Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
İnsan-Makine arayüzleri ve genel olarak bilgisayar tarihinde yeni ufuklar açan Macintosh'un ortaya çıkışının 25, 26 yıl sonrasındayız. İnsanların hesaplama, bilgisayarlar, onları nasıl kullandıkları ve ne kadar insanın onları kullanabildiği ile ilgili düşüncelerini kökten değiştirdi. Bu öylesine radikal bir değişimdi ki, aslında 82, 83 ve 84'teki ilk Macintosh geliştirme ekibi sıfırdan yeni bir işletim sistemi (OS) yazmak zorunda kaldılar. Bu ufak, ilginç bir mesajdır, ve bence çoktan unutulup gitmiş bir derstir. Ve o gerçek şu ki: OS arayüzdür. Arayüz OS'dir. Tıpkı "Arthur"daki kral ve toprak gibi; ayrılmaz ve yekparedirler. Ve yeni bir işletim sistemi yazmak kaprisli bir mesele değildi. Bazı grafik rutinlerini iyileştirmekten ibaret değildi. Grafik rutinleri yoktu. Fare sürücüleri yoktu. O bir ihtiyaçtı.
Geçen çeyrek yüzyılda, tüm temel destekleyici teknolojilerin coştuğunu gördük. Bellek kapasitesi ve disk kapasitesi on bin ve bir milyon kat arası oranlarda arttı. Aynısı işlemci hızlarına oldu. Ağlar. Macintosh ortaya çıktığı zaman ağlar hiç yoktu bile. Ve bu bizim bilgisayarlarla nasıl yaşadığımızın en belirgin göstergesi oldu. Ve tabii ki bugünkü grafikler Best Buy'da 84,97 dolara alabileceğiniz bir kart, on yıl önce SGI'da 1,000,000 $'a alabileceğinizden daha fazla grafik gücü sağlıyor. Yani bu inanılmaz yükselişi yaşadık. Diğer taraftan, internet çıktı, ve, hızlıca, fantastik ama arayüzün esas olduğu bir durumda dikkat dağıtan bulut teknolojileri ortaya çıktı. Yani yeni arayüzler geliştirmeyi unuttuk. Tabii ki son yıllarda bu alanda birçok değişime tanık olduk. Ve insanlar bu konuda uyanmaya başladı. Peki sıradaki ne? Buradan nereye gidiyoruz?
Bizim gördüğümüz sorun basit bir kelime ile açıklanıyor: "uzay" veya basit bir deyimle, "gerçek dünya geometrisi". Bilgisayarlar ve onlarla konuştuğumuz, onlara öğrettiğimiz programlama dilleri, söz konusu uzay olunca çok duyarsız oluyorlar. Gerçek dünya uzayını anlamıyorlar. Komiktir çünkü geri kalanımız oldukça sık ve iyi bir şekilde işgal ediyor. Zamanı da anlamıyorlar ama bu tamamen farklı bir konu.
Peki onlara uzayı açıklamaya başladığınızda ne olur? Elde edebileceğiniz bir şey Aydınlık Oda gibi bir şey olur. Aydınlık Oda, girdi ve çıktı uzaylarının aynı yerde olduğu bir sistemdir. Son derece basit ama keşfedilmemiş bir fikirdir. Bir fareyi kullandığınızda, eliniz fare altlığı üzerindedir. Aynı düzlemde bile değildirler. Pikseller ekrandadır. Burada tüm duvarları, tabanları, tavanları, evcil hayvanları, saksıları vs içinde her ne varsa onları sadece göstermeyen aynı zamanda da algılayan bir oda var. Yani bu demektir ki girdi ve çıktı aynı yerde, böyle şeyleri sağlıyor. Bu fiziksel bir kapta yer alan dijital bir depo. Gerçek kaplarda bulunan gerçek nesnelerle aynı şartlarda. Soktuğunuz her şey çıkmak zorundadır. Bu ufak tasarım deneyi bu küçük bir ofisti, birkaç numarası daha var. Eğer bir satranç tahtası koyarsanız, ne demek istediğinizi anlamaya çalışıyor. Ve eğer yapacakları bir şey yoksa, taşlar en sonunda sıkılıyorlar ve dağılıyorlar.
