Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Ne kadar çiçek veren bitki türü olduğunu biliyor musunuz? Çeyrek milyon kadar var - en azından bizim bildiğimiz kadarı bunlar - çeyrek milyon çiçek veren bitki türü. Ve çiçekler gerçekten haylazdır. Çiçekler için üremesi gerçekten zordur. İnanılmaz derecede enerji ve bir çok kaynak kullanımı gerekir. Peki neden bu zahmete katlanırlar? Ve cevap elbette, dünyadaki bir çok şey gibi, sekstir. Bu resimlere bakarken zihninizden neler geçtiğini biliyorum. Ve üremenin bu kadar önemli olmasının nedeni - bitkilerin üreyebilmeleri için yapabilecekleri birçok başka şey var. Aşılama yapabilirsiniz; bir nevi kendileriyle seks yapabilirler; kendi kendilerini dölleyebilirler. Ancak gerçekte kendi genlerini diğerleriyle karıştırmaya ihtiyaçları vardır, böylece çevresel ekolojik konumlara uyum sağlayabilirler. Evrim bu şekilde çalışır.
Bitkilerin bilgiyi iletme biçimi polenler aracılığıyla olur. Bazılarınız bu resimleri daha önce görmüş olabilirsiniz. Dediğim gibi, bunları görebilmek için her evde bir görüntüleme elektron mikroskobu olmalı. Ve çiçek açan bitkiler olduğu gibi bir çok farklı türde polen var. Ve bu aslında adli tıp ve başkaları için oldukça faydalı. Bizde bahar nezlesine neden olan polenlerin çoğu polen yaymak için rüzgarı kullanan bitkilerden gelir. Ve bu çok verimsiz bir süreçtir, bu nedenle burunlarımıza bu kadar fazla girer. Çünkü çok çok miktarda poleni dışarı atmalısınız, polen içinde yer alan üreme hücrelerinizin, erkek üreme hücrelerinizin bir şekilde, sadece şansla, başka bir çiçeğe ulaşmasını umarak. Yani tüm çimenler, bu da tüm tahıl ürünleri anlamına geliyor, ve ağaçların çoğu, rüzgarla taşınan polenlere sahiptir. Ama çoğu tür aslında böcekleri kendi amaçları için kullanır. Ve bu daha zekicedir bir anlamda, çünkü polenin, çok fazlasına ihtiyaçları olmaz bu şekilde. Böcekler ve diğer türler poleni alabilir, ihtiyacı olan yere direk olarak ulaştırabilir.
Yani, açıkça, böcekler ve bitkiler arasındaki ilişkinin farkındayız. Burada simbiyotik bir ilişki var, kuşların ya da arıların uçuşları olsun, karşılığında bir şey alırlar, ve bu karşılığında aldıkları şey genel olarak nektardır. Bazen simbiyoz harika adaptasyonlara yol açar - atmaca ağızlı sinekkuşu güvesinin adaptasyonunda çok güzeldir. Bitki bir şey elde eder, ve atmaca ağızlı polenleri başka yerlere taşır. Bitkiler şurada burada yollarını kaybedebilecek arılar için küçük iniş çizgileri yaratmak üzere evrimleşmişlerdir. Bir çok bitkide, diğer böceklere benzeyen işaretler vardır. Bunlar bir müge çiçeğinin anterleri, zekice yapılmış böylece kuşkulanmayan böcek konduğunda, eğilir ve, daha sonra başka bir bitkiye gidecek olan büyük bir miktarda poleni, sırtına yavaşça vurur. Ve burada size çeneleri varmış gibi görünebilecek olan bir orkide var. Bir anlamda, vardır; böceği sürünerek çıkmaya zorlar, başka bir yere taşıyacağı polene bulanmış bir halde.
