Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Sadece 17. yuzyil hakkinda konusmaya baslayacagim. Umarim hickimse konusmaya bu sekilde baslamami hakaret olarak algilamaz.
Ben -- sizinde bildiginiz gibi, PCR'i icat ettikten sonra Benim bir nevi degisiklige ihtiyacim vardi. Ve La Jolla kentine tasindim ve sorf yapmayi ogrendim. Ve uzun bir sure icin orada, sahilde, yasamaya basladim. Ve sorf yapanlar disarida dalgalar icin beklerken, daha once orada bulunmadiysaniz, muhtemelen bekleyenlerin ne yaptiklarini merak edersiniz. Tahmin edersiniz, bazen siz bir dalganin gelmesi icin beklerken 10-15 dakikalik araliklar olur. Onlar (sorf yapanlar) genellikle 17. yuzyil hakkinda konusurlar. Bilirsiniz, onlar dunyada gercekten kotu darbeler alirlar. Insanlar, onlarin bir nevi kultursuz kimseler olduklarini dusunurler. Bir gun, bir kimse bana oneride bulundu, ben bu kitabi okudum. Kitabin adi -- kitabin adi "Hava Pompasi," ya da "Dev Gemi ve Hava Pompasi" gibi bir seydi. 17. yuzyil hakkinda garip bir kitapti. Ve birşeyler hakkında düşünmenin tek doğal yolunun Benim dusunce yolumun (koklerinin) kökleri üzerine düşünmek olduğunun farkına vardım. Bu -- Bilirsiniz, Ben birşeyler hakkında bu yolla düşünmek için doğmuşum ve her zaman kucuk bir bilim adami gibi oldum. Ve bir seyi ortaya cikarmak (kesif) icin gittigimde, Bilimsel yontemleri kullanırdım. Bilirsiniz, bana ilk kez nasıl bilim yapmam gerektiğini anlattıklarında hiç şaşırmadım. Çünkü sadece zevk için ya da öylesine zaten (bilim) yapıyordum. Fakat olmadi -- 350 yıl önce icat edilmiş şeylerin icat edilmesi gerektigini hiç göremedim Bilirsiniz, Ingiltere Almanya, ve Italya yaklaşık herbiri ayni zamanda. Ve bu hikayeyi gerçekten büyüleyici buluyorum
Bu sebeple hakkinda biraz konusacagim, tam olarak bir bilim adamının yapması gerenler nelerdir. Bilirsiniz İlk 17. yuzyilin baslarinda Charles'ın kafası kesildi. ve Ingilizler Cromwell'i kurdu ve simdilerdeki cumhuriyetçilere benzemeyen bir grup cumhuriyetçiyi yarattı. Onlar hukumeti degistirdiler, ve bu ise yaramadi. Ve Charles II, ogul, sonunda Ingiliz tahtina geri yerlestirilmisti. O gercek anlamda gergindi, cunku babasi, bilirsiniz, Ingilterenin Krali oldugu icin kafasi kesilmisti Ve bar ve benzeri yerlerde süregelen konusmalar nedeniyle gergindi bar ve benzeri yerlerde ki (konusmalar) zamanla dönüşüyordu bu aslında... inanilmasi guc belki fakat 17. yuzyilda Ingilteredeki insanlar bar ve benzeri yerlerde felsefe ve benzeri konularda konuşuyorlardı. Televizyon ekranlari yoktu, ve izleyecek futbol maclari yoktu. Ve onların sinirlenmeleri gerçekti, İnsanlar birdenbire caddelere akar ve kavgalar yaparlardı Mesela Robert Boyle vakum pompası adında bir alet geliştirdi mi geliştirmedi mi diye.
Simdi, Boyle Charles II nin bir arkadasiydi Hafta sonlarinda hristiyan (dindar) bir adamdi fakat hafta ici bilim adamiydi (gülüşmeler) O zamanlar bu bir nevi, bilirsiniz, yani, bilirsiniz eger bunu yaptiysan -- o bu kucuk aleti gelistirdiysen bisiklet pompasi gibi bir sey ama isleyisi tam tersi, hava basmak yerine içerideki havayı tümüyle emebilen... cam fanusun ne oldugunu bilir misiniz? Onun gibi bir sey, kaldırıp indirirsiniz, dışı mühürlüdür ve icini gerebilirsiniz yani siz iceride neler olup bittigini gorebilirsiniz. Fakat onun yapmaya calistigi sey butun havayi disariya pompalayabilmekti, ve aynı zamanda icinde neler olacagini gormekti. Yani, oncelikle -- Bana kalirsa onun yaptigi ilk deney iceriye bir kus koymak olmalı.
