Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Telefonu düşünün -- Size burada göstereceğim şeylerin pek çoğunu Intel son 10 yıldır yaşlılara ait 600 kadar evde test etti -- İrlanda'da 300, Portland'da da 300 -- davranışları ne şekilde gözleyip ölçümleyerek tıbben anlamlı hale getirebileceğimizi anlamaya çalışıyoruz.
Ve telefonu düşünün, tamam mı, bu inanılmaz şekillerde kullanabileceğimiz bir şey, insanlara doğru ilacı doğru zamanda almaları konusunda yardımcı olabilir. Evde, basit algılayıcı network teknolojisi ile çalışacak basit şeyleri deniyoruz kullanmaya alışkın olduğu bir telefon, yaşlı birine ilaçlarını düzene koyma konusunda yardım edebilir. Çoğu zaman telefon ahizesini kaldırırlar ve bizim sistemimiz hangi ilacı almaları gerektiğini kulaklarına fısıldar, çoğu zaman bir arkadaşlarıyla konuşuyormuş gibi yaparlar. Böylece mutfak masalarının üzerinde duran ve onlara "yaşlı" ve "kırılgan" olduklarını hatırlatan devasa çirkin ilaç kutularından utanmazlar. Onlara doğru zamanda doğru ilacı almak gibi basit bir işi yapmak için gizlice yardım eden bir teknoloji bu.
Şimdi, bu telefonlarla gerçekten epey inanılmaz şeyler yapıyoruz. Çünkü telefonu her cevapladığınız an bir bilişssel testtir. Bir düşünün, tamam mı? Şimdi size üç şekilde telefon cevaplayacağım. "Alo? Merhaba." Bu ilki idi. "Alo? ......aaa..merhaba." "Alo?.....kim?...... ....aaa....tamam, merhaba." Tamam mı? Telefonu üç cevaplayışım arasında çok büyük farklılık var. Ve biz yaşlıların telefon kullanımlarını uzun zaman sürelerinde izleyip milisaniyenin onda birine kadar olan bir hassaslıkla analiz ettiğimizde karşı tarafta konuşan insanın arkadaşları olduğunu anlayıp hemen onlarla konuşmaya başlamaları ile "Bir saniye, kim dediniz?....Kim?" diye başlayan sıkıntılı konuşmalarda karşıdakini tanıma süresinin artışı arasındaki fark bunamanın başlangıcını klinik belirtilerden önce erkenden gösteren bir veri olabilir.
Biz bunlara davranışsal belirteçler diyoruz. Daha bunlardan çok var. Kişi telefon çaldığında açmak için aynı hızda mı gidiyor? Bu bir duyma sorunu ya da fiziksel bir sorun olabilir. Sesi daha zayıf mı çıkıyor? Alzheimer ve Parkinson hastası pek çok kişiyi inceliyoruz. Özellikle Parkinson hastalarında sesin şiddetinde azalma bazen Parkinson hastalığının en erken belirtilerinden biri olabiliyor. Diğer belirtilerden 5-10 yıl önceden ortaya çıkabiliyor. Ama sesinizdeki bu uzun zaman diliminde oluşan bu belli belirsiz değişiklikler sizin veya eşinizin dikkatini çekmek için fazla küçük, ta ki sesinizi farkedilir halde kısacak kadar bariz oluncaya kadar.
Bu nedenle algılayıcılarımız sesteki bu ufak değişikliklere bakıyor. Telefon ahizesini kaldırdığınızda ne kadar eliniz titriyor? nasıl bir titreme ve zaman içinde nasıl değişim gösteriyor? Telefonu çevirmede daha önce yaşamadığınız bir zorlukla karşılaşıyor musunuz? El becerinizde sorun var mı? Bu artrit başlangıcı olabilir mi? Telefonu kullanıyor musunuz? Eskiden olduğundan daha az mı sosyalsiniz? Bu modele bakıyoruz. Sosyal ilişkilerdeki bu azalma geleceğe yönelik hayati bir belirti olabilir mi? Ne kadar radikal bir fikir! biz, ABD dışında bu yeni teknolojiyi gerçek bir hemşire ya da doktor ile karşılıklı etkileşime girebilmek için kullanabiliriz. Bunları yapma iznimiz olduğu zaman çok büyük bir gün olacak.
