Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Bir şiir vardır çok ünlü bir İngiliz şairin yazdığı 19. yüzyılın sonunda Churchill'in beyninde yankılandığı söylenir 1930larda şiir şöyledir yazın büyülü tepesinde kaynakların serinliğinde derinden bir davul sesi gelir rüyalardaki bir ses gibi vurur korkuyla yaklaşırken alçak ve sesli yollarda bir arkadaş samimiyetinde ve toz gibi aşımızla askerler yürür ölmek üzere şiirle ilgilenenler bu şiiir A.E Housman tarafından yazılmış "Bir Shopshire Erkeği" adlı şiirdir
fakat Housman'ın anladığı bunu Nielsen'in senfonilerinde de duyarsınız o uzun, sıcak ve bunaltıcı yazlar 19.Yüzyılın durağanlığı sona ermekteydi harekete geçmek üzereydik tarihin korkunç dönemlerine güç değiştiğinde. ve o zamanlar, kadınların ve erkeklerin Çalkantılar eşliğinde ve çoğu zaman da kanlı
ve size mesajım hükümlü olduğumuza inanıyorum, katılırsanız tarihin o anlarında yaşıyor olmak kehanetler üzerinde kurulu güç dengeleri değişmeye başladığında ve dünyanın yeni görüntüsü dünyada var olan yeni güçler şekillenmeye başlıyor. ve bunlar ki bügün çok net görüyorum nerdeyse her zaman çalkantılı zamanlar, çok zor zamanlar ve sıklıkla da kanlı zamanlar. bu arada, bu her yüzyılda bir kez olur.
En son olduğunu konusunda tartışabiliriz bunu Housman ve Churchill de hissetmişti Eski milletlerden geçen güç Avrupa'nın eski güçleri Atlantik üzerinden yeni doğan güce Amerika Birleşik Devletlerinin gücüne ve Amerikan yüzyılının başlangıcına. ve tabii ki, bir girdap ki fazla eski Avrupa güçlerinin içinde olduğu iki kanlı felaketi geçen yüzyılın biri ilk bölüm diğeri ikinci bölüm: İki Büyük Dünya Savaşı. Mao Zedong bu savaşları Avrupa Sivil Savaşları olarak adlandırırdı ve muhtemelen çok daha doğru bir tanımlama.
Yani bayanlar ve baylar O zamanlarda yaşıyoruz. Ama bizim için 3 faktorden bahsetmek istiyorum bugün. ve bu ikisi, ilk ikisi güç dengelerinin değişmesiyle alakalı Ve ikincisi yeni bir boyutla ilgili ki buna değinmek istiyorum hiç bir zaman bu şekliyle yaşanmadı fakat hadi şimdi dünyada meydana gelen güç dengesi değişimlerinden bahsedelim. ve bugün olan bir bakıma korkutucu çünkü daha önce hiç yaşanmadı. yatay güç değişimleri gördük Yunan'ın gücü Romaya geçti mesela ve güç değişimlerinin Avrupa medeniyetleri esnasında yaşanmışları var fakat burda biraz farklı bir durum görüyoruz. Güç yatay hareket etmiyor sadece milletten millete geçmiyor. dikey olarak hareket ediyor.
ve bugün olan, baskılanmış gücün sorumlu tutularak ve hukuk çerçevesinde devletler nezdinde büyük ölçüde küresel sahneye geçiş yapmış olmasıdır. Gücün küreselleşmesi ki burda pazarların küreselleşmesinden bahsediyoruz, aslında gerçek gücün küreselleşmesidir. ve ulus devlet seviyesinde ki bu seviyede hesap verme yükümlülüğü vardır hukuka karşı, ve uluslararası sahnede ise yoktur. şu an gücün ikamet ettiği uluslararası ve küresel sahnede: Internetin ve uydu yayıncılarının, para simsarlarının gücü bu büyük para el değişmesi gerekenden 32 kat daha fazla el değiştiren finans edilmesi gereken ticaret için ve para simsarlarının finans spekülatörlerinin bizi dizlerimiz üzerine çökerten çok uluslu kurumların gücü büyüyen bütçeleri çoğu zaman orta büyüklükteki ülkelerinkinden daha büyüktür. Küresel bir ortamda yaşayanlar büyük oranda regule olmayan hukuka bağlı olmayan ve insanların kontrolsüzce hareket edebildiği.
