Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
1962'de Rachel Carson'un "Sessiz Bahar"ıyla birlikle, bir şeyler üretme dünyasında olan benim gibi insanlar için sanırım madendeki kanarya artık ötmüyordu. Yani kuşların olmama ihtimali etrafta gezinerek yok olmuş gibi görünen çayırkuşlarını arayan bazılarımız için az çok temel oldu. Soru şuydu: kuşlar ötüyor muydu? Şimdi, ben bilim adamı değilim, bu oldukça net. Ama, bildiğiniz gibi, bir kuşun ne olduğu tartışmasına geldik. Kuş nedir? Mesela, benim dünyamda, bu bir lastik ördek. Kaliforniya'ya bir uyarıyla geliyor: "Bu ürün, Kaliforniya Eyaleti tarafından kansere, doğum kusurlarına veya başka üreme hasarlarına yol açtığı bilinen kimyasallar içermektedir." Bu bir kuş. Nasıl bir kültür bu tür bir ürün üretir, bunu etiketler ve çocuklara satar? Bir tasarım sorunumuz olduğunu düşünüyorum.
Biri NPR'deki "Monticello Konuşmaları" adlı altı saatlik konuşmamı dinlemiş ve bana teşekkürler notu olarak şunu yollamış: "Biz, tasarımın bir amaç işareti olduğunu fark ediyoruz, ama tasarım bir dünya içinde ortaya çıkmalı ve bu dünyayı anlamak zorundayız ki tasarımlarımızı içsel zekayla aşılayabilelim. Bu yüzden tasarım yaptığımız temel durumlarındaki ilişkilere dönüp baktığımızda, bizim, bir bakıma, bir gezegenin işletim sistemini ve oluşum koşullarını anlamak için ilkel koşullara dönmemiz gerekli. Düşünüyorum da bunun heyecanlı kısmı orada bulunan iyi haberler, çünkü bu haberler bolluğa dair haberler, sınırlara dair haberler değil. Düşünüyorum da günümüzde kültürümüz kendi kendine işkence ediyor: zorbalıkla, sınırlara dair endişelerle ve korkuyla. Bu tutarlı ve güneş bazlı diğer bolluk boyutunu ekleyebilir ve paylaşmanın nasıl bir şey olduğunu hayal etmeye başlayabiliriz." Alması güzel bir şeydi. Sadece bir cümleydi. Henry James gurur duyardı. Bu - alta koydum, ama doğaçlamaydı, belli ki.
Temel konu, benim için, tasarımın insan amaçlarının ilk işareti olması. Yani amacımız nedir ve amacımız ne olacaktır -sabah kalktığımızda, dünyada tasarımlar var- yani şu anda baskın tür olduğumuza göre bir tür olarak amacımız nedir? Bu sadece yönetim ve hakimiyet tartışması değil, çünkü gerçekten, hakimiyetin yönetimde üstü kapalıdır - çünkü öldürdüğünüz bir şeyde nasıl hakimiyet kurabilirsiniz? Ve yönetimin hakimiyette üstü kapalıdır, çünkü eğer bir şeyde hakimiyet kuramazsan onun yöneticisi olamazsın.
Yani soru şu ki: tasarımcılar için ilk soru nedir? Koruyucular olarak - diyelim ki ülkenin, örneğin, öldürme hakkını, ikiyüzlü olma hakkını,.. vs. elinde tutan - bu noktada koruyucuya sorduğumuz soru yerel toplulukları korumaya almak, dünya barışını sağlamak ve çevreyi kurtarmak bizim sorumluluğumuzda mı ve ne şekilde bizim sorumluluğumuzda? Ama bu ortak bir tartışma mı bilmiyorum.
Buna karşılık, ticaret nispeten hızlı, esasen yaratıcı, son derece etkili ve verimli, ve özünde dürüst, çünkü eğer birbirimize güvenmezsek bir değeri uzun süre değiş tokuş edemeyiz. Yani ticaretin araçlarını öncelikle işimiz için kullanıyoruz, ama buna getirdiğimiz soru: her zaman her türün her çocuğunu nasıl severiz? Böylece bu soruyla tasarlamaya başlıyoruz; çünkü bugün farkına vardığımız, modern kültürün trajediyi strateji olarak benimsediğidir. Eğer buraya gelir ve, "Aslında, bu noktaya gelirken küresel ısınmaya yol açmayı hedeflememiştim." dersek, ve "Bu planımın bir parçası değildi." dersek, işte o zaman bunun fiilen planımızın bir parçası olduğunu fark ederiz; çünkü bunun olmasının sebebi başka planımızın olmaması.