İşte bunlar benim davranışsal belirteçler dediklerim bunlar. Intel'de son 10 yıldır üzerinde çalışmaya gayret ettiğimiz alan bu. Bu konuşmanın başındaki bahsettiklerime bu basit teknolojileri nasıl uygulayacağız? Davranışsal belirteçler önemlidir. Davranışı nasıl değiştireceğiz? Davranıştaki değişimleri hastalığın önlenmesi, hastalığın erken tanısı ya da hastalığın uzun vadede izlenmesi için bize anlamlı olarak yardımcı olacak şekilde nasıl ölçümleyeceğiz?
Şimdi, Intel, son 10 yıldır yaşlıların ihtiyaçlarını anlamam ve bu tip davranışsal belirteçler hakkında kafa yormam için neden bu kadar zaman ve para harcamama izin versin? Yaptığımız çalışmanın kapsamı bu. Son 10 yıldır, 20 ayrı ülkede toplam 1000 yaşlının evinde yaşadık. Rochester, New York'taki insanları inceledik. Kışın gidip onlarla yaşadık çünkü kışın yaptıkları, sağlık hizmetine erişimleri ve ne kadar sosyal oldukları yaz ayına göre çok farklı. Eğer kalçalarını kırdılarsa onlarla birlikte hastaneye gittik ve taburcu olana kadar olan deneyimlerini paylaştık. Eğer onlara göz kulak olan bir aile bireyi varsa onların yanına gittik ve onları da inceledik.
Yani, son 10 yıldır 20 ülkedeki 1000 yaşlının bütünsel sağlık deneyimini inceledik. Neden Intel buna para ayırmaya istekli? Çünkü bu konuşmak istediğim ikinci konu ila bağlantılı. 10 yıl önce, Intel'i bu konuda, bu tip teknolojilerin bağımsız yaşama konusunda yardımcı olabileceğine ikna etmeye çalıştığım sıralarda buna: "Y2K + 10 " adını takmıştım.
Biliyorsunuz, 2000 yılında hepimiz bilgisayarlarımızın yaşına fenal halde kafayı takmıştık. Takvimin yaprakları 1999'dan 2000'e geçtiğinde bilgisayarlarımızın buna dayanıp dayanamayacaklarından emin değildik. bu nedenle sadece nüfus bilimcilerinin dikkatini çeken bir anı göz ardı ettik. Yeni yıl zamanlarıydı. Ve o değişim anında ilk defa gezegenimizdeki yaşlı insan sayısı genç insan sayısını geçti. İnsanlık tarihinde ilk defa, uzaylıların gelmesini veya ciddi bir salgın olması ihtimalini göz ardı edersek bu ilk defa oluyor, nüfus bilimcileri yaşlıların sayısının artmasını bekliyor.
10 yıl önce, Intel'ı bu konuda ikna etmek için çok fazla zamanım varmış gibi geliyordu. Y2K + 10 yaklaşıyordu, baby-boomer'lar emekli olmaya başlamıştı. Sanki bu demografik verileri sadece burada biliyoruz. Bu bir dünya haritası. Işıklar açık görünüyor, ama konu Y2K + 10 problemıne gelince evde kimse yok. Değil mi? Yani bu sorunu buramızla anlıyoruz ama buramızla anlayamıyoruz. Ve bu konuda hiçbir şey yapmıyoruz.
