Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Ne yazık ki, bu konuşmanın bundan sonraki 18 dakikası içinde şu an hayatta olan dört Amerika'lı yedikleri besinler nedeniyle ölmüş olacak.
Benim adım Jamie Oliver, 34 yaşındayım. İngiltere'den, Essex'tenim ve son yedi yıldır, yılmadan, yorulmadan, kendimce yaşamlar kurtarmaya çalışıyorum. Ben bir doktor değilim, bir aşçıyım; pahalı aletlerim ya da ilaçlarım yok. Bilgi ve eğitimi kullanıyorum.
İnanıyorum ki besinlerin gücünün evimizde bizi yaşamın en iyi parçalarına bağlayan önemli bir yeri var. Şu anda korkunç ama korkunç bir gerçekliğe sahibiz. Amerika, bu konuda başı çekiyorsun. Burası dünyanın en sağlıksı ülkelerinden biri.
Lütfen salonda çocukları olanlar ellerini kaldırabilirler mi? Lütfen elinizi kaldırın. Teyzeler, amcalar, siz de siz de katılın, ellerinizi kaldırın. Çoğunuz, tamam. Bizler, son dört nesildir yetişkinler çocuklarımızı kendi ebeveynlerinden daha kısa bir yaşam süresi ile ödüllendirdik. Sizin çocuğunuz, etrafına besinlerden ördüğünüz bu manzara nedeniyle sizden 10 yıl daha az yaşayacak. Bu odadakilerin üçte ikisi, bugün, Amerikadakilerin üçte ikisi istatiksel olarak şişman veya obes. Tamam siz iyisiniz, ama ona da sıra gelecek merak etmeyin.
Değil mi? Kötü sağlığın istatistikleri belirgin, öyle belirgin ki. Yaşantımızı ölüm, cinayet, adam öldürme, ne varsa paranoyakça... paranoyakça korkarak geçiriyoruz. Her gazete başsayfasında bu var, CNN'de... Tanrı aşkına bakın, cinayet burada, en altta. Değil mi?
Burada gördüğünüz kırmızı olanların her biri beslenmeye bağlı hastalıklar. Her doktor, her uzman size bunu söyleyecektir. Gerçek şu: beslenmeye bağlı hastalıklar, bugün burada, Amerika'da en büyük katil. Bu dünya çapında bir problem. Bir felaket. Dünyayı silip süpürüyor. İngiltere, her zaman olduğu gibi hemen arkanızdan takipte.
Yakın olduklarını biliyorum, sadece o kadar değiller. Bir devrime ihtiyacımız var. Meksika, Avustruralya, Almanya, Hindistan, Çin, hepsinda obesite ve bozuk sağlığa bağlı sorunlar mevcut. Sigara içmeyi düşünün. Şu anda obesite'den daha az maliyetli. Obesite Amerika'lıların sağlık harcamalarının yüzde 10'unu oluşturuyor. Yılda 150 milyar dolar. On yıl içinde iki katına çıkacak. Yılda 300 milyar dolar. Ama dürüst olalım arkadaşlar, o kadar paranız yok.
Buraya gönülden inandığım bir yemek devrimi başlatmak için geldim. Buna ihtiyacımız var. Tam zamanı. Bardağın taşmak üzere olduğu bir noktadayız. Bunu yedi yıldır yapıyorum, bunu, Amerika'da yedi yıldır yapmaya çalışıyorum. Şimdi artık ektiklerimizi biçmenin vakti geldi. Fırtınanın tam ortasına, Batı Virginia'ya, Amerika'daki en sağlıksız eyalete gittim. Ya da geçen yıl en sağlıksız eyaletti. Bu yıl yeribi bir başka eyalete bıraktı, ama onunla sonraki sezon ilgileneceğiz.
