Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Bazen garip konuşmalar yapmak için davet edilirim. Mesela doldurulmuş hayvan kılığına girip spor etkinliklerinde sahneye çıkan kişilere konuşma yapmak için çağrılmıştım. Maalesef gidemedim. Ancak bu durum beni; bu insanların, en azından bir kısmının geçimlerini sağlamak için ne yaptıklarını bildikleri gerçeğini düşünmeye sevketti. Yaptıkları şey doldurulmuş hayvan kılığına girmek ve spor etkinliklerinde insanları eğlendirmek.
Bu daveti aldıktan kısa bir süre sonra balon hayvanlar yapan insanların kongresinde konuşmak için davet edildim. Ve yine gidemedim. Fakat bu çok etkileyici bir gruptu. Balondan hayvanlar yapıyorlar. Porno hayvanları yapanlarla İncil hikayelerindeki hayvanları yapanlar arasında büyük bir ayrılıkçılık var. (Kahkahalar) Fakat yine de balonlarla bir çok harika şey yapıyorlar. Çok sık olmasa da bazen başları belaya giriyor. Ve bu kişilerle ilgili diğer bir şey ise onlar da geçimlerini sağlamak için ne yaptıklarını biliyorlar. Balondan hayvanlar yapıyorlar.
Fakat biz geçimimizi sağlamak için ne yapıyoruz? Bunu izleyen insanlar her gün tam olarak ne yapıyorlar? Şunu iddia ediyorum ki biz yaptığımızın herşeyi değiştirmeye çalışıyoruz. Mevcut durumda bizi rahatsız eden iyileştirilmesi gereken birşey bulmaya çalışıyoruz. Değişmek işin adeta kaşınan bir şey buluyor ve onu değiştiriyoruz. Büyük, önemli ve kalıcı değişiklikler yapmaya çalışıyoruz. Ancak bunun böyle olduğunu düşünmüyoruz. Sürecin nasıl işlediğine dair konuşmak için çok zaman harcamadık. Ben birkaç yıldır bunun üzerine çalışıyorum. Ve bugün sizinle bir kaç hikayeyi paylaşmak istiyorum.
İlk olarak, Nathan Winogard isimli bir adamdan bahsedeceğim. Nathan, San Francisco SPCA (Hayvanlara Zulmü Engelleme Derneği)'nin ikinci adamıydı. Ve muhtemelen SPCA'nın hakkında bilmediğiniz şeylerden biri kedileri ve köpekleri öldürmek üzere kurulduğudur. Şehir yöneticileri onlara ayrıcalıklar verdiler başıboş hayvanları sokaklardan temizleyip ve yok etmek için Bir yılda dört milyon köpek ve kedi öldürülürdü. Çoğu 24 saat içinde sokaklardan kepçe ile temizlendi. Nathan ve patronu bunu gördüler. Ve buna tahammül edemediler. Böylece San Francisco'yu vahşetten arındırmak için bir hedef belirlediler. Hasta veya zararlı olmayan her kedi ve köpeğin öldürülmeyip sahiplendirildiği bir şehir yaratmak. Herkes bunun imkansız olduğunu söyledi. Nathan ve patronu yönetmelikte değişilik yapılması için şehir yönetimine gittiler. SPCA'dan ve ülkenin dört bir tarafından humanist barınaklar onlara karşı gelmek için San Francisco'ya akın ettiler. Acımasız ve insancıl olmayan bir hareket olduğunu söylemek için. Israr ettiler. Ve Nathan direk halka gitti. Bunu önemseyen insanlarla iletişime geçti. Amatör ama tutkulu insanlara. Ve sadece birkaç yıl içerisinde, San Francisco vahşetten arınmış ilk şehir oldu. Hesaplarında açığı bulunmayan ve tamamıyla topluluk tarafından desteklenen. Nathan oradan ayrılıp New York, Tompkins'e gitti. Amerika Birleşik Devletler'i sınırları içinde olsa da San Francisco'dan olabildiğince farklı bir yere. Ve yine aynısını yaptı. O övgüler alan bir köpek yakalayıcısından toplumu dönüştüren birine dönüştü. Ve sonra Kuzey Karolayna'ya gidip aynı şeyi tekrar yaptı. Ve Renoya gitti ve yine aynı şeyi yaptı.
