Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Tayland'a hoş geldiniz. Ben genç bir adamken, 40 yıl önce ülke çok ama çok fakirdi çok fazla sayıda insan yoksulluk içindeydi. Biz de buna karşı bir şey yapmaya karar verdik ama bunu sosyal yardımlaşma ya da yoksullara maddi yardım yolu ile yapmadık. Onu yerine çok başarılı bir dizi ana çocuk sağlığı aktivitelerinin hemen ardından bir aile planlaması programı ile başladık. Yani aslında, eğer çocukları hayatta kalıyor olmasaydı zaten kimse aile planlamasını kabul etmezdi. Öyleyse ilk adım: önce çocuklara, sonra annelere ulaşmak, daha sonra da aile planlaması ile devam etmek. Tek başına çocuk ölümlerini düzeltmek yetmez, aile planlaması da lazım. Şimdi sizi biraz geri götürmeme izin verin ki neden buna gerek duyduğumuzu anlatayım.
1974 yılında, benim ülkemde aile başında ortalama 7 çocuk düşüyordu. Yüzde 3.3 seviyesinde müthiş bir büyüme vardı. Ama gelecek umudu yoktu. Nüfus artış hızını bir şekilde düşürmemiz gerekliydi. Biz de "Hadi düşürelim" dedik. Kadınlar da "Aynı fikirdeyiz, doğum kontrol hapı kullanalım, ama bunlar reçete etmek için doktor gerekli." dediler. Ve bizim çok ama çok az sayıda doktorumuz vardı. Hayır'ı cevap olarak kabul etmedik, onun yerine soru olarak algıladık. Hemşirelere ve ebelere ulaştık, onlar da kadındı ve hapın nasıl kullanacağını anlatma konusunda müthiş bir iş başardılar. Gerçekten harikaydı. ama sadece ülkede yaşayanların %20'sine ulaşabildik.
Peki kalan %80'e ne yapacaktık? Onları kendi başlarına bırakıp "Pardon sağlık personeli yok?" mu demeliydik? Hayır, daha fazla çabalamaya karar verdik. Biz de gördüğünüz bu sıradan insanlara gittik. Aslında, bu sarı ilanın altında keşke silmelesermiş, görebilirdiniz, çünkü orada "Coca-Cola" yazılıydı. O günlerde Coca-Cola'dan bile ünlüydük. Ve onların seçtiği insanlarla bizim seçtiklerimiz arasında fark yok. Hepsi toplum tarafından yakından tanınan kişilerdi, müşterinin her zaman haklı olduğunu biliyorlardı, ve muhteşemdiler, kendileri de aile planlaması uyguluyorlardı. Böylece ülkenin her yanına hap ve kondom temın edebiliyorlardı, her bir köye kadar. İşte buradayız. Sorunun ana kaynağı olduğu düşünülen insanlara giderek, çözümün parçası olmalarını sağladık. İnsanların olduğu her yerde -- bakın sandallardaki kadınları görüyorsunuz -- birşeyler satıyorlar-- işte bu yüzer pazar muz ve yengeç satıyorlar beraberinde de doğum kontrol cihazları-- Tayland'da insan bulabileceğiniz her yerde doğum kontrol cihazları da bulabilirsiz.
Daha sonra şunu düşündük, niye işin içine dini katmayalım ki? Çünkü Filipinler'de Katolik Kilise çok etkiliydi, Taylandlılar ise Budisttiler. Biz de onlara gittik ve sorduk: "Bize yardım eder misiniz?" Şuradaki mavili olan benim, hayır sarılı olan değil, rahibin ailenin kutsallığı için haplar ve kondomlara serpeceği kutsal su kasesini tutuyorum elimde. Bu resim bütün ilkeye dağıtlıldı. Köylerdeki bazı yerel papazlar aynı şeyi tek başlarına yapıyorlardı. Kadınlar da diyorlardı ki "Kullandığımız bu şeylerin yan etkisi olmaması normal, hepsi kutsandı çünkü." Onların algılaması bu şekildeydi.