Başkan Bush için Beyaz Saray'daydım, her federal bölüm ve ajansla görüşürken hiçbir planları varmış gibi görünmemelerine işaret ettim. Eğer oyun sonu küresel ısınmaysa, çok iyi gidiyorlar. Eğer oyun sonu, onlar Temiz Hava Yasasını sıvıştırırken, kömür santrallerinin rüzgarı yönündeki çocuklarımızın civa zehirmenmesi ise, o zaman eğitim programlarımızın açık olarak şöyle tanımlanması gerekliliğini görüyorum: "Tüm çocuklar için beyin ölümü, geriye hiç çocuk kalmadı."
Yani, soru şu: kaç federal yetkili ailesiyle birlikte Ohio ve Pensilvanya'ya taşınmaya hazır? Eğer oyun sonunuz pek de hoş bir şey değilse, o zaman satranç taşlarını sadece ordan oraya hareket ettiriyorsunuzdur, şahı almanız gerektiğini bilmeksizin. Belki de bir değişim stratejisi geliştirebiliriz, tevazu gerektiren. Bir mimar olarak, benim işimde, talihsizdir ki tevazu kelimesi ve mimar kelimesi "Hayatın Kaynağı"ndan beri aynı paragrafta görülmedi. Yani eğer buradaki biri alçakgönüllü tasarım kavramıyla sorun yaşıyorsa şunu düşünün: bagajlarımıza tekerlek takmak 5000 yılımızı aldı. Yani, Kevin Kelly'nin işaret ettiği gibi, bir oyun sonu yok. Bu sonsuz bir oyun ve biz bu sonsuz oyunda oynuyoruz. Biz buna "beşikten beşiğe" diyoruz, ve hedefimiz çok basit.
Bu Beyaz Saray'a sunduğum şey. Hedefimiz hoş çeşitlilikler içeren, güvenli, sağlıklı ve adil bir dünya, temiz hava, temiz su, toprak ve enerjisi olan - ekonomik, adil, ekolojik ve zarifçe keyfi sürülen, nokta.
Bunun nesini beğenmiyorsunuz? Bunun hangi kısmını beğenmiyorsunuz? Böylece tam çeşitlilik istediğimizi fark ettik, her ne kadar zor olsa da, Fransa Cumhurbaşkanı olmanın nasıl bir şey olduğu sorulduğunda De Gaulle'un ne dediğini hatırlamalı. Demiş ki, "400 tür peyniri olan bir ülkeyi yönetmenin nasıl bir şey olduğunu düşünüyorsun?" Ama aynı zamanda, ürünlerimizin güvenli ve sağlıklı olmadığını fark ediyoruz.
Ürünler tasarladık ve kimyasalları milyonda bir parçacığına kadar analiz ettik. Bu, Pendleton'dan çocuğunuza besin veren bir bebek battaniyesi, hayatının sonrasında Alzheimer'a neden olmak yerine. Kendimize sorabiliriz, adalet nedir, ve adalet kör müdür, ya da körlük adalet mi? Hangi noktada üniforma beyazdan siyaha döndü? Su, Birleşmiş Milletler tarafından bir insan hakkı olarak ilan edildi. Hava kalitesi her nefes alan herkes için bariz bir olgu. Burada nefes almayan biri var mı? Temiz toprak kritik bir problem - Meksika Körfezi'ndeki nitrifikasyon, ölü bölgeler. Ele alınmayan temel bir sorun. Güneş enerjisinin ilk formunun burada Büyük Düzlükler'de, rüzgar enerjisi formunda, fosil yakıt hegemonyasını yendiğini gördük. Bunun sonucunda o hegemonya gidiyor. Eğer OPEC'i kurduğunda Sheikh Yamani'yi hatırlarsak, ona "Petrol çağının sonunu ne zaman göreceğiz?" diye sordular. Bilmiyorum ki cevabını hatırlar mısınız, ama cevabı şuydu: "Taş Devri, taşlarımız bitti diye sona ermedi." Dünyada etik olarak hareket eden şirketlerin, böyle yapmayanlara göre daha iyi performans gösterdiklerini görüyoruz. Malzeme akışlarını oldukça korkunç bir tablo içinde görüyoruz. Bu, Los Angeles'tan Çin'e yollanmış bir hastane monitörü. Bu kadın kendini zehirli fosfora mağruz bırakacak, bakırdan kaynaklanan iki kiloya yakın zehirli kurşunu çocuklarının ortamına salacak.