bu durum güçlüye uyar bir ana kadar. en güçlüye her zaman uyar kısıtsız hareket edebilen fakat tarihin bize dersi şudur ki, er yada geç, kontrolsuz alanlar hukuksuz alanlar nufüs alır, sadece istediğiniz şeylerle değil uluslararası ticaret, Internet, vs.-- fakat aynı zamanda da istemediğiniz unsurlarla uluslararası suçlar, uluslararası terör gibi. 9/11'ın sonucunda anladık ki dünya üzerindeki en güçlü ulus olsan bile, bundan bağımsız olarak, senin alanına girenler sana saldırabilir en ikonik şehrinde aydınlık bir Eylül sabahı. Söylenen o ki 9/11'ı fonlanmasına aktarılan dört milyon doların %60 kadar bir miktarı 9/11'in harab ettiği ikiz Kulelerdeki firmalarda işletilmiştir gördüğünüz gibi düşmanlarımız da bu alanı kullanıyorlar- kütlesel seyahat, Internet, uydu alıcıları gibi alanlar kendi zehirlerini yaymak için, ki bu sistemlerimizi ve yaşam tarzlarımızı yerle bir ediyor.
er yada geç, er ya da geç, Tarihin kuralı Gücün pesinden idare de gitmelidir. ve bu böyleyse, ki ben buna inanıyorum, zamanımızın fenomenlerinden biri gücün küreselleşmesidir, devamında zamanımızın en büyük zorluğu küresel alana idareyi getirmektir. ve inanıyorum ki önümüzdeki yılların daha fazla yada daha az çalkantılı geçmesi bizim bu hedefe ne kadar eriştiğimizle orantılıdır: Küresel alana idare getirmek.
Şimdi dikkat edin, hükümet hakkında konuşmuyorum. konuşuğum kurulması gereken bir küresel demokratik enstitü değil. Benim sahsi görüşüm, bayanlar ve baylar, bu hedefe ulaşmanın yolu Daha fazala UN enstitüsü kurmaktan geçmiyor. eğer UN olmasaydıi onu icat etmek zorunda kalacaktık. Dünya uluslararası bir foruma ihtiyaç duyuyor Yasallaştırabileceği bir ulusal hareket için bir yapıya ihtiyacı var. fakat konu küresele alanların idaresine gelince tahminim daha fazla UN enstitüsü kurarak bunun olmayacağı... güç sahiplerinin biraraya gelmesiyle olacak ve pakt bazlı sistemler kurarak, pakt bazlı anlaşmalar, bu küresel alanı idare etmek için.
ve bakarsanız, olanları görebilirsiniz, ortaya çıkmak üzereler. Dünya Ticaret Örgütü: pakt bazlı bir organizasyon tamamen pakt bazlı ve buna rağmen, en güçlü Birleşik Eyaletleri bile kontrol edebilecek kadar kuvvetli ve sorgulayacak gerektiğinde. Kyoto: pakt bazlı bir organizasyon yaratma çabalarının başlangıcı. G20: beraber bir kurum oluşturmamız gerektiğini biliyorum artık idare getirme yetisine sahip Finans dünyasına finansal spekülasyonlar için. ve G20 de budur, pakt bazlı bir organizasyon.
şimdi burda bir problem var, az sonra geleceğiz oraya, ki siz en güçlüleri biraraya getirirseniz pakt bazlı kurumlarda kuralları koymak için, idare boşluğunu doldurmak için, dışarıda kalan güçsüzlere ne olur? ve bu büyük bir problem, ve bir saniye sonra geliyor olacağız bu konuya.
Öyleyse ilk mesajımı buyrun, bu sarsıntılı zamanlardan geçme durumundaysanız az cok sarsıntıyla bunu yapmaktaki başarımız büyük miktarda duyarlı bir idare getirmekle olacaktır kürsel alanda. ve bu başlangıcın oluşmasını izleyin. Değinmek isteğim ikinci nokta, ve biliyorum ki böyle bir topluluğa konuşmama gerek yok böyle bir şey hakkında. fakat güç sadece dikey olarak yer değiştirmiyor aynı zamanda yatay olarak da yer değiştiriyor
Tartışılabiliecek bir hikaye var, medeniyetlerin hikayesi, medeniyetler denizler etrafında konumlandırılmıştır ilkleri Akdeniz çevresinde olmka üzere, daha yakın tarihliler Batı gücüyle yükselen Atlantik kıyılarında. bana kalırsa geniş konuşmak gerekirse, şu anda güç dengelerinde temel bir değişim görüyoruz, Atlantik kıyılarında toplanmış uluslardan uzaklaşan Pacific kenarındakilere yaklaşan. Bu ekonomik güçle başlar, bu her daim böyle başlar. dış politikaların gelişmesini görürsünüz zaten silahlı kuvvetler bütçelerinin artması durumu meydana gelir dünyanın diğer büyüyen güçlerinde. aslında düşüncem bu aslında çok da batıdan doğuya bir kayma değildir; daha farklı bir şey oluyor.