Yeni sağlık yasası, yaklaşmakta olan yaşlılık dalgasını görmezden geliyor. Sadece bakım için harcadığımız parayı değil, bakım şeklindeki yapmamız gereken köklü değişiklikleri ve bunları nasıl ödeyeceğimizi de görmezden geliyor. Aslında bu artık bize kalmış. Bu manşetleri görmüş olmalısınız. Bu Catherine Casey. Emekliye ayrılan ilk baby-boomer. Bu aslında bu yıl oldu. Erken emekliye ayrıldı. 1946 yılında, geceyarısını bir geçe doğmuş. Emekli bir öğretmen. İşte burada Sosyal Güvenlik Kurumu yöneticisi ile beraber, ilk boomer, 2011'i beklememize gerek kalmadı, gelecek yılı. Erken emekli olanlar bu yıl görülmeye başladılar.
İşte, Y2K + 10 problemi kapımıza dayandı, bu geliş tarihi belli olan 50 tsunami gibi birşey. Ama bir şekilde devleti ve diğer yenilikçi güçleri bu durumu öngörmek ve hatta önlem almak konusunda ikna edemıyoruz. Bu duruma hazırlanmak yerine, katastrofik hale gelince harekete geçmeyi tercih ediyoruz. Bu zorlu Y2K sorununa karşı hazırlanmanın zor olmasının başında gelen nedenlerden biri de çerçeve zehirlenmesi ismini verebileceğimiz olay.
Andy Grove, bundan altı veya yedi yıl önce Fortune dergisine yazdığı bir makalede "sağlık hizmeti çerçevesi" ifadesini kullandı, belki kendisi anımsamıyor bile, ama ben bu zamanla kavramı oldukça genişlettim. Bir yerlerde bir yazıya rastlamış olmalı ki bana, "Eric, bu gerçekten de süper bir fikir" dedi. Ben de ona "Bu aslında senin fikrin, Fortune dergisinde yazmıştın. Ben sadece onu alıp geliştirdim." dedim. Biliyorsunuz, çerçeve bu.
Geniş ve Pahalı sağlık sistemlerini paylaşmak ya da o sistemlere ulaşmak için seyahat etmek aslında 1787 yılında başladı. Bu Viyana'daki ilk genel hastane. Aslında Viyana'daki en büyük ikinci hastane 1850'lerde eğitim programına tıp öğrencilerine ilk defa uzmanlık eğitimini ekleyen hastane. İşte burası bizim vücudu bölüp ayırmaya başladığımız ve verilen sağlık hizmetini ufak bölüm ve parçalara bölmeye başladığımız yer. Bu bizim sistemi kurmamızı etkiledi. Öğrencilere tıp eğitimini nasıl verdiğimizi de etkiledi. Ve günümüzde de süregelen bakış açısı bu yönde.
Hastanelere karşı değilim ben. Bazı sağlık sorunlarım nedeniyle ben de ilaç aldım, hastane hastane gezdim, hem de pek çok defalar. Ama biz oradaki yüksekteki bir hastaneye tapıyoruz aslında, ve sağlık hizmetinin ana çerçevesi de bu. 30 yıl öncesine kadar ceplerimizdeki ya da çantalarımızdaki küçük cihazların bu oda kadar yer tutan bir bilgisayarın gücüne sahip olacağını hayal bile etmek mümkün değildi. ama şimdi, cep telefonumuzda taşıyoruz onu. Böylece, daha önce uzman kişilerce kullanılan bilgisayar sistemleri hepimizin sahip olduğu kişisel sistemler olarak günlük yaşantımıza girdi. Kişisel bilgisayarlarla ilgili olan bu değişimi sağlık alanına da taşımamız lazım. Sağlık hizmetinin ana çerçevesini indirgeyerek kişisel bir modele çevirmemiz gerekli.