Ve ne zaman Nathan'ın yaptıklarını düşünsem ve ne zaman burada insanların yaptıklarını düşünsem, fikirlere yoğunlaşıyorum. Ve ben bir fikir yaratma fikrinin, bir fikri yaymanın arkasında çok daha fazlası olduğunu düşünüyorum. Hiç Musevilerin evlilik töreninde bulundunuz mu bilmiyorum. Ama size orada ne yaptıklarını anlatayım: bir ampulü alıp ve ayaklarıyla parçalarlar. Bunun bazı nedenleri var ve hatta bu konuda anlatılan hikayeler var. Ama sebeplerden biri değişimi simgelemesi. Daha önceden sonrakine doğru değişimi. Zamanda bir anlık bir şey. Ve bizler şu an tam olarak da fikirlerin yaratılma, yayılma ve kabul görme şekillerinin değiştiği kilit zamanlarda yaşıyoruz.
Biz fabrika fikri ile başladık: Tüm dünyayı değiştirebilecek değişimi üretecek etkin bir fabrikanız olsa... Daha sonra televizyon fikrine geçtik. Denildi ki eğer yeterince konuşabiliyorsanız, yeterince televizyonda görünebiliyorsanız, veya yeterince reklam yapabilirseniz, kazanırsınız. Ve şimdi bu yeni bir liderlik modeline ulaştık. Bu noktada parayla veya sistemi etkileyeck güçleri kullanarak değil, liderlik ederek değişimi sağlıyoruz.
Size üç döngüden bahsetmeme izin verin. Birincisi fabrika döngüsü. Henry Ford harika bir fikirle ortaya çıkar. Bu fikir ona günde 50 cent ile çalışmaya alışık insanları işe alıp ve onlara günlük 5 dolar ödemesini sağlar. Çünkü onun yeterince verimli bir fabrikası vardır. Bu tür bir avantajla bir sürü arabayı seri olarak üretebilirsiniz. Çok fazla değişimi gerçekleştirebilir, yollar inşaa ettirebilirsiniz. Bütün bir ülkenin yapısını değiştirebilirsiniz. Yaptığınız şeyin özünde çok daha ucuz iş gücü ve daha hızlı makineler yatar. Ve sorun şu ki, şu an artık her ikisi de elimizden uçup gidiyor. Daha ucuz iş gücü ve daha hızlı makineler. (Kahkahalar)
Öyleyse vitesi bir süreliğine yükseltiyor ve diyoruz ki, " Biliyorum. Televizyon Reklam. İtiş gücü. Güzel bir fikir bul ve onu dünyaya empoze et. Daha iyi bir fare kapanım var. Ve bunu yeterince insana anlatabilecek kadar param olursa, yeterince satış da yapabilirim." Ve bu fikir üstüne büyük bir endüstri inşa edebilirsin. Eğer gerekirse bebekleri reklamlarına koyabilirsin. Eğer gerekirse bebekleri kullanarak diğer şeyleri satabilirsin. Ve eğer bebekler de işe yaramazsa, doktorları kullanabilirsin. Ama dikkatli ol. Çünkü biri yerine diğerinden bahsettiğin talihsiz bir zıtlık hali de istemezsin. (Kahkahalar) Bu model senin kral gibi davranmanı gerektirir. Odanın önünde durup arkadakilere birşeyler fırlatan kişi gibi. Yetki sendedir. Ve insanlara daha sonra ne yapacaklarını sen söylersin. Bu durumu anlatacak küçük bir şekil çizsek, sen burda yukardasın ve aşağıdaki dünyaya birşeyleri itekliyorsun. Bu yöntem, yani kitlesel pazarlama ortalama fikirler gerektirir, çünkü kitlelere yöneliyorsun ve de yığınlarca reklama. Spamciler olaraksa insanları fikirimizi satın almaları için hipnotize etmeye çalıştık. Amacımıza katkıda bulunmaları için herkesi hipnotize etmeye çalışmak. Adayımıza oy vermeleri için herkesi hipnotize etmek. Ve maalesef artık bu da eskisi kadar çalışmıyor. (Kahkahalar)
Ama iyi bir haberim var, gerçekten güzel bir haber. Ben buna kabileler fikri diyorum. Kabileler dediğim şey aslında çok basit bir kavram. 50 bin yıl önceye dayanıyor. İnsanları ve fikirleri birbirleriyle buluşturup liderlik etmeyle ilgili. Ve insanların da hep istedikleri buydu. Bir çok insan ruhani veya kiliselere bağlı kabilelere alışık. Bir iş kabilesi olmasına, veya cemaat kabilesine. Ama şimdi, internet sayesinde, kitlesel medyasının patlaması sayesinde ve toplumda ortaya çıkıp tüm dünyada yayılan diğer birçok şey sayesinde her yerde kabileler var.
