Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Odada devasa büyüklükte bir fil var, bu filin ismi ekonomi. Hadi biraz bundan bahsedelim Size ekonominin şu anki tablosunu sunmak istiyorum İşte tam arkamdaki de bu tablo...
Ama elbette hatırlamamız gereken şey şu. (Krizle başa çıkmanın yolu, uzun vadede, siz ateşle dans ederken...ondan gözünüzü ayırmamanızdır) siz ateşle dans ederken, sırada ne var? Önümüzdeki 17.5 dakika boyunca şunu yapmaya çalışacağım; size bu alevlerden ve ekonomide-- nerede bulunduğumuzdan bahsedeceğim. daha sonra TED'de son 25 yıldır yer almış ve bu konferansta da yer alacak olan üç akımı ele alacağım ve bu ikisini bir araya getirmeye çalışacağım. Böylece size son yenilenmenin ne olacağına dair bir fikir vermeye çalışacağım. Bahsettiğim 3 akım, kök hücre mühendisliği, doku mühendisliği, ve robotlar. Bir şekilde bunların hepsi size birşeyler çağrıştıracak.
Yinede, ekonomi ile başlayalım. Halen var olan gerçekten ciddi birkaç büyük sorun var. İlki finansal kaldıraç sistemi. Kaldıraçla ilgili problem şu: Amerika'nın finansal sistemine şöyle bir görüntü veriyor
Normal bir ticari banka yüzde 9-10 oranında kaldıraç kullanır. Yani yatırdığınız her bir dolara 9-10 oranında borç verilir. Normal bir yatırım bankası birikim bankası değildir. Yatırım bankasında ise, 15-20 katı veriliyor. Eylül ayında Amerikan Bankası'nda bu 32 kattı. Ve sevgili arkadaşınız Citibank'da 47 kattı. Oops! Bu her kötü borçlanmanın 47 kat daha kötü olması demek. ve elbette bu, hepinizin bu cici insanlara ne kadar cömert ve harika BAĞIŞLAR yaptığınız anlamına da geliyor Siz bunu düşünürken Şunu merak etmelisiniz; bankalar kasalarında sizin için ne saklıyor? (Gülüşmeler) Bu hiç hoş değil.
Bu sırada devlet ise Noel Baba gibi davranıyor. Hepimiz Noel Babayı severiz, değil mi? Noel Baba hakkındaki sorun şu; Bu arkadaşların yaptığı zorunlu harcamalara bir bakarsanız, ve bu bankalara 1967 yılında "iyileştirme" adı altında yapılan zorunlu harcamalar %38 olarak hesaplanırken, 2007'de bu rakam %68'e çıkmış. Ve hemde 2030 civarına kadar %100'e çıkmamamız gerekirken. Ama bir trilyon oraya, bir trilyon buraya dağıtmakla o kadar meşguldük ki oturup ileriye dönük hesap yapacağımız tarihi 2017 yılına dek erteledik. Ve bu borçların hepsini çocuklarımızın üstüne devredebileceğimizi sandık. Ama tahmin edin bakalım ne oldu? Artık ödemeye başlayacağız. Sorun şu, ödeme günü geldiğinde (Devletin) Noel Baba'nın yazın olduğu kadar şirin olmadığı ortaya çıktı. Değil mi?
İşte ABD'deki en büyük yatırımcıdan öğütler. Bu kişi Çin Yatırım Kurumununu yönetiyor. ABD hazine bonolarının ana alıcısı bu kişidir. Aralık ayındaki bir röportajında verdiği öğütler. İlk öğüt (Size borç veren ülkelere iyi davranın) Buda ikincisi (Elbette size destek oluruz, eğer sürdürülebilirse) Bu arada, Çin Başbakanı geçen Pazar günü Davos'ta bunu tekrarladı. Bu olay ciddiye gidiyor, bu bütçe açığına gereken önemi vermeye başlamazsak Dolar'ı kaybetmeye başlayacağız. Ve işte o zaman "Bütün bahisler" kapanır.