Bu şekilde düşünmeyi saplantı haline getirdik. Intel olarak dünyada anketler yapıyoruz. "Sağlık hizmeti... ilk aklınıza gelen kelimeyi söyleyin." Bu sıruda ilk akla gelen kelime doktor oluyor. İkincisi ise hastane. Üçüncüsü hastalık, değil mi? Hayal gücümüzde, sağlık hizmetini ve sağlık konusundaki yenilikleri bu çerçevede görüyoruz. Şu anda sağlık reformu ile ilgili ana tartışma konumuz tıbbi bilişim. Bu konu politikacılarla konuşurken doktorları bilgi işlem sistemleri kullanmaya nasıl ikna edeceğimizden bahsetmekten ibaret. Konuyu genel çerçeveden eve nasıl indirgeyebileceğimizle ilgilenmiyoruz. Bundaki esas sorun bizim sağlık hizmeti deyince ne anladığımıza, değil mi?
Bu çok hızlı tepki veren, kriz-bağımlı bir sistem. Hastaları 15 dakikaklık sürede muayene ediyoruz. Kalabalıkla direkt ilgili. Bu yapay ortamda bir sürü biyolojik veri topluyoruz. Gelen hastaları idare edecek kadar iyileştirip eve postalıyoruz, bir yandan da ellerine bir broşür tutuşturup ya da bir web sitesine yönlendirip dediklerimizi yapacaklarını ve tekrar gelmeyeceklerini umuyoruz.
ama sorun şu ki artık buna gücümüz yetmiyor arkadaşlar. Genel sağlık hizmetini, işin içine sigortasızları da katarsak sürdüremeyiz. Şimdi çift katlı bir yaş dalgası ile karşı karşıya kalacağız. Tüm işletmeler gibi sağlık hizmeti de zedelenmiş drumda ve farklı birşeyler yapmak lazım. Evlere odaklanmalıyız.
Sağlık hizmetini eve taşıyan bir kişisel sağlık hizmetine odaklanmalıyız. nasıl daha pro-aktif, ya da koruyucu olabiliriz bunu düşünmeliyiz. 7 gün 24 saat boyunca hayati verileri ve diğer bilgileri nasıl toparlayabiliriz. Her birinize uygun olacak kişisel minimal hizmeti nasıl belirleriz? Sadece biyolojik verileri değil, davranışsal psikolojik verileri, bunlar arasındaki bağlantıları evde, evden ya da ev çevresinden nasıl toplayabiliriz? Davranışımızı değiştirmek için çevremizdeki bu müthiş teknolojiyi kullanan kişiye özel sağlık hizmetine nasıl uyum sağlayabiliriz? Kişisel sağlık modeli için ihtiyacımız olan bu.
Size birkaç örnek vermek istiyorum. Bu Mimi. çalışmalarımızdan birinden -- Mimi 90'lı yaşlardayken kendi evinden taşınmak zorunda kaldı çünkü ailesi düşüp kalacağınan korkuyordu. Ev halkınızdan biri ya da yakınlarınızdan biri anne babanız, herhangi biri hiç ciddi anlamda düştü mü? Öyleyse elinizi kaldırın. Klasik. Kalça kırıkları genelde yaşlıların bakım evine gltmesiyle sonuçlanır. Mimi'ye de bu oldu. Ailesi düşeceğinden endişelendi ve onu evinden taşıyarak bir huzurevine yerleştirdiler. Ama gene de oksijen tüpüne ayağı takıldı ve düştü.
Onun yaşındakilerin çoğu bu durumda odalarında alarm olsa bile onu kullanmaz, alarm sistmeine ayda 30 dolar ilave ücret ödüyor olsalar bile insanları rahatsız etmek istemezler. Boomer'lar o düğmeye basacaklar ama. Emin olun. O düğmeden ellerini çekmeyecekler bile, değil mi?
Mimi kalça kemiğini kırdı, ve orda öylece sabaha kadar yattı. Sabahleyin biri teadüfen odasına geldi ve onu gördü ve hastaneye gönderdi. Kalçasını tamir ettiler ama tekrar huzur evine dönmesi mümkün değildi, bu nedenle onu bakımevine yerleştirdiler. Gittiği bakım evindeki ilk gün, ki daha önceki huzurevinin içindeki bir bakımevi idi bu, onu bir yataktan diğerine aktarırken, daha doğrusu adeta atarken, kalçasını tekrar kırdılar, ve taburcu olduğu hastaneye tekrardan geri gönderdiler. Hastanede kimse dosyasını okumadı, ona Tylenol verdiler ki allerjisi vardı. her yerinde döküntüler çıktı, yatak yaraları açıldı kalp sorunları eklendi ve düşme ve düşmeye bağlı komplikasyonlar nedeniyle vefat etti.