ve 17. yuzyildaki insanlar, onların gerçekleri anlama yöntemleri bizimkinden farklıydı Bilirsiniz, bir amaç dahilince onlarca molekülü solurusuz, vesaire. Yani, balik su hakkinda cok fazla bilgi sahibi degildir, ve insanlar da hava hakkinda cok fazla bigi sahibi degillerdi. Bunları onu kesfe basladi. Bir nokta, oraya bir kus koydu, ve butun havayi disari pompaladi, ve kus oldu. Ve o "hmmm..." dedi O -- yaptigi eylemi gelistirmek olarak adlandirdi -- o cihazı ilk anda vakum pompasi olarak adlandirmadilar. Simdi siz onu vakum pompasi olarak adlandiriyorsunuz; onu vakum olarak adlandirmisti Degil mi? Ve aniden, Yerli din adamlariyla basi belaya girdi Vakum yapamazsin dediler. Ah - uh -- (gülüşmeler) Aristo "doğa tek olana karşıdır" demiştir. Bence burada bir çeviri eksikliği olabilir. fakat otoritelerce bu şekilde kabul edilmiş. Ve Boyle demiş ki; evet, kahretsin bunu hep yapıyorum Demek istediğim şu ki; kuşu öldüren şeyi vakum olarak adlandırıyorum. Din adamları dediler ki, eğer tanrı senin vakum yapmanı isteseydi... bilirsiniz tanrı her yerdedir. bu onların temel kuralıdır, tanrı heryerde. ve vakum, bilirsiniz, vakumda hiçbirşey yoktur. ve hiçbirşey yoksa, tanrı da yoktur. Bu sebepten, kilise Boyle'ye vakum yapamazsın dedi. Boyle bunun zırva olduğunu "tanrısız" demek isteyenin onlar olduğunu siz bilirsiniz
bu benim işim değil, bunlar beni ilgilendirmez. ben haftasonları dindarım. ve yapmayı sevdiğim şey olan biteni anlamaya çalışmak. bir bölmeden herşeyi çıkarınca ne olduğunu görmek gibi. ve Boyle bunun gibi şirin deneylerini yapmaya devam etti. Tıpkı, kendi kendine dönebilmesi için hafifçe sabitlenmiş pervane gibi küçük tekerlek ile yaptığı deney gibi. Başka bir pervaneyi karşına getirdi yaptığı şey... şey, bana kalsa bunu bir çeşit lastik bant ile yapardım. ve yaptığı geçmeli oyuncak setlerindeki bir fan kullanmış. Tam olarak ne yaptığını çizimlerinden biliyorum. Önceden hazırlanmış vakum ortamında karşılıklı duran iki pervaneden oluşan bir sistem kurdu. Ve ortamda hava olmadığı için biri döndürüldüğünde ikinci pervanenin bundan etkilenmemesini beklersiniz değil mi? Fakat birşeyler eksikti. Bilirsiniz birilerinin bu etkiyi görmek için bu deneyi yapmış olması gariptir ama o zamanlar işler böyle yürüyormuş.
Ve hatta bu konularda, yani...bilirsiniz kahve dükkanlarında ve içkili mekanlarda büyük tartışmalar yaşanıyormuş. Ve Charles bu durumdan rahatsız olmaya başlamış. 2. Charles bu konuların, insanlar, bilirsiniz çok şey olmadan konuşabileceği bir yer yapalım dedi. İnsanların bana tekrar sinir olmasını istemiyorum ve Çünkü ne zaman din ve bilim ve benzeri şeyler hakkında konuşmaya başlasalar babasıyla başları derde giriyordu. ve sonra Charles ben parayı koyarım dedi beyler siz binayı ayarlayın. Böylece bu binada buluşabiliriz ama binada din konuşulmayacak. Boyle bu fikre onay verdi. Tamam, dedi. Toplantılara başlayalım. Bilim adına konuşmak isteyen kim varsa... o zamanlar Isaac Newton yeni yeni ilginç fikirlerle ortaya çıkıyordu. Yeterince iyi giyinerek Royal Society üyesi olabiliyordunuz ve bu toplulukta her çeşit insan vardı. Bir TED konferansı değildi tabii Tek kritier bir beyefendi gibi görünmeyi başarmaktı. Böylece katılabilirdiniz. Üyelik falan da istemiyordu.