Orkideler: en az 20.000 orkide çeşidi vardır - şaşırtıcı, şaşırtıcı derecede çeşitli. Ve bunlar her türlü numarayı yaparlar. İsteklerini yaptırabilmek için denemek ve taşıyıcıları çekmek zorundadırlar. Bu orkide, Darwin orkidesi olarak bilinir, çünkü bu onun üzerinde çalıştığı ve gördüğünde harika bir tahminde bulunduğu orkide. Görebileceğiniz gibi çok uzun bir nektar tüpü orkideden aşağıya doğru iniyor. Ve temel olarak böceğin yapmak zorunda olduğu - çiçeğin ortasındayız- küçük hortumunu bunun tam ortasına sokmak ve nektara ulaşmak için nektar tüpünün içine doğru indirmek. Ve Darwin, bu çiçeğe bakarak, şöyle dedi, "Bir şeyin bununla birlikte eşevrimleştiğini tahmin ediyorum." Ve bekleneceği gibi, böyle bir böcek var. Ve normal olarak bir şekilde yuvarlanıyor, ama dik olduğu durumda, bu şekilde görünüyor.
Şimdi eğer nektar bitkinin üretmesi için bu kadar değerli ve pahalı ise ve bir çok polen taşıyıcısını kendine çekiyorsa, o zaman, tıpkı insan cinselliğinde olduğu gibi, insanların kandırmaya başlayabileceğini tahmin edebilirsiniz. Diyebilirler ki, "Biraz nektarım var. Gelip almak ister misin?" Şimdi, bu bir bitki. Buradaki bitki Güney Afrika'daki bitkilerin bayıldığı bir bitki. Ve dibindeki nektara ulaşmak için uzun bir hortumla evrildiler. Ve bu taklitçi. Yani bu ilk bitkiyi taklit eden bir bitki. Ve burada taklitçiden hiç nektar alamayan uzun-hortumlu sinek. Çünkü taklitçi hiç nektar vermiyor. O ise biraz alabileceğini düşünüyor. Böylece sadece sinek taklitçi bitkiden nektar almamakla kalmıyor, aynı zamanda - eğer tam başının sonuna yakından bakarsanız, başka bir bitkiye taşınacak olan bir parça polen olduğunu görebilirsiniz, eğer bazı bitki bilimciler gelip onu mavi bir karta yapıştırmamış olsalardı.
Şimdi hilekarlık bitki krallığında hüküm sürmeye devam ediyor. Siyah noktalarıyla bu çiçek: bize siyah noktacıklar gibi görünebilir, ama eğer size söylersem ki doğru türün erkek böceklerine, bunlar gerçekten, gerçekten kırıtarak yürüyen iki ateşli dişi gibi görünüyorlar. (Gülüşmeler) Ve böcek buraya gelip üzerine konduğunda, kendini polene batırdığında, elbette, başka bir bitkiye taşıyacak, eğer her-evde-bir-elektron-mikroskobu-olmalı fotoğrafına bakarsanız, burada aslında bir örüntüleme olduğunu görebilirsiniz, üç boyutlu bir örüntüleme. Yani muhtemelen böcek çok iyi hissediyor, aynı zamanda güzel görünüyor.
Ve bu elektron mikroskobu resimleri - Burada orkidelerden biri bir böceği taklit ediyor - yapısının farklı parçalarının sizin gözünüz için farklı renklere ve farklı dokulara sahip olduğunu görebilirsiniz, böceğin görebileceği çok, çok farklı dokulara sahip. Ve bu ise bazı böceklerin üzerinde görebileceğiniz parlak metalik bir yüzeyi taklit etmeye evirilmiş. Ve taramalı elektron mikroskobunun altında, buradaki yüzeyi görebilirsiniz - baktığımız diğer yüzeylerden gerçekten oldukça farklı. Bazen tüm bitki bir böceği taklit eder, hatta bize karşı bile. Yani, bu uçan bir tür hayvana ya da yaratığa benziyor sanıyorum. Harika, şaşırtıcı bir şey.
Buradaki zeki biri. Obsidiyen deniyor. Bunu bazen insidiyum gibi düşünüyorum. Doğru arı türü için, bu çok agresif diğer bir arı gibi görünebilir, ve gidip kafasını defalarca vurarak bir çok defa deneyip başından savmaya çalışıyor ve elbette kendini polenle kaplıyor. Başka yaptığı şey şu, bu bitki böcekler için harika bir yiyecek deposu olan diğer bir orkideyi taklit ediyor. Ve bunun onlar için hiçbir şeyi yok. Yani iki düzeyde kandırıyor - müthiş.