Size olayın nasıl gözüktüğünü göstereyim. Şu an güvenle söyleyebilirim ki, bu odadaki tek trilyoner benim. Bu gerçek bir fatura. Ve bu fatura 10 trilyon dolar. Tek problemimiz, artık bu fatura çok para etmiyor. Geçen hafta sekiz dolardı, bu hafta dört dolara düştü. haftaya bir dolar. Eğer para biriminizin arkasında durmazsanız bu olur. Bir dahaki sefere, bu kadar şirin biri kapınızda belirdiğinde, ve hatta bu yaratığın adı Chrysler, Ford veya bazen de....- her ne isim verdiyseniz- olsa da, sadece hayır demek zorundasınız. 'İyileştirme' kelimesini de artık kafanızdan silmeye başlayın. Kısa vadede bunu yapma nedenimiz artık nakit paramızın tükenmiş olmasıdır
Devlet bütçesine baktığınızda, görünen durum böyle. Turuncu dilim "ihtiyari harcamalar" kısmı. Geri kanal herşey yetkilendirilmiş halde. Görünüş itibariyle Alaska ile aramızdaki köprüleri kaldırmaktan bir farkı yok. Artık sağlık harcamalarına kısıtlama getirmeyi düşünmeye başlamalıyız. çünkü bu canavar basitçe bütçenin tamamını yemek üzere. ve artık insanlardan biraz daha geç emekli olmalarını istemeyi düşünmeliyiz. 60-65 yaş arasındaysanız zamanında emekli olursunuz. 401K'nız (şirkette biriken emeklilik fonunuz) hazırlanır. 50-60 yaş arasındaysanız 2 yıl daha fazla çalışmanızı istiyoruz 50 yaş altıysanız, 4 yıl daha fazla çalışmanızı istiyoruz. Bunun mantıklı olma sebebi şu, Büyükbabalarınıza verilen Sosyal Güvenlik hakkını onlar 65 yaşında aldılar ve 68'de işten ayrılmaları beklendi Bugün 68 yaş genç bir yaş. Ayrıca Ordu'dan da her sene üçte bir kesmeliyiz.
Diğer zorunlu harcamaların hepsine limit koymalıyız. Bu kadar çok borç almaya son vermeliyiz yoksa pastanın tamamını faizler yiyecek. ve sonunda daha küçük bir hükümete sahip olmalıyız. Ve bu eğilimi değiştirmeye başlamazsak doları kaybedeceğiz ve -- Izlanda gibi görünmeye başlayacağız. Şu an düşündüğünüz şeyi biliyorum. Bu ancak cehennem donduğunda mümkün diyorsunuz ama anımsatayım, bu aralık ayı Vegas'a kar yağdı.
Eğer bu konuyu konuşmazsak ne olur? Japonya 1980'lerin sonunda emlak sektöründe mali bir kriz yaşadı. Ve bugünün en büyük 225 şirketi 18 yıl önce bugünkü değerlerinin dörtte biri ediyorlardı. Bunu düzeltmezsek, 2026'da, 3.500'lerde bir DOW (Wall Street) görmeye ne dersiniz? Şu an düzeltmezsek olacak olan budur. Ancak bu kişinin yalnızca Florida'nın değil, ABD'nin de CFO'su olduğunu görmek istiyorsanız, o başka. Bu konu ile bir an önce ilgilenmeliyiz. Bu kısa vadede. Bu işin alev kısmı. İşte bu finansal krizdir.
Şimdi, finansal krizin hemen arkasında ikinci bir dalga var. İşte bunun hakkında konuşmak lazım. Bu dalga çok daha geniş ve güçlü Elbette bahsettiğim şey teknolojinin dalgası. Bu konuda gerçekten önemli olan kısıtlama yaparken, büyümemizin şart olması. Hepsinden öte, yeni başlayan şirketler ABD'nin GDP yatırımından %0.2'lik pay alırlarken getirinin %17.8'ini sağlıyorlar. ABD ekonomisinin geleceğini yaratanlar buradaki gibi bir grup insan. İşte bu büyütmek zorunda olduğumuz şey bu. Bu köprüyü hiç bir yere kurararak büyümek zorunda değiliz. O zaman romantik bir yazarı konuşmaya dahil edelim. --Herşeyin bittiğini düşündüğünüz anda, bir zaman gelecek....ve bu bir başlangıç olacak-- İşte bu nokta, bu üç eğilimin birleştiği nokta. Burada Mikrobiyoloji, doku mühendisliği ve robot mühendisliği birleşerek yenilenmeye öncülük ediyorlar. Bazı eski başlıkları tekrarlamama izin verin.
Craig Verner geçen sene buraya geldi hardware gibi davranabilen ilk programlanabilir hücreyi size tanıttı. DNA ekleyip başka bir türe aitmiş gibi yenileyebiliyorsunuz Paralel olarak, MIT'dekiler standart kayıtlı biyolojik uzuvlar inşa ediyorlar Biyolojinin Radio Shack'ı olarak görebilirsiniz (Ç.N: teknoloji-market) Gidip proteinlerinizi, RNA veya DNA'nızı alabiliyorsunuz. sonra evde kendiniz inşa etmeye başlıyorsunuz.. 2006 yılında yüksekokul ve üniversite öğrencilerini toplayıp bu ufak tefek tuhaf şeyleri oluşturmaya başladılar Bir elektrik devresinden ziyade yaşayan şeyler oldular.