Daha sonra öğretmenlere gittik. İnsanlığı daha iyi bir yere getirebilmek için birşeyler yapmaya çalışıyorsanız herkesi için içine katmanız gerekir. Bu nedenle öğretmenlere gittik. Çeyrek milyon insana aile planlaması öğretildi hem de yeni alfabe ile -- A, B, Kondom'un C'si, Doğum'un D'si IUD'nin I'sı, Vazektomi'nin V'si. Daha sonra yılanlar ve merdivenler olan oyundan oynadık, heni zar atarsınız ve aile planlaması gelince devam edersiniz. "Anne her gün doğum kontrolü hapı alıyor. Aferim anne, ilerleyebilirsin. Amcam kondom satın alıyor. Aferim amca, ilerleyebilirsin. Amca sarhoş oluyor, kondom kullanmıyor. Yandın amca, en baştan başla. (Gülüşmeler) Tekrar söylüyorum, eğitim, sınıfı eğlendirerek. Çocuklar da okulda benzer şeyler yapıyorlardı. Kondomlarla ilgili yarışmalar düzenledik. Kondom şişirme şampiyonası. Ve çok geçmeden kondom, genç kızların en iyi arkadaşı haline geldi. Tayland'da fakir insanlar için pırlanta söz konusu değildir. bu nedenle genç kızların en iyi dostu kondomdur.
İlk mikro-kredi programını 1975'te devreye aldık, bunu organize eden kadınlar dediler ki, "Bu krediyi sadece aile planlaması uygulayan kadınlarar vereceğiz." Eğer hamileyseniz, bebeğinize bakın. Eğer hamile değilseniz, bizden kredi alabilirsiniz." Bu fonları kadınlar yönetiyordu. 35-36 yıl sonra hala devam ediyor. Köy Kalkınma bankasının bir parçası bu fonlar, tam bir banka değiller, ama bir tür fon- mikrokredi aslında. Bunu yönetmek için büyük bir organizasyona ihtiyaç yoktu. Köylüler kendileri yönettiler. Büyük olasılıkla içlerinde bir erkek de göremezdiniz. Her zaman kadınlar, kadınlar, kadınlar. Daha sonra Amerika'ya yardım etmeye karar verdik, ne de olsa Amerika diğerlerine isteseler de istemeseler de sürekli yardım ediyor. (Gülüşmeler) Temmuz ayının dördünde tüm erkeklere vazektomi ameliyatı yapmaya karar verdik ama özellikle de kuyruğun en önündeki Amerikalı adama, Büyükelçinin konağının hemen yakınında. Otel bize bir balo salonu verdi. İsmi çok uygun gerçekten de. (Gülüşmeler) Öğlen yemeği zamanı olduğu için "Size yemek verelim" dediler. "Elbette, Amerikan kolası olmalı iki markadan seçebilirsiniz: Coca Cola ya da Pepsi, yemek olarak da Hamburger ya da hotdog olabilir." Hotdog'un daha simgesel olacağını düşündüm. (Gülüşmeler) Bakın görüyorsunuz Willy Bohm isimli bu genç adam USAID için çalışıyordu. Gördüğünüz gibi vazektomi operasyonu tamamlanmış şünkü yarısı yenen hotdogunu tutuyor elinde, oldukça da mutlu. Bu, Amerika'da epey haber oldu, bazı insanları da çok kızdırdı. Dedim ki "Üzülmeyin, buraya gelin, sizi de ameliyat edelim."