Huntington, Batı Virgina. Güzel bir kasaba. Artık kanıksadığımız istatistiki bilgilere, sizin insanlarınızı onların kalplerini ve ruhlarını eklemek istedim. Sizi, önemsediğim bazı insanlarla tanıştırmak istiyorum. Sizin insanlarınız, sizin çocuklarınız. Size dostum Brittany'nin resmini göstermek istiyorum. 16 yaşında. Önünde şimdiye dek yedikleri nedeniyle 6 yıllık ömrü kaldı. O, evde ya da okulda yemek pişirmeyi öğrenmemiş besinlerin çevresinin bir parçası olmadığı bir ortamda büyümüş üçüncü nesil, annesi veya anneannesi de öyle idi. Yaşamak için altı yılı kalmış durumda. Karaciğerini ölümüne tüketiyor.
Stacy, Edwards ailesinden. Bu normal bir aile, arkadaşlar. Stacy elinden geleni yapıyor, ama o da üçüncü nesil; ve evde veya okulda yemek pişirmek ona hiç öğrenmemiş. Bu aile obes. Buradaki Justin, 12 yaşında. 160 kilo. Onunla dalga geçiyor ve tartaklıyorlar, Bu da kızları, Kate, 4 yaşında. Daha ilkokula başlamadı ama o da obes. Marissa. O iyi,sizden biri. Ama biliyor musunuz? Obes olan babası onun kollarında vefat etti. Daha sonra da hayatındaki ikinci en önemli erkek, amcası, obesite'den öldü. Şimdi üvey-babası da obes. Görüyorsunuz ya obesite ya da beslenme kökenli diğer hastalıklar Sadece hastaları değil, onlarla beraber dostlarını, ailelerini, kardeşlerini de incitiyor.
Bu Peder Steve. İlham veren biri. Huntington, Batı Virginia'daki ilk yandaşlarımdan. Bu sorunun en sıkıntılı noktasında yer alıyor. Insanları gömmesi gerekli, tamam mı? Ve bundan; ailesini, arkadaşlarını, çevresindekileri gömmekten bıkmış. Kış gelince ölen insan sayısı üç kat artıyor. Bundan usanmış durumda. Bu önlenebilir bir hastalık. Hayatlar ziyan oluyor. Bu arada, bu şekilde defnediliyorlar. Bunu yapmak için donanımız yok. Ciddiyim, bunları kapıdan çıkarmak bile mümkün değil. Kaldırmak bile mümkün değil. Forklift.
Ben bunu bir üçgen olarak görüyorum, tamam mı? Bu besin manzaramız. Bunu anlamanızı istiyorum. Bunları daha çnce muhtemelen dinlediniz, ama bırakın tekrar edelim. Geçen 30 yılda, bu ülkenin kalbini söküp atacak ne olmuş olabilir? Açık ve dürüst olalım. Modern hayat.
Ana cadde ile başlayalım. Fast food bütün ülkeyi ele geçirdi. Bunu biliyoruz. Büyük markalar bu ülkedeki en önemli, en güçlü isimlerden bazıları. Süpermarketler de öyle. Büyük şirketler, büyük şirketler. 30 yıl önce, besinlerin çoğu yerel ve taze idi. Şimdi çoğu fazlasıyla işlenmiş ve çeşitli katkı maddeleri ve ilave maddelerle dolular. Hikayenin devamını biliyorsunuz. Porsyon büyüklüğü elbette ki çok büyük, büyük bir problem. Etiketleme çok büyük bir problem. Bu ülkedeki etiketleme bir yüz karası. Kendi kendilerinin polisi olmak istiyorlar. Gıda endüstrisi kendi kendine polislik etmek istiyor. Bu tip bir ortamda? Bunu hak etmiyorlar. Şeker ile tıkabasa dolu bir şeyi nasıl olur da 'az yağlı' diye etiketleyebilirsiniz?
Ev. En büyük problem, toplumumzda yemek kültürünün aktarıldığı yer ve bu kültürün kalbi kalbi olan ev kavramı. Bu artık olmuyor. Biliyorsunuz, işe gidip geldikçe, yaşam değiştikçe ve yaşam her zaman gelişir bu konuya holistik bir şekilde yaklaşmalıyız. bir an geriye bir adım atın ve dengeyi tekrar değerlendirin. Bu artık olmuyor, 30 yıldır da olmadı. Size bir şey göstermek istiyorum. bu artık çok normal. Edwards ailesi.