İnşa ettikleri ilk şeylerden birkaçı Hücrelerde böyle bir döngü var. Önce büyümüyorlar, sonra inanılmaz ölçüde büyüyor ve büyümeyi kesiyorlar. Mezuniyet sınıfları hangi evrelerde olduklarını göstermek istediler Ve bu hücreleri inşa ettiler; hücreler aşırı büyüme evresinde iken kekliküzümü gibi kokmaya ayarlandılar Ve büyümeleri durunca da muz kokmaları gerekiyordu. Artık kolayca deneyinizin çalışıp çalışmadığını, çalışıyorsa da hangi fazda olduğunu biliyordunuz.
2 yıl sonra iş biraz daha kompleks bir hal aldı. 21 ülke bir araya geldi, düzinelerce takım. Yarışmaya başladılar. Rice üniversitesi kırmızı şarabın içinde bulunan ve size iyi gelen maddenin üzerinde çalışmaya başladı ve bunu biraya aktardılar. Yani resveratolü alıp biraya koydular. Elbette, dolaşan hakemlerden biri sayıklamaya başladı, "Wow! Kanserle savaşan Bira! Tanrı varmış!"
Taiwan takımı daha bir azimliydi Bakterileri aslında böbreklerinizmiş gibi davranacakları şekilde inşa etmeye çalıştılar. 4 yıl önce size bu fotoğrafı gösterdim, Herkes ah'ladı, oh'ladı... Çünkü Cliff Tabin bir tavukta ekstra bir kanat yetiştirmeyi başarmıştı. Geçmişte bu acayip bir başarıydı. Şimdi bakteri mühendisliğinden doku mühendisliğine geçerken bu dönemde neler olduğunu sizlere göstermeme izin verin
2 yıl önce, bu yaratığı gördünüz, Xochimilco, Mexico'dan neredeyse türü tükenmiş bir canlı ismi Axolotl, kol ve bacaklarını yeniden çıkarabiliyor kalbinin yarısını dondurun, yeniden tamamlanıyor Beyininin yarısını dondurun, yeniden büyüyor. Neredeyse aynen Kongre'den ayrılmak gibi... gülüşmeler Şimdi, hayvanların kendini yenilemesine gerek kalmadı çünkü klonlanmış fare dişini petri kaplarında inşa edebiliyorsunuz. Ve, elbette eğer petri kabında sıçan dişi inşa edebiliyorsanız insan dişini de petri kabında büyütebilirsiniz. Bu sizi şaşırtmamalı, değil mi? Yani dişsiz doğdunuz. İlk dişlerinizin hepsini de diş perisine verdiniz. Yeni bir diş seti çıkarıyorsunuz. Ama sonra, bu dişleri yeniden kaybettiğinizde yeniden büyümüyorlar, tabii bir avukat değilseniz.
Ama elbette çoğumuz için artık nasıl diş yetiştireceğimizi biliyoruz. Dişin erişkin kök hücresini alıyor biyo-ayrıştırıcı bir kalıba koyuyorsunuz, yeniden diş yetiştiriyorsunuz. ve basitçe implante ediyorsunuz Ve bunu başka şeyler için de yapabiliriz. Tüberkülozdan ölmek üzere olan ispanyol kadın trake donörüydü. onun trakesindeki tüm hücrelerini aldılar ve kök hücrelerini geride kalan kıkırdak dokusuna püskürttüler Kendi trakesini yeniden büyüttü ve 72 saat sonra da implante ettiler. Şimdi çocuklarıyla etrafta koşturuyor Bu Tony Atala'nın Wake Forest'ta ki, savaşta yaralanan askerler için kulaklar büyüttüğü laboratuvarında gerçekleşiyor. Ayrıca safra kesesi de büyütüyorlar. Boston'da şu anda 9 kadın yenilenmiş safra keseleri ile etrafta dolaşıyor. ki bu yaşamınızın sonuna dek plastik torbalara bağlanmış halde gezmekten çok daha hoş.