Öte yandan, büyük umut belirtileri görüyoruz. İşte Hindistan'dan Dr. Venkataswamy, seri üretim sağlığı nasıl yapacağını çözmüş. İki milyon insana bedavaya görme yeteneği sağlamış. Malzeme akışlarımızda araba çeliklerinin kaplamalarındaki bizmut, antimon, bakır, vs. gibi kirletici maddeler nedeniyle tekrar araba çeliği olmadığını görüyoruz. Yapı çeliği oluyorlar. Öte yandan, Berkshire Hathaway, Warren Buffett ve dünyadaki en büyük halı firması olan Shaw Halı ile çalışıyoruz. Milyonda bir parçacığına kadar sürekli olarak geri dönüştürülebilir bir halı geliştirdik. Üst katmanı kaprolaktama geri dönüşebilen Naylon 6. Altta, bir poliolefin - sonsuz geri dönüştürülebilen bir termoplastik. Şimdi, bir kuş olsaydım, solumdaki bina bir sorun kaynağı. Sağımdaki bina, Gap için eski çayırıyla bir şirket kampüsü çalışmamız, bir varlık - bir yuva yapma alanı.
Bu geldiğim yer. Hong Kong'da altı milyon insanla 100 kilometrekarede büyüdüm. Kurak mevsimde, her dört günde bir, dört saat suyumuz olurdu. Araziyle olan ilişkimiz, aynı toprak parçasını 40 asırdır ekip biçen çiftçilerinki gibiydi. Aynı toprak parçasını besin akışlarını anlamadan 40 asır boyunca ekip biçemezsiniz. Çocukluğumuz yazları Washington'un Puget Sound'unda ilk büyüme ve büyük büyüme arasında geçti. Büyükbabam, "ağaç kesme olimpiyatı"ndaydı, bu yüzden borcumu ödemeye çalıştığım epey bir ağaç karmam var. Yüksek lisans için Yale'e gittim, Le Corbusier'ya ait bu tarzda bir binada eğitim gördüm, mesleğimizde sevgiyle bilindiği adıyla: Brütalizm. Mimarlık dünyasına bakarsak, Mies'in 1928 Berlin için kulesiyle birlikte görürüz ki, soru şu olabilir: "Şey, güneş nerede?" Bu Berlin'de işe yaramış olabilir, ama bunu Houston'da da inşa ettik, ve tüm pencereler kapalı. İç mekanda kullanılmak için tasarlanmamış gibi görünen çoğu ürünle birlikte bu aslında dikey bir gaz odası.
Yale'e gittiğimde, ilk enerji krizini yaşadık, ve ben bir öğrenci olarak İrlanda'daki ilk güneş enerjisiyle ısıtılan evi tasarlıyordum, sonradan da inşa ettiğim - ki bu size tutkuma dair bir izlenim vermiştir. Richard Meiers, öğretmenlerimden biriydi, eleştiri yapmak için çalışma masama gelip durdu. Derdi ki: "Bill, anlamalısın - güneş enerjisinin mimariyle hiçbir alakası yok." Herhalde Vitrivius'u okumamıştı. 1984'te Çevre Savunması için Amerika'nın ilk sözde "yeşil ofis"ini yaptık. Üreticilere malzemelerinin içinde neler olduğunu sormaya başladık. Dediler ki: "Ürünlerimiz tescilli, yasal, defol git." O zaman bu ülkede iç hava kalitesi üzerine yapılan tek çalışma R.J. Reynolds Tütün Şirketi tarafından finanse ediliyordu ve iş yerindeki sigara dumanının zararsız olduğunu kanıtlamak içindi.