Internet bizi birbirimize bağlayıp kaynaşmamızı sağlayacaktı. Bunun yerine benzer ilgi gruplarının oluşmasına imkan tanıdı. Şimdi bu tarafta kırmızı şapkalı bayanlar var. Şu tarafta kırmızı şapkalı triatletler. Organize ordular şurda. Organize olmayan isyancılar burda. Beyaz şapkalı yiyecek üretenler var. Ve beyaz şapkalı teknelerinde gezen insanlar var. Ukraynalı folklörcüleri bulabilir. Ve onlarla bağlantıya geçebilirsiniz. Çünkü bağlantıda olmak istiyorsunuz. Uçlarda olanlar birbirlerini bulup bir yerlere gidebilirler. Kendi gönüllü itfaiye teşkilatı olan her kasaba bu düşünme tarzını anlayabilir. (Kahkahalar)
Anlaşılıyor ki; bu photoshoplanmamış, meşru bir resim. Tanıdığım itfaiyeciler bunun alışılagelmiş olduğunu söyledi. Ve itfaiyeciler bazen yıkılmak üzere olan bir ev bulup tatbikat amaçlı yakıyorlar ve onu söndürme çalışması yapıyorlar. Ama her seferinde durup resim çekiyorlar. (Kahkahalar)
Biliyorsunuz ki korsanlar çok merak uyandıran bir gruptur. Bayrakları ve göz bantları vardır. Bir grup veya kabile üyesine rastladığınızda onları farkedersiniz. Ve anlaşılıyor ki sadece kabileler, ne para, ne fabrikalar, ama sadece kabileler dünyamızı, politikaları değiştirebiliyor, fazla sayıda insanı biraraya getirebiliyor. İnsanları istekleri dışında birşeylere zorladıklarından değil, ama insanlar birbirleriyle bağlantıda olmak istediklerinden oluyor bu.
Artık günüzümde hayatımızı sürdürmek için sanırım, hepimizin yaptığı şey değiştirmeye değer bir şey bulmak. Sonrasında da kabileler kuran kabileleri kurup fikrimizi yayıcak fikri yaymalarını sağlamak. Böylece bu bizden de büyük bir şey halini alıyor. Bir hareket oluyor. Al Gore dünyayı değiştirmek üzere yola çıktığında bunu tek başına yapmadı. Bir sürü reklam vererek de yapmadı. Bir hareket yaratarak yaptı. Ülkenin dört bir tarafından binlerce insan, o her gece aynı anda 100, 200, 500 şehirde olamayacağı için, sunumunu onun yerine yaptı.
Herkese ihtiyacınız yok. Kevin Kelley'nin bize öğrettiğine göre sadece, ne bileyim, bin kadar gerçek taraftara ihtiyacınız var. Bin kadar insan, bir sonraki, bir sonraki ve sonraki adımı atacak kadar önem veren bin kişiye. Bu demek oluyor ki yarattığınız fikir, ürün, hareket herkes için değil. Kitlesel birşey değil. Kitlelerden bahsetmiyoruz. Gerçekten inanları bulmaktan bahsediyoruz. Şu ana kadar söylediklerime bakıp "Bu tür bir lider olmak benim yapımda yok," diyebilirsiniz.
İşte size iki lider. Pek ortak özellikleri olmasa da. Aynı yaşlardalar. Ve tek ortak noktaları da bu. Ama yaptıklarına baktığınızda, her ikisinin de kendi başlarına teknolojik bakımdan yolunuzu bulmada farklı yollar yarattıklarını görürsünüz. Kimisi bir takımda çalışmaları için insanlar toplar. Kimisiyse diğer takımda olmaları için insanlar arar.