(Video) Jamie Oliver: Hadi biraz konuşalım. Bu yemekler, her hafta senin ve ailenin bedenine giriyor. Ve bunun, çocuklarının erken ölmesine neden olacağını anlamanı istiyorum. Ne hissediyorsun?
Stacy: Şu anda çok üzgün ve depresif hissediyorum. Ama biliyorsun, çocuklarımın hayatta başarılı olmalarını istiyorum ama bu, onları başarıya götürmeyecek. Ben, onları öldürüyorum.
JO: Evet, öyle yapıyorsun. Öyle yapıyorsun. Ama bunu durdurabiliriz. Normal. Okullara dönelim, daha uzman olduğum bir konu. Tamam. Okullar. Okul nedir? Kim icat etmiş? Neye yararlar? Okullar her zaman bizi gerekli araçlarla donatarak yaratıcı olmamızı, harika şeyler yapmamızı para kazanmızı sağlamak için icat edildi. Biliyorsunuz, çok çok uzun bir süredir de bunu yapıyorlar. Tamam? Ama biz, gerçekten de bunları Amerika'daki sağlık felaketleriyle başa çıkacak şekilde geliştirmedik. Okul yemeği öyle bir şey ki çoğu çocuk --aslında günde 31 milyon tanesi-- günde en az iki öğün, kahvaltı ve öğle yemeği olmak üzere, yılın 180 günü bunu yüyorlar. Öyleyse, bu duruma bakarak, gerçekten de, okul yemeğinin ne kadar önemli olduğunu söyleyebiliriz.
Dört gözle beklediğiniz gevezeliğime başlamadan önce....
Bir şey söylemeliyim, ki bu çok önemli önümüzdeki 3 ay içinde büyülü birşeyler olacağından eminim. Amerika'nın öğle yemeği aşçıları... Kendimi onların temsilcisi olarak görüyorum. Onları küçümsemiyorum ellerinden gelenin en iyisini yapıyorlar. En iyisini yapıyorlar. Ama onlar, kendilerine söyleneni yapıyorlar ve onlara söylenenler yanlış. Sistem, muhasebecilerin elinde Bu işin içinde beslenmeden anlayan uygun sayıda insan yok. Bu bir sorun. Eğer beslenme konusunda uzman değilseniz ve sıkı bir bütçeye sahipseniz ve bu bütçe de gittikçe daralıyorsa yaratıcı olamazsınız, kafanızı kuma gömüp farklı yaklaşımlar getiremezsiniz. Eğer muhasebeciyseniz ve görevinizi yapıyorsanız bu duruda yapabileceğiniz tek şey daha ucuz şeyler almaktır.
Şimdi, gerçek şu ki çocuklarınızın her gün yediği yemek fast food, fazlasıyla işlenmiş bir besin ve içinde yeterli taze besin neredeyse hiç yok. Bliyor musunuz, içindeki katkı maddeleri, E numaraları ve diğerlerine inanamazsınız. Yeterli sebze yok. Patates kızartması sebze sayılıyor. Kahvaltıda pizza yiyorlar. Çatal bıçakları dağıtılmıyor. Çatal bıçak? Hayır, çok tehlikeli. her sınıfta makas mevcut ama çatal bıçağa gelince, hayır. Benim olaya bakışım ise şu şekilde, eğer okulunuzda çatal bıçak yoksa eyalet nezdinde fast-food'u destekliyorsunuz. Çünkü elle o yeniyor. Ve evet bunlar fast-food. Sloppy joe, hamburger, sosisli, pizza ve diğerleri. Sağlık harcamalarınıjn yüzde 10'u, daha önce de söylediğim gibi obesite ile ilgili. Ve ikiye katlanacak. Çocuklarımıza öğretmiyoruz. İlk ve ortaokulda çocuklara besinleri öğretecek bir müfredat yok. Tamam mı? Çocuklarımıza besinleri öğretmiyoruz, değil mi? Bu film bir ilkokuldaki çekimden, İngiltere'de sık rastlanan bir durumdan.
Video: Bunun ne olduğunu kim biliyor?