Yani, bir anda, işte burdayım, 1969'da liseden mezun oluyorum, Bu oluyor ve "At gitsin!"deki "gitsin"in gittiğini fark ediyoruz. Bir şeyleri attığımızı hatırlayın ve uzağa doğru işaret ettiğimizi? Buna rağmen, şimdi NOAA bize gösterdi ki, örneğin - Hawaii'nin üzerindeki o küçük mavi şeyi görüyor musunuz? O Pasifik Gyre'i. Yakın zamanda bilim adamları tarafından planktonlar için ele alındı ve planktonların altı katı kadar plastik buldular. Sorulduğunda, dediler ki: "Bu, sifonu çekilmeyen bir tür dev tuvalet." "Gitsin", herhalde burası. İşte bunun tasarım kurallarına bakıyoruz - bu dünyadaki en yüksek ağaç biyoçeşitliliği, Irian Jaya, 259 ağaç türü. Bunu "Beşikten Beşiğe" kitabında tanımladık. Kitabın kendisi bir polimer. Bir ağaç değil. Bu ilk bölümün de adı: "Bu Kitap Bir Ağaç Değil." Şiir sanatında, Margaret Atwood'un da belirttiği gibi, "tarihimizi balık derisine yazıyoruz ayıların kanıyla." Bu kadar polimerle, gerçekten ihtiyacımız olan teknik beslenme ve ağaç kadar zarif bir şey kullanmak - bu tasarım işini bir düşünsenize: Öyle bir şey tasarla ki oksijen üretsin, karbon yakalasın, nitrojen bağlasın, suyu damıtsın, yakıt olarak güneş enerjisini biriktirsin, karmaşık şekerler ve yiyecek yapsın, mikroklimalar yaratsın, mevsimlerle birlikte renk değiştirsin ve kendi kendini çoğaltsın. Neden onu yere yıkmıyor ve üzerine yazmıyoruz?
Tabi, pek çok insan gibi aynı kriterlere bakıyoruz - bildiğiniz gibi: maddi olarak karşılayabilir miyim? Çalışıyor mu? Beğeniyor muyum? Jefferson-sal gündemi ekliyoruz ve ben Thomas Jefferson tarafından tasarlanmış bir evde yaşama ayrıcalığına eriştiğim Charlottesville'den geliyorum. Yaşamı, özgürlüğü ve mutluluğun peşinde olmayı ekliyoruz. Şimdi rekabet kelimesine bakarsak, eminim çoğunuz kullanmışınızdır. Biliyor musunuz, çoğu insan bu kelimenin Latince'de birlikte mücadele etmek anlamına gelen "competare"den geldiğini fark etmez. Bu, Olimpiyat atletlerinin birlikte antrenman yapmaları anlamına gelir. Birbirlerine uygun hale gelirler, o zaman yarışırlar. William kardeşler yarışıyor - biri Wimbledon'u kazanıyor. Bu yüzden, birbirine uygun hale getirecek bir işbirliği yolu olarak rekabet fikrini ele almaya başladık. Şu an Çin hükümeti - şu an Çin hükümetiyle çalışıyorum - bunu benimsedi. Güçlü olan kazanır prensibini de inceliyoruz, sadece modern bağlamdaki ötekini yok et ya da onu yere ser şeklindeki rekabet kavramında değil, ama gerçekten de uyum sağlamak, nişler yaratmak ve olumlu bir büyümeye sahip olmak bağlamında.
Tabi pek çok çevreci büyümenin iyi olduğunu söylemez, çünkü, lügatımızda, asfalt aslında iki kelimeden oluşur: suç atmak. Ama eğer asfalta büyümemiz olarak bakarsak, o zaman tüm yaptığımızın gezegenin özündeki temel işletim sistemini tahrip etmek olduğunu fark ederiz. Yani "E eşittir mc kare"yi gelirken gördüğümüz zaman, bir şairin bakış açısından, enerjiyi fizik olarak, kimyayı kütle olarak görürüz, ve aniden, bu biyolojiyi elde edersiniz. Yeterince enerjimiz var, bu sayede o sorunu çözebiliriz, ama biyolojinin sorunu çetrefildir, çünkü döktüğümüz tüm bu zehirli malzemeleri sisteme kattıkça, onu asla kurtaramayız. Francis Crick'in, Bay Watson'la DNA'yı keşfetmelerinden dokuz yıl sonra dediği gibi, yaşam, büyümeyi ön koşul olarak kabul eder, serbest enerjisi, gün ışığı olmalıdır ve açık bir kimyasallar sistemi olmalıdır. Yani, insan yapımı bir şeyin yaşayan bir şey olmasını istiyoruz, ve büyüme istiyoruz, güneşten bedava günışığı istiyoruz, ve kimyasallar için açık bir metabolizma istiyoruz. Sonra, soru büyümek ya da büyümemek olmaktan çıkar, ama ne büyütmek istiyorsun? Yani, tahribatı büyütmek yerine keyif alabileceğimiz şeyleri büyütmek isteriz ve bir gün FDA Fransız peyniri yapmamıza izin verir.
