Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Sizi neyin öldüreceğinden endişe eder misiniz? Kalp hastalığı, kanser, araba kazası? Pek çoğumuz kontrol edemeyeceğimiz savaş, terörizm, Haiti'deki trajik deprem gibi şeylerden endişe duyarız. Ama insanlığı gerçekten tehdit eden nedir? Bir kaç yıl önce, Prof. Vaclav Smil tarihi değiştirmeye yetecek büyüklükte ani felaketlerin olasılık hesabını yapmaya çalıştı. Bunlara "ağır öldürücü devamsızlıklar" adını verdi, yani bunların önümüzdeki 50 yıl içinde 100 milyon kişiyi öldürebileceğini düşündü. Yeni bir dünya savaşı olasılığını düşündü, büyük bir volkanik patlamanın, hatta bir asteroid'in dünyaya çarpabileceğini. Ama bütün bunların en tepesine olasılığı en yüksek ihtimal ile yerleştirdiği yani yaklaşık %100 ihtimal verdiği şiddetli bir grip salgınıydı. Siz grip için şunu düşünebilirsiniz; kötü bir soğuk algınlığı. Ama grip bir ölüm fermanı da olabilir. USA'da her sene 36.000 kişi mevsimsel gripten dolayı hayatını kaybediyor. Gelişen ülkelerde veriler çok daha tuhaf ama ölüm yüzdesi kesinlikle daha yüksek. Problem bu virüsün ara sıra çok çarpıcı bir şekilde mutasyona uğrayıp, aslında yeni bir virüs haline gelmesi. Böyle durumlarda pandemiler oluşuyor
1918'de ortaya çıkan yeni bir virüs kontrolsüz bir yangın gibi yayılıp dünyada 50-100 milyon kişinin ölümüne neden oldu. Bazıları belirtilerin ortaya çıkmasından saatler sonra öldüler. Bugün güvende miyiz? Bu sene hepimizi korkutan öldürücü pandemiden sıyırmış gibi duruyoruz, ama bu tehlike her an tekrar kapımızı çalabilir. İyi haber ise tarihte şu an bilim, teknoloji globalleşmenin birbirine yaklaşıp daha önce eşi benzeri görülmemiş bir şekilde, bütün ölümlerin beşte biri ve dünyada emsalsiz acılara yol açan enfeksiyon hastalıklarının önlenebilmesi için beraber çalıştıkları bir süreç yaşamaktayız. Bunu başarabiliriz. Var olan aşılar ile zaten milyonlarca ölüme şu an dahi engel oluyoruz. Ve bunları insanlara daha da çok ulaştırabilirsek, daha çok yaşam kurtaracağız. Ama yeni veya daha iyi sıtma, TBC, HIV, pnömoni, diyare grip aşıları ile dünya üzerindeki zamanın başlangıcından beri var olan bütün bu acılara bir son da verebiliriz.
Size aşıların ilanı için buradayım. Ama önce, size neden önemli olduklarını anlatmalıyım. Çünkü bu aşılar, aşıların gücü aslında bir fısıltı gibi. Aşılar işe yaradıklarında tarih yazarlar, ama bir süre sonra, isimlerini bile nadiren duyarsınız. Aramızda bazılarımız kollarında yuvarlak yara izleri olacak kadar yaşlılar, bu izler çocukken aldıkları bir aşılamanın izi. Çiçek hastalığı, geçen yüzyılda yarım milyardan fazla insanın ölümüne neden oldu ve artık aramızda yok, bu konuda en son ne zaman endişelendiniz? Yada çocuk felci -- kaçınız demir akciğeri anımsıyor? Artık böyle sahnelere şahit olmuyoruz çünkü aşılar var.
Bilirsiniz, aslında 30 kadar tuhaf hastalığı aşı ile tedavi edebiliyoruz ama ilginç olan hali hazırda HIV ve grip gibi şeyler ile tehdit ediliyor olmamız. Bu neden? İşte bu işin küçük ve kirli muamması. Yakın zaman dek, aslında bir aşının nasıl çalıştığını bilmemiz gerekmiyordu. Eski model deneme yanılma yolu ile çalışıp çalışmadıklarına bakıyorduk. Bir patojeni alıp, modifiye edersiniz, bir hayvan veya insana enjekte eder, onlara ne olduğuna bakarsınız. Bu yol patojenlerin çoğunda işe yarar, grip gibi kurnaz böceklerin bir kısmında da, ama insanların doğal bağışıklığının hiç olmadığı HIV de asla....