Peki sonra ne oldu? Bütün bunların sonunda, ortama çocuk sayısı 7'den 1.5'a indi, Nüfus artış hısı 3.3'tan 0.5'e geriledi. İsterseniz buna Coca-Cola yöntemi deyin, tamamen aynı yöntem. Emin değilim biz mi Coca Cola'yı taklit ettik, yoksa o mu bizi ama iyi dostuz. Herkesi için içine dahil etmenin sonucu bu. Çok güçlü bir devletimiz yoktu. Çok fazla sayıda doktorumuz yoktu. Ama davranış ve bakış açısını değiştirmek herkesin işi.
Daha sonra AIDS ortaya çıktı ve Tayland'a vardı, AIDS ile savaşmak için yapmakta olduğumuz iyi işleri bırakmamız gerekiyordu. Ama ne yazık ki hükümet inkar, inkar, inkar halindeydi. Bu nedenle bizim işimiz etkilenmedi. Ben de "Eğer hükümete gidemezsem ben de askere giderim." dedim. Ve askerlere gittim ve 300 radyo istasyonunu kullanma izni istedim. Hükümetten daha çokistasyona sahiplerdi, ilaveten daha fazla sayıda silahları vardı. Ben de onlara, bizim HIV ile olan savaşımızda bize yardım edip edemeyeceklerini sordum. Onlara istatistikleri gösterdikten sonra "Tamam, bütün radyo istasyonlarını, hatta televizyon istasyonlarını kullanabilirsin." Böylece canlı yayına geçtik. Kısa bir zaman sonra yeni bir başbakan geldi ve bana "Mechai, gelip bana katılmak ister misin?" dedi Eşimi çok sevdiği için bana bu daveti yaptı ben de "Tamam" dedim. Daha sonra Ulusal AIDS Komıtesi'nin başkanı oldu ve bütçeyi elli kat artırdı.
Her bakanlık, hatta hakimler bile AIDS eğitimine katkıda bulunmak zorundaydı. Herkes. Ve tüm halk, kurumlar, dini kurumlar, okullar-- herkes işin içindeydi. Burada, her bir basın mensubu HIV ile ilgili eğitimi almak zorunda. Her istasyona daha çok para kazanabilmeleri için ilaveden birbuçuk dakika verdik. Bundan çok memnun olmuşlardı. Sonra, üniversiteden başlayarak tüm okullarda AIDS eğitimi vermeye koyulduk. Burada lise öğrencileri lise öğrencilerine eğitim veriyor. En iyi öğretmenler ise erkekler değil, kızlardı. Muhteşemdiler. Okul okul dolanıp güvenli seks ve HIV hakkında eğitim veren bu kızlara Rahibe Teresa ismini taktılar. Sonra bir basamak daha aşğıya indik. Burası ilkokul -- içinci, dördüncü sınıflar -- Tayland'daki her bir eve tek tek ziyaret ederek AIDS hakkında bilgi veriyor ve kondom dağıtıyorlar, her bir ev hanesi bu gençler tarafından ziyaret edildi. Anne babaların ise bir itirazı olmadı, çünkü biz hayat kurtarmaya çalışıyorduk ve bu bir hayat kurtarıcı idi. Biz "Herkes işin içine dahil olmalı" dedik
Bunu firmalar da fark ediyorlardı hasta personel çalışamaz, ve ölü müşteriler mal satın almazlar. Bu nedenle hepsi ağitim aldılar. Bir de Kaptan Kondom'umuz vardı, Harvard'dan aldığı MBA'sı ile okullara ve gece toplantılarına gidiyordu. Herkes ona bayılıyordu. Bu tip bir sembole ihtiyaç duyarsınız. Her bir ülkede, her programda bir sembole ihtiyaç vardır, bu, MBA'sı ile yaptığı en iyi şey muhtemelen. (Gülüşmeler) Sonra, sokakta heryerde herkese kondom dağıtmaya başladık -- herkese, her yerde. Taksiye bindiğinizde, kondom ikram ediliyor. Trafikte de, polisler size kondom veriyorlar -- bu bizim "polisler ve lateksler" programımız. (Gülüşmeler) New York polisinin halka kondom dağıttığını düşünebiliyor musunuz? Ben düşünebiliyorum, ve eminim ki çok keyif alırlardı bundan. her tarafta onları görebiliyorum. Hayal edin, eğer ellerinde kondom olsaydı her tür insana verebilirlerdi. Sonra bir başka değişiklik. Saç bantları, kılık kıyafet, yağmur mevsiminde kullanmak üzere cep telefonunuz için bir kondom.