Ürün veya hizmet yarattığınızda bu kararlarınızı da etkiler. Biliyorsunuz ki bu benim en sevdiğim aletlerden biri. Ne yazık ki yazarların hareket yaratmaları için planlanmamış. Düşünsenize siz Kindle kullanırken sizinle aynı anda aynı kitabı okuyanların yorum, alıntı ve notlarını da görebilseydiniz neler olurdu. Veya kitap kulübünüzdekilerin, arkadaşlarınızın veya istediğiniz çevreden insanlarınkileri. Yazarlar veya fikirleri olanlar Pazartesi günü piyasaya çıkacak olan ikinci versiyonu kullansalardı neler olurdu düşünsenize. Ve bunu insanları organize etmek için kullansalardı. Ortak bir konuda kunuşmak isteyen insanları. İşin mekaniğiyle ilgili konuşabileceğim milyonlarca şey var. Ama sadece bir iki tanesinden bahsedeyim.
Beatles gençleri icat etmedi. Sadece onlara liderlik etmeye karar verdiler. Çoğu hareket ve çoğu liderlik insanları sahip olmadıkları bir şeyi istemeye ikna etmek yerine... bir şeye arzu duyan bir grup birbirinden bağımsız insanı bulmakla başlar.
Diane Hatz çiftlik hayvanlarının maruz kaldıkları durumları anlatan The Meatrix adlı videosunda vegan olma fikrini çıkarmadı. Bu konuya önem verme fikrini de icat etmedi. Ama insanların organize olmasına yardımcı oldu, böylece de bir harekete dönüşmesine yardımcı oldu.
Hugo Chavez, Venezüella'nın hükümetten hoşnut olmayan orta ve alt sınıfını keşfetmedi. Sadece onlara öncülük etti.
Rastafarianları Bob Marley icat etmedi. Sadece öne çıkıp "Beni takip edin'" dedi.
Derek Sivers CD Baby'yi icat etti. Bağımsız müzisyenlerin müziklerini büyük şirketlere satmadan pazarlayabilecekleri bir yer yarattı. Bu yer sayesinde müzisyenler ulaşmak istedikleri yerlere ulaşıp birbirleriyle bağlantıda olabiliyorlar.
Bu insanların ortak noktalarıysa "karşı" olmalarıdır. Karşı olanlar gidişata bakar ve "Bu böyle gitmez, ben bu şartlarda yaşayamam!" derler. Ayağa kalkıp yaptıklarımın arkasında durucak ve gidişatı düzelteceğim derler. Şu an ki durumu görüyorum ve bundan hoşnut değilim derler. Herbir küçük kural parçasına takılıp kurallar uyup işgüzar, yarı uyur halde talimatları takibeden kafasını eğip güruhta kaybolan arada bir kafasını kaldırıp "Ben değildim!" diyen kişiler değillerdir. Onlar ayağa kalkıp "Bu önemli. Bunun hakkında birşeyler yapmalıyız!" derler. Ve bunu herkes yapmayacaktır. Ama zaten herkese de ihtiyacınız yok. Sadece birkaç kişi yeter. (Kahkahalar) Kurallara bakıp bir işe yaramadıklarını farkedecek ve bağlantı halinde olmaları gerektiğinin ne kadar da önemli olduğunu farkeden birkaç kişi.
Yani Tony Shea bir ayakkabıcı işletmiyor. Zappos bir ayakkabıcı değil. Zappos ayakkabılara ilgi duyanlar için tek ve de tüm zamanların en iyi bağlantı merkezi, tutkularından bahsedip insanlarla temas içinde olup müşteri hizmetlerine yarın kazanabilecekleri bir kuruştan daha çok önem veren tek yer. Ayakkabı kadar sıkıcı bir şey olabilir. Veya bir hükümet devirmek kadar karmaşık bir şey olabilir. Ama aslında tamamiyle aynı davranış şekli.
Geraldine Carter'ın da keşfettiği gibi "Kendi başıma yapabilirim. Ama başkalarını da benim Climb and Ride' ıma (Tırman ve Bin) katılmalarını sağlayabilirsem o zaman hepimiz istediğimizi elde etmiş oluruz." diyebilmeyi gerektirir. Birinin bize önayak olmasını bekliyoruz.
Michelle Kaufman çevre mimarisinde yeni düşünme şekillerine öncülük etti. Bunu her defasında bir ev inşa ederek yapmıyor. İnsanların duymak istedikleri bir hikaye anlatarak yapıyor. Birbirleriyle kontak halinde olmak isteyen insanları buluşturarak yapıyor. Bir harekete öncülük ederek. Değişiklik yaparak. Ve bu böylece devam ediyor.
