Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
iş ile ilgili konuşacağım, özellikle neden insanlar iş yerinde iş yapmak istemiyor, ki bu hepimizde olan bir problem. Ama hadi buna baştan başlayalım. Şirketlerimiz var, kar amacı gütmeyen kurumlar var ve yardım kuruluşları var ve bütün bu grupların çalışanları ya da bir çeşit gönüllüleri var. Ve onlar bu insanların onlar için çalışmalarını bekliyor güzel bir iş çıkarmalarını-- umuyorum ki, en az. En azından iyi bir iş, umutla, en azından, bu iyi bir iş-- umutla iyi iş. Ve genelde yaptıkları iş yapmak için bütün bu insanların bir yerde bir araya gelmeleri gerektiğine karar vermek. Bir şirket, ya da hayır kurumu, ya herhangi bir çeşit organizasyon genel olarak --Afrikada çalışmadığınız sürece, bunu yapacak kadar şanslıysanız -- genelde çoğu insan her gün ofise gitmek zorundadır. Ve bu şirketler, ofisleri yaparlar. Bina satın alırlar, ya da bir bina kiralarlar, ya da bir alan kiralarlar, ve bu alanı eşyalarla doldururlar. Tablolar ile doldururlar, ya da masalarla, sandalyalerle, bilgisayar ekipmanları ile, yazılım, internet erişimi, belki bir buzdolabı, ya da bir kaç başka şey, ve çalışanlarından ya da gönüllülerinden, her gün oraya gelip iyi iş çıkarmalarını beklerler. Görünüyor ki bunu istemek tam olarak mantıklı.
Ama, gerçekte insanlar ile konuşursanız ve kendinizi sorgularsanız, ve kendinize sorarsanız, bir şeyler başarmanız gerektiğinde nereye gitmek istersiniz? insanların düşündükleri işi söylemediklerini anlayacaksınız. insanlara bir şeyleri başarmak için nereye gitmek istersin sorusunu sorduğunuzda Tipik olarak üç çeşit cevap alırsınız. Birincisi bir çeşit alan yer ya da bir oda. İkincisi hareket eden bir obje. Ve üçüncüsü ise bir zaman.
O zaman işte bir kaç örnek. İnsanlara sorduğumda --ve bunu insanlara 10 senedir soruyorum-- onlara,''Bir şeyleri başarmak için nereye gitmek istersin?'' diyorum Şöyle şeyler duyuyorum, veranda, güverte, mutfak. Evin içinde ekstra bir oda gibi şeyler duyuyorum, bodrum katı, kahve dükkanı, kütüphane. Ve sonra şöyle şeyler duyuyorsunuz, bir uçak, bir araba -- yani evle işe gidiş geliş. Sonra da şöyle şeyler duyuyorsunuz, ''Nerede olduğumun bir önemi yok, sabah erken olduğu ya da gece çok geç veya hafta sonları olduğu sürece.'' Hiç bir zaman birinin ofis dediğini duymazsınız. Ama işler bütün bu parayı ofis denen yere harcıyor, ve insanların her zaman oraya gitmesini sağlıyor, henüz insanlar ofiste iş yapamadılar.
Bu da ne şimdi? Neden böyle? Bu neden böyle oluyor? Ve bulduğunuz şey şu, biraz daha derine bakarsanız, insanların-- olan şey şu-- insanlar işe gidiyor, ve basitçe iş günlerini bir seri iş anları ile değiştiriyorlar. Ofiste olan şey bu. Artık iş günün yok, iş anların var. Sanki ofisin giriş kapısı mutfak robotu gibi, gün içinde içeri girersiniz ve parçalara ayrılırsınız, çünkü 15 dakika oradasınızdır 30 dakika başka yerdesinizdir, ve sonra başka bir şey olur ve işten çekilirsiniz, ve başka bir şey yapmanız gerekir,sonra 20 dakikanız daha vardır, sonra yemek vakti. Sonra başka bir şey yapmanız gerekir, sonra 15 dakikanız vardır, ve birisi sizi kenara çekip size o soruyu sorar. Ve bilmeden önce, saat akşam 5 olmuştur, ve güne bakarsınız, ve farkedersiniz ki hiç bir şey başaramamışsınız. Yani, hepimiz bundan geçiyoruz. Büyük ihtimalle dün bunu yaşadık, veya daha önceki gün, ya da daha önceki. Gününüze bakarsınız ve bugün hiç bir şey yapmadım dersiniz. İşteydim. Masama oturdum.Pahalı bilgisayarımı kullandım. Bana kullanmalarını söyledikleri yazılımı kullandım. Gitmem istenen toplantılara gittim. Konferans görüşmelerini yaptım.Bütün bunları yaptım. Ama gerçekten hiç bir şey yapmadım. Sadece görevleri yerine getirdim. Anlamlı bir iş yapamadım.
