Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Evet, tüm bir ülkeyi petrol olmadan nasıl yönetirdiniz? İşte bu soru dört yıl kadar önce bir öğleden sonra Davos'da birden aklıma geldi. Ve sonra da hiç unutamadim. Ve bununla bir bulmaca gibi oynamaya başladım. İlk olarak aklıma, etanolün bu işi çözebileceği geldi. Sonra etanolü araştırmaya koyuldum. Ve keşfettim ki her ülkenin arka bahçesinde Amazon büyüklüğünde rezerv bulunması gerekiyor. Altı ay kadar sonra fark ettim ki hidrojen daha mantıklı bir seçenek, ta ki bir bilim adamı bana, arabalarda hidrojen kullanınca, aslında arabaya koyduğumuzdan daha fazla temiz elektron tükettiğimiz gerçeğini anlatana kadar. Yani sapılması gereken yol bu değildi.
Ardından, bir süre sonra aklıma şöyle bir düşünce geldi, aslında bir ülkedeki tüm arabaları elektrikle çalışır hale getirebilirsek ve bunu elverişli ve hesaplı bir biçimde yapabilirsek bir çözüme ulaşabiliriz. Bu işe de, ancak herkesi ikna edebilirsek hesaplı olur diye bir bakış açısıyla yaklaştım. Önemli olan bir tane araba inşa etmek değil, asıl bunu nasıl hesaplı yaparız ki, nüfusun yüzde 99 tarafından kullanılabilir hale gelir. Akla gelen fikir, şu anda kullandığımız herhangi bir araba kadar iyi iş görmesi gerektiğidir. Yani, bir, arabadan daha elverişli olmalı. Ve iki, bugünkü arabalardan daha hesaplı olmalı. Hesaplı olan, 40 bin dolarlık bir sedan değildir. Değil mi? Şu anda böyle bir şeye finansman sağlayıp onu alamıyoruz. Ve elverişliden kasıt da bir şeyi bir saat kullanıp sekiz saat şarj etmek değildir.
Yani hem fiziğin hem de ekonominin kurallarına bağlı kalmalıyız. Ve üzerinde düşündüğüm ilk fikirler bu projeyi, şu anda bilinen bilimin sınırları dahilinde nasıl gerçekleştirebileceğim üzerineydi; bilim fuarına zaman yok, bir şeyler kurcalamayı da ya da sihirli bir bataryanın çıkmasını da bekleyemeyiz. Şu anda sahip olduğumuz ekonomi dahilinde bu işi nasıl çözeriz? Bunu, yöneticilerden tüketicilere doğru değil de tüketici gücüyle yöneticilere doğru gidecek şekilde nasıl yaparız?
Tesla'ya yaptığım rastgele bir ziyarette fark ettim ki sorunun cevabı arabaya sahip olma ile bataryaya sahip olmayı birbirinden ayırmakta. Bir anlamda klasik "piller kutuya dahil değildir" durumu yani. Şimdi, eğer ikisini birbirinden ayırabilirseniz, uygun araba ihtiyacını bir dağıtım ağı kurarak çözebilirsiniz. Bu ağ daha arabalar piyasaya çıkmadan kurulabilir. Bu ağ iki bileşenden oluşur. Birinci bileşeni her durduğunuzda arabanızı şarj etmek olarak düşünün -- aslında bu şöyle açıklanabilir, arabalar iki saat kullanımdan sonra 22 saat park ettiğimiz garip canavarlar gibi. Eğer arabanızı sabah iş giderken ve öğleden sonra dönerken kullanıyorsanız, her bir dakika şarj için bir dakika kullanmış oluyorsunuz. Ve akla gelen ilk şey ise park ettiğiniz her yerde elektriğe ihtiyacınız olacağıdır. Evet, biraz çılgınca. Ama dünyanın bazı yerlerinde, mesela İskandinavya'da, zaten var bu. Eğer arabanızı park ettiğinizde ısıtmak için elektriğe takmazsanız, geri geldiğinizde sürecek bir arabanız olmaz. Çünkü çalışmaz.