İşte bu nedenle, bu iki metabolizmamız var. Alman kimyager Michael Braungart'la çalıştım ve iki temel metabolizma tanımladık. Biyolojik olan, eminim ki anlıyorsunuz, ama bir de malzemeleri alıp kapalı döngülere soktuğumuz teknik olan metabolizma. Bunlara biyolojik beslenme ve teknik beslenme diyoruz. Teknik beslenme, biyolojik beslenmenin onda biri oranında olacaktır. Biyolojik beslenme 500 milyon insanı besleyebilir, bu hepimiz Birkenstocks ve pamuk giyersek dünyanın mantarsız kalacağı ve kuruyacağı anlamına gelir. Bu nedenle malzemelere kapalı döngüler içinde ihtiyacımız var, ama onları milyonda bir parçacığına kadar incelememiz gerekli: kanser, doğum kusurları, mutajenik etkiler, bağışıklık sistemi bozuklukları, biyolojik çözünürlülük, dayanıklılık, ağır metal miktarı, onları nasıl ürettiğimizin bilgisi ve üretimleri vs. için.
İlk ürünümüz, tekstil endüstrisi içindeki 8.000 kimyasalı analiz ettiğimiz bir dokumaydı. Bu zeki filtreleri kullanarak, 9.762'sini eledik. 38 kimyasalla kaldık. O zamandan beri imalatlarda en yaygın olarak kullanılan 4.000 kimyasalı arşivledik ve bu veritabanını altı haftaya kamuoyuna açıklayacağız. Böylece dünyanın dört bir yanından tasarımcılar ürünlerini insan sağlığı ve ekolojik sağlık bakımından milyonda bir parçacığına kadar analiz edebilirler.
Bir protokol geliştirdik, böylece şirketler aynı mesajları tedarik zincirlerinin tamamına yollayabiliyorlar; çünkü birlikte çalıştığımız firmalara sorduk - üç trilyon dolar hakkında - ve diyelim ki, "Hammaddeniz nerden geliyor?"; dediler ki, "Tedarikçilerden." "Ve nereye gidiyor?" "Müşterilere." İşte bu noktada yardıma ihtiyacımız var.
İşte biyolojik besinler, ilk kumaşlar - çıkan su içecek kadar temiz. Teknik besinler - bu Shaw Halı için, sınırsız tekrar kullanılabilen halı. Burada naylon kaprolaktama geri dönüyor, o da halıya geri dönüyor. Biyoteknik besinler - Ford Motor için U Modeli, bir beşikten beşiğe arabası - konsept arabası. Nike için ayakkabılar, üst kaplamaları sınırsız geri dönüştürülebilen polyesterler, altları biyolojik çözünen tabanlar. Eski ayakkabılarınızı, içeride yenilerini dışarıda giyin. Bitiş çizgisi yok. Burada arabadaki fikir bazı malzemelerin sonsuza dek endüstriye döndüğü, bazı malzemelerinse toprağa döndüğü - hepsi güneş-enerjili.
Burada Oberlin Koleji'nde tasarladığımız işletimi için ihtiyacı olandan fazla enerji üreten ve kendi suyunu temizleyen bir bina var. Burada Gap için bir bina var, San Bruno, Kaliforniya'nın eski otları çatısında.
Bu Ford Motor Company için projemiz, Dearborn'daki River Rouge'un yeniden canlandırılması. Bu tabi ki renkli bir fotoğraf. Bunlar aletlerimiz. Bunlar bunu Ford'a nasıl sattığımız. Bu şekilde ilk günde Ford'a 35 milyon dolar tasarruf ettirdik ki bu 900 milyon dolar değerinde Ford Taurus siparişinin yüzde dört marjına eşdeğer. İşte burada. Bu dünyanın en büyük yeşil çatısı, 4.2 hektar. Bu çatı, para tasarrufu yapıyor, ve bunlar buraya gelen ilk türler. Bunlar çayır çılıbıtları. Beş gün içinde geliverdiler. Şimdi internetten kuş şarkıları öğrenen 150 kiloluk otomobil işçilerimiz var. Şimdi şehirler için protokoller geliştiriyoruz - teknik besinlerin evi onlar. Ülke - biyolojik besinlerin evi. Ve bunları bir araya getirmek...