Bizim topluma tanıttığımız kondomlar bunlardı. Bazıları "Kitle Koruma Silahları" diyor, işte onu biz bulduk. Biliyorunuz, burada birileri kitle imha silahları arayıp duruyor, ama biz kitle koruma silahlarını bulduk -- kondom. Bakın, üzerinde Amerikan bayrağı olan şöyle diyor, "Evden onsuz ayrılmayın." Konuşmadan sonra dağıtmak için yanımda getirdim, ama baştan uyarayım, bunlar Tayland boyu, bu nedenle çok dikkatli olun. (Gülüşmeler) Gördüğünüz gibi bu kondomlar pekçok şeyi başarabilir. Buna bakın. Bundan Al Gore ve Bıll Senir'a da verdim. Küresel ısınmayı durdurun: Kondom kullanın. Demin bahsettiğim resim işte burada -- Kitle Koruma Silahları Bir sonraki Olimpiyatlarda biraz hayat kurtarmaya ne dersiniz? Neden sadece koşmakla yetinelim ki? (Gülüşmeler) Ve son olarak, biz Taylandlılar Budistiz, Tanrıya inanmayız, bu nedenle deriz ki "lastiğin üzerine yemin ederim." (Gülüşmeler) Gördüğümüz gibi insanların hayatını daha iyiye götürmek için çok çabaladık. Okullarda ve otellerdeki buzdolaplarına kondomlar koyduk, çünkü alkol muhakeme yeteneğini ortadan kaldırır.
Peki sonra ne oldu dersiniz? Birden herkes bu kampanyaya katıldı. Birleşmiş Milletler verilerine göre yeni HIV vakalarında %90 azalma oldu. Dünya Bankası verilerine göre 7.7 milyon kişi hastalanmaktan kurtuldu. Yoksa bugün ortalıkta dolanan bu kadar çok sayıda Taylandlı olmazdı. Bakın, bu size birşeyler yapabileceğinizi gösteriyor. Bu kampanyanın maddi kaynağının %90'ı Taylanddan. hm politik, hem finansal anlamda insanlar buna destek oldular ve herkes savaşa katıldı. Bu nedenle, bu savaşı sadece doktorlara ve hemşirelere bırakmayın. hepimizin destek olması gerekli.
Derken bu defa da fakirlikle savaşmaya karar verdik Bize engel olan AIDS'ten kurtulmuştuk, bu defa yanlızca devlet ile değil iş dünyasındaki kurumsal şirketlerle de işe giriştik. Çünkü fakir insanlar aslında işletme konusunda yeteneklier olmayan ve kredi alamayan insanlardır. Bu ikisi de iş dünyası tarafından temin edilebilir. Biz, bu kişileri çıplak ayaklı girişimciler haline getirmek istiyoruz, küçük girişimciler. Fakirlikten kurtulmalarının tek yolu bu girişim ruhunu canladırmak. Bunu yaptık. Para şirketten köye aktarılıyor, bunu ağaç dikerek yapıyoruz. Bu bir hediye değil. Şirketler ağaç dikiyorlar, para ise küçük krediler fonuna aktarılıyor, bu fona Köy Kalkınma Bankası adını verdik. Herkes sisteme dahil, ve kendilerini bankanın sahibi gibi hissediyorlar, çünkü parayı getiren onlar.