Bu gittikçe sıkıcı olmaya başladı, değil mi? Yani, bu hikayenin nereye gittiğini kestirebiliyorsunuzdur? Ama, gittikçe ilginçleşiyor da. Geçen sene, bu grup bir kalpten bütün kalp hücrelerini almayi başardı Geride sadece kıkırdak dokusu kaldı. Sonrasında, kök hücreleri bir fare kalbinin üstüne püskürttüler. Bu kök hücreler, kendileri organize oldular ve kalp atmaya başladı. Hayat oluşuyor!
Bu basılmış en son yayınlardan. Japonya ve U.S'de aynı anda yayınlandı ve geçen sene de deri hücreleri kök hücreye dönüştürüldü. Buradaki dokuyu alıyorsunuz, ve vücutta istediğiniz neyse ona çeviriyorsunuz. Bu artık sıradanlaştı, çok hızlı ilerliyor, ve dünyada pek çok yerde çalışmalar yapılıyor.
Üçüncü trend ise robotlardı. Bizim gibi belirli bir yaştakiler şimdiye dek hep, Jetgillerdeki Robot Rosie'nin evimizde çalışacağı günleri bekledik. Ama elimizdeki tek şey Roomba. (ÇN: robot elektrik süpürgesi) (Gülüşmeler) Hatta bu robot'un bizi tehlikelere karşı uyaracağını düşünmüştük Olmadı. Bunlar bir apartman dairesi için yapılmış robotlardı, değil mi? Yani, Rosie tekerlekler üstünde hareket ediyordu. ve diğeri de düz bir sistemin üzerinde. Eğer düz bir dünyanız yoksa, bu iyi değildir. Bu nedenle günümüzde robotlar biraz daha farklı dizayn ediliyor.
Bu Boston Dynamics şirketinin BigDog'u ve bu fiziksel bir Turing testine gelebileceğiniz en yakın noktadır. Tamam, size anımsatmama izin verin, Turing testi duvar varken yapılır. sizse duvarın diğer tarafındaki biriyle konuşuyorsunuz. ve eğer bunun bir insan ya da hayvan olduğunu bilemezseniz işte o zaman bilgisayarlar insan zekasına ulaşmış demektir. Bu bir zeka Turing testi değil, ama yine de fiziksel bir turing testine en yaklaşabileceğiniz durumdur. Bu alet çok hızlı hareket ediyor, bu arada, bu şey yaklaşık 160 kg. taşıyabiliyor. İlginç olan tek robotlar bunlar değil. Ayrıca birde, Harvard'dan Robert Wood tarafından yapılan sinekler var, gerçe sinek boyunda. Standford'da yapılmakta olan stickybot'lar da var. Bunların hepsini bir araya getirdiğinizde yani hücreler, biyolojik doku mühendisliği ve mekanik işte o zaman sıradışı sorularla karşılaşmaya başlıyorsunuz.
Son olimpiyatlarda, bu beyefendi, daha önce yapılan özel olimpiyatlarda pek çok rekoru olduğu halde normal olimpiyatlara katılmaya gayret etti. Oscar Pisorius'un fiziksel durumu şöyle, bacaklarının alt kısmındaki kemikleri olmadan doğmuş Sıralama turlarında yeterince iyi bir sürede koşmuştu. Koşabilmek için dava açtı ve davayı kazandı. Ama iyi bir süre yapamadı. Bir sonraki olimpiyatlarda, Oscar veya Oscar'ın takipçilerinden birisi bu barajı aşacak. Ve 2-3 olimpiyat sonrasında yenilmez olacaklar.
Bu trendleri bir araya getirip, bir zamanlar tamamen sağır olan ancak şimdi duymaya başlayan insanları alıp, bunun ne anlama geldiğini düşünün. İşitme cihazlarındaki devrimi anımsıyorsunuz, değil mi? Büyükbabanızda o büyük külahlardan vardı ve anne-babanızda akşam yemeği sırasında cızırtı çıkaran o tuhaf kutulardan vardı ve şimdi kimsenin görmediği bu küçük tomurcuklar var. Şimdi de koklear implantlar var. İnsanların kafalarına yerleştiriyorsunuz ve sağırlar işitmeye başlıyor. Yani sizin ve benim gibi işitmiyorlar elbette ama 10-15 nesil sonrasındaki makinalarla, işitecekler bunlar makine nesilleri olacak, insan nesli değil. Yani 2-3 yıl sonra aynen bizim gibi işitmeye başlayacaklar. hatta yarasaların nasıl şarkı söyleyip, balinaların nasıl konuştuğunu, yada köpeklerin nasıl konuştuğunu ve diğer tip ton skalalarını duyabilecekler. İşitmelerine konsantre olabilecek seslere hassasiyeti arttırıp, azaltabilecekler, bizim yapamayacağımız pek çok şeyi yapacaklar.