Size önereceğim üç soru var. İlki tam olarak kimi üzdüğünüz? Çünkü birilerini üzmüyorsanız gidişatı değiştirmiyorsunuzdur. İkincisi kimleri birbirine bağlıyorsunuz? Çünkü birçok kişi için işin özünde bu var. Birebir kurulan bağlar. Ve üçüncüsü kime önderlik ediyosunuz? Çünkü bu kısma yoğunlaşmak, inşa ettiğiniz mekanizmaya değil de kim ve önderlik etme kısmı değişimin geldiği nokta.
Tom's Shoes'daki Blake'in çok basit bir fikri vardı. "Bu ayakkabılardan her bir çift alındığında aynı çiftten bir tane de hiç ayakkabısı olmayan birine versem n'olur?" Bu Neiman Marcus mağazasında raf payı kazanmanın hikayesi değil. Bu bir hikaye anlatan bir ürünün hikayesi. Ve siz bu kayda değer ayakkabılarla etrafta dolaşırken biri "Bunlar ne?" diyecek. Siz Blake'in adına bu hikayeyi anlatacaksınız ve ayakkabı verilen insanların adına. Ve bir anda bir çift veya 100 çift ayakkabı değil, onbinlerce çift ayakkabıdn bahsedilmeye başlanacak.
Arkadaşım Red Maxwell son on yılını juvenil diyabetle savaşarak geçirdi. Bununla savaşan organizasyonla savaşarak değil, onlarla beraber savaşıp onlara liderlik ederek onları birbirleriyle bağlantıya geçirip, gidişatı zorlayarak çünkü bu konu onun için önemli. Ve etrafındaki insanlar bu bağlantıya ihtiyaç duyuyorlar. Liderlik edilmesine ihtiyaç duyuyorlar. Bu liderlik bir fark yaratmaya yarıyor.
İnsanlara liderlik etmek için onların iznine ihtiyacınız yok. Ama eğer bu izne ihtiyaç duyarsanız, işte burda. Bekliyorlar, bekliyorlar, onlar bir sonraki adımda gidecekleri yeri göstermenizi bekliyorlar. İşte liderlerin ortak noktası bu. İlk olarak gidişatı kabullenmiyor, zorluyolar. Mevcut durumu yokluyorlar. İkincisi bir kültür inşa ediyorlar. Gizli bir dil, yedi saniye süren bir tokalaşma şekli, sizin dahil olup olmadığınızı anlayacakları bir yol. Meraklılar. Kabilelerindeki insanları merak ediyorlar. Dışardakileri merak ediyorlar. Sorular soruyorlar. İnsanları birbirlerine bağlıyorlar. İnsanların en çok istediği şey nedir biliyor musunuz? Özlenmek isterler. Orda olamdıkları gün özlenmek isterler. Gittiklerinde özlenmek isterler. Ve kabile liderleri bunu yapabilir. Çok enteresan ama tüm kabile liderlerinin karizması vardır. Fakat lider olmak için karizmaya ihtiycınız yoktur. Lider olmak size karzima kazandırır. Başarılı olmuş liderleri incelerseniz karizmanın liderlik etmekten geldiğini görürsünüz. Ve son olarak kendilerini adarlar. Kendilerini meseleye adarlar. Kabileye adarlar. Kendilerini orada bulunan insanlara adarlar.
İşte bu yüzden sizden birşey yapmanızı isteyeceğim. Umarım elinizin tersiyle itmeden bir düşünürsünüz. Sizden yapmanızı istediğim şey sadece 24 saatinizi alıyor, Bir hareket yaratın. Önemli olan birşey. Başlayın. Onu yapın. Buna ihtiyacımız var. Çok teşekkürler. Gerçekten teşekkürler. (Alkış)
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Seth Godin Internet'in kitlesel pazarlamanın sonunu getirdiğini ve çok öncelerden aşina olunan insani bir sosyal birimin dirilttiğini öne sürüyor. Ortak fikir ve değerler üstüne kurulan kabileler sıradan kişilere önderlik etme ve böylelikle büyük değişiklikler yapmak için güç sağlıyor. Seth Godin, bizi de böyle bu şekilde hareket etmeye teşvik ediyor.
Seth Godin is an entrepreneur and blogger who thinks about the marketing of ideas in the digital age. His newest interest: the tribes we lead. Full bio »
Translated into Turkish by cagla aral
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
17:01 Posted: Apr 2007
Views 1,275,379 | Comments 141
20:46 Posted: Jul 2008
Views 348,733 | Comments 56
14:19 Posted: Jan 2009
Views 317,988 | Comments 71
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.