmaya başlıyor, 115'te sadece silah sınıfı hammaddeyi üretirler böylece nasıl yapılacağını bildiklerini gösterebilirler, ama silahı üretmezler, araştırmalara yönelik bir miktarda üretirler. Böyle milli gurur elde ederler, ama bombayı üretmezler. 100'de sivil kullanıma yönelik nükleer enerji üretirler, ki zaten onlar da hedeflerinin bu olduğunu söylüyor.
Sarı çizgi, en olası yolu gösteriyor. Sarı çizgi, İran'daki 87 karar mercinin, ve İran'ın davranışını değiştirmek isteyen birçok dış etkinin, ABD, Mısır, Suudi Arabistan, Rusya, Avrupa Birliği, Japonya vb. analizini içeriyor. Beyaz çizgiyse aynı analizi, uluslararası ortam İran'ı kendi iç kararları konusunda kendi iç siyasi baskılarıyla başbaşa bırakmasını, ki böyle bir şeyin olması mümkün değil, öngörerek yeniden yapıyor. Ama açıkça görüldüğü gibi çizgi daha hızlı düşmeye başlıyor. Eğer uluslararası baskı asltında bırakılmazsa, ve İran'ın kendi isteklerini kovalamasına izin verilirse.
Her halükarda, bu senenin sonunda gelecek senenin başında, istikrarlı bir denge noktasını elde ediyoruz. Ve bu denge noktası, her ne kadar ABD'nin istemediği, fakat hem ABD'nin hem de birçoklarının kaldırabileceği bir denge noktası. Ve bu da İran'ın araştırmalar sonucu silah için gerekli hammaddeyi üreterek, milli gururu elde eder ve böylece herkese silah sınıfı hammadde üretmeyi bildiklerini gösterir, fakat gerçek bir silah üretmezler. Peki, bu nasıl oluyor? Yukarıda bugünkü sivil nükleer enerji yanlısı güç bloğunu görebilirsiniz, bu da aynı güç bloğunun 2010 sonları 2011 başları gibi nasıl olacağı öngörüsü. Şu anda, neredeyse hiç kimse silah sınıfı hammadde üretimini desteklemezken, 2011'de bu büyük bir blok haline geliyor, ve bu ikisini bir araya getirdiğiniz zaman, İran'da hakim nüfuzu tanımlarsınız.
Şu aralar, bazıları Ahmedinejad mesela -- silah üretmekle yetinmeyip, ayrıca silahı deneme taraftarı da. 2011'de bu güç tamamen yok oluyor, kimse bu düşünceyi desteklemeyecek. Şunların hepsi ufalıyor, ve güç bu tarafa doğru sürükleniyor. yani sonuç, silah sınıfı hammade üretimi olacak.
İran'da kazananlar ve kaybedenler kimler? Şu adamlara bakın, güçleniyorlar, ve bu arada, bu araştırma bir süre önce, ekonomik kriz öncesinde yapıldı yani bu artış daha da hızlanmış olabilir. Bu arkadaşlar da, İran'daki paralı çıkar çevreleri, bankerler, petrol zenginleri, bazariler, bir yandan mollalar kendilerini yalıtırlarken, paralı çıkar çevrelerin siyasi nüfuzu ise artmakta, yalnız bir grup molla diğerlerinden biraz farklı, Amerikalılar tarafından pek bilinmemekle beraber, şuradaki çizgi, güçleniyor Bunlar, İranlılar "dinginciler" olarak biliniyorlar. Bunlar Ayetullahçılar, çoğunlukla Kum şehri civarında yerleşik, dini kesimlerde büyük nüfuzları olmasına rağmen, siyasette sessiz kalmışlar, fakat İran'ın sağlıksız bir yöne doğru, Humeyni'nin aklındakilerinin tersine, gidişini gördüklerinden ötürü sesleri yükseliyor. Burada da Ahmedinejad Beyefendi. İki şeye dikkat, kendisi zayıflıyor, ve kendisine ABD tarafından çok fazla ihtimam gösterilse bile, İran'da büyük bir oyuncu değil, aşağı doğru bir yola girmiş halde.