Bu çalışmayı denetleyen akademisyenler bunu çok uçarı buldular, o yüzden bu mukavva kutuya bağlı dişmacunu kapağının lazere dönüştüğü optik prototip çalışma masası gibi ciddi uygulamalar yaptık. Işın dağıtıcılar ve lensler fiziksel objelerle gösterilmiştir, ve sistem lazer ışının çizdiği yolu tasarlıyor. Yani arayüzü olmayan bir arayüz elde ettiniz. Dünyayı, gerçek dünyayı yönetir gibi yönetiyorsunuz, yani ellerinizle. Benzer şekilde, rüzgarın sağdan sola estiği bir dijital rüzgar tüneli. O kadar da muhteşem değil; matematiğini biz bulmadık. Fakat bunu bir CRT veya düz bir ekranda gösterirseniz, sıradan bir objeyi, gerçek bir objeyi orda tutmak anlamsız olurdu. Burada, gerçek dünya simulasyon ile birleşiyor.
Ve sonunda, elinizden geleni yaptığınızda, Bu sistemin adı Urp, kentsel tasarımcılar için, BDT (CAD) sistemleri kullanmalarında ısrar ettiğimiz mimar ve kentsel tasarımcılara el koyduğumuz modelleri geri verdik. Ve onlarla ortada uzlaştığımız bir makine yaptık. Burada gördüğünüz gibi, dijital gölgeleri yansıtıyor. Ve bu ters saat gibi nesneleri ortama koyduğunuzda güneşin gökyüzündeki konumunu kontrol edebilirsiniz. Bunlar sabah 8:00 gölgeleri. 9:00'da biraz daha kısalıyorlar. Aynen öyle, güneşi döndürüyoruz. Öğlen vakti kısa gölgeler. Ve bunun gibi birkaç parça yaptık. Bunlar çevre planlaması hakkında hiçbir şey bilmeyen çocukların dahi kullanabileceği gölge kesişim çalışmalarıdır, bir binayı hareket ettirmek için sadece uzanıp taşırsınız. Metal bir çubuk binayı bir tür Frank Gehry aparatı gibi her yöne ışık saçar hale getiriyor. Yoldan geçenleri ve motorlu taşıt sürücülerini ışıktan kör mü ediyorsunuz? Bölgeleme aracı bina ve yol gibi uzak yapıları birbirine bağlıyor. Bölge komisyonu size dava mı açacak? Böyle şeyler işte. Eğer bu fikirler size tanıdık geliyorsa hatta geçmişte kaldıysa, bu iyi bir şeydir, çünkü tanıdık gelmeli.
Bu çalışma 15 yıllık. Bu şeyler MIT ve Media Laboratuvarında Tangible Media Group'un muhteşem yöneticisi Prof. Hiroshi Ishii yönetimde yapıldı. Fakat o Alex McDowell tarafından öngörülmüştü, o dünyanın efsanevi ürün tasarımcılarından biridir. Fakat Alex, Steven Spielberg için "Azınlık Raporu" denilen, belirsiz özgün, sanat evi filmini hazırlıyordu. Ve bizden MIT'den çıkmaya ve filmde kullanılan arayüzleri tasarlamaya davet etti. Ve bunun muhteşem tarafı, Alex, gerçeğe benzetme konusuna o kadar odaklanmıştı ki 2054 yılında olabilecek şeylerin inanılır olmasını istiyordu, ve bu tasarım işini sanki bir Ar-Ge yapıyormuşuz gibi ele almamıza izin verdi. Ve sonuç sevindirici derecede daimi. İnsanlar arayüz tasarımı konuştuklarında halen "Azınlık Raporu"ndaki bu sahneleri referans alıyorlar. Bu, tuhaf bir şekilde kendini tamamladı, bu fikirleri inandığımız şeye dönüştürmek bizim uzaysal yönetim ortamı dediğimiz insan-makine etkileşiminin geleceği için gereklidir.
Burada bazı şeyler var, bazı resimler. Ve elimizi kullanarak, altı özgürlük derecesinde hareket edebiliriz, altı navigasyonel kontrol derecesi. Bay Beckett'in gözlerinden uçmak eğlenceli. Ve korkunç orangutandan geriye doğru gelebilirsiniz. Ve hepsi çok iyi ve güzel. Hadi daha zor bir şey yapalım. Burada birkaç farklı resim var. Aralarında uçabiliriz. Yani navigasyon temel bir husustur. 3 boyutta hareket edebilmelisiniz. Bilgisayarlardan başından beri bize yardım etmelerini istediğimiz konu doğal olarak uzaysaldır. Ve uzaysal olmayan tarafları daha anlamlı yapmak için taktığımız donanımlarla uzaysal hale getirebiliriz. Şimdi bu şeyleri çok farklı şekilde dağıtabiliriz. Ki bu sayede böylece fırlatabiliriz. Başa saralım. Bu şekilde organize edebiliriz.