Birisi gelip size birşeyler anlatacak olduğunda ya da bir deney yapmak istediğinde deney, o zamanlar için yeni bir kelime sayılır bir bilimsel prensibi katılamak istese, herkesin görebilmesi için sahneye çıkar, böylece herkes.... burası önemli orada, örneğin kesin yargılarla konuşmamalısınız ve tanrı algısı işin içinden çıkmış olur. Gerçeğin doğal halinin bir önemi yoktu. Kesin yargılarla asla konuşamazsınız. Hiçbirşey konuşamazsınız. görselleştiremeyeceğiniz hiçbir şeyi konuşamazsınız. Eğer herkes gördüyse, işte bu makina da böyle çalışıyor diyebilirdiniz. işte burada böyle yapıyoruz, ve bunlar oluyor. Ve anlatıklarınız herkesçe görülür ise sorun yok. Genelleyecek olursak, eminim bunu yaptığınızda bunlar oluyor diyebiliyorsak, Kurallar koymaya başlıyoruz. Eğer vakum oluşturduğunuzda bir tekerin diğerini döndürmediğini bulursanız ve aradaki bağıntı kesinse, etkinin sorumlusu vakumdan önce orada ne varsa odur, gibi birşey. Vakumda mum yanmaz. belki muhtemelen kıvılcımda oluşmaz. Oluşur mu? evet kıvılcım oluşur fakat onlar bunu bilmiyordu. onlarda kıvılcım yoktu, ama onlar (gülüşmeler) Kurallar koyabilirsin ama sadece gösterebileceğin öğelerle ilgili.
ve gösterim görsel olmalı eğer sahnede deney yapıp insanların görebileceği değil de duyabileceği şeyler yaparsanız, sizi ucube sanarlar. Demek istediğim gerçeklik görseldir. Bu çok açık bir kural değildi. fakat eminim bu uygulanıyordu. Eğer insanlar sizi görmez de sadece sesinizi duyarsa, sizi muhtemelen orada olmayan birisi sanacaktır. Genel olarak sadece deneyini yaptığınız ve orada olan şeyler hakkında konuşabilirdiniz. Yerel filozof Thomas Hobbes'un ne dediğinin hiç önemi yoktu çünkü bilirsiniz temel sebeplerle ilgili konuşmazdınız.
17. yy nin ortalarında burada olanlar bilim ve deney adına yapılanlarla ilgilenmeye başladım olanlar amacını aşmaya başlamıştı çünkü tıpkı şu an burada olduğu gibi muhteşem şeyler konuşuluyordu. Bilimin güvenlik kilidi teoloji, felsefe ve aslında tam olarak bilim olmayan matematiktir. Deneysel bilim hep bu olgularla çevrelenmiştir. Matematiksel kısım ve deneysel kısım bilimi felsefeden ayırıyordu. ve...yaşananlar... hiç geriye bakmadık.
O zamandan bu yana işler yolunda. Demek istediğim teknolojinin ilerlemesini engelleyen neyse, ortadan kaldırılmış oldu. Bence bu odadaki herkes... yani bundan sadece 350 yıl önceydi. Unutmayın bu kısa bir süredir. 300 000 yıl öncesine bakarsak burdaki herkesin atasının Afrika'dan çıkıp sola dönenler olduğunu görürürüz. Afrikadan çıkıp sağa dönenler şimdi japonca çeviriyi dinliyordur. Fakat bunlar 350 yıla kıyasla çok uzun zaman önceydi. Fakat bu son 350 yılda işler çok değişti.
Muhtemelen buradaki herkes özellikle yanında çantası olanlar kiminizin çantası yok Eğer 350 yıl önce çantanızdakilerin varlığı bilinseydi, krallar onlara sahip olmak için savaşlar açarlardı. Yani uydular olmadan bir GPS aletine sahip olmanın ne önemi var diye düşünebilirsiniz ne de olsa pek de işe yaramaz. Fakat eğer GPS sistemi 17.yy'da olsaydı krallar ordularını toplayıp savaşa girdiklerini görürdünüz. Eğer birinin ......