O zaman aşılar nasıl çalışır bakalım. Basit olarak bağışıklık sisteminizde gerektiğinde aktive olacak bir silah zulası yaratırlar. Yani viral bir enfeksiyona yakalandığınızda normalde bir kaç gün veya haftada vücudunuz buna karşı tüm gücüyle savaşmaya başlar ve bu çok geç olabilir. Önceden bağışıklandıysanız, bu vücudunuzdaki bu spesifik düşmanı hemen tanıyacak şekilde bir ön eğitim alan bir takım güçlere sahip olursunuz. Yani aşılar böyle çalışır. Şimdi videoya bakalım, bunu topluma ilk defa burada yani TED'de duyuruyoruz, başarılı bir HIV aşısı nasıl çalışabilir?
Bir aşı vücudunuza spesifik bir saldırganı nasıl tanıyacağınız ve nötralize edeceğiniz konusunda eğitim verir. HIV vücudun mukoza bariyerini geçtikten sonra immun hücreleri etkileyerek çoğalmaya başlar. Saldırgan bağışıklık sisteminizin ilk askeri birliklerinin dikkatini çeker. Dentritik hücreler veya makrofajlar, virüsü ele geçirip, yüzeylerinde parçalarını teşhir eder. HIV aşısı ile oluşturulan bellek hücreler ön askeri birliklerde HIV olduğunu öğrendiklerinde aktive olurlar. Bu bellek hücreler hemen tam olarak gerekli olan silahları harekete geçirirler. Bellek B hücreler plazma hücrelerine dönüşür, ve üst üste spesifik antikorları salgılamaya başlarlar, bu antikorlar HIV'e yapışır ve öldürücü T hücre birlikleri HIV ile enfekte olmuş hücreleri arayıp imha ederken, yeni hücrelerin enfekte olması da engellenmiş olur. Virüs yenilir. Aşı olmadığında ise, bu cevapların oluşması bir haftadan uzun zaman alıyor. O zamana dek zaten HIV'e karşı verilen savaş çoktan kaybedilmiş oluyor.
Çok havalı bir video, değil mi? Bu videoda iş başında gördüğünüz antikorlar çoğu aşının işe yaramasını sağlayan antikorlar. Yani buradaki asıl soru şu; Vücudumuzda tam olarak HIV veya grip için gerekli olan antikorların yapılmasını nasıl sağlayacağız? Bu iki virüs için de en temel sıkıntımız onların sürekli değişiyor olması. Grip virüsüne göz atalım. Grip virüsü bu görüntüsünde var olan bu değişik renkteki çıkıntılar sayesinde sizi enfekte ediyor. Ve ayrıca antikorların da bunları yakalamak ve virüsü nötralize etmek için bu tutmaçlara ihtiyacı var. Bunlarda bir mutasyon olduğunda şekilleri değişiyor ve antikorlar artık neyi aradıklarını bilemez hale geliyorlar. Bu sebeple de her sene bir parça daha farklı bir grip virüsu suşuna yakalanıyorsunuz. Yine bu sebeple bahar aylarında bir sonraki sene hangi yeni üç suşun bir sene sonrasında hüküm süreceğini tahmin edip, bunları tek bir şırınganın içine yerleştirip sonbahardaki üretime yetiştirmemiz gerekiyor.
Daha da kötüsü, en sık görülen grip olan Influenza A insanlarla yakın ilişki içindeki hayvanları da enfekte ediyor ve bunlar bu belirli hayvan gruplarında yeniden birleşebiliyorlar. Ek olarak, vahşi su kuşları influenzanın bilinen bütün suşlarını taşıyorlar. Yani şöyle bir durum oluyor, 2003'de H5N1 virüsü vardı ve bu virüs kuşlardan insanlara atlayarak, bir kaç özel durumda mortalite oranı %70'e varan aşikar durumlara neden oldu. Şanslıydık ki bu özel virüs o dönemde çok korku yaratmış olsa da, insandan insana çok daha kolay bulaşmıyordu. Bu seneki H1N1 tehditi ise aslında insan-kuş-domuz karışımıydı ve Mexico'da ortaya çıktı. Çok kolay bulaşıyor olmasına rağmen şansımıza orta derecede güçlüydü. Yani bir açıdan şansımız gerçekten yaver gidiyor, ama her an tepemizden başka bir kuş uçabilir.