Çocuk: Patates. Jamie Oliver: Patates? Bunların patates mi ooduğunu düşünüyorsun? Bunların ne olduğunu biliyor musun? Bu ne biliyor musun? Çocuk: Brokoli?
JO: Peki bu ne? Eski dostumuz? Bu ne biliyor musun tatlım? Çocuk: Kereviz.
JO: Hayır. Bu ne biliyor musun? Çocuk: Soğan JO: Soğan mı? Hayır.
Jamie Oliver: Çocukların besinlerin nereden geldiği konusunda hiç bir fikri olmadığını anında anlayabilirsiniz.
Video: JO: Bunun ne olduğunu bilen var mı? Çocuk: Eee, Armut. JO: Bu ne biliyor musun? Çocuk: Bilmiyorum. JO: Çocuklar ne olduğunu bilmedikleri bir şeyi asla yemezler.
JO: Normal. İngiltere ve Amerika'da normal bu. Bunu ne düzeltti tahmin edin, tahmin edin. İki adet bir saatlik ders. Çocuklarımıza, olulda besinler hakkında eğitim vermeliyiz. Nokta.
Size bir şey anlatmak istiyorum. İçinde bulunduğumuz sıkıntılı durumu özetleyen bir hikaye, tamam mı? Süt kadar basit bir şeyden bahsetmek istiyorum. Her çocuğun okulda süt içme hakkı var. Çocuklarınız okulda, kahvaltı ve öğle yemeklerinde süt içiyolar, değil mi? Her gün iki şişe, tamam mı? Çoğu çocuk bunu yapar. Ama süt artı faydalı bir şey değil. Çünkü süt kurulundaki biri, -- beni yanlış anlamayın sütü ben de destekliyorum, ama süt kurulundaki biri muhtemelen bir başkasına eğer sütün içine dünya kadar aroma, boya ve şeker ilave ederseniz çocukların sütü daha çok seveceğini göstermek için epey para ödemiş olmalı. Evet.
Elbette bu davranış bulaşıcı olacak. Elma kurulundaki biri de çocukların elmalara karamel eklenirse daha çok elma yediklerini gösterecek. Anlatabiliyor muyum? Bence, süte aroma eklemeye gerek yok. Değil mi? Şeker her şeyde var. Besin içeriklerini iyi biliyorum. Şeker her şeyde var. Süt bile bu modern çağ sorunundan kaçamadı. İşte sütümüz, kartonda. İçinde bir kutu gazlı içecektekine eşit miktarda ilave şeker var. Ve bundan günde iki tane içiyorlar. Bakın, size göstereyim. Burada bir çocuk var diyelim günde sekiz yemek kaşığı şeker tüketiyor. İşte, burada bir hafta. İşte bir ay. Beş yıllık ilköğretim hayatında alacağı şeker miktarını da göstereyim dedim. Bu sadece sütten. Şimdi, sizi bilemem ama bulunduğumuz bu koşullara bakacak olursak dünyanın herhangi bir yerindeki herhangi bir yargıç bu verilere ve kanıtlara bakarak herhangi bir devleti çocuk istismarından suçlu bulurdu. Ben buna inanıyorum.
Şimdi bugün buraya --çok istememe rağmen olmadı ama-- kanser veya AIDS'e bir çare buldum diye çıksaydım bana ulaşmak için birbirinizi yiyiyor olurdunuz. Bütün bu kötü haberler, önlenebilir. İyi haber de bu. Kesinlikle engellenebilir. Şimdi şöyle düşünelim, burada bir sorunumuz var, yeniden başlamak zorundayız. Tamam, öyleyse ne yapmamız lazım? İşte bunu, değil mi? Tek kaynaktan sorunu çözemeyiz. Yeniden başlamalı ve gözle görünür değişiklik yapmalıyız. Gerçek bir değişiklik, öyle ki gözlerinizin içine bakıp " 10 yıl içinde çocuklarınızın geleceği daha farklı görünecek, daha mutlu -- ve unutmayın, iyi beslenirseniz daha akıllı olursunuz-- daha uzun ömürlü ve buna benzer şeyler, daha farklı olacak" diyebilmeliyim, tamam mı?
