İşte bu Johnny Depp, tabi ki. Bu da Johnny Depp’in omzu. Bu da Johnny Depp’in meşhur omuz dövmesi. Bazılarınız biliyordur, 1990 yılında, Depp Winona Ryder’la nişanlandı, ve sağ omzuna bir dövme yaptırdı. Üzerinde “Sonsuza Dek Winona” yazıyordu. Ve üç yıl sonra -- adil olursak Hollywood standartlarında sonsuza dek sürmüş gibi -- ayrıldılar, ve Johnny gidip birkaç onarım işi yaptırdı. Şimdi omzunda “Sonsuza Dek Wino” yazıyor.
Johnny Depp gibi, ya da yaşları 16 ile 50 arasında olan Amerikalıların yüzde 25'i gibi, benim de bir dövmem var. İlk olarak yirmili yaşlarımın başında yaptırmayı düşünmeye başladım, ama özellikle uzun bir süre bekledim. Çünkü herbirimiz 17 yaşında ya da 19 veya 23 dövme yaptırıp 30'a geldiklerinde pişman olan insanlar tanıyoruz. Bana böyle olmadı. Ben dövmemi 29 yaşımda yaptırdım, ve hemen pişman oldum. Ve "pişman oldum," diyerek Dövmeciden çıkıp -- orası buradan birkaç mil uzaklıkta Aşağı Doğu Yakası'na doğru- günışığının altında ağır bir duygusal çöküntü yaşadım Doğu Broadway ve Canal Street'in köşesindeydim. (Kahkaha) Bunu yapmak için çok güzel bir yer çünkü kimsenin umursamıyor. (Kahkaha) Sonra o gece eve gittim, ve daha büyük bir çöküntü yaşadım. Bundan birazdan bahsedeceğim.
Bu benim için çok sarsıcıydı, çünkü o ana kadar, kendi kendime pişman olmak yok diye söyleyip durmuştum. Hayatta bir sürü hata yaptım ve tabi saçma kararlar aldım. Bunu her saat yapıyorum. Ama her zaman, o zamanki halime, o zaman kim olduğuma bakınca elimden gelenin en iyisini yapmış gibi hissederdim. Bundan bir ders çıkardım. Bu bir şekilde beni şimdi hayatta olduğum yere getirdi. Ve tamam, onu değiştirmeyecektim. Diğer bir deyişle, pişmanlık şerbetinden içmiştim, bu da geçmişte olanlardan acı duymanın tam bir zaman olduğu anlamına geliyordu, her zaman geriye değil de ileriye bakmamız gerekiyor, ve yapacağımız ve en iyi ve soylu davranış pişmanlık olmayan bir hayat yaşamaya çabalamaktır.
Bu düşünce şu sözlerle güzelce özetlenmiş: "Devasız bütün her şey itibar edilmeye değmez; Olan olmuştur." Bu başta hayranlık uyandıran bir düşünce gibi gözüküyor, hepimiz bu sözün sahibini söyleyinceye kadar bunda hemfikiriz. Bunu, Lady MacBeth kocasına korkak olmayı bırakıp, cinayetlerden pişmanlık duymaması için söylüyor. Burada Shakespeare'in çoğu zaman olduğu gibi aklından bir şeyler geçiyor. Çünkü pişmanlık hissetmemek aslında sosyopatların birkaç temel teşhislerinden biridir. Bu bir bakıma da, bazı tür beyin hasarının göstergesidir. Yani ön orbital korteksinde hasar olan insanların en açık kötü kararlarda bile pişmanlık duymadıkları gözlemlenmiştir. Yani, eğer pişmanlıksız bir hayat yaşamak istiyorsanız aslında sizin için bir ihtimal var. Bunun adı lobotomi. Ama tam işleyen tam bir insan ve iyi bir insan olmak istiyorsanız, pişmanlıklar olmadan değil de onlarla yaşamayı öğrenmelisiniz.