O işin son kısmı son aşama bir bakıma, bizim altyapı çalışmalarının ilk adımı olacak. Alt yapının ikinci aşaması da gidilebilecek mesafenin artırılmasını sağlamalıdır. Batarya diyince bugünkü akü teknolojisiyle sınırlıyız eğer ortalama bir ağırlık ve hız söz konusuysa, bu da aşağı yukarı 190 km dir. 190 kilometre bir çok kişi için yeterli bir mesafedir. Ama yolda kalmayı kimse istemez. Dolayısıyla dağıtım ağımıza ikinci öğeyi de eklemiş oluyoruz: batarya takas sistemi. Geliyorsunuz, boşalmış akünüzü çıkarıyorsunuz. Tam dolu bataryayı takıyorsunuz ve sürüşe devam ediyorsunuz. Bunu bizzat siz yapmıyorsunuz. Makineler yapıyor. Araba yıkatmak gibi. Araba yıkama servisine geliyorsunuz. Ve bir platform geliyor, bataryanızı alıyor, çıkarıyor, yenisini geri takıyor. İki dakika içinde yol tekrar yoldasınız. Ve sürüşe devam edebilirsiniz. Eğer bu şarj noktalarından her yerde olursa, ve bu batarya takas istasyonlarından da her yerde olursa, sizce ne kadar sıklıkla bunları kullanmanız gerekirdi? Hesaplamalara göre takas işlemi benzin doldurmaktan daha hızlı. Dolayısıyla biz de anlaşmaya ekledik bunu. Dedik ki, eğer bataryanızı yılda 50 kereden fazla takas ederseniz size geri ödemeye başlayacağız çünkü bu yaşamınızı zorlaştırıyor.
Ardından maliyet sorusunu araştırdık. Batarya ile arabayı ayırınca, yani iki ayrı birim olarak görünce ne oluyor diye oturduk inceledik. O bataryanın maliyeti ne kadar? Herkes bataryaların çok pahalı olduğunu söylüyor. Bulgularımıza göre, molekül seviyesinden elektronlara geçildiğinde garip bir olay oluyor. Geleneksel araba ekonomisini geri dönüp tekrardan gözden geçirebiliriz. Bir bakıma batarya bir benzin deposu değil. Hatırlayın, arabanızda bir benzin deponuz var. Ham petrolü alıyorsunuz. Ve bu ham petrolü rafine edip dağıtıyorsunuz ve petrol ya da benzin oluyorlar. Bu bağlamda batarya da ham petrol gibi. Batarya yuvamız var. Bunun maliyeti de bir tanker petrol ile aynı. Ama ham petrol batarya ile yer değiştirdi. Sadece, yanmıyor. Her kullanımda birazcık daha kendini tüketiyor. Günümüz bataryaları 2 bin kere kulanılabiliyor. Ve bu bir bakıma ufak bir kuyu. Eskiden bir elektrikli araba aldığımızda arabanın ömrü boyunca kullanacağı tüm kuyunun parasını da ödüyorduk. Kimse araba aldığında ufak bir kuyuyu da almak istemez. Bir bakıma yaptığımız şey yeni bir sarf malzemesi yaratmak.
Siz, şu anda, benzin milleri alıyorsunuz. Ve biz elektrik millerini yarattık. Ve elektrik millerinin fiyatı çok şaşırtıcı bir sayıya denk geliyor. Bugün, 2010 için, yani pazarda, hacim olarak, mil başına 8 sent. Bunun ne demek olduğunu hesaplayamayanlarınız için bunun anlamı şudur, ortalama amerikan tüketicisi benzin ile galon başına 20 mil gidiyor. Bu da galon başına bir buçuk, bir nokta altı dolar eder. Yani elektrik Birleşik Devletler'de bile benzinden daha ucuz. Vergilerin olduğu Avrupa'da bundan varil başına 60 dolar daha eksiltebilirsiniz. Ama e-miller Moore yasasını izler. 2010'da mil başına sekiz sentken, 2015'de mil başına dört sente, 2020'de mil başına iki sente iner. Neden? Çünkü bataryaların hayat döngüsü gelişir -- enerji yoğunluğundaki ufak bir artma fiyatı düşürmeye yeter. Ve bu fiyatlar aslında temiz elektronlar üzerinden. Kömürden gelen elektronları kullanmıyoruz. Yani bir bakıma bu mutlak derecede sıfır karbon ve fosil yakıt, 2020'de iki sente elektrik mili almak demek. 2020'de bir galon ile 40 mil gidebilsek bile, ki şu andaki isteğimiz bu. Yani hayal edin ki yollarda galon başına 40 mil giden arabalar var. Bu galon başına 80 sent eder. Galon başına 80 sent demek, tüm Pasifik okyanusu ham petrol olsa, ve herhangi bir petrol firması bunu çıkarıp rafine edebilse, yine de mil başına iki sent ile mücadele edemez demek. Bu bir çok kişiyi büyüleyen, yeni bir ekonomik faktördür.