Öyleyse, süpermarketler. Başka nereden bu kadar çok alıçveriş ediyorsunuz ki? Hafta başından sonuna kadar. Hayat boyunca süpermarketlerde ne kadar para harcarsınız? Onları çok seviyorum. Ne istersek bize temin ediyorlar. Tamam. her bir büyük süpermarket bize bir besin temsilcisi sağlamalı. Bize alışverişte yardım etmeliler. Meşgul insanlara hızlı, leziz ve mevsime uygun yemekleri pişirmeyi göstermeliler. Bu pahalı değil. Bazı marketlerde bu var. Bir an önce baştan başa bütün Amerika'da bunun yapılması lazım. Büyük markalar, biliyorsunuz büyük gıda markaları işletmelerinin kalbine besin eğitimini koymalılar. Biliyorum, söylemesi yapmaktan kolay. Bu gelecek. Bu tek yol.
Fast food. Fast food endüstrisi biliyorsunuz, çok rekabetçi. Daha önce fast food restoranları ile ilgili pekçok yazışma ve anlaşmaya şahit oldum. İşlerin nasıl yürüdüğünü bilirim. Yani, aslında bizi şeker, tuz, yağ, x, y ve z ile bağımlı hale getiriyorlar. Ve herkes de onlara bayılıyor, değil mi? O zaman, bunlar da çözümğn bir parçası olacak. Ama bunun için devletin tüm fast food satıcıları ve restoran sektörünü bir araya getirmesi gerekli. Beş, altı, yedi yıllık bir süre içinde bizi yağ, şeker ve diğer besin olmayan maddelere aşırı çekilde bağımlı hale getirdiler.
Şimdi, büyük markalara ve şu etiketleme olayına dönelim. Daha önce dediğim gibi, b u önüne geçilmesi gereken bir saçmalık. Evet, okul. Elbette okullarda, sevimli dört yaşından 18, 20, 24 ya da hangi yaşa kadar gerekirse o yaşa kadar çocuklarımızı yerel çiftçilerce yetiştirilen taze, düzgün gıdalar pişirip beslemeliyiz. Çocuklarınız için, taze ve düzgün besinlerin yeni bir standardı olmalı değil mi?
Mevcut şartlar altında, her bir Amerikalı çocuk okuldan 10 tarifi pişirebilecek şekilde mezun olursa bu onların hayatını kurtaracaktır. Yaşamsal beceriler.
Bu şu demek, bu kişiler yemek pişirme prensipleri içinde kendilerince sağa sola giden genç öğrenciler, genç ebeveynler olabilecekler. Ekonomik krizin bir daha ne zaman ortaya çıkacağı önemli değil. Eğer yemek pişirebiliyorsanız, krizin çok da önemi yoktur. Eğer pişirebiliyorsanız, zamanın çok da önemi yoktur. İş ortamı. Bu konuda fazla konuşmadık. Biliyorsunuz, artık çalışanlarına ne yedirdikleri ya da ne gibi seçenekler sundukları kurumsal şirketlerin sorumluluğunda. Buralarda çalışanlar Amerika'nın çocuklarının anne ve babaları. Marissa, babası onun kollarında öldü. Sanırım, kurumsal Amerikan şirketleri çalışanlarını düzgün beslemeye başlasa epey mutlu olurdu. Kesinlikle ihmal edilmeyecek bir konu bu. Şimdi eve tekrar dönelim.
Bakın, bunları yapmamız mümkün, hepsi yapılabilir. Hem bunlara özen gösterebilir hem de ticari olabilirsiniz. Kesinlikle. Ama ev, yemek pişirmeyi yeni nesile tekrar aktarmaya başlamalı. Kesinlikle, bunu bir felsefe aktarımı olarak yapmalı. Bu aynı zamanda benim için çok da romantik. Şimdi bir kişi eğer üç kişiye yemek pişirmeyi öğretirse ve bu kişiler de üç arkadaşlarına öğretirlerse ve bu sadece 25 defa tekrar ederse bu tüm Amerika'nın nüfusu demek. Romantik, evet, ama daha da önemlisi bu insanların her birinin bireysel çabalarının bir fark yarattığını göstermek adına çok önemli. Kaybolanı yerine koymalıyız. Huntington Mutfağı. Bu programı yaptığım yer, Huntington, ve biliyorsunuz, bu insanları özendirerek bir değişim sağlamayı umduğumuz bir prime time programımız yayında. Gerçekten bu değiimin olacağına inanıyorum. Huntington Mutfağı. Bir toplum ile çalışıyorum. Okullarda çalıştım. Bölgedeki her bir okulu abur cuburdan, taze besinlere çevirecek sürdürülebilir bir fon buldum. Yılda okul başına 6.500 Dolar.