(dinleyici: oyuncak ayı, oyuncak ayı)
Evet, eğer bir oyuncak ayı için de yaparlardı. Fakat...hepimizin sahip olduğu şeyler var. Demek istediğim bugün bireylerin sahip oldukları için o zaman krallar savaşa gidebilirdi. Ve sadece 350 yıl öncesi. Herkes değil Sadece önemli insanlar sizin bugün hayatlarını okuduğunuz kişiler bugüne gerçekten etkisi olmuş kişiler.
Demek istediğim... bu çeşit şeyler, bunların hepsi tüm yapmak istediklerimiz bir ayrıma gelmişti Küçüklüğümde bu fikir ile tanıştım bişeyi bilmek istediğinizde bilirsinizi yaşlı babam pek ortalıkta olmazdı ve annem de bilimden pek anlamazdı fakat bir konuda bilgi sahibi olmak isterdim ve bilirsiniz...yapılması gereken şey deneydi. Bilime karşı doğal bir ilgi geliştirdim deney düzenekleri kurdum. Bu konunun herkes için böyle olduğunu düşünmüştüm. Herkesin beyni böyle çalışır sanmıştım. İşin aslı böyle değil. Birçok kişi Yani, ben geçen akşam yemeğinde post-modernisim hakkında konuşurken başımı derde soktum. Bunu istemedim... Nerede şu hamın?
Dinleyici: Burada (Gülüşmeler)
Bunun bir tartışma değil hoş bir fikir alışverişi olduğunu düşünmüştüm. Bunu kişisel algılamadım ama... Ben sadece... Safça şöyle düşündüm, beni 17 yy hakkında düşünmeye iten sörf olayı sonrasında insanların gerçekliği, gördükleri, duydukları, ya da hissettikleri ile farkettiklerini anladım Bu insanların düşünüş tarzı
Küçüklüğmde... Mesela, şunu dinleyin... Fort Sill, Oklahoma'dan küçük bir kitap almıştım. George Dyson'ın babasının nükleer patlama tasarladığı zamanlardı, nükleer patlamalar ve roketler hakkında düşünürdü. Ben de kendi roketlerimi yapmayı düşünürdüm. Küçük kurbağaların hep uzay özlemi çektiğini biliyordum (gülüşmeler) 4 fit yüksekliğinde Roketimi birkaç mil uzağa gönderebilecek bir tahrik sistemi bulmaya çalışıyordum. Yani bu benim hedefimdi. Görüş alanından çıkacak kadar uçsun, daha sonra paraşüt ile içinde kurbağa ile geri dönsün. Ve ben... ben... Füze rampası olan Fort Sill'den bir kitap aldım. Amatör roket klübüne yolladım ve dedim ki potasyum perklorit ile şekeri asla karıştırmayın. (gülüşmeler) Bilirsiniz, bu tam bir liderlik örneği. (gülüşmeler) Bunu duyunca, bakalım dedikleri oluyor mu dersiniz hadi biraz potasyum klorit ver şeker, perklorit ve şeker karıştırıp bakalım yapmamamı istedikleri nedir acaba dersiniz, neler olacak, nasıl çalışacak. O zamanlar annemin arka bahçede yaptıklarımı üst kattan ütü yaparak, gözetlediği gibi şahit olmadık. Annem bize göz kulak olur, eğer orada duman tüterken görürse pencereden çıkıp, gözünüzü çıkarmayın diye bizi azarlardı. Yani bu başımıza gelebilecek en kötü şeydi. Ben de o zamanlar , gözümü çıkarmadığım sürece yaptıklarımın sorun olmayacağını düşünürdüm. Tamam, dikkatli şekilde yapacağım, ama yapacağım. Eğer birşey yasaklı ise onu garajınızın arkasında yapardınız. (gülüşmeler)
Eczaneye gittim ve bir miktar potasyum perklorit almaya çalıştım o zamanlar bir çocuğun eczaneye gidip kimyasallar almaya çalışması mantıksız gelmezdi. Şimdilerde bu imkansız. ve sonra... (gülüşmeler) Fakat dükkanda yoktu ben de ne çeşit potasyumlarınız ve tuzlarınız var diye sordum. adamın potasyum nitratı vardı. O herneyse aynı işi görebilir dedim. Roketlerle ilgili birşey olduğuna emindim, olmazsa manualde adı geçmezdi.