Şimdi de HIV virüsüne bakalım. Grip virüsü kadar değişken ama grip virüsü HIV'e kıyasla Cebelitarık kayası gibi duruyor. AIDS'e sebep olan bu virüs bilim adamlarının şimdiye dek karşılaştıkları en düzenbaz patojen. Çılgın gibi mutasyona uğruyor. Bağışıklık sistemini aldatacak hileler yapıyor. Kendisi ile bizzat savaşacak olan hücrelere saldırıyor. Ve kendisini de çabucak genlerinize saklıyor. Bu slide'da grip virüsünün genetik bir çeşidine bakıyorsunuz ve bunu HIV ile kıyasladığınızda çok daha vahşi bir hedef görüyorsunuz. Bir dakika önceki videoda enfekte hücrelerden yayılan yeni virüs filoları gördünüz. Yeni enfekte olmuş birinde bu gemilerden milyonlarcasının olduğunu ve her birinin de bir parça daha farklı olduğunu düşünün Bunların hepsini tanıyacak ve bertaraf edecek bir silah bulabilmek işimizi çok daha zorlaştırıyor.
HIV'in AIDS'in etkeni olduğunun ortaya konmasından sonra geçen bu 27 senede tüm diğer virüslerin toplamından daha fazla sayıda HIV'i tedavi edecek ilaç geliştirdik. Bu ilaçlar şifa sağlamıyor ama yine de büyük bilimsel zaferlere örnekler, çünkü HIV tanısının konmasından sonraki otomatik ölüm fermanını, en azından bu ilaçları alanlar için, ortadan kaldırma konusunda başarılılar. Aşı çabasıysa aslında biraz daha farklı. Büyük firmalar bilimin çok zor olduğu ve aşıların da büyük ticari başarı getirmediği düşüncesiyle aşı çalışmalarından uzaklaştılar. Hatta bir çoğu AIDS için bir aşı yapmanın imkansız olduğunu düşündü, ama bugün yeni bilgiler tam tersini söylüyor.
Eylül ayında, Tayland'da yapılan klinik bir deneyden şaşırtıcı ve heyecan verici bilgiler sağladık. İlk defa AIDS aşısının insanlarda işe yaradığını gözlemledik, oldukça mütevaziydi ama olsun. Bu spesifik aşı yaklaşık 10 yıl öncesinde yapılmış olan bir aşıydı. Yeni konseptler ve erken deneyler şu an hayvan modelleri üstünde çok daha büyük başarı vaad ediyorlar. Geçen bir iki ay içinde, araştırmacılar enfekte birinin kanından pek çok yeni ve yok edici antikoru aşikar şekilde izole etmeyi de başardılar. Bu ne demek oluyor? Daha önceden HIV'in değişken olduğunu, ve geniş bir nötralize edici antikorun üzerine tutunup virüsün çeşitli varyasyonlarını etkisizleştirdiğini biliyorduk. Bunları alıp maymun modellerinizden en iyilerine koyarsanız, enfeksiyona tamamen koruma sağlamış olursunuz. Ek olarak, bu araştırmacılar HIV'in üzerinde antikorların tutunabileceği yeni bir bölge de buldular. Bu bölge ile çok özel olan şey ise virüsun mutasyonu sırasında bu bölgenin çok az değişmesi. Yani virüs kıyafetlerini ne kadar sıkça değiştirse de, hala aynı çorapları giymeye devam ediyor, ve bizim işimiz de insan vücudunu bu çoraplardan nefret eder hale getirmek.
Yani yeni bir durumumuz var. Thai sonuçları bize, AIDS için bir aşı yapabileceğimizi söylüyor. Ve antikor bulguları da bunu nasıl yapacağımızı anlatıyor. Bu yeni strateji, yani geriye doğru işleyen antikordan aşı adayı geliştirme tekniği, daha önce aşı araştırmalarında hiç yapılmamıştı. Buna retro(geriye doğru)-aşılama deniliyor ve aslında sadece HIV'den çok daha fazlasını içeriyor. Şöyle düşünün. Tanımladığımız yeni antikorlarımız var, ve bunlar virüsün pek çok ayrı varyasyonunun üstüne de tutunabiliyor. Çok özel bir kısıma tutunmaları gerektiğini de biliyoruz, yani bu çok özel kısmın yapısını tam olarak şekillendirebilirsek ve bunu bir aşı ile verebilirsek, bağışıklık sisteminizi uyarıp bunlara uygun antikorlar yapmalarını sağlayabilmeyi umud ediyoruz. Ve bu da evrensel bir HIV aşısı yaratmış olmamız demek. Kulağa aslında olduğundan daha kolay geliyor, çünkü bu yapı aslında sarı bağlanma bölgesine bağlı olan şu mavi antikorun şekline benziyor. Ve hayal edebildiğiniz üzre, bu üç boyutlu yapılar üstünde çalışması çok zor olan yapılar. Bunu çözmek için fikri olan birileri varsa da onu dinlemekten mutluluk duyarız.