Bundan güzel bir makale yazılabilirdi aslında. Yani esasen bu işi ben böyle çözmeyi hayal etmiştim. Hükumetlere broşürler dağıttım. Ve bazıları genç nesillerin aslında bu konular üzerinde kafa yormalarını büyüleyici bulduklarını söyledi. (Kahkahalar) Ta ki gerçek global genç liderle buluşana kadar, Shimon Peres, İsrail cumhurbaşkanı. Beni çok güzel bir dalavereye getirdi. Önce benim ülkenin başbakanıyla görüşmeme izin verdi. Başbakan da bana, eğer bu ağ için gerekli olan 200 milyon doları bulabilirsen, ve eğer bu arabaları seri üretime sokacak ve İsrail'in ihtiyacı olan iki milyon arabayı üretecek bir şirket bulabilirsen, ben de sana bu 200 milyonu yatırabileceğin bir ülke veririm. Peres bunun çok harika bir fikir olduğunu düşündü.
Ve dolaşmaya başladık, tüm araba firmalarına baktık. Tüm araba firmalarına mektuplar yolladık. Üçü görüşmeye yanaşmadı. Biri de, eğer bu işi hibritler ile yaparsak bize indirim yapabileceğini söyledi. Ama bunlardan bir tanesine Carlos Ghonsn, Renault ve Nissan'ın CEO'suna, hibritleri sorduğumuzda harika bir cevap verdi. Dedi ki hibritler deniz kızı gibidirler. Balık istediğinde kadın olurlar ve kadın istediğinde balık olurlar. (Kahkahalar) Ve Ghosn çıkıp dedi ki, "Sayın Peres, araba benden olacak, arabaları ben yaparım." Ve gerçekten de sözünü tuttu, Renault, seri üretim ile piyasaya çıkacak, bizim modele uyan dokuz değişik tipte araba üretmek için bir buçuk milyar dolar yatırım yaptı -- seri üretimden kasıt, ilk sene için 100 bin araba. Piyasada bulunan sıfır emisyonlu ve seri üretime giren ilk elektrikli araba. Chirs'in dediği gibi, SAP denilen büyük bir yazılım firmasının CEO'luğu için uğraşıyordum Ve Peres geldi dedi ki, "Peki bu projeyi sen yürütmüyor musun?" Ve ben de "Ben zaten CEO ( icra başkanıyım ) yum" dedim, O da, "Hayır hayır hayır. Önce bana ülkeni ve dünyayı kurtarmaktan daha önemli ne olabilir açıkla, ben de senin gitmene izin vereyim." dedi.