Burada, birçok parfümün içeriğinde olan ylang ylangı görüyoruz. Aslında az önce birisinden biraz kokladım. Ve çiçekler gerçekten bu kadar aşırı süslü olmak zorunda değil. Onu alabilecek herhangi bir böceğe bir dizi fantastik koku yolluyorlar. Bu çok iyi kokmuyor. Bu gerçekten, gerçekten bayağı kötü kokan bir bitki ve yine leş çiçeği gibi görünmek üzere tasarlanmış, evrilmiş. Yani sinekler buna bayılıyor. Üzerine uçuyor ve polenleri yayıyorlar. Bu, bu helicodiceros, ölü at zambağı olarak da bilinir. Ölü bir atın aslında nasıl koktuğunu bilmiyorum, ama bu muhtemelen ona benzer kokuyor. Gerçekten korkunç. Ve etsinekleri kendilerine engel olamıyorlar. Bu şeyin içine doğru uçuyorlar, ve ta dibine kadar uçuyorlar. Yumurtalarını içine bırakıyorlar, hoş bir parça leş olduğunu düşünerek, ve yumurtalar için hiç yiyeceğin olmadığını, yumurtaların öleceğini, fark etmeyerek, ama bitki, bu arada, faydalanıyor, çünkü kıllar serbest bıraktığında sinekler sonraki çiçeği tozlamak üzere ortadan kayboluyor - fantastik.
Buradaki yılanyastığı, lordlar ve leydiler, ya da bu ülkedeki adıyla dana ayağı. Bu şeyi geçen hafta Dorset'te fotoğrafladım. Bu şey çevresindeki ısıyı yaklaşık 15 derece artırıyor - inanılmaz. Ve eğer yukarıdan içine doğru bakarsanız, spadiksi geçtiğinde bir nevi bir hazne var, sıcaklık sinekleri çekiyor - buharlaşan kimyasallarla kaynayan bir hazne, küçük sinekçikler - ve bu muhafaza içinde kısılıp kalıyorlar. Bu muhteşem nektarı içiyorlar ve sonra hepsi biraz yapış yapış oluyor. Gece polenle kaplanıyorlar, onların üzerine boca oluyor, ve sonra yukarıda gördüğümüz kıllar, bir nevi iniyorlar ve tüm bu sinekleri salıyorlar, polenle kaplanmış halde - muhteşem bir şey.
Şimdi eğer bunun muhteşem olduğunu düşünüyorsanız, bu benim favorilerimden. Bu philodendron selloum. Brezilya’dan gelenler, bu bitkiyi tanıyacaksınız. En şaşırtıcı şeylerden. Buradaki bir nevi fallik parça yaklaşık bir ayak boyunda. Ve bildiğim hiçbir bitkinin yapmadığı bir şey yapıyor, ve o da şu; çiçek açtığında - burada ortadaki spadiks - yaklaşık iki günlük bir sürede, az çok memelilere benzer bir şekilde metabolize ediyor. Yani çiçekler için yiyecek demek olan nişasta üretmek yerine, kahverengi şekere benzer bir şeyi alıp öyle bir hızda yakıyor ki, yağ yakıyor yani, küçük bir kedinin hızında metabolize ediyor. Ve bu bir sinekkuşunun enerjisinin iki katı, kilo kilo hesaplandığında - kesinlikle şaşırtıcı. Bu şey alışılmışın dışında bir şey yapıyor. Sadece kendisini, iki gün için, 42 ya da 44 santigrat dereceye çıkarmakla kalmıyor aynı zamanda sabit bir sıcaklıkta da tutuyor. Sabit sıcaklığı koruyan bir termoregülasyon mekanizması var burada. Şimdi, neden bunu yapıyor? Sorduğunuzu duyar gibiyim. Acaba bilmez misiniz, bazı böcekler bu sıcaklıkta aşk yapmaya bayılır. Ve içeri girerler ve mercimeği fırına verirler. (Gülüşmeler) Ve bitki onları polenle yıkar, ve onlar da çıkar ve polenleri dağıtır. Ne kadar harika bir şeydir bu.