sonra bazı deneyler yaptım. Potasyum ve şekerin küçük ölçekleriyle işe başladım evde hazır olanlarla farklı miktarları karıştırdım ve ateşlenecek mi diye gözlemledim. Karıştırınca neler olduğunu merak ediyordum. Sonunda yandı yavaşça yandı ve daha önce yaptığım içinde sülfür olan roket yakıtlarına göre hoş bir koku çıktı. Yanmış şeker gibi koktu. Sonra eritmeyi denedim ve erittim. Kahverengi bir şurup oluştu. soğuduğunda tuğla gibi sert bir madde idi. bunu ateşlediğinde ise yarasa gibi uçuşuyordu. Yani bu kurumuş parça ateşlendiğinde bahçenin içinde oraya buraya uçuşup dans ediyordu. İşte dedim, kurbağayı gitmek istediği yere götürecek şey. (gülüşmeler)
Ve geliştirmeye başladım. George'nin babası baya yardım etti. O arada kardeşim doğdu. Fakat ben... yaklaşık.... altı ayımı aldı diyebilirim. Sonunda taşlar yerine oturdu. Yakıt hazır olduktan sonra bile, roketin uçmasını sağlayacak onlarca ayrıntı vardır. Fakat bunları yapabilmek için deneyler yapar ve sonuçları bir kenara yazarsınız yani, bilirsiniz, gözlemler yaparsınız Ve yavaş yavaş, olayları anlamanızı sağlayan bir teori gelişir Ben de kuralları izledim. Kuralların olduğunu bilmiyorum fakat sanırım doğuştan bilim adamıydım ya da 17.yy a gönderilmiştim, herneyse.
Fakat sonunda yaptık, kurbağayı gökyüzüne gönderip, canlı olarak geri getirme işini tekrarlanabilir olarak yapan bir cihaz geliştirdik. Ve biz... gerçekten hiç korkmamıştık. Aslında korkmalıydık, çünkü çok fazla duman ve ses vardı. ve gerçekten çok güçlüydü. Arada bir patlamalar oldu. ama yine de kaygılanmadık. Bilirsiniz gezegeni yok edecek patlama değildi. Korkmamız gerektiği konusunda 10 farklı senaryo vardı... Bu arada bunu yapmamalıyız diye düşünebilirdik yani yetkililerden izin almak daha iyi olabilir gibi geliyordu fakat eğer bunu bekleseydik kurbağa eceliyle ölebilirdi.
Bu hikayeyi bugün anlatmamın nedeni, bana çıkmadan önce kişisel birşeyler anlat dediler... karımla tanıştığımız ilk günü anlatacaktım ama o da fazla kişisel olmaz mıydı?
ben de o kadar da kişisel olmayan bu hikayeyi buldum. Fakat bu...benim bilim dediğim işlem, bir fikir ile yola çıktığınızda ...yerine, bildiğiniz tüm otoriterlerde kaydı var mı diye ararsınız. ben...bazen bunu ben de yapıyorum eğer bir makale yazacaksam, daha önce üzerinde çalışılmış diye anlamaya çalışıyorum. Fakat gerçekte bir fikriniz olduğunda bir gece aklınıza iki oligonükleotit ile DNA çoğaltabilirim diye bir fikir gelirse ve böylece DNA nın küçük bir bölümünün onlarca kopyasını yapabilirim evime doğru 20 dakikalık sürüşüm esnasında sadece gitmek yerine bunları düşünüyorum. Bunları etrafımdakilerle konuşuyorum eğer moleküler biyolog arkadaşlarımı dinleseydim, bu fikri çoktan terkederdim.
Bir otoriteye bu iş olur mu olmaz mı diye sorsam cevap muhtemelen, olmaz, olurdu. Çünkü sonuçlar o kadar etkileyici idi ki, eğer doğruluğu kesinleşirse, herkesin moleküler biyoloji konusunda düşünme tarzını kökten değiştirebilirdi. Kimse bir kimyacının ortalıkta dolaşıp diğerlerini dürtükleyip bildiklerini değiştirmesini istemez. Otorite size her zaman... Her zaman doğru yanıtı alamazsınız, anlatabildim mi? Fakat eminim ki, laba girip kendi deneyinizi yaparsanız, siz otorite olursunuz, ve çalışıp çalışmadığını bilirsiniz. Çünkü hemen oracıkta deney tüpünün içinde olanlar, ve burada jelin üzerinde bant şeklinde birikenler bunların DNA olduğunu biliyorum, ve onları çoğaltmak istedim, ve işte! Oldu, çalıştı.