Aslında HIV hakkında yapılmaya başlayan çalışmalar, şimdi pek çok hastalık için de yenilik getirmiş durumda. Örneğin bioteknoloji firmalarından birisi influenzaya karşı nötralize edici olduğu kadar grip virüsünü de hedef alan yeni bir antikor buldu. Şu anda şiddetli ve savaşılamaz grip vakalarını tedavi edebilmek için yeni bir kokteyl hazırlamakla meşguller. Uzun vadede yapabilecekleri şey ise bu retro-aşılama araçları ile gribe karşı koruyucu bir aşı olacak. Akılcı aşı dizaynı denilen alanın içinde retro-aşılama kullanılan tekniklerden sadece birisi.
Size bir örnek daha vereyim. Az önce sizinle grip virüsünün üstündeki H ve M çıkıntılarından bahsetmiştik. Şimdi bu diğer daha küçük kabartılara bakın. Bunlar genellikle bağışıklık sisteminden saklanırlar. Şimdi ortaya çıkan şeyse bunların virüs mutasyonu ile de değişmedikleri. Bunları spesifik antikorlar ile zayıflatırsanız, grip virüsünün bütün çeşitlerini de elimine etmiş olursunuz. Şimdiye kadar yapılan hayvan testleri böyle bir aşının ılımlı derecede bir hastalık geçirebilseniz de şiddetli geçebilecek vakaların önünü aldığını gösteriyor. Yani bu insanlarda çalışırsa, biz şu anda evrensel bir grip aşısından bahsediyoruz demektir; her sene değişmek zorunda kalmayacak ve ölüm tehditini ortadan kaldıracak bir aşı. İşte o zaman grip için "sadece kötü bir soğukalgınlığı" olarak bahsedebiliriz.
Elbette, hayal edilebilecek en iyi aşı ancak onu ihtiyaç duyan herkese ulaştırabilmemiz durumunda değerli hale gelecek. Bunu başarmak için de akıllı aşı dizaynını akıllı üretim metodları ile birleştirmemiz gerekiyor, ve elbette, akıllı dağıtım metodlarıyla da. Şimdi bir kaç ay öncesini düşünmenizi istiyorum. Haziran'da Dünya Sağlık Örgütü 41 yıl içinde ilk evrensel grip pandemisinin yaşanacağını bildirdi. Amerika hükümeti de grip salgını için 150 milyon doz aşıyı Ekim ayının 15'inden önce hazır edeceğine söz verdi. Bu aşıları gelişmekte olan ülkelere vermeye söz verdiler. Yüzlerce milyon dolar harcanarak aşı üretiminde mevcut akışın hızlanması sağlandı. Peki ne oldu?