Düşünebildiğimiz polen taşıyıcıların çoğu böceklerdir, ama aslında tropiklerde, birçok kuş ve kelebek polen taşır. Ve tropikal çiçeklerin birçoğu kırmızıdır, bunun nedeni kelebeklerin ve kuşların bize benzer şekilde görmeleridir, diye düşünüyoruz, ve kırmızıyı çok iyi görebilirler. Ama spektruma baktığınızda, kuşlar ve biz, kırmızı, yeşil ve maviyi görebiliyoruz ve spektrumu görebiliyoruz. Böcekler yeşil, mavi ve ultraviyoleyi görürler ve ultraviyolenin çeşitli tonlarını görürler. Yani burada sonunda yolundan sapan bir şey var. "Ve bunun ne olduğunu bir şekilde görebilsek ne kadar harika olurdu," dediğinizi duyar gibiyim. Peki, evet, yapabiliriz. Peki, bir böceğin gördüğü nedir? Geçen hafta kaya gülünün, helianthemum'un bu fotoğraflarını çektim Dorset'te. Bunlar hepimizin gördüğü sarı küçük çiçekler, her yerde sarı küçük çiçekler. Ve bu görülebilir ışıkla nasıl göründükleri. Bu eğer kırmızıyı çıkarırsanız nasıl görüneceği. Çoğu arı kırmızıyı algılamaz. Ve sonra fotoğraf makineme bazı ultraviyole filtreleri koydum ve ultraviyole ışığın belirli frekanslarında çok, çok uzun pozlayarak bunları çektim ve elde ettiğim bu. Ve bu gerçekten fantastik bir tepecamı.
Bir arının ne gördüğünü tam olarak bilemiyoruz, benim bunu kırmızı olarak nitelendirdiğimde gördüğümü bildiğinizden fazlası değil. İçeride neler olduğunu bilemeyiz, bırakın bir böceğin, bir insanın zihninde olanları da. Ama tersi şöyle bir şekilde görünecek. Arka plandan çok fazla bir şekilde ayrışarak. Burada başka bir küçük çiçek - farklı aralıkta ultraviyole frekansları, polen taşıyıcılarla eşleşecek farklı filtreler. Ve bu görülecek olan şeye benzer bir şey. Tüm sarı çiçeklerin bu niteliğe sahip olduğunu düşünme ihtimalinize karşı - bu çekim sürecinde hiçbir çiçek zarar görmemiştir; sadece tripoda tutturulmuştur, öldürülmemiştir - sonra ultraviyole ışı altında, şuna bakın. Ve bu bir güneş kreminin temeli olabilir, çünkü güneş kremleri ultraviyole ışığını emerek çalışır. Yani belki bunun içindeki kimyasalın faydası olabilir.
Son olarak, Norveç’ten Bjorn Rorslett'in bana yolladığı bir gecesefası çiçeği var - fantastik gizli örüntü. Ve gizli bir şey fikrini seviyorum. Sanıyorum bunda şiirsel bir şey var. Bu resimler ultraviyole filtresiyle çekildi, bu filtrenin temel kullanımı Venüs'ün fotoğraflarını çeken astronomlar için - aslında Venüs'ün bulutlarını. Bu filtrenin ana kullanımı bu. Venüs, elbette, aşk ve doğurganlık tanrıçası, ki bu da çiçeğin öyküsü. Ve çiçekler polen taşıyıcılarını ikna etmek için çokça efor sarf ettikleri gibi, bir şekilde bizi de onlarla dolu geniş tarlalar oluşturmaya ikna etmeyi başardılar; ve birbirimize doğum ve ölüm anlarında, özellikle düğünlerde çiçek vermeye ikna ettiler, ki düşünürseniz bu anlar genetik malzemenin bir organizmadan diğerine geçişini sarmalayan anlardır.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation.
Görsel olarak göz kamaştırıcı bu konuşmada, Jonathan Drori polenlerini dağıtmaları için böcekleri olağanüstü yollarla cezbeden çiçek açan bitkileri - çeyrek milyondan fazla tür - gösteriyor: 'iniş-çizgileri' geliştirip böcekleri içeri yönlendirerek, ultraviole ışıklarıyla parıldayarak ve hatta çiftleşme dönemindeki diğer böcekleri taklit ederek.
Jonathan Drori commissioned the BBC's very first websites, one highlight in a long career devoted to online culture and educational media -- and understanding how we learn. Full bio »
Translated into Turkish by Serap Çakl
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
07:12 Posted: Apr 2010
Views 158,744 | Comments 52
07:48 Posted: May 2011
Views 519,582 | Comments 112
16:30 Posted: Mar 2009
Views 139,329 | Comments 53
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.