Ve, tabii ki, mesele sadece navigasyon değil işlemek de önemlidir. Ve onları sevmediysek, biz Ernst Haeckel'in bilimsel uydurmaları konusunda çok ciddiyiz, onları bu şekilde ayırabiliriz. Ve analiz etme zamanı geldiğinde biraz geriye atıp farklı bir dağılım isteyebiliriz. Biraz aşağı inelim ve etrafında gezinelim. İşte bu şeylere farklı bir bakış yöntemidir. Eğer analitik tarafınız güçlüyse buna bir renk histogramı olarak bakmayı istersiniz. Şimdi şeyleri renklerine göre grupladık, açı renklere göre diziliyor. Ve şimdi bir şey seçmek istersek 3B, uzay, elleri gerçek uzayda hareket ettirme fikri gerçekten çok önemli hale gelir, çünkü uzanabiliriz, 2B değil, sahte 2B değil, gerçekten 3B. Burada bazı seçim düzlemleri. Ve bir Boolean işlemi yapacağız çünkü sarıyı ve yeşil çimlerdeki tapirleri seviyoruz.
İşte oradan gerçek çalışma dünyasına. Burada bir lojistik sistemi var, bizim oluşturduğumuz küçük bir sistem. Bir sürü bileşeni var. Ve çok önemli olan bir husus, geleneksel çizelge halindeki veriyi 3 boyutlu ve jeo-uzaysal bilgi ile birleştirmektir. Burada bilinen bir yer var. Ve bir saniyeliğine bunu buraya getireceğiz. Biraz bundan seçeceğiz. Ve haritayı açacağız. Ve şimdi, buraya uçabileceğiz ve yakından bakacağız. Bunlar Birleşik Devletlere yayılmış lojistik bileşenleridir.
Üç boyutlu etkileşimler ve bilgisayarı uzayla birleştirme genel fikrinin size kazandırdığı tek şey, birebir insan ve bilgisayar eşleştirmesi talihsizliğinin sonsuza dek yok edilmesidir. Bu eski usuldür, eski sözdür, değil mi, bir makine, bir insan, bir fare, bir ekran. Bu artık yeterli değil. Gerçek dünyada işbirliği yapan insanlar vardır; birlikte çalışan insanlar vardır. Ve çok farklı ekranlarımız var. Ve bu farklı resimlere bakmak isteyebiliriz. Biraz yardım isteyebiliriz.
Bu yeni işaret aracının mucidi şurada oturuyor, bunu buradan şuraya aktarabilirim. Bunlar alakasız makineler, değil mi? Yani hesaplama uzay ve ağdan bağımsız. Onu orada bırakacağım çünkü Paul'a bir soru soracağım. Paul bu çubuğun tasarımcısı, ve belki de en kolayı onun buraya gelip bana nerede yanlış yaptığımı söylemesidir. Bunların bazılarını kaldırayım. Bunu çekeyim. Onu parçalara ayıracağım. Kevin, yardım eder misin? Devre levhasını bulabilecek miyiz bakalım. Bilginiz olsun, bu gereksiz bir düzlem-ayırma örneğidir, fakat labda bunu sürekli yapıyoruz. Pekala. Yani birlikte çalışma, ister o anda eş-mekanlı olsun isterse uzakta ve ayrı, her zaman önemlidir. Ve tekrar, bu şeyler uzay bağlamında ele alınmalıdır.
Ve son olarak, size bizi tekrar hayal dünyasına götüren bir belirti göstermek istiyorum. Bu sistemin adı TAMPER, düzenleme ve görsel işleme sistemlerin gelecekte nasıl olabileceklerine dair tuhaf bir görünüşü var. Biz Oblong'da şuna inanıyoruz, görseller daha çok ince-taneli halleriyle erişilebilir olmalıdır. Burada sıkıştırılmış çok sayıda filmimiz var. Birkaç öğeyi seçelim. Hızlıca geçebiliriz. bu mümkün. Görünen bileşenleri alabiliriz, orada tekrar oynarlar, hayat bulurlar, ve buradaki masaya taşıyabiliriz. Buradan Jacques Tati'yi alıyoruz ve mavi arkadaşı yakalıyoruz ve onu da masaya taşıyorum. Birden çok lazım olabilir. Ve muhtemelen, bir kovboya ihtiyacımız var dürüst olmak gerekirse. (Gülüşmeler) Evet, hadi bunu alalım. (Gülüşmeler) Görüyorsunuz ki, kovboylar ve Fransız kabare insanları bir arada anlaşamıyorlar, sistem bunu biliyor.