İlk defa grip aşılarını nasıl yapacağımızı, bunları nasıl üretime sokacağımızı 1940'ların başında bulduk. Çok yavaş giden hantal bir işlemdi ve tavuk yumurtalarına bağımlıydı, milyonlarca canlı tavuk yumurtası. Virüsler sadece canlı şeylerin içinde yaşar ve grip için de tavuk yumurtalarının son derece yaralı olduğu ortaya çıkmış oldu. Suşların çoğu için yumurta başına bir veya iki doz kadar aşı elde ediliyordu. Çok şanslıyız ki, nefes kesici biomedikal gelişmeler devrinde yaşıyoruz. Yani bugün, bizler grip aşılarımızı... ...hala tavuk yumurtaları... (kahkahalar) yüzlerce milyon tavuk yumurtası. Yani, neredeyse hiç bir şey değişmedi. Sistem, bilirsiniz, güvenilir bir sistem. Ama sorun şu ki bir suşun ne kadar iyi gelişeceğini tam olarak bilemiyoruz. Bu senenin domuz gribi suşu ilk üretimlerde çok az üredi, yani yumurta başına sadece 6 doz. Ve işte telaşlandıran bir düşünce. Şu vahşi kuş ya yeniden buralarda uçarsa? Yeni bir kuş suşunun kümes hayvanlarını etkilediğini ve aşılar için hiç yumurtamız kalmadığını düşünün. Yani, Dan Barber, eğer istiyorsan balık çiftliklerinde kullanmak için milyarlarca tavuk topu var, ve nereden alabileceğini biliyorum. Şu anda dünya 3 suşluk bir grip aşısından senede yaklaşık 350 milyon doz üretmeyi başarabiliyor. Ve bunu da yaklaşık 12 milyar doza çıkarabiliriz, özellikle domuz virüsü gibi tek bir çeşit suş için üretecek olursak... Ama bu düşünce fabrikalarımızın da tam gaz çalışması durumunda geçerli, çünkü 2004'de tek bir fabrikanın kontamine olmasıyla ABD miktarı yarı yarıya azalmıştı. Ve üretim İşlem de hala yarım seneden uzun sürüyor.
Yani 1918'de olduğumuzdan daha mı hazırlıklıyız? Bu yeni teknolojilerin doğuşu ile aslında kesinlikle "evet" demeyi umud ediyorum. Şu an tüm dünyadaki herkes için yetecek miktarda grip aşısını, Amerika'da aptığımız harcamanın yarısı maliyetinde üretebildiğimizi hayal edin. Yeni teknolojilerin menzilinde, bunu yapabiliriz. Bir örnek. Benim bağlı olduğum bir şirket, bağışıklık sistemini de uyaran, grip virüsünün H çıkıntısına ait spesifik bir parçayı buldu. Eğer bunu keserseniz ve çok güçlü bağışık yanıt oluşturan farklı bir bakterinin kuyruk kısmına eklerseniz, çok güçlü bir grip savaşcısı yaratmış olursunuz. Bu aşı o kadar küçük ki, E.coli gibi sıradan bakterilerin içinde de büyütülebilir. Bildiğiniz gibi bakteriler çok hızlı ürüyorlar. Bu yoğurt yapmak gibi. Yani şu an kullanılan metodların maliyetinin küçük bir kısmı ile bir kaç hafta içinde, bir kaç fabrikada, bütün dünyaya yetecek miktarda aşıyı, hemde hiç yumurta kullanmadan üretmek mümkün.
Bu çok çeşitli yeni aşı teknikleri ile ilgili bir kıyaslama. Ve radikal olarak artmış olan üretimin yanı sıra ve tabii ki maliyetten edilen karın, az önce bahsettiğim E.coli yönteminde olduğu gibi kazanılan zaman bir bakın--bu kurtarılan hayatlar demek. Gelişmekte olan dünya ise çoğunlukla güncel yansımaların haricinde tutuldukları halde bu alternatif teknolojilerin potansiyelini görüyor ve Batı ile birdirbir oynuyor. Hindistan, Meksiko ve diğerleri deneysel grip aşıları yapmaya başladılar ve bu aşıların da ilk defa yerlerde kullanıldığını göreceğiz. Çünkü bu yeni teknolojiler göreceli ucuz oldukları kadar son derece etkililer, eğer nasıl dağıtacağımızı bulursak milyarlarca insanın bu hayat kurtaran aşılara ulaşması mümkün.
Bunların bizi götürdüğü yere bakın. Her yıl yada bir kaç yılda bir yeni bir enfeksiyon hastalığı oluşup yok oluyor. Bir gün, muhtemelen de yakın, hepimizi birdeb tehdit eden bir virüse sahip olacağız. Milyonlar ölmeden önce yeteri kadar hızlı hareket edebilecek miyiz? Şansımıza bu seneki virüs saldırgan değildi. Bu "şanslıyız" kısmını gelişmekte olan dünyada hiç kimse aşılanmamış olduğu için söylüyorum. Eğer politik ve finansal öngörü ile yatırımlarımızı desteklersek, bütün bunlara ve aşılama için yeni teknolojik araçlara hükmedebiliriz. Ve bu araçlar ile, herkes için ucuza mal edebileceğimiz miktarda aşı yaparak sağlıklı ve üretken yaşamları garanti altına alabiliriz. Artık grip virüsü senede yarım milyon kişiyi öldürmemeli. AIDS de aynı şekilde senede 2 milyon kişiyi öldürmemeli. Artık fakir ve savunmasız kişiler , yada aslında hiç kimse, bir enfeksiyon hastalığı ile tehdit edilmemeli. Vaclav Smil'in öngördüğü şekilde hayata ait "ağır öldürücü devamsızlıklar"ı yerine hayatın devamlılığını garanti altına almalıyız. Şu anda dünyanın bu yeni aşılara ihtiyacı var ve bizler bunu başarabiliriz.