Benim tahminim, ne kadar önemliyse, dünyanın en güçlü ulusu olmaya Amerika devam edecek önümüzdeki 10-15 sene daha devam edecek, fakat o gücü elinde tutma şekilleri artık radikal bir şekilde değiştirildi, radikal bir değişime uğradı. 50 yılı devirmek üzereyiz tarihin en sıradışı yılları tek uçlu bir eğilimde bir dünyada yaşadık öyle ki her pusula ibresi yanında ya da karşıtı olsun, Washington'a endeksli konumuyla değerlendirildi--- tek bir güç merkezi tarafından şekillenen bir dünya fakat bu tarihte alışılagelmiş bir durum değil. aslında şu an meydana gelen tarihin çok daha normal bir vakası. çok taraflı bir dünyanın oluşumunu görmeye başlıyorsunuz
Şimdiye kadar, ABD dünyamızın global dominant unsuru oldu. En güçlü ulus olmaya devam edecekler fakat en güçlü ulus olarak artan bir çok kutuplu dünyada. Ve gücün alternatif merkezlerinin büyümesini görmeye başlıyorsunuz- Çinde, tabii ki, fakat benim kişisel tahminime göre Çin'in mükemmele çıkış yolu pürüzsüz değil. fena halde sancılı olacak Çin toplumunu demokratik hale getirmeye başlayınca ekonomisini özgür hale getirdikten sonra. Fakat bu başka bir tartışmanın konusu. Hindistan'ı görüyorsunuz, Brezilya'yı görüyorsunuz. Her gün arttığını görüyorsunuz dünyanın biz Avrupalılara Avrupa'nın 19.Yüzyıldaki hali gibi göründüğünü.
19.Yüzyıl Avrupası: Lord Canning: muhteşem bir İngiliz Dışişleri Bakanı, "Avrupa Güçler Konseri"olarak tanımlardı bunu Bir denge vardı, beş taraflı bir denge. İngiltere her zaman dengeye oynadı. Şayet Paris Berlin'le bir olduysa, İngiltere Viyana ve Roma'yla oldu ki karşıt bir denge oluştursun. Şimdi dikkat edin, tek taraflı polar bir dünya tarafından domine edilen bir dönemde sizin sabit yandaşlarınız var- NATO, Varşova Paktı. Gücün sabitlenmiş tarafları sabit yandaşlar demek oluyor. fakat çoklu bir güç dengesi yandaşları değiştirmek ve kaydırmak anlamına gelir. ve bu geldiğimiz dünyada artan bir şekilde yandaşlarımızın sabit olmadığını göreceğiz. ne tesadüftür ki muhteşem bir İngliz Dişişleri Bakanı bir zamanlar şöyle demişti, "İngilterenin ortak bir ilgisi var, fakat ortak yandaşları yok." Her geçen gün artarak göreceğiz ki Batıdaki bizler bile destek isteyeceğiz, zorunda kalacağız Atlantik güçlerinin sıcak rahatlığının dışına çıkarak diğerleriyle yandaş olmak üzere şayet dünyada birşeyler halletmek istiyorsak.
Bunu not alın, Libya'ya girdiğimizde, Batı tek başına üstünden gelemezdi diğerlerini çekmemiz gerekti. Bu vakada Arap Ligini getirdik. Irak ve Afganistan son örnekleri olacak Batının bunu tek başına yapmaya çalıştığı, ve başaramadık dahi. Tahminim 400 yılın sonunun başlangıcına yaklaşıyoruz- 400 yıl diyorum çünkü Osmanlı İmparatorluğu'nun sonunun- Batı gücünün hegemonyasının, Batı kurum ve değerlerinin. Biliyorsunuz ki, şimdiye kadar, Batı şayet kendini toparlamış olsaydı, önerebilir ve etkili olabilirdi dünyanın her köşesinde. Fakat bu artık geçerli değil. Son finansal krizine bakalım İkinci Dünya Savaşından sonra. Batı biraraya geldi- Bretton Woods Enstitüsü, Dünya Bankası, Uluslararası Para Fonu- problem çözüldü. şimdiyse diğerlerini de çağırmamız gerekiyor. Şimdi G20'yi oluşturmamız gerekiyor. Şimdi rahat çemberimizin dışına çıkmamız gerekiyor Batılı dostlarımızın dışına.