Öyleyse bazı tanımlar vererek başlayalım. Pişmanlık nedir? Pişmanlık şimdiki halimizin, geçmişte bir şeyi daha farklı biçimde yapmış olsaydık, daha iyi olacağı ya da daha mutlu olacağımız hissidir. Başka bir ifadeyle, pişmanlık iki şeye ihtiyaç duyar. İlk olarak, vasıtaya ihtiyaç duyar -- öncelikle bir karar vermemiz gerekir. İkincisi de hayal gücüne ihtiyaç duyar. Geçmişe dönüp başka bir seçim yapabileceğimizin hayalini kurabilmeliyiz, ve bu hayali sanki bir makaraya sarıp ileriye alarak olayların şimdi nasıl olacağını hayal edebilmeliyiz. Ve aslında, bunlardan bizde ne kadar çok varsa -- bir pişmanlığa karşı ne kadar çok vasıta ve ne kadar çok hayal gücü o pişmanlık o kadar şiddetli olur.
Öyleyse bir an için en iyi arkadaşınızın düğününe gittiğinizi ve havalaalanına yetişmeye çalıştığınızı ve trafikte takıldıldığınızı varsayalım, sonunda giriş kapınıza vardığınızda uçağı kaçırıyorsunuz Bu durumda uçağı üç dakikayla kaçırırsanız 20 dakikayla kaçırdığınızdan daha çok pişmanlık duyacaksınız. Neden peki? Çünkü, uçuşunuzu üç dakikayla kaçırdığınızda, farklı kararlar verip daha iyi bir sonuç elde ettiğinizin hayalini kurmak acı verecek şekilde çok kolaydır. "Tünelden değil de köprüden gitmeliydim, o sarı ışıkta geçebilirdim." Bunlar pişmanlık yaratan klasik durumlardır. Pişmanlığı, az kalsın iyi bir şekilde sonuçlanacakken aldığımız bir karar yüzünden kötü sonuçlanmasından sorumlu olduğumuzu düşündüğümüzde hissederiz.
O halde bu şekilde, bir sürü farklı şey için pişmanlık hissedebiliriz. Bugünkü konuşmamız davranışsal iktisat hakkında olacak. Ve pişmanlık hakkında bildiğimiz çoğu şey bu alanda gerçekleşiyor. Tüketiciler ve finansal kararlarıyla ve buna bağlı pişmanlıklarıyla ilgili çok geniş çaplı yazılı kaynaklar var -- temel olarak, tüketici pişmanlığı. Ama sonradan, bazı araştırmacı biraz geri çekilip, aslında, genel, olarak, hayatta en çok neden çekiniriz diye sormuşlar. Bunun cevabı şu şekilde ortaya çıkıyor.
En başı çeken altı pişmanlık -- hayatta en çok pişmanlık duyduğumuz şey: Açık ara, eğitim. Pişmanlıklarımızın yüzde 33'ü eğitim hakkında aldığımız kararlardan kaynaklanıyor. Daha fazla okumadığımızın pişmanlığını duyuyoruz. Keşke aldığımız eğitimden daha çok istifade etseydik diyoruz. Başka bir alanda eğitim yapsaymışız diyoruz. Pişmanlık listesindeki diğer başı çekenler kariyer, ilişkiler, ebeveynlik, kendimiz hakkında aldığımız bazı kararlar ve yaptığımız tercihler boş vakitlerimizi nasıl değerlendirdiğimiz -- ya da daha doğrusu, nasıl değerlendiremediğimiz. Bunların dışındaki pişmanlıklar şunlarla ilgili: finans, ilişkiler ve ebeveynlik dışındaki ailevi sorunlar, sağlık, arkadaşlar, maneviyat ve toplumla alakalı.
Yani diğer bir değişle, pişmanlık hakkında neredeyse bildiğimiz her şeyi finansı inceleyerek biliyoruz. Ama, insanların hayatta pişmanlık duyduklarına daha genel bir biçimde bakınca, görüyoruz ki finansla ilgili kararlarımız listeye bile giremiyor. Pişmanlıklarımızın hepsinin yüzde üçünden daha azını oluşturuyor. O halde orada oturmuş kendinizi sıkarak büyük bardak mı küçük bardak mı, ya da A firmasına karşı B fiması mı, yoksa Subaru almak mı Prius almak mı, diye tereddüte düşüyorsanız biliyor musunuz, boşverin gitsin. Muhtemelen, beş yıl sonra umrunuzda bile olmayacak.