Son bir düşünceyle bitirmek istiyorum, o da şudur son otuz yılın en büyük İngiliz dili yazarlarından biri büyük sanatın daima bir lütuf olduğunu önerdi. Ve onun kastettiği bir romanın 24.95 dolar olması değil, veyahut çalınan Vermeer için 70 milyon dolar harcamanız değildir; kastettiği onun oluşturulduğu veya hayat bulduğu şartlardır. Ve bence aynısını teknoloji için isteme zamanımız gelmiştir. Teknoloji, mutlak cömertliği ifade edebilir veya telkin edebilir durumdadır, ve aslında bunu talep etmeliyiz. Bu tür teknolojilerin bazıları için esas temel son derece önemli olan bir tasarım kombinasyonudur. Daha en başından işin içinde tasarım yoksa, artık teknolojide daha öteye gitmemiz mümkün değildir. Aynısı etki ve aracılık için geçerlidir. Biz, insanlar, yaratan varlıklarız, ve makineleri bize bu konuda yardım edebilir ve aynı resmin parçası yapmalıyız.
Sizi bu fikirle bırakıyorum. Teşekkürler.
Chris Anderson: Bariz soruyu sormak gerekirse -- açıkçası Bill Gates soruyor -- ne zaman? (John Underkoffler: Ne zaman?) CA: Ne zaman gerçekleşir? Ne zaman bize gelir, sadece lab veya sahnede değil? Herkes için olabilir mi, yoksa sadece büyük şirketler ve film yapımcıları için mi?
JU: Hayır, herkes için olmalıdır. Bizim hedefimiz tamamen bu. Bir sonraki büyük adımı atmasaydık, başaramazdık. Demek istediğim, 25 yıl oldu. Sadece bir arayüz olabilir mi? Olamaz.
CA: Fakat bu şu demek midir, masanda veya evinde projektörler ve kameralara ihtiyaç olacaktır? Bilirsin yani, nasıl çalışabilir?
JU: Hayır, bu şeyler her ekranın içine gömülecektir. Mimarinin içinde yer alacaktır. Eldivenler bir kaç veya yılda ortadan kalkacak. Kaçınılmaz nokta budur.
CA: Yani, kafanda, 5 yıl sonra birileri bunu standart bir bilgisayar arayüzü olarak satın alabilecek?
JU: Bence beş yıl sonra bir bilgisayar aldığında, bunu elde edeceksin.
CA: Bu çok iyi. (Alkış) Dünyanın bizi bu tür şeylerin kullanımı konusunda sürekli şaşırtma alışkanlığı var. Sen ne düşünüyorsun, senin kafanda bunun için harika bir uygulama nedir?
JU: Bu güzel bir soru, ve biz bunu kendimize her gün soruyoruz. Şu aşamada, ilk müşterilerimiz -- ve gerçek dünyada uygulamaya geçilmiş sistemler -- tüm bu aşırı veri yoğun problemlerle uğraşıyorlar. Bu bir tedarik zinciri yönetimindeki lojistik olur veya doğal gaz ve kaynak çıkarımı olsun, finansal servisler, farmakoloji, biyo-enformatik olsun, şu anda bu konular var, ama bunlar harika uygulama değil. Ve neyi sorduğunu biliyorum.
CA: Hadi ama. Dövüş sanatları, oyunlar. Hadi hadi. (Gülüşmeler) John, bilim-kurguyu gerçek yaptığın için teşekkürler.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Azınlık Raporu bilim danışmanı ve mucidi John Underkoffler g-speak'i -- filmin göz alıcı, Tai Ci'nin-siberalemle-buluşmuş-hali olan bilgisayar arayüzlerini sunuyor. Geleceğin bilgisayarları böyle mi kontrol edilecek?
Remember the data interface from Minority Report? Well, it's real, John Underkoffler invented it -- as a point-and-touch interface called g-speak -- and it's about to change the way we interact with data. Full bio »
Translated into Turkish by Gani Simsek
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
That’s the old way, that’s the old mantra: one machine, one human, one mouse, one screen. Well, that doesn’t really cut it anymore.” (John Underkoffler)
13:50 Posted: Nov 2009
Views 8,150,614 | Comments 995
04:39 Posted: Jun 2007
Views 788,562 | Comments 105
08:47 Posted: Aug 2006
Views 2,229,392 | Comments 208
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.