Sizin için bir tahminde bulunayım, çok daha şaşırtıcı. Şüphem şu ki batının gücü yeterliykenki 400 yılın sonuna yaklaşmaktayız Lütfen söyleyin bana, "Çinliler, tabii ki, hiç bir zaman bu işe karışmazlar, barış getirmekle, dünyada çoklu ve dolaylı barış yapıcılıkla." oh evet? neden olmasın? Kaç adet Çin kuvveti mavi bere ve mavi bayrak altında dünyada UN kumandasında hizmet ediyor? 3,700. Kaç Amerikalı? 11. En büyük donanma bölüğü hangisi Somalili korsanlar meselesiyle ilgilenen? Çin Donanma Bölüğü. Tabii ki öyleler, çok ticari bir uluslar. Deniz yollarını açık tutmak istiyorlar. Daha da artarak, iş yapmak zorunda kalacağız aynı değerleri paylaşmadığımız insanlarla, fakat bir anlığına da olsa ortak ilgimiz olanlarla. Bambaşka bir yolla bu gelişen dünyaya bakmak bu.
ve üçüncü etken ki tamamen farklı. Bugünkü modern dünyamızda, Internet yüzünden, insanların burada konuştuğu tarz şeylerden, her şey birbirine bağlı. Artık birbirimze karşı yükümlüyüz. Birbirimize kitlendik, uluslar ve bireyler olarak, bugüne kadar hiç yaşanmamış şekliyle, hiç olmamış haliyle. Uluslar arasındaki ilişkiler her zaman varoldu. Diplomasi ulusların birbirleriyle olan ilşkilerini yönetmekle ilgilidir. Fakat şimdi fazlasıyla yakından bağlandık birbirimize. Meksika'da grip aşısı oluyorsun, bu Charles de Gaulle Havaalanında sorun yaratıyor 24 saat sonra. Lehman Brothers batıyor, diğerleri de batıyor. Rus Steplerinde yangın çıkıyor, Yiyecek ayaklanması Afrika'da
artık hepimiz derin, derin, derin birbirimize bağlıyız. Ve bunun anlamı tek başına hareket eden ulus devlet fikrinin, diğerleriyle bağlı olmayan, diğerleriyle çalışmayan, mantıklı bir poziyon olmadığıdır. Çünkü ulus devletin hareketleri ne kendiyle sınırlıdır, ne de ulus devlet için yeterlidir kendi bölgesini kontrol etmek için, çünkü ulus devletin dışındaki etkileri artık içeride olanları da etkiliyor.
Genç bir askerdim İngiltere'nin son küçük saltanatlık savaşları esnasında. Bütün bu zaman boyunca, ülkemin savunması sadece ve sadece bir şeyle alakalıydı ordumuzun ne kadar güçlü, hava kuvvetlerimizin ne kadar güçlü, donanmamızın ne kadar güçlü ve müttefiklerimizin ne kadar güçlü olduğuyla. Bu düşman duvarların dışındaykenki durumdu. Şimdiyse düşman duvarların içinde. Şimdi ben ülkemin savunmasıyla ilgili konuşmak istersem, Sağlık Bakanıyla görüşmem lazım çünkü çoğunluğu etkileyen hastalıklar benim güvenliğime bir tehdit niteliği taşıyor Tarım Bakanı'yla görüşmem lazım çünkü y,yecek güvenliği benim güvenliğime bir tehdit niteliği taşıyor Endüstri Bakanı'yla görüşmem lazım yükesek teknoloji ürünü altyapımız yüzünden şimdi bunlar düşmanlarımız için birer saldırı noktası haline geldi Siber savaşlardan da anladığımız gibi İçişleri Bakanı'yla görüşmem lazım çünkü ülkeme giriş yapan şehir içindeki bitişik nizam evde yaşayan kişinin ülkemde olanlara direkt etkisi var- Londra'daki 7/7 bombalamarında gördüğümüz gibi. Artık bu bir ülkenin güvenliği olmaktan çıktı basitçe askerlerinin ve savunma bakanlığının meselesi keni içindeki kurumları birbirine kitleyebilme kapasitesi
Ve bu size çok önemli bir mesaj veriyor Aslında dediği, gerçekte, hükümetlerimiz, dikey yapılı, Endüstri Devrimi ekonomik modeline göre yapılandırılmış- dikey hiyerarşi, uzmanlaşma, emir yapıları- tamamen yanlış yapılanma şekilleri. Siz işletme bilinciyle farkındasınız ki zamanımızın örnek yapısı, bayanlar ve beyler, ağlardır. Sizin ağ kurma kapasitenizdir önemli olan, hükümetleriniz arasında ve dışarıda da.