Ama gerçekten önemsediğimiz ve derin pişmanlık duyduğumuz şeylere gelindiğinde bu tecrübe hissediliyor? Hepimiz kısa cevabı biliyoruz. Çok kötü hissediliyor. Pişmanlık berbat bir his. Ama pişmanlık dört farklı kendine has ve kalıcı şekilde berbat hissediliyor. Pişmanlığın birinci kalıcı bileşeni temel olarak reddediş. Dövmemi yaptırdığım o gece eve gittiğimde, bütün gece uyuyamadım. İlk birkaç saat boyunca, zihnimde tek bir düşünce vardı. Bu düşünce. "Onu ortadan kaldır!" Bu inanılmayacak derece ilkel bir duygusal tepki. Yani, "Annemi istiyorum." gibi bir şey. Sorunu çözmeye çalışmıyoruz. Sorunun neden kaynaklandığını anlamaya çalışmıyoruz. Sadece yok olmasını istiyoruz.
Pişmanlığın ikinci karakteristik bileşeni bir tür yabancılaşma duygusu. O gece odamda aklımdan geçen ikinci düşünce ise "Böyle bir şeyi nasıl yapabildim? Aklımdan ne geçiyordu?" Bu, pişmanlık duyduğumuz bir kararımızdan doğan tam bir yabancılaşma duygusu. Bu tarafımızı tanıyamayız. Bu tarafımızı anlayamayız. Ve orası için -- pişmanlığın üçüncü kalıcı bileşeni olan, kendimizi cezalandırmak için duyduğumuz kuvvetli arzuyu açıklayan -- empati duyamayız. Bunun için, pişmanlığımız karşısında, sürekli "Kendi kendimi tekmeleseydim." deriz. Dördüncü bileşense pişmanlığın psikologların deyimiyle saplantı yaratıcı olmasıdır. Saplanıp kalmak, takıntılı bir şekilde tekrar tekrar aynı şeye tüm dikkatini vermektir. Bu saplantının etkisi pişmanlığın bu üç bileşenini alıp bunları tekrar tekrar yaşamaktır. Yani ben de o gece odamda oturup, "Onu ortadan kaldır!" diye düşünmedim. Orada oturdum ve şöyle düşündüm, "Onu ortadan kaldır. Onu ortadan kaldır. Onu ortadan kaldır. Onu ortadan kaldır" Psikolojik kaynaklara baktığınızda, bunlar pişmanlığı tanımlayan dört kalıcı bileşenlerdir.
Ama ben bir beşincisinin de olduğunu öne süreceğim. Bunun da varoluşsal bir uyanış çağrısı olduğunu düşünüyorum. O gece dairemde, kendimi tekmeledikten sonrra, uzun bir süre yatakta uzanıp deri naklini düşündüm. Sonra da, seyahat sigortalarının nasıl mücbir sebeplerden doğan zararları karşılamadığını, o halde sağlık sigortamın da muhtemelen budalalık sebeblerini karşılamayacağını düşündüm. Doğrusu, hiçbir sigorta budalalık sebeplerini karşılamıyordu. Budalalık sebeplerinin bütün meselesi insanın güvenini tamamen alıp götürmesi; insanı çırılçıplak ortada bırakması ve kendi hassaslığını ve yanlışını umursamayan bir dünyaya karşı açığa çıkarmasıdır.