Bilirsiniz, işte bilim böyle yapılır. Ve kendinize, bunu nasıl daha iyi yaparım diye sorarsınız. Ve hep daha iyi yapmanın bir yolunu bulurusunuz. Deney yaparken, tıpkı sahenede yapmak gibi her zaman size sağlanmış, doğrular üzerinden hareket edersiniz. Ve hiç hile yapamazsınız. Kastetiğim, eğer deneyiniz gerçekten çalışıyorsa, en dürüst halinizle yapmalısınız. Yani, sonuçları uydurup, diğer deneyleri bu sonuçlar üzerinden yapamazsınız. Yani dürüst olmalısınız. Ben temel olarak dürüstüm. Pek iyi bir hafızam yok, o yüzden sahtekarlık başımı hep belaya sokar. Yani doğal bir dürüst ve doğal bir meraklı olarak bu tarz bilim yapmaya mecburdum.
şimdi, bakalım.... 5 dakikam daha var, değil mi? Tamam, bütün bilimadamları böyle değildir. bilirsiniz... onlardan çok var... (gülüşmeler) Çok var...ve Isaac Newton'dan beridir çokça oluyor. 2. Dünya Savaşında öncesinde ve eminim sonrasında devletler, bilimadamlarının deney tüplerine fildişi kulelerini sığdıran sahne soytarıları olmadığını farketmeye başladı.
Bildiğiniz gibi, 2. Dünya Savaşını bilimadamları yaptı denebilir. Herşeyi hızlandırdılar. Karşıdakini indirmek için daha büyük silahlar yaptılar. Görev başında yığılıp kalmasınlar diye pilotlara verilecek ilaçlar yaptılar. Bütün bunlar ve... sonunda herşeyi bitirecek dev bir bomba, öyle değil mi? Herkes bir adım geriye çekilip, evet, bu lanet şeye yatırım yapmalıyız dedi çünkü orada çalışan herkes en azından orduda daha iyi bir pozisyona geçecekti, ya da daha iyi ekonomik koşullara sahip olacaktı. Ve bu duruma dahil oldular, sanayi bilim işbirliği sağlanmış oldu. Ve o noktada para için bu işi yapan onlarca bilimadamı ortaya çıktı, çünkü bir anda ulaşılır hale gelmişti. Ve onlar uzaya kurbağa gönderme peşinde olan meraklı çocuklar değillerdi. Onlar bu işte iyi para var diyerek, bilirsiniz, tıp okuyan insanlardı. Sonradan hep iş hayatına atıldılar. Demek istediğim insanlar liselere gelip, zengin olmak mı istiyorsun, o zaman bilimadamı ol diyordu. Artık öyle değil. Zengin olmak istiyorsan, iş adamı olursun.
Fakat birçok kişi bunu para, güç ve seyahat için yapıyor. Bu seyahatın kolay olduğu zamandaydı. Bu insanlar düşünmeden... Onlar... Her zaman size doğruyu söylemiyorlar. Bunun kontratları ile alakası yok, size doğru söylemek, onların avantajına olduğununda bunu yapıyorlar. Ve insanlar... yani Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli komitesi üyesi gibi insanlar. Bu adamlar, gezegenin zamanla ısındığını nasıl kanıtlayacaklarını konuştukları büyük toplantılar yapıyorlar. Bu birçok kişinin algılarına aykırıdır. Yani bir süre sıcaklığı ölçersiniz sanırım 50-60 yıldır sıcaklıklar düzgünce ölçülüyor bundan daha uzun zamandır ölçülüyor ama güvenilir kısımları kullanmakta yarar var. ve 50 60 yıldır ölçülen kısım pek de yukarı gitmedi. Ortalama sıcaklıklar belki birazcık artmıştır, bu da hava istasyonlarının ölçtüğü gece sıcaklıklarından ötürü.
Buna da şöyle bir açıklama getirebilir. Hava istasyonların eskiden hep şehir dışında kuruldu. havaalanları eskiden neredeydi, şimdi nerede, şehir oraya taştı, ve tüm çevresi beton, buna şehir silüeti etkisi deniyor. Bütün aklı başında adamlar ölçüm yaparken, bu etkiden korunmak gerektiğini bilir. Ve, gün boyu ısınan binalar geceleri de bir süre sıcak kalmaya devam eder. Ve sıcaklıklar bir miktar yukarı çıkmış olabilir. Böyle olmalı. Bunu ortaya ilk atan adam yani bu fikirle ilk ortaya çıkan kişi kendimizi kızartacağımızı düşündü, aslında tam olarak öyle düşünmedi.