Ve bulduğunuz şey ise, genelde yaratıcı insanlarda olan -- tasarımcılar, programcılar, yazarlar, mühendisler, düşünenler -- bu insanlar gerçekten uzun ve bölünmeyen bir zaman dilimine ihtiyaç duyuyor ki iş yapabilsin. Bir insandan 15 dakikada yaratıcı olmasını isteyemezsiniz ve bir problem hakkında düşünmesini. Hemen bir fikriniz olabilir, ama bir problem ile ilgili derin düşünce için ve gerçekten bir problemi dikkatli incelemek için, uzun ve bölünmemiş zamana ihtiyacınız var. Ve hatta iş günü tipik olarak sekiz saattir, buradaki kaç insan ofiste kendine sekiz saat ayırdı? Yedi mi yoksa? Altı?Beş?Dört? En son kendinize ofiste üç saat ayırdınız? İki saat?Bir, belki. Çok, çok az insan gerçekten ofiste uzun ve bölünmemiş bir zaman geçiriyor. Ve bu yüzden insanlar ofis yerine evde çalışmak istiyorlar, ya da ofise gitmek isterler, ama gerçekten çok erken olsun isterler, ya da ortada insanların olmadığı geç saatlere kalmak isterler, ya da herkes ayrıldıktan sonra kalırlar, ya da haftasonları giderler, ya da uçakta işlerini hallederler, ya da arabada ya da trende işlerini yaparlar çünkü dikkat dağıtıcı bir şey yoktur.
Şimdi dikkat dağıtıcıların faklı çeşitleri vardır, ama gerçekte dikkat dağıtıcıların gerçekten kötü çeşitleri yoktur bunun ile ilgili bir dakika konuşacağım. Ve bu çeşit fenomen yani işleri halletmek için gereken kısa süreler bana başka bir şeyi hatırlatıyor rahatsız edildiğinde işe yaramayan bir şey o da uyku. Bence uyku ve iş çok yakın ilintili. Ve bu sadece uyurken çalışabilirsin ve çalışırken uyuyabilirsin değil. Anlatmaya çalıştığım o değil. Spesifik olarak iş ve uykunun faz bazlı veya seviye bazlı oluşu gerçeğinden bahsediyorum. Yani uyku, uyku fazları ya da seviyeleri ile ilgilidir-- bazı insanlar başka şekilde adlandırır. Beş tane vardır, ve gerçekten derin olanına ulaşmak için, gerçekten anlamlı olanına, erken olanına gelmeniz gerekir. Ve eğer erken dönemde uykunuz bölünürse -- biri yatağınızı sallarsa, ya da bir ses, ya da ne olursa olsun -- nerede kaldıysanız oradan devam etmezsiniz.
Bölünürseniz ve uyanırsanız, baştan başlamanız gerekir. Yani bir kaç faz geriye gidip baştan başlamalısınız. Ve sonunda olan şey -- bazı zamanlar böyle günleriniz olur sabah sekizde veya yedide kalkarsınız, ya da ne zaman kalkarsanız, ve sonra, gerçekten iyi uyuyamadım dersiniz. Uyuma kısmını yaptım -- yatağa gittim, uyudum -- ama gerçekten uykumu alamadım. İnsanlar size uyumanızı söylerler, ama uyumazsınız,sadece uykudan geçersiniz. Biraz sürer;o fazlardan ve onun gibi şeylerden geçmeniz gerekir. Ve eğer bölünürseniz, iyi uyumazsınız. Yani nasıl -- eğer bütün gece boyunca rahatsız edilirseniz iyi uyumayı nasıl beklersiniz? Hiç kimsenin evet diyeceğini zannetmiyorum. Bütün iş yerinde insanlar rahatsız ediliyorsa nasıl iyi bir iş çıkarmalarını bekleyelim? Eğer insanlar ofise işlerini bölen şeylere rağmen gidiyorlarsa nasıl işlerini yapsınlar? Bu bana çok mantıklı gelmiyor.