Tek gereken bu. Okul başına 6.500 Dolar. Mutfak, ayda 25.000 Dolara çıkıyor. Tamam mı? Bu, yılda 5000 insan eder, nüfusun yüzde 10'u. Ve insanlar insanlarla. Yani, yerel aşçılar yerel insanlara öğretiyor. Bedava yemek kursları arkadaşlar, ana cadde üzerinde bedava yemek kursları. Bu gerçek, net olarak elle görülebilir bir değişim. Amerika'nın her yerinde, eğer geriye bakarsak pek çok güzel şey oluyor. Çok fazla güzel şey oluyor. Amerika'da ortalıkta harika şeyler yapan melekler var. okullarda, çiftlikten okula çevrilmiş yerlerde, bahçelerde, eğitim. Bunu halihazırda yapan harika insanlar var. Sorun, bu yaptıklarını bir yandaki okula, sonra bir yandakine sonra bir yandakine geçirebilmekte. Ama nakit yok. Bu melekleri ve uzmanları bir an önce tanımalıyız. Onları tanımlamalı ve ihtiyaçları olan ve yaptıkları işi iyi yaptıkları bu işi devam ettirmelerini sağlayacak kaynakları bulmalıyız. Amerika'daki işletmelerin desteğe ihtiyacı var. Bayan Obama'nın da öyle, istediklerini yapmak için.
Ama bakın, biliyorum karşınızda bir İngilizin durup bunlardan bahsetmesi sizin için çok tuhaf. Ama tek söyleyebileceğim şu, ben önemsiyorum. Ben bir babayım ve bu ülkeyi seviyorum. Ve gerçekten inanıyorum ki eğer bu ilkede bu değişimi gerçekleştirebilirsek, dünyada da güzel şeyler olacak. Eğer bunu Amerika yaparsa inanıyorum ki diğer insanlar da takip edecekler. Bu inanılmaz derecede önemli.
Ben Huntington'da iken, yolunda gitmeyen bazı şeyleri halletmeye çalışıyordumç Düşündüm ki eğer sihirli bir değneğim olsa ne yapardım? Dedim ki Amerika'daki en etkin ve çarpıcı insanların karşısına çıkıp konuşmak isterdim. ve bir ay sonra TED'den bir telefon aldım ve bana bu ödülü verdiler. İşte karşınızdayım. Öyleyse, benim dileğim şu, Disleksik olduğum için biraz yavaş olsa da Benim dileğim her bir çocuğu yemekler konusunda eğitecek güçlü ve sürdürülebilir bir harekete yardımcı olmanız aileleri tekrar yemek pişirme konusunda özendirmeniz ve her yerdeki insanları şişmanlıkla savaşta yüreklendirmeniz.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Huntington, W. Va'daki anti-obesite (anti-şişmanlık) projesine ait etkileyici öyküleri paylaşan TED Ödülü sahibi Jamie Olivier, besinler hakkındaki umursamazlığımıza tüm gücü ile saldırıyor.
Jamie Oliver is transforming the way we feed ourselves, and our children. Full bio »
Translated into Turkish by Isil Arican
Reviewed by Aye Demirel
Comments? Please email the translators above.
Your child will live a life ten years younger than you because of the landscape of food that we’ve built around them.” (Jamie Oliver)
03:18 Posted: Dec 2006
Views 544,357 | Comments 93
20:08 Posted: May 2008
Views 1,080,870 | Comments 331
19:42 Posted: Sep 2008
Views 329,917 | Comments 169
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.