Bu fondan kredi almadan önce eğitiminizi tamamlamanız şart. Biz şuna inanıyoruz, eğer fakirlere yardım etmek istiyorsanız, krediye ulaşabilmenin bir nevi insan hakkı olduğunu unutmayın. Kredi alabilme insanın temel haklarından biri. Başka türlü fakirlikten kurtulmalarına imkan yok. Dediğim gibi, kredi alabilmek için önce eğitim almanız şart İşte, buna çıplak ayaklı MBA diyoruz İnsanlara iş yapmayı öğretiyoruz ki, daha sonra kredi aldıklarında kurdukları iş başarılı olsun. bakın kurdukları işlerden bazıları: mantar, yengeç, sebze, ağaçlar, meyveler, bakın bu çok ilginç -- Nike dondurmaları ve Nıke Bisküileri. Bu köyün sponsorluğunu Nike üstlenmişti. Görenler "Nike ayakkabı ve tshirt yapmayı bırakıp bunları daha iyi yapsın, çünkü biz bunları alabiliyoruz." dedi. Ayrıca ipek dokuma da var, Tayland ipeği Şimdi bunlardan İskoç desenli kumaşlar yapıyoruz, solda görebilirsiniz, amacımız ataları İskoç olan herkese bunları satmak. TV karşısında dinleyip ilgilenen varsa benimle iletişime geçebilir. Bakın bu da bizim Tayland'daki Starbucks'a olan yanıtımız "Kahve ve Kondomlar" bak Starbucks sen insanları uyanık tutuyorsun, biz ise hem uyanık hem de hayatta tutuyoruz. aramızdaki fark bu. Gittiğiniz her Starbucks şubesinde kondom da alabildiğinizi düşünebiliyor musunuz? Capuccino ısmarlarken kondom siparişi de verebilirsiniz.
Ve son olarak eğitime bakalım. Yeterice faydalanılmayan okulları alıp, onları herkes için yaşam boyu eğitim verecek yerler haline getirmek istedik. Buna da Okul-Kökenli Entegre Kırsal Gelişim adını verdik. Burası ekonomik ve sosyel gelişme için bir merkez, bir odak noktası. Okulu tekrar yaratın ki toplumun ihtiyaçlarına cevap verebilsin. Bakın bu bambudan bir bina. Aslında binaların hepsi bambu. Bu, bambudan yapılmış jeodezik bir kubbe. Ve eminim ki bu mimari şekli icat eden Buckminster Fuller bambudan bir jeodezik kubbe gösrseydi çok duygulanırdı. Okul bahçesini kullanarak sebze yetiştiriyoruz, herkes kendi sebzesini yetiştiriyor.
Ve ben tam olarak innaıyorum ki eğer Milenyum Gelişme Hedeflerinin gerçekleşmesi için aile planlamasını da işin içine katmalıyız. Elbette önce çocuk ölümlerini azaltmalı, sonra aile planlamasını eklemeliyiz. herkesin aile planlamasına ihtiyacı vardır. Bunu çok az kullanıyoruz. Şimdi, hazır Kitle Koruma Silahlarını bulmuşken bir sonraki Olimpiyatların da yaçam kurtarmaya destek olacağını umuyoruz. Bu gördükğiniz bizim iletişim bilgilerimiz bunlar da Tayland laleleri...
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
TEDExchange'de konuşan Tayland'ın "Bay Kondom"u Mechai Viravaidya, ülkenin yaşam standardını artırmak için 1970'lerde başlattığı cesur planı adım adım bize gösteriyor. İlk adım: nüfus planlaması. Bu da kondomlarla ilintili epey cesur, komik ve bir o kadar da etkili bir konuşma demek.
Since 1974, Mechai Viravaidya has been creating and running innovative family planning and poverty reduction programs throughout Southeast Asia. Full bio »
Translated into Turkish by Isil Arican
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
10:04 Posted: Jul 2010
Views 966,144 | Comments 510
19:14 Posted: Apr 2010
Views 399,713 | Comments 242
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.