Bu açıkçası inanılmaz derece acı veren bir tecrübe. Ve bence özellikle de bizim gibi Batı'da benim bazen içinde yaşadığımızı düşündüğüm bir Control-Z kültürü olarak -- bilgisayar komutu olarak Control-Z geri al. Biz bir bakıma hayatın acı gerçekleriyle yüzleşmemeye inalmız bir şekilde alıştık. Soruna para döküp ya da soruna teknoloji döküp -- geri alabiliriz ya da arkadaşlığımızı silebiliriz ya da takip etmekten vazgeçebiliriz. Sorun şu ki hayatta gerçekleşen bazı şeyleri umutsuzca değiştirmek istiyoruz ama yapamıyoruz. Bazen Control-Z yerine, aslında sıfır kontrolümüz oluyor. Aramızda kontrol manyağı ve mükemmeliyetçi olanlarımız için -- ve ben konuştuğum yerden -- bunun ne kadar zor olduğunu biliyorum, çünkü her şeyi kendi başımıza yapmak ve doğru yapmak istiyoruz.
Şimdi savunulması gereken bir düşünce var kontrol manyaklarının ve mükemmeliyetçilerin dövme yaptırmamaları gerekiyor, ve buna birazdan döneceğim. Ama önce söylemeliyim ki pişmanlığın duygusal bileşenlerinden hissetiğimiz yoğunluk ve kalıcılık pişmanlık duyduğumuz asıl şeye bağlı olarak değişkenlik gösterecektir. Yani mesela, benim hayatta en sevdiğim otomatik pişmanlık üreticilerin birisi. (Kahkaha) Metin: Hepsine birden cevap ver. Öyle şaşırtıcı ki sadece tek başına bu hain teknolojik yenilikle birlikte çok büyük miktarda pişmanlık yaşayabiliriz. Yanlışlıkla bir emailde "hepsine birden cevap ver"e basıp bir ilişkiyi yıkabiliriz. Ya işte fevkalade utanç verici bir gün yaşayabilirsiniz. Ya da işteki son gününüz bile olabilir.
Ve bu hayatın derin pişmanlıklarına ilişmiyor bile. Çünkü tabi ki, bazen geri alamayacağımız ve korkunç sonuçlar yaratan öyle kararlar veriyoruz ki, kendi sağlığımız ya da başka insanlarınkini, mutlulukları ve rızklarımızı ve hatta en kötüsü, hayatlarımızı kökünden etkiliyoruz. Şimdi açıkçası, bu tür pişmanlıklar inanılmaz biçimde kuvvetli ve kalıcı oluyorlar. Yani, aptal "hepsine birden cevap ver" pişmanlıkları bile bizi günler sürecek eziyet dolu sıkıntılara sokabiliyor.
Öyleyse biz bununla nasıl baş edebiliriz? Pişmanlıkları kabullenmemiz için üç tane şey tavsiye edeceğim. Bunlardan ilki bunun evrensel bir şey olduğu fikriyle rahatlamak. Google'da pişmanlık ve dövme diye arama yaparsanız, 11.5 sayfa karşınıza çıkar. (Kahkaha) Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi, dövmesi olan Amerikalıların yüzde 17'sinin pişmanlık yaşadığını tespit etmiş. Bu da Johnny Depp ve ben ve yedi milyon arkadaşımız demek. Ve bu sadece dövmelerden duyulan pişmanlık. Bunun içinde hepimiz beraberiz.
Pişmanlıklarımızı kabullenmemiz için ikinci yol kendi kendimize gülebilmemiz. Benim durumumda, bu pek de sorun değil, çünkü 29 yaşında olup da dövmeni beğenmediğinden anneni isteyince bu hiç de zor bir şey değil. Ama daha derin pişmanlıklara gelince bu daha acımasız ve düşünmeden söylenmiş bir tavsiye halini alıyor. Ama ben öyle olduğunu düşünmüyorum. Gerçekten acı ve ısdırap dolu pişmanlık tecrübe etmiş herbirimiz mizahın ve hatta kara mizahın hayata devam etmemiz için canalıcı bir rol oynadığını anlarız. Hayatımızın pozitif ve negatif, kutuplarını biraraya getirip bize yeni bir hayat enerjisi gönderir.