CA: Teşekkürler (alkışlar) Teşekkürler Yani, bilim değişiyor. Aklında, Seth--yani bu konuda bir hayalin vardır-- aklındaki zaman skalası nedir yani önce HIV için dersek, raflarda duran ve kullanılabilen ve oyunu değiştiren bir aşı için?
SB: Oyun her an değişebilir çünkü şu anki sorunumuz, insanlarda işe yarayan bir aşının varlığını gördük ama şimdi daha iyisine ihtiyacımız var. Ve bu tip antikorlarla, artık insanların da bunu yapabileceğini biliyoruz. Eğer bunu yapmanın yolunu bulursak aşıyı bulmuşuz demektir. Ve ilginç olan aslında problemi de çözmeye başladığımıza dair bir takım bulgularımız da mevcut. yani zorluk tam gaz ileriye gitmekte.
CA: İçten söylersen, bir beş yıl daha alacak diye düşünüyor musun?
SB: Malum herkes 10 yıl diyor, ama son 10 yıldır her sene 10 yıldan bahsediliyor. Bu sebeple de bilimsel buluşlar için belirli bir zaman belirtmekten hiç hoşlanmıyorum ama yapılan yatırımlar artık karşılığını veriyor.
CA: Ve bu evrensel grip aşısı için de geçerli, aynı çeşitte bir şey değil mi?
SB: Bence grip biraz daha farklı. Grip ile ilgili aslında bir deste dolusu--bir kaç tanesinden bahsettim-- gerçekten son derece klas ve kullanışlı yeni teknolojiler artık kullanıma hazır. Gayet iyi gözüküyorlar. Aslında şimdiye kadar olan şey güvenilir oldukları ve kendimizi rahat hissettirdikleri için geleneksel teknolojilere yatırım yapmış olmamızdan kaynaklanıyor. Adjuvanlar da kullanabilirsiniz, bunlar karıştırdığımız kimyasallar. Şu anda Avrupa'nın yaptığı da bu, elimizdeki grip miktarını sulandırıp daha fazlasını hazır hale getirebilirdik ama bugün Michael Specter'ın dediklerine geri dönersek aşı karşıtı kalabalık bunun olmasını pek istemedi.
CA: Ya sıtma, daha da mı arkada kaldı?
SB: Hayır, sıtma için bir adayımız var ilk deneylerinde başarılı olduğu ispatlandı ve şu anda faz üç çalışmalara başlanmış durumda. En mükemmel aşı değil ama ilerleme kaydediyor.
CA: Seth, bizler her ay çalıştığımız yerlerde bilirsin birşeyler üretiyoruz ve bundan dolayı da bir tür memnuniyet duyuyoruz. Sen bu konuda 10 yıldan fazladır köle gibi çalışıyorsun, bu yüzden seni ve tüm meslektaşlarını selamlıyorum. Dünyanın senin gibi insanlara ihtiyacı var. Teşekkür ederim.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation.
Seth Berkley aşı dizaynı, üretimi ve sevkiyatı konusundaki güncel gelişmeleri ve bunların nasıl olup da dünyayı tehdit eden --- AIDS, Sıtma ve Grip Salgınları--- gibi tehlikeleri alt etmemize ramak kalmasını sağladıklarını açıklıyor.
Epidemiologist Seth Berkley is leading the charge to develop a vaccine against HIV -- and to make sure vaccines are available for those living in the developing world. Full bio »
Translated into Turkish by Aye Demirel
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
The best vaccine imaginable is only valuable to the extent we get it to everyone who needs it.” (Seth Berkley)
10:02 Posted: May 2009
Views 418,249 | Comments 112
19:14 Posted: Apr 2010
Views 399,684 | Comments 242
16:41 Posted: Jan 2007
Views 416,015 | Comments 347
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.