O zaman iş yerinde olup da başka yerde olmayan bu rahatsız edici etkenler neler? Çünkü başka mekanlarda, rahatsız edici şeyler olabilir, mesela, televizyon olabilir, ya da yürüyüşe gidebilirsiniz, ya da alt katta buzdolabı vardır, ya da kendi kanepeniz, ya da ne isterseniz o. Ve belli yöneticilerle konuşursanız, çalışanlarının evden çalışmasını istemezler bu şeyler yüzünden. Aynı zaman da-- bazen de, ''Kişi elimin altında olmazsa, çalıştığını nerden bileyim?''derler ki bu da tabi ki saçmadır, ama yöneticilerin verdiği bahanelerden biridir. Ve ben o tip bir yöneticiyim. Anlıyorum, bu nereye gidecek biliyorum. Bu tür bir şeyde hepimiz ilerlemeliyiz. Ama bazen rahatsız edici şeylerden bahsediyorlar. ''Birisinin evde çalışmasına izin veremem. Televizyon izlerler.Başka şeyler yaparlar.'' Ama anlaşılıyor ki bu tür şeyler gerçekten rahatsız edici değil. Çünkü bunlar gönüllü rahatsız ediciler. Televizyon tarafından rahatsız edilmeyi seçen sizsiniz. Bir şeyleri açmaya siz karar veriyorsunuz. Alt kata inmeye ya da bir yürüyüş yapıp gelmeye siz karar veriyorsunuz. Ofiste, bölünmelerin ve rahatsız edicilerin çoğu gönülsüz olarak çalışanlara iş yaptırmaz. Hadi bunlardan birkaçına bakalım.
Şimdi, yöneticiler ve patronlar genelde iş yerindeki gerçek rahatsız edicilerin Facebook, Twitter, Youtube ve diğer web sitelerinin olduğunu düşünürler. Ve aslında, biraz daha ileri gidip bunları iş yerinde yasaklarlar. Bazılarınız bu tür sitelere erişimin yasak olduğu yerlerde çalışıyor olabilir. Yani, burası Çin mi?Burada neler oluyor? İş yerinde bir siteye giremiyorsun, ve problem bu, insanlar bu yüzden iş yapamıyor, çünkü Facebook'a giriyorlar çünkü Twitter kullanıyorlar? Bu çok saçma.Bu kesinlikle bir tuzak. Ve günümüzün Facebook, Twitter ve Youtube, gibi siteleri sadece modern sigara molaları. Hiç kimse birisine 15 dakikalık sigara molasını çok görmüyordu 10 sene önce, o zaman neden insanlar birilerinin Facebook'a Twitter'a veya Youtuba'a girmesinden endişe ediyor_ Bunlar ofisteki gerçek sıkıntılar değil.
Gerçek problemler benim Y&T ler demeyi sevdiğim şeyler yani Yöneticiler ve Toplantılar. Bunlar modern ofis yaşamının gerçek problemleri. Ve bu yüzden iş yerinde iş yapılmıyor, Y&T'ler yüzünden. İlginç olan insanların iş yapmak için konuştuğu yerlere bakarsanız mesela ev ya da araba ya da uçak, ya da gece geç saat, ya da sabah erken saat -- yöneticiler ya da toplantılar göremezsiniz; birçok başka rahatsız edici şey bulursunuz,ama yönetici ve toplantı bulamazsınız. Yani bu tür şeyler ofiste bulup da başka yerde bulamayacağınız şeylerdir. Ve yöneticiler basitçe yaptıkları iş insanları rahatsız etmek olan kimselerdir. Bu yöneticilerin ne için olduklarıdır,bu yüzden insanları bölerler. Gerçekten iş yapmazlar, sadece her şeyin yolunda gittiğinden emin olmak isterler ki bu da rahatsız etmektir. Ve dünyada birçok yönetici var şu anda. Ve dünyada bir çok da insan var. Ve dünyada bu yöneticiler yüzünden bir çok rahatsız edilme var. Onlar mutlaka kontrol etmek zorunda: ''Hey, nasıl gidiyor? Bana göster,'' ve bu gibi şeyler. Ve sizi yanlış zamanda rahatsız etmeyi sürdürürler, size para ödedikleri işi yapmaya çalışırken, sizi rahatsız etmeye meyillidirler.