Böylece Ashdwon'ın üçüncü yasasına geliyoruz. Bu arada bana Ashdown'ın birinci ve ikinci yasasını sormayın çünküğ onları icat etmedim henüz; Her zaman üçüncü bir kural kulağa daha iyi geliyor, di mi? Ashdown'ın üçüncü yasası modern zamanlarda, her şey her şeye bağlı iken, yapabileceklerinle ilgili en önemli şey başkalarıyla neler yapabildiğindir. Senin yapınla ilgili en önemli unsur- hükümet, ordu bölüğü yada bir işletme olman farketmez- Demir attığın noktalar, seni çevrene bağlayan unsurlar, başkalarıyla etkileşime geçebilme kapasiten. Endüstri çalışanları olarak sizler bunu anlıyorsunuz ama hükümetler anlamıyor.
Fakat şimdi son bir konu. Şayet durum böyleyse, bayanlar ve baylar -ki böyle- Birbirimize kilitlenmişsek bugüne kadar olmadığı bir şekilde, bu aynı zamanda aynı kaderi paylaştığımız anlamına geliyor. Aniden ve ilk kez, koletif savunma, bizi domine etmiş olan şey ve uluslarımızı güvende tutma konsepti, artık yeteli değil. eskiden böyleydi şayet benim kabilem seninkinden güçlüyse güvendeydim; şayet benim ülkem seninkinden güçlüyse güvendeydim; ittifakım, NATO gibi, senin ittifakından güçlüyse güvendeydim. Bu artık geçerli değil. çapraz bağlılık sistemlerinin bulunuşu ve kitle tahrip silahlarının bulunuşu şu anlama geliyor, her geçen gün artarak, Düşmanımla aynı kaderi paylaşıyorum.
Ben diplomatken Sovyetler Birliğinin silahsızlanma anlaşma müzakereleri sürerken 1970lerde Cenevrede, biz başardık çünkü anladık ki onlarla bir kader paylaştık. Kollektif güvenlik yeterli değildir Kuzey Irlandaya barış geldi çünkü çünkü iki taraf da toplamı sıfır olan bir oyunun bir yere varmayacağının farkına vardı. Düşmanlarıyla bir kader paylaştılar. Orta Doğu'nun barış karşıtı bariyerlerinden biri Israel ve Filistin halkının iki tarafta da anlamaması kolektif bir kader paylaştığını. Ve bir anda, bayanlar ve beyler, öneriler vizyoner ve yıllar boyu şairlerin ortaya attığı hepimizin ciddiye alması gereken bir hal almıştır toplum kurallarıyle ilgili bir mesele olarak.
Bir şiirle başladım, bir diğeriyle bitireceğim. John Donne'nin muhteşem şiiri. "Çanlar kimin için çalıyor." Şiirin adı "Hiçbir adam ada değildir" ve devam eder: Herkesin ölümü beni etkiledi, insanlıkla ilgiliyim sorma ziller kimin için çalıyor, senin için çalıyor." John Donne'a bir ahlak önerim var Bizim için, kanımca, kurtuluşumuz için gerekli denklemin parçası.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Paddy Ashdown, gücün, tarihte bugüne kadar hiç yaşanmamış farkli biçimlerde değiştiğini öne sürüyor. TEDxBruksel'de yaptığı nefes kesici konuşmasında, öngördüğü üç farklı güç değişiminin ana hatlarını çiziyor
Paddy Ashdown is a former member of the British Parliament and a diplomat with a lifelong commitment to international cooperation. Full bio »
Translated into Turkish by Ceyda Türkön
Reviewed by osman oguz ahsen
Comments? Please email the translators above.
The multinational corporations now developing budgets often bigger than medium-sized countries — these live in a global space which is largely unregulated, not subject to the rule of law, and in which people may act free of constraint.” (Paddy Ashdown)
20:02 Posted: Jul 2011
Views 337,619 | Comments 201
12:59 Posted: Feb 2011
Views 266,675 | Comments 92
18:53 Posted: Sep 2009
Views 375,110 | Comments 155
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.