Tamam, şimdi sizleri bu konudan biraz uzaklaştıralım. Her şey öngörülebilir değildir, ya da borsa en azından benim için, öngörülebilir değil, ama çoğu karmaşık pazarlıklar öngörülebilirdirler. Yine, ister sağlık politikası, eğitim konuşalım, ister çevre, enerji, ya da davalar, şirket birleşmeleri, tüm bunlar, bu teknoloji ugulanarak, öngörülebilir hale gelebilirler. Ve bunları öngörebilemizin önemli olmasının nedeni, bir hedge fon yönetip, para kazanabilme ihtimaliniz değil, eğer insanların yapacaklarını öngörebilirseniz, ne yapacaklarının mühendisliğini yapabilirsiniz. Ve bu mühendisliği yapabilirseniz dünyayı değiştirebilir, ve daha iyi sonuçlar elde edebilirsiniz. Son olarak, bana göre bu toplantının anafikri, dünya hakkında bu şekilde düşünmenin anafikriyle örtüşüyor. İnsanlar size "Bu imkansızdır," dediklerinde siz de onlara dönüp, "Sen 'Bu imkansızdır,' dediğinde aslında 'nasıl yapılabileceğini bilmiyorum'la karıştırıyorsun." deyin. Teşekkürler.
Chris Anderson: Bir soru Büyüleyiciydi. Bunları göstermene bayıldım. Yalnız konuşmanın yarısında modelinin içerisine, tüm bu öngörüyü insanlarla paylaşmanın sonuçları değiştirebileceği ihtimalini de ekleyip eklemediğin hakkında endişelenip, panikledim. Tahran'da TEDTalks izleyen 800 kişi var.
Bruce Bueno de Mesquita: Aslına bakarsan düşündüm, Entelijensiyayla birçok işler yapmamdan ötürü, bunu da zihinlerinde tartmışlardır. Aslında insanlar, daha fazla ihtimam gösterse, ciddiye alsa, ve bu tarz hesaplamalarla uğraşsa ne iyi olurdu, çünkü böylece bir şeyler değişirdi. Ve iki türlü şekilde iyiye doğru değişiklik olurdu. İnsanların bir anlaşmaya varmasını hızlandırırdı, böylece herkese bir sürü zaman ve gamdan tasarruf ettirirdi. Ve, böylece herkesin mutlu olduğu anlaşmalara, insanları o kadar da idare etmeden ulaşılırdı -- ki benim de temelde yaptığım bu, insanları idare etmek. Yani, iyi bir şey olurdu.
CA: Yani demeye çalıştığın, "İran halkı, bu tahmin sizin kaderiniz, haydi gidelim."
BBM: Şöyle ki, İran halkı, bu tahmin çoğunuzun yakında isteyeceği bir sonuç, ve bu sonucu çok daha çabuk elde edebiliriz, ve böylece sizler ekonomik yaptırımlardan çok daha az etkilenirken, bizler de kendi tarafımızda askeri güç kullanmanın korkusunu çok daha az yaşarız, ve dünya daha iyi bir yer haline gelir.
CA: Umalım ki, onlarda bu şekilde anlıyor olsunlar. Teşekkürler Bruce.
What to watch next
-

-
TED2005
Thomas Barnett draws a new map for peace23:43 Posted: Jun 2007
Rated:
Informative Persuasive Funny ...
Other talks from "Technology, History and Destiny"
-
-
Ray Kurzweil: A university for the ...
08:47 Posted: Jun 2009
-
-
Evgeny Morozov: How the Net aids ...
11:53 Posted: Sep 2009
-
-
Tim Brown urges designers to think big
16:50 Posted: Sep 2009
-
-
Nandan Nilekani's ideas for India's future
15:19 Posted: May 2009
-
-
Juan Enriquez on genomics and our future
22:20 Posted: Apr 2007
-
-
Sugata Mitra shows how kids teach themselves
20:59 Posted: Aug 2008
Subscribe to TED
New talks are released daily. Be the first to know!
- Video RSS:
-
Additional RSS Options
Related themes
Related tags
We want to share our Talks! Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.