Ve bunun üzerine işimden ayrılıp A Better Place'i ( Daha İyi Biryer ) kurmak durumunda kaldım. Sonra bu işi büyük ölçeğe yayma kararı aldık. Diğer ülkelere gittik. Dediğim gibi Danimarka'ya gittik. Ve Danimarka şu güzel IQ testini yürürlüğe koydu. Vergilerle ters orantılı. Benzinli arabalara yüzde 180 vergi koydular ve sıfır emisyonlu arabalara sıfır vergi. Yani Danimarka'da benzinli araba almak istiyorsanız bu size 60 bin avroya mal oluyor. Bizim arabamızı alırsanız 20 bin avro. Eğer IQ testini geçemezseniz ülkeyi terk etmenizi rica ediyorlar. (Kahkahalar)
Biz bu işlerle uğraşırken tabi sonradan bize küçük adalarda iş yapan adamlar lakabı verildi. Biliyorum, bir çok kişi Israil'i ufak bir ada olarak görmez. Ama Israil bir adadır. Bir nakliye adası. Eğer arabanız İsrail dışına çıktıysa çalınmış demektir. (Kahkahalar) Eğer adalar bağlamında düşünürsek, bulabileceğimiz en büyük adaya gitmeye karar verdik. Yani Avustralya'ya. Anlaştığımız üçüncü ülke Avustralya. Orada üç merkezimiz var -- Brisbane'de, Melbourne'de, Sydney'de -- bir çevre yolu, bir elektrik çevre yolu bunları bağlıyor. Bir sonraki adayı bulmak zor değildi, bu ada Hawaii. Birleşik Devletlere gelmeyi kararlaştırdık en güzel iki yeri seçtik -- Birisi üzerinde hiç bir uzun mesafe olmayan Hawaii adasıydı, bir batarya ile tüm adayı turlayabilirsiniz. Ve gününüz gerçekten uzun sürecekse değiştirir, adada turlamaya devam edebilirsiniz.
Diğeri ise San Francisco Koy Bölgesi. Burada Gavin Newsom tüm valilikler için güzel bir politika oluşturmuş. Önce gayri resmi, sonra da resmi olarak eyaleti ele geçirmeye kara vermiş. Şimdi de Bölge Bir isimli politikayı yarattı. San Francisco Koy Bölgesi'nde Prius ( Toyota nın Hibrid modeli ) yoğunluğunun yanında, araba ile seyahat menzilini uzatmak için çok iyi bir yöntemleri var. Buna diğer araba diyorlar. İşi büyütmeye karar verdiğimizde A.B.D.'de karşılaşa bileceğimiz en büyük sorunu araştırdık. Bu mesele neden önemli? Önemli çünkü şu enteresan gerçeği gördük... bireysel seviyede ufak problemleriniz olduğunda, mesela her gün kullandığımız benzinin fiyatı gibi, bunu önemsemiyoruz, ama aslında problemimizin genel bir toplamını alırsanız iş değişiyor, değil mi?
Evet, petrol fiyatlarına gelelim, bunlar önceden gördüğümüz bazı eğriler gibi, tükenme kavisi çiziyor. Bu eğrinin temelinde, yer yüzüne yakın olan kuyuların azalması yatıyor. Ve petrol için gittikçe daha derin kuyular açmak gerekiyor. Kazı yapmak gittikçe daha pahalı olmaya başlıyor. Belki bu eğri zaman içinde çıkmış, inmiş, çıkmış, böyle iniş çıkışlara devam eder diye düşünebilirsiniz. Ama problem şu: altı ay önce varil başına 147 dolar öderken, A.B.D. petrol için bir ton para harcadı. Sonra ekonomi bozuldu ve tekrar 47'ye düştük. Bazen 40 bazen de 50 oldu. Şu anda canlandırma paketini kullanıyoruz. Trilyon dolarlık canlandırma paketi deniyor. Ekonomiyi hayata döndüreceğiz deniyor. Umut ediyoruz ki bu, bu sene ile 2015 arasında bir yerlerde gerçekleşecek. Peki ekonomi toparlarsa ne olur? 2015'e kadar şu anki hızla bile devam etsek en az 250 milyon yeni arabamız olacak. Bu yüzde 30 ek petrol ihtiyacı demek. Yani günde 25 milyon ek varil demek. O da bugünkü kullanımla hesaplarsak... Başka bir deyişle, işleri düzeltince, tepe noktasına çıkıyoruz. Sonra OPEC canlandırma paketini kullanıyoruz yani varil başına 200 dolar paketini. Kazandığımız parayı geri veriyoruz. O zaman ne oluyor biliyor musunuz? Tekrardan çöküyoruz. Bi yukarı, bi aşağı gidiyoruz... Sonra aşağı gitmeler daha uzun oluyor ve yukarı çıkmalar daha da kısa sürüyor.