O kişi Sven Arrhenius, bir İsveçli ve dedi ki, eğer atmosferdeki CO2 oranını 1900 olduğunu düşündüğü oranın, iki katına çıkarırsanız ortalama sıcaklık 5.5 derece artabilir. Bunu hesaplamıştı. O dünyayı içinde bir şey olmayan tamamen izole edilmiş bir ortam gibi düşünmüştü. Sadece enerji girişi ve çıkışı var şeklinde. Ve teorisi ile ortaya çıktı. Ve bu dedi ki bu çok hoş, çünkü bu İsveç için daha uzun bir tarım sezonu demek. Bu fikri sörfçüler de sevdi, çünkü okyanuslar bazen gerçekten çok soğuk olabiliyordu. Sonradan birçok insan bunun kötü de olabileceğini düşündü. Fakat kimse bunu gerçekten kanıtlayamadı öyle değil mi? Yani bunu muhteşem internetinizle NASA nın ya da ve ya metoroloji bürosunun ortalama sıcaklık kayıtlarına bakarak kontrol edebilrisiniz. Kendiniz bakacaksınız ve ne göreceksiniz, biliyor musunuz? sadece gece sıcaklıklarının, dünya yüzeyinde birazcık arttığını göreceksiniz.
Ve bunun gündüz sıcaklıklarıyla ortalamasını aldığınızda ortalama sıcaklığın yüzyıl içinde 0.7 derece artığını görürsünüz. Gerçek olan, sadece gece sıcaklıklarının artmasıydı. Böylece... Arrhenius'un toerisi... ve bütün global ısınmacılar eğer bu sera etkisi ise gündüz sıcaklıkları da artmalı diye düşünmelilerdi. İnsanlar isimleri olan şeyleri seviyor. Ve kafalarında canlandırıyorlar, bilirsiniz, insanlar gerçek kanıtlar hakkında heycanlanmazlar. örneğin 1990larda tropik dolaşımın güçlenmesine kanıt olabilecek gerçeklerle heycanlanmazlar. Bu şubat yayınlanan bir makalede muhtemelen henüz duymadınız. "Tropik Yayılımsal Enerji Bütçesindeki On Yıllık Büyük Değişkenlikler" Pardon, Bu makale NASA tarafından ve Columbia, Viliki ve Princtendaki bir grup bilim adamı tarafından basıldı. Şubat'ın birinde Science Magazine'de 2 makale yayınlandı. İkisinin de kapanış paragrafındaki ortak fikir editöründe katıldığı gibi bu yazıların içeriği kısaca küresel ısınmanın tamamen yanlış olduğu yönünde. Yani bu adamlar NASA'nın uzun zamandır söylediği gibi diyolarki atmosferin ortalama sıcaklıkları artmıyor. Bu işi uydular kullanarak, 20 senedir çok dikkatli şekilde yapıyoruz ve sıcaklıklar artmıyor. Bu yazılardaki çok daha vurucu bilgi onların yayılım dediği... çok ayrıntıya girmeyeceğim çünkü konu baya karışık. Aslında karışık olmasının nedeni seçtikleri kelimeler Birisi çıkıp şöyle anlatmalı, güneş belli bir miktar enerji üretiyor, ne kadarının dünya üzerine düştüğünü biliyoruz, ve bir kısmını geri yansıtıyor. Isındığında daha kırmızı bir ışıma yapıyor, yani kızıl ötesi, yani ısınan şey daha çok kızıl ötesi ışıma yapar,
Bu küresel ısınma olayı saçmalık, cidden Eğer...eğer gerçekten atmosferde çok fazla CO2 olsa ve kaçmaya çalışsan ısı tutulur ve dışarı çıkmaz. Fakat güneşten gelen ısı çoğunlukla 350 nanometre merkezli ışıma CO2 den geçip giriyor. Ve ısınmaya devam ediyor ama hiç ısı kaybetmiyorsun. Bu adamlar hepsini ölçtüler.
Yani bu konularda konuşabilirsin, uzun raporlar yazıp, hükümetden ödenek alabilirsin, fakat bunlar.. ölçüldü, son 10 yıl içerisinde... bu sebeple 10 yıllık diyolar... enerji, onların deyimiyle "dengesizlik" beklenenin çok üstünde. Dengesizliğin miktarı yani gelen ve giden ısı arasındaki fark CO2 nin iki katına çıktığında oluşmalıydı, bu CO2 seviyesine yakın bile değiliz.