Bu nedenle size Çin hükümeti için tasarlamakta olduğumuz yeni bir şehri göstererek konuşmamı bitireceğim. Şu anda Çin için beşikten beşiğe şablonlarını temel alan 12 şehir yapıyoruz. Görevimiz 12 yılda, 400 milyon kişi için konut protokolleri geliştirmek. Kütle enerji dengelemesi yaptık - eğer tuğla kullanırlarsa tüm topraklarını kullanır ve tüm kömürlerini yakarlar. Enerjisiz ve yiyeceksiz şehirleri olur. Çin'in "beşikten beşiğe"ye sahip çıkması için - işte Deng Xiaoping'in kızı Bayan Deng Lan - bir Mutabakat Anlaşması imzaladık. Çünkü eğer en düşük maliyetli üretici olarak kendilerini zehirlerlerse ve en düşük maliyetli dağıtıma -Wal-Mart'a - yollarlarsa, ve sonra biz de onlara tüm paramızı yollarsak, elimizde olduğunu keşfedeceğimiz, ben öğrenciyken, "karşılıklı paylaşılan yok oluş" adı verilen şeydir.
Şimdi, bunu molekül bazında yapıyoruz. Bunlar şehirlerimiz. Bu şehrin yanına yeni bir şehir inşa ediyoruz, şu peyzaja bir bakın. Bu arazimiz. Normalde yeşil alanlarda çalışmayız, ama bu inşa edilmek üzere, bu nedenle bizi araya soktular. Bu onların planı. O arazinin üstüne yaydıkları basmakalıp bir grid sistem. Bizi getirdiler ve "Siz olsanız ne yapardınız?" diye sordular. Bu sonunda ellerinde ne olacağı ki bu da bir başka renkli fotoğraf. İşte bu mevcut arazi, yani bu şu an nasıl göründüğü, bu da bizim önerimiz.
Buna yaklaşım yöntemimiz şu, hidroloji ve biyotayı çok dikkatli inceledik. Biyotayı, eski biyotayı, bugünkü çiftçiliği ve protokolleri inceledik. Şehirdeki herkesin her bir apartmanda günün belli bir kısmında taze havası ve tatlı suyu olacağından ve doğrudan günışığı alacağından emin olmak için rüzgarları ve güneşi inceledik. Sonra parkları aldık ve ekolojik altyapı olarak düzenledik. Yapı alanlarını düzenledik. Ticari ve karma kullanım alanlarını entegre etmeye başladık, böylece insanların merkezleri ve olmaları gereken yerleri olacaktı. Ulaşım çok basit, herkes hareketliliğe beş dakikalık uzaklıkta. 24 saat sokağımız var, böylece sürekli canlı olan bir yer var. Tüm atık sistemleri bağlanıyor. Sifonu çektiğinizde, dışkınız atık arıtma tesislerine gidecek, ki bunlar değer olarak satılıyor, sorumluluk olarak değil. Çünkü kim doğal gaz üreten bir gübre fabrikası ister? Sular, habitatları onarmak için sulak alanlar oluşturmak için içeri alınıyor. Sonra şehire geri dönerek yemek pişirmek için yakıt olarak enerji sağlayacak doğal gaz üretiliyor. İşte bu - bunlar gübre gazı fabrikaları. Sonra gübrenin tamamı şehrin çiftçilik yapılan çatılarına geri alınıyor, çünkü yaptığımız şehri yükseltmek, doğal peyzajı binaların çatılarında hayata döndürmek için, araziyi havaya kaldırmak. Tüm fabrika merkezleri ve endüstriyel alanların ışık çatılarından gelen güneş enerjisi şehre enerji sağlıyor.
Bu da şehrin üstü için konseptimiz. Toprağı çatılara kaldırdık. Çiftçilerin bir çatıdan ötekine geçmek için küçük köprüleri var. Şehre tüm zemin katlarda çalışma/yaşam mekanlarıyla yerleşiyoruz. İşte bu mevcut şehir, bu da yeni şehir.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Yeşil fikirli mimar ve tasarımcı William McDonough, tasarımcılar "tüm çocuklar, tüm türler, tüm zamanlar için" prensibini göz önüne alırlarsa binalarımızın ve ürünlerimizin neye benzeyeceğini sorguluyor.
Architect William McDonough believes green design can prevent environmental disaster and drive economic growth. He champions “cradle to cradle” design, which considers a product's full life cycle -- from creation with sustainable materials to a recycled afterlife. Full bio »
Translated into Turkish by Naz Beykan
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
If anybody here has trouble with the concept of design humility, reflect on this: It took us 5,000 years to put wheels on our luggage.” (William McDonough)
17:34 Posted: Apr 2007
Views 410,863 | Comments 85
19:24 Posted: Oct 2008
Views 214,182 | Comments 50
31:57 Posted: Mar 2008
Views 247,347 | Comments 40
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.