Ve işte bu da artan problemler ile, mesela CO2 in gittikçe birikmesi ve artıp tepe noktasına ulaşması gibi, azalan problemler arasındaki farktır, Burada da elimizdekini kaybederiz, bu öyle bir salınım yapar ki elimizde olan her şeyi kaybederiz. Cevabın ne olabileceği konusunda çalışmalar yaptık. 2015'e kadar bir milyon hibrit arabası seferberliğini hatırladınız değil mi? İşte o A.B.D.'nin petrol tüketiminin yüzde 0.5'i. Ve dünyanın da sıfır nokta sıfır sıfır bilmem kaçı demek. Çok bir değişiklik yapmayacak.
MIT'nin bir çalışmasına baktık: global yollarda on milyon elektrikli araba... Şimdiden başlayarak 500 milyona 10 milyon araba ekleyeceğiz. Bu elde edebileceğiniz en karamsal rakam. Aynı zamanda da en iyimser rakam çünkü bu, bu endüstriyi 2011'de 100 bin araba ölçeğinden, 2016'da 10 milyon arabaya çıkaracağız demek -- Beş seneden daha az sürede 100 kat büyüme. Günümüzde çok fazla arabanın var olduğunu asla unutmayın. Her bölgede 10 milyon araba var. Bu muazzam bir miktar.
Çin buna ekleme yapıyor -- Hindistan, Rusya, Brezilya. Daha bu bölgeler de var. Avrupa bu işi petrole vergi koyarak çözdü. Harekete geçecek ilk yer orası olacak çünkü petrol fiyatları çok yüksek. Çin bir kararname ile çözecek. Bir noktadan sonra şehre benzinli araba girmesini yasaklayacaklar. Ve kökten çözecek. Hindistanlılar ise bunu neden dert ettiğimizi bile anlamıyorlar çünkü çoğu hintli ancak bir seferde iki ya da üç galon dolum yapabiliyor. Onlar için 120 mil dayanan batarya demek menzil artışı demek, azaltma değil. Fiyatların uygun olmadığı tek ülke biziz. Endüstrimiz de uygun değil. Tüm A.B.D. çapınca çözmek için hiç bir teşvik bulunmuyor.
Peki araba endüstrisi ne yapıyor bu konuda? Çok ilginçdir ki araba endüstrisinin dikkatleri kendileri üzerinde sadece. Öyle bir yola çıktılar ki "Araba 1.0'' dediler ''her şeyi arabanın dahilinde çözeceğiz." Alt yapı yoksa, problem de yok. Ama etrafımızı saran zinciri unuttuk. Etrafımızda gelişen olayları da unuttuk. Biz Araba 2.0'ın çıkışını bekliyoruz -- yepyeni bir pazar, yepyeni bir iş modeli. Öyle bir iş modeli ki arabayı kullandığınız kadar cebinizden para çıkacak Yani dakikalar için ya da miller için diyebilirsiniz. Bu modeli zaten biliyorsunuz arabanın fiyatı ucuzlayacak tıpkı cep telefonları gibi. Kullandığınız km başına para vereceksiniz. Paranın birazı araba üreticisine gidecek. Birazı sizin kendi cebinize girecek. Ama bizim arabalarımız benzinli arabalardan daha ucuz olacak.
Arabaların rüzgar değirmenleriyle eşleştiği bir dünyaya bakıyoruz. Danimarka'da, bu arabaların yakıtı rüzgar değirmenleri olacak, petrol değil. İsrail'de, ülkenin güneyine güneş tarlaları oluşturmak istedik. Millet dedi ki, "Ya, çok ama çok geniş bir alan istiyorsunuz." Biz de, "Ya gelecek yüzyıl için bu alanda güneş tarlası yerine bir petrol kuyusu bulduğumuzu size ispat edersek?" dedik. Onlar da, "Biz denedik, petrol yok burada" dediler. Ama biz, "Hayır, ya size ispat edersek ne olur?" dedik. Onlar da, "İstersen kazın" dediler. Ve biz de aşağıya doğru değil, yukarıya doğru kazdık (panelleri kastediyor). Bu örnekler birbirinin mükemmel eşleridir.