Pişmanlıklarımızı kabullenmemize yardımcı olacak üçüncü yolsa zamanın geçmesidir, biliriz ki zaman bütün yaraları tedavi eder -- dövmeler hariç tabi, onlar kalıcıdır. Ben dövme yaptıralı birkaç sene oluyor. Size dövmemi göstermemi ister misiniz? Peki tamam. Aslında, sizi uyarmam lazım, hayal kırıklığına uğrayacaksınız. Çünkü aslında o kadar da çirkin bir şey değil. Vücudumun mahrem bir yerine Marilyn Manson'un yüzü ya da onun gibi bir şey yaptırmadım. İnsanlar dövmemi gördüklerinde, çoğu zaman nasıl göründüğünü beğinirler. Bense, nasıl göründüğünü beğenmiyorum. Daha önce söylediğim gibi, ben bir mükemmeliyetçiyim. Ama yine de size göstereceğim.
İşte bu benim dövmem. Bazılarınızın ne düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Bunun için sizi bir konuda rahatlatayım. Bazı pişmanlıklarınız aslında düşünüdüğünüz kadar da çirkin değil. Bu dövmeyi yirmili yaşlarımın çoğunu ülkenin dışında yaşayarak ve seyahat ederek geçirdiğim için yaptırdım. Sonrasında gelip New York'a yerleşince, bu sürede öğrendiğim önemli dersleri unutacağım endişesine kapıldım. Özellikle de kendi hakkımda öğrendiğim iki şeyi keşfetmeye devam etmenin ne kadar da önemli hissettirdiğini ve, aynı zamanda, kendi kuzeyini takip etmenin ne kadar önemli olduğunu unutmamak istiyordum. Bu pusula resminin en sevdiğim şeyi de bu iki fikri tek bir resimde birarada toplamasıydı. Ben de bunun bir çeşit anımsatıcı alet olarak işleyeceğini düşündüm.
Gerçekten de öyle oldu. Ama, bana hatırlatacağını düşündüğüm şeyi değil de; onun yerine durmadan başka bir şeyi hatırlattığı ortaya çıktı. Bana aslında pişmanlığın bize verebileceği derslerin en önemlisini ve hayattan da alabileceğimiz en önemli dersi hatırlatıyor. Manidardır, ki benim vücuduma bir yazar olarak ama bir insan olarak da yaptıracağım tek dövme bu olabilirdi. Mesele şu ki, amaçlarımız varsa hayallerimiz varsa, elimizden gelenin en iyisini yapmak istiyorsak çevremizdeki insanları seviyorsak ve onlara zarar vermek ya da onları kaybetmek istemiyorsak, işler kötü gittiğinde acı hissetmeliyiz. Mesele hiç pişmanlık duymamak değil. Mesele pişmanlık yüzünden kendimizden nefret etmememiz.
Dövmemden aldığım nihai ders, ve ben bugün bunu söyledikten sonra yanınızdan ayrılacağım şöyle: Yarattığımız bozuk, kusurlu şeyleri sevmeliyiz ve onları yarattığımız için kendimizi affetmeliyiz. Pişmanlık bize kötü yaptığımız şeyleri değil de, daha iyisini yapabileceğimizi hatırlatıyor.
You can share this video by copying this HTML to your clipboard and pasting into your blog or web page. This video will play with subtitles.
You either have JavaScript turned off or have an old version of the Adobe Flash Player. To view this rating widget you
need to get the latest Flash player.
If your browser allows only "trusted sites" to execute Javascript, you should add the "googleapis.com" domain to your whitelist to allow our Flash detection to work properly.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation.
Bize pişman olmadan yaşamaya çalışmamız öğretildi. Ama neden ki? Dövmesini örnek vererek, Kathryn Schulz pişmanlıklarımızı kabul etmemiz için güçlü ve hararetli bir açıklamaya girişiyor.
Kathryn Schulz is the author of "Being Wrong: Adventures in the Margin of Error," and writes "The Wrong Stuff," a Slate series featuring interviews with high-profile people about how they think and feel about being wrong. Full bio »
Translated into Turkish by Fatih Yucel
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
17:51 Posted: Apr 2011
Views 1,371,708 | Comments 360
16:51 Posted: Jul 2009
Views 2,007,391 | Comments 367
04:00 Posted: Jul 2008
Views 409,026 | Comments 149
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign Out.