Bunu 2025 de yapsaydık, yani CO2 miktarı gerçekten 1900 lerin iki katı olsaydı, bu eneji bütçesini büyütebilir denirdi, yani, başka deyişle, santimetre kare başına 1 watt fazla gelen, giden enerji farkı olurdu. Ve gezegen bu durumda ısınmalı. Bu çalışmada... iki farklı takım tarafından yapılan iki çalışmada... 1998 den 1999 a metrekarede 5.5 watt artış hesapladılar, ama gezegen ısınmadı.
Yani teori çöktü, bitti. Makaleler geri çağrılıp, isimleri küresel ısınma fiyaskosu şeklinde değiştirilmeli. Bu konuda endişeliler ve makalelerinde çok korunaklı neticelere yer veriyorlar çünkü korkmuş kişilerden aldıkları çokça para ile büyük laboratuvarlardan konuşuyorlar.
Şöyle deseler, biliyor musunuz artık küresel ısınma diye bir problem yok. biliyorsunuz, parayı onlar veriyor. Böyle bir önermeyle gelseniz ve kürüesel ısınma aslında hiç olmadı deseniz... Eğer..eğer bunu....eğer bunu gerçekten demiş olsalar, ben çıkıyorum. (gülüşmeler) Ben de ayağa kalkacağım. (gülüşmeler) (alkışlar) Bunu söylemeliler. Çok dikkatli olmaları gerek.
Bana kalırsa rahat olabilirsiniz, çünkü Science editörü, bir aptal değil. ve oldukça profesyoneller. Gerçekten profesyoneller olanlar, son satırda aynı sonuca ulaşıyorlar Ön gördüğümüz küresel dolaşım modeli ve buna bağlı dünyanın ısınması tamamen yanlış, büyük bir oranda yanlış. Az bir farkla değil. Kimsenin bilmediği bir mekanizmayı gördüler fakat bunın ısınmaya yol açtığı gibi yanlış bir yorum getirdiler, çünkü ısı içeri giriyor ama ısınmaya neden olmuyor.
Gezegen baya muhteşem birşey, büyük ve korkunç, ve büyük ve muhteşem ve bizim hiç bilmediğimiz onlarca şey yapıyor. Yani bunları biraraya getirmemdeki sebep, İşte, bilim yapma şekli budur, bazen bilim başka sebeplerden ve sadece meraktan yapılır. Küresel ısınma gibi birçok konu var bilirsiniz, ozon deliği ve birçok toplumsal bilim konusu eğer onlarla ilgileniyorsanız, "Tropik Yayılımsal Enerji Bütçesindeki On Yıllık Büyük Değişkenlikler" gibi makaleler okumalısınız ve onların ne demek istediğini anlamalısınız eğer sadece birilerini dinlerseniz, sizi hipnotize edip, bundan çokça para kazanırlar, ve yanlış bilgilendirilmiş olursunuz. Ve aslında endişelenmemeniz gereken şeyler hakkında endişelenirsiniz.
Dikkatli olmanız gereken 10 şey var, birincisi.. (gülüşmeler) Asteroitler birinci sırada, bu konuda hemfkiriz. Yani, asteroitler konusunda dikkatli olmalısınız. Tamam, beni ağırladığınız için teşekkürler. (alkışlar)
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Biyokimyager Kary Mullis modern bilimin temelleri hakkinda konusuyor: deney. 17. yuzyildan ve kendisinin arkabahce-fuze gunlerinden alinti hikayeleri paylasarak Mullis, kaliteli bilimin tum bicimlerindeki meraki, ilhami ve titizligi kutluyor.
Kary Mullis won the Nobel Prize in Chemistry for developing a way to copy a strand of DNA. (His technique, called PCR, jump-started the 1990s' biorevolution.) He's known for his wide-ranging interests -- and strong opinions. Full bio »
Translated into Turkish by alper bayrı
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
Fish don’t know much about water, and people didn’t know much about air.” (Kary Mullis)
17:57 Posted: Mar 2008
Views 811,973 | Comments 169
17:06 Posted: Dec 2007
Views 690,508 | Comments 115
19:11 Posted: Jul 2008
Views 189,243 | Comments 65
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.