Şimdi tek ihtiyacınız üretilen elektriğin yüzde 10'u sadece. Bunun 10 senelik bir proje olduğunu düşünün. Her sene için yüzde bir eder. Şimdi büyük problemleri çözmeyi düşündüğümüz zaman, iki rakam üzerinde düşünmeye başlamalıyız. Bunlar 2020'de yüzde 20 değil. Bu iki rakamın biri sıfır, aynı sıfır ayak izi ya da sıfır petrol gibi ve diğeri de sonsuz. Sonsuz kere kullanılabilirlik gibi... Ve bu senenin sonunda COP15'e ( BM İklim Değişikliği Konferansı ) gidince biriken CO2'yi ne yapacağız diye düşünüp duracağız... Artık bu tip çözümlere giden ülkeler için teşvikler vermeyi düşünmemiz ve bizim de niyetli olmamız gerekiyor.
Bir araba 4 ton CO2 salıyor. Ve bugün 700 küsür milyon araba 2.8 milyar ton CO2 salınımı yaptı. Bu artan problemimize yaklaşık yüzde 25 kadar yük demek. Arabalar ve kamyonlar CO2 salınımının yüzde 25'i kadarından sorumlular. Bu problemi ele alıp çözmemiz gerekiyor ve bunu dünyanın sonu gelmeden sıfıra indirmeye odaklanarak yapmamız gerekiyor. Bu fikirlerimi A.B.D. meclis üyeleriyle paylaştım aslında Benim idollerimden biri olan Bobby Kennedy Jr. isimli bir beyle paylaştım. Dedim ki, amcanızın hatırlanmasının bir sebebi de şudur O, aya adam göndereceğimizi söyledi ve bunu on senede gerçekleştireceğimizi belirtti. Adamın yüzde 20'sini aya göndereceğimizi ve bu adamı %20 şansla dünyaya sağlam getirebileceğimizi söylemedik yani. (Kahkahalar)
O da benimle başka bir hikayeyi paylaştı, bundan 200 sene öncesinde geçiyor. 200 sene önce, Büyük Britanya parlamentosunda, ekonomi mi ahlak mı diye uzun bir tartışma yapıldı. Endüstriyel Birleşik Krallığın enerjisinin yüzde 25'i, aynı bugünkü emisyonun yüzde 25'inin arabalardan gelmesi gibi ahlaki olmayan bir kaynaktan sağlanıyordu: insan köleler. Ve bir tartışma vardı. Köleleri kullanmayı bırakmalı mıyız? Ve bunun ekonomimize etkisi ne olur? Millet dedi ki, "Bunu yapmak için zamana ihtiyacımız olacak. Hemen yapmayalım. Mesela kölelerin çocuklarını bırakalım ama köleler aynen devam etsin. Ve bir ay boyunca tartıştıktan sonra köleliği durdurmaya karar verdiler. Ve bir sene geçmeden endüstri devrimi gerçekleşti. Ve Birleşik Krallık 100 senelik ekonomik büyüme yaşadı. Doğru ve ahlaki bir karar almalıyız. Bunu hemen yapmamız gerekiyor. Bunun için başkanın desteğini arkamıza almamız gerekiyor, aynı İsrail'in petrole son dediği gibi. 20, 50 sene çözüm için beklememeliyiz, bunu bu dönemin içinde halletmeliyiz çünkü bunu yapmazsak, ekonomimizi kaybetmeden önce, ahlakımızı kaybedeceğiz.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Hibrit otomobilleri unutun -- Shai Agassi, eğer emisyon oranlarında bir etki yaratmak istiyorsak ya elektrik arabalar tercih edilmeli ya da bu işi bırakmalı diyor. Şirketi Better Place'in, tüm ülkeleri 2020'ye kadar petrolden arındırmak için radikal bir planı var.
Shai Agassi wants to put you behind the wheel of an electric car -- but he doesn't want you to sacrifice convenience (or cash) to do it. Full bio »
Translated into Turkish by Erturul Karademir
Reviewed by Koray Gencel
Comments? Please email the translators above.
05:25 Posted: Mar 2009
Views 331,873 | Comments 94
16:17 Posted: Jun 2006
Views 1,446,122 | Comments 214
09:12 Posted: Dec 2008
Views 225,157 | Comments 114
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.