Gözler için de aynı durum söz konusu. Bu Almanya'da göz mühendisliğine başlayan bir ekip böylece kör kişiler artık karanlık ve aydınlığı görebilecek. Çok ilkelce. Daha sonra şekilleri görebilmeye başlayacaklar Daha sonra renkleri ve derken, ayrıntıları görebilecekler. Bir gün gelecek, sizin benim gibi görecekler. Ondan birkaç yıl sonra da ultraviyole ışınlarını görmeyi başaracaklar, Kızılötesini görüp, gözlerine odaklanabilecekler. ve mikro-odaklanmayı başaracaklar, Bizim yapamadıklarımızı yapacaklar. Bütün bunlar artık birleşiyor, ve özellikle şunu anlamamız çok önemli, şu an alevlerden endişe ediyorken gelecekten gözümüzü ayırmamalıyız.
Ve elbette, gelecek 200 yıl öncesine de bakmak demek, çünkü önümüzdeki hafta Darwin'in doğuşunun 200. yıldönümü. Türlerin Kökeni'nin basımının da 150. yıldönümü. Darwin, elbette, evrimin doğal bir durum olduğunu iddia ediyordu. Canlı olan herşey için, hominidler de dahil, geçerli olan doğal bir durum. Gerçekte çevrede yaşayan 22 tür hominidin olduğu ve evrimleştikleri, değişik yerlere dağıldıkları ve soylarının tükendiği biliniyor. Hominidler için evrimleşme sıradandır. Ve bu yüzden, hominid fosil kayıtlarına baktığınızda, erectus, heildelbergensis, floresiensis, neanderthals ve Homo Sapiens hepsi üst üste binmektedir. Üst üste binen hominid versiyonları olması çok yaygın bir durum, tek değil yani.
Bu konuda akıl yürütürseniz işte size evrenin hikayesi. Evren 13.7 milyar yıl önce yaratıldı, ve siz yıldızları yarattınız, sonra gezegenleri, ve bütün galaksileri, bütün Milky Way'leri. Dünyayı ise 4.5 milyar yıl önce yarattınız, 4 milyar yıl önce de hayatı başlattınız, hominidler 0.006 milyar yıl önce vardılar, bizim bildiğimiz hominid versiyonu 0.0015 milyar yıl önce yaratıldı, Ta-Daaah! Belki de, evrenin, galaksilerin, tüm gezegenlerin ve bütün bu enerjinin ve bütün kara enerjinin ve bütün diğer şeylerin yaratılmasının nedeni bu odada olanı yaratmak içindi. Ya da değildi. Bu biraz ukala bir bakış açısı olurdu. (Gülüşmeler) Yani, eğer evrenin amacı bu değilse, sırada ne var? gülüşmeler
Bence göreceğimiz şey hominidlerin farklı bir türü. Sanırım Homo Sapiens'den Homo Evolutis'e doğru geçiş yapacağız. ve bence bu 1000 yıl dahi sürmeyecek. Hatta çoğumuz onlara bir göz atma fırsatı bulacağız, torunlarımızsa onlarla yaşamaya başlayacaklar. Ve bir Homo Evolutis, bu üç trendi, kendisinin ve diğer türlerin evrimi üzerindeki doğrudan ve kasıtlı kontrolü eline alan bir hominid türünde bir araya getirecek. Ve tabii ki bu da en son yenilenme olacak.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Mega-bankalar dahi bu kadar sendelerken, Juan Enriquez büyük yenilenmenin henüz başlamadığını söylüyor. "Ama bu büyük yenilik için oy pusulalarınıza veya menkul değerler borsasına bakmanıza gerek yok. Bu büyük yenilenme bizlere hevesli/zeki akıl ve vücutları vaat eden bilimsel labarotuvarlardan gelecek. Bizim çocuklarımız FARKLI olacaklar..."
Juan Enriquez thinks and writes about the profound changes that genomics and other life sciences will cause in business, technology, politics and society. Full bio »
Translated into Turkish by Aye Demirel
Reviewed by Esen Kılıç
Comments? Please email the translators above.
I think we’re going to move from a Homo sapiens into a Homo evolutis: … a hominid that takes direct and deliberate control over the evolution of his species, her species and other species.” (Juan Enriquez)
18:10 Posted: Nov 2007
Views 396,596 | Comments 107
22:56 Posted: Nov 2006
Views 910,287 | Comments 169
15:54 Posted: Mar 2008
Views 514,436 | Comments 116
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.