Bu çok kötü. Ama yöneticilerin her zaman yaptığı daha da kötü olan şey ise, toplantılar. Ve toplantılar iş günü boyunca zehirlidir, kötüdür kirleticidir. Hepimiz biliyoruz bu doğru. Ve hiçbir zaman çalışanlar tarafından yapılan spontane bir toplantı göremezsiniz; o şekilde işlemez. Yönetici toplantıyı ayarlar, bütün çalışanlar bir araya gelsin, ve muhteşem bir dikkat dağıtıcılık oluşsun diye -- ''Hey bakın, bugün 10 kişiyi bir araya getireceğiz ve toplantı yapacağız. Ne yaptığınız umurumda değil. Ne yapıyorsanız onu bırakın ki bu toplantıya gelesiniz.'' Yani o 10 kişinin birden bir şey yapmıyor olup da toplantıyı bekliyor olma ihtimalleri nedir? Ya önemli bir şey düşünüyorlarsa? Ya önemli bir iş yapıyorlarsa? Birden onlara o işi bırakıp başka bir iş yapın diyorsunuz. Toplantı odasına gidiyorlar, bir araya geliyorlar, ve gerçekte kullanışlı olmayan şeylerden bahsediyorlar genel olarak. Çünkü toplantılar işe yaramaz. Toplantılar daha sonra yapıyor olmanız gereken şeylerin konuşulduğu yerlerdir.
Ama toplantılar aynı zamanda üreyebilir. Bir toplantı başka bir tanesine gider o da başka birine . Genelde toplantılarda bir çok insan vardır, ve onlar organizasyon için çok, çok pahalı olurlar. Şirketler genelde bir saatlik bir toplantıyı bir saat olarak düşünürler, ama bu gerçek değil, o toplantıda bir kişi olmadıktan sonra. Eğer toplantıda 10 kişi varsa, bu 10 saatlik bir toplantıdır, bir saatlik değil. Organizasyonun geri kalanından 10 dakikalık üretkenliği çalan bir toplantıdır bu bir saatlik toplantı, ki aslında iki veya üç kişi ile birkaç dakika konuşma ile halledilebilecek şeylerdir konular. Ama onun yerine, uzun takvimde yerini alan toplantı olur, çünkü toplantılar yazılımların çalıştığı gibi ayarlanır, yani 15, 30 ya da bir saatin katları gibi. Outlook'ta sekiz saatlik bir toplantı ayarlamazsınız. Yapamazsınız.Yapabilir misiniz onu da bilmiyorum. 15,30,45 dakika ya da bir saat olarak gidebilirsiniz. Ve biz de o zamanları işlerin gerçekten çok hızlı gitmesi gereken yerde, doldurmaya çalışırız.
Yani toplantılar ve yöneticiler özellikle ofislerde günümüz iş dünyası için çok büyük iki problem. Bu şeyler ofis dışında olmaz. Bu sorunun üstesinden gelmek için bazı tavsiyelerim var. Yöneticiler ne yapabilir -- aydınlanmış yöneticiler, umarım -- ofisi iş yapmak için daha elverişli bir hale getirebilirler, yani bu sığınılacak son yer değil, ama ilk yer mi? insanlar bunu sorar, ''Eğer gerçekten bir şeyler yapmak istiyorsam, ofise giderim.'' Çünkü ofisler insanlar işlerini iyi yapsınlar diye ne lazımsa bulunan yerlerdir, ama şu an da oraya gitmek istemezler, o zaman bunu nasıl değiştirmeli? Bunu çözmek için sizinle paylaşacağım üç öneri var. Yaklaşık üç dakikam var,yani tam olacak.
Hepimiz rahat cuma günü olayını duyduk. İnsanlar bunu hala yapıyor mu bilmiyorum. Ama konuşmanın yasak olduğu perşembelere ne dersiniz. Sadece ayda bir kere perşembeyi seçip ve o günün de yarısını alıp mesela öğleden sonra-- sizin için kolay hale getiriyorum. Öğleden sonra, bir perşembe. Ayın ilk perşembesi -- öğleden sonra -- ofiste kimse birbiri ile konuşamaz. Sadece sessizlik.Bu kadar. Ve sonunda bulacağınız işlerin gerçekten halledildiği anlardır kimse kimse ile konuşmazsa. Bu insanların onları rahatsız eden olmayınca, onları bölen olmayınca işleri hallettikleri anlar. Ve birisine -- birisine dört saatlik bölünmemiş zaman dilimi verirsiniz iş yerindeki birine verilecek en iyi hediye. Bir bilgisayardan daha iyi. Yeni bir monitörden daha iyi.Yeni bir yazılımdan daha iyi, ya da insanlar ne kullanıyorsa ondan daha iyi. Onlara iş yerlerinde geçirecekleri dört saatlik sessiz zaman dilimi inanılmaz değerli olacaktır. Ve eğer bunu denerseniz, öyle olduğuna katılacaksınız. Ve belki, umarım bunu daha sık yapacaksınız. Belki diğer haftalarda da olacak, ya da her hafta, ya da haftada bir kere, öğleden sonra kimse başkası ile konuşmayacak. Bu gerçekten ama gerçekten işe yarar bulacağınız bir şey.
Deneyebileceğiniz başka bir şey ise aktif iletişim ve katkı sağlama yerine yani yüz yüze, veya insanlara omuzundan dokunup merhaba diyip toplantılarda alıkoymak yerine, iletişimin biraz daha pasif yolları ile değiştirmek yani email ve anlık mesaj servislerini kullanmak gibi, ya da katkı sağlama ürünleri -- bunun gibi. Şimdi bazı insanlar diyebilir ki email çok dikkat dağıtıcı ve anlık mesaj sistemi de öyle, ve diğer bunun gibi şeylerde, ama sizin seçtiğiniz zaman diliminde ve seçiminde zararlılar. Email uygulamasını kapatabilirsiniz,patronunuzu kapatamazsınız. Anlık mesajı kapatabilirsiniz, ama yöneticinizi gizleyemezsiniz. Bu tür şeyleri gözden uzakta tutabilirsiniz, ve kendi takviminize göre, kendi zamanınızda rahatsız edilirsiniz, ne zaman müsaitseniz, yeniden başlamak için hazır olduğunuzda. Çünkü iş, uyku gibidir, fazlar halinde gerçekleşir. Yani yukarı çıkar iş yaparsınız, ve sonra o işten aşağı inersiniz, ve sonra işte o zaman belki mail kontrol zamanıdır ya da anlık mesaj kontrolü. Ve gerçekten çok çok az şey vardır ki hemen o anda cevap verilmelerine gerek olsun. Eğer yönetici iseniz, elemanlarınızı anlık mesajlaşma ve email konusunda cesaretlendirin ve kendi zamanlarında açıp kapatabilecekleri diğer şeyler içinde bunu yapın.
Ve son tavsiyem yaklaşan bir toplantınız varsa, gücünüz varsa, sadece iptal edin, bir sonraki toplantıyı iptal edin. Bugün Cuma -- yani Pazartesi, insanlar genelde pazartesi toplanır. Yapmayın. Taşıyın demiyorum, Hafızadan silin diyorum.Gitti. Ve göreceksiniz ki herşey tamamen güzel olacak. Bütün bu sabah dokuzda yapmanız gerektiğini düşündüğünüz toplantılar ve tartışmalar, onları unutun, ve işler yoluna girecek. İnsanlar daha açık bir sabaha sahip olur, gerçekten düşünebilirler, ve göreceksiniz ki söylemeniz gerektiğini düşündüğünüz her şey, söylemenize gerek yoktur.
Bunlar sizlere sunduğum üç öneriydi bunun hakkında düşünmek için. Ve umuyorum ki bu fikirlerin bazıları en azından yöneticiler patronlar iş sahipleri, organizatörler ve diğer insanlardan sorumlu olanlar için onları biraz rahat bırakmak adına provokatif olur ve insanlara biraz daha iş yapmaları için zaman verir. Ve bunlar sonunda haklılığa kavuşur.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Jason Fried çalışma ile ilgili radikal bir teoriye sahip:Ofis çalışmak için iyi bir yer değil.TEDxOrtabatı'da ana problemleri (onlara M&M diyor) açıklıyor ve iş yerinde iş yapılabilmesi için üç tane tavsiye ortaya koyuyor.
Jason Fried thinks deeply about collaboration, productivity and the nature of work. He's the co-founder of 37signals, makers of Basecamp and other web-based collaboration tools, and co-author of "Rework." Full bio »
Translated into Turkish by Taner Tarlakazan
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
[Facebook and Twitter] aren’t the real problems in the office. The real problems are what I like to call the M&Ms, the Managers and the Meetings.” (Jason Fried)
08:00 Posted: Feb 2009
Views 554,217 | Comments 96
06:51 Posted: Apr 2010
Views 874,928 | Comments 140
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.