Şimdi bununla ilgili en korkunç şey şu, Mimi, eşimin anneannesi idi. Bakın, benim adım Eric Dishman, ingilizce biliyorum. Intel'de çalışıyorum, iyi bir maaşım var. Düşme ve bunla alakalı diğer problemleri biliyorum. Bu konu benim araştırma konumun bir parçası. Sentör ve genel müdürlere ulaşabilirim. Ama bu olanı engelleyemiyorum. Eğer paranız yoksa, ingilizce bilmiyorsanız ne olacak peki? Ya da buna benzer bir olaya bağlı ortaya çıkacak durumlara müdahale etme şansınız yoksa? Düşmeleri, daha olmadan önlemenin yolu ne olabilir ki?
Size tam da buna ilişkin üzerinde çalıştığımız bir şey göstereyim. Shimmer dediğimiz bir küçük teknoloji ürünü var üzerimde, bir araştırma platformu. Bir ivme ölçer (akselerometre). Üzerine üç elektrodlu EKG bağlanabilir. Aslında pekçok farklı cihazlarla birlikte çalışabilir, Lego oyuncakları gibi düşünün, dışarıdan veriler yakalar, gerçek yaşantıda el titremesi, yürüyüş, adım uzunluğu, bu tip şeyleri ölçer.
Düşmelerle ilgili günümüzdeki sorun şu, Mimi gibi biri, düştükten üç ay sonra posta kutusunda devletten gönderilmiş bir anket bulmakta: " Düştüğünüzde ne yapıyordunuz?" Şu anki son teknoloji bu güya. Ama Shimmer gibi, ya da halının içine yerleştirilmiş alıcı ve kamera sistemlerinden oluşan, spor hekimliğinden aldığımız fikirlerle oluşturduğumuz Sihirli Halı ile, 600 yaşlının evinden gerçek zamanlı, kinematik hareket verisi toplayıp ortaya çıkan küşük farklılıkları analiz ederek annemizin düşme riskinin ne zaman arttığını anlayabiliyor olacağız.
Ama en sıklıkla iki müdahalede bulunabiliyoruz ilaç dozlarını yeniden ayarlıyoruz. Ben niteliksel bir araştırmacıyım, ama bu evlerden gelen veri akışını gördüğümde bu verilere bir bakışta bir doktorun, yaşlıya daha önce kullanmadıkları bir ilacı reçete ettiğini anlayabiliyorum. Kimsenin bilmediği bir ilaç. Çünkü değişiklikleri görüyoruz, ev içindeki modelleri görüyoruz, değil mi? Davranışsal belirleyicilerin keşfedilmesi, ve davranışsal değişiklikler işin rengini değiştiriyor, mikroskopun icadı gibi, çünkü daha önce hiç yapmadığımız şekilde veri topluyoruz.
Bu, İrlanda'daki Trill Kilinik'ten bir örnek aslında şu an gördüğünüz... bu resimde sihirli halı'dan gelen verilere bakıyorlar. Burada, duruşunuz ve sağa sola salınışınızı gözlemleyen sihirli bir halı var ve bu halı aylar içinde duruşsal salınımınızdaki değişimleri izliyor. İşte bu, bu verinin nasıl göründüğüne bir örnek. Bunlar sensor tetiklemeleri.
Bu gördükleriniz çalışmamıza katılan iki ayrı kişinin verileri. İkisi de hemen hemen bir yıllık verileri içeriyor. Renkler evdeki farklı odaları gösteriyor. Soldaki kişi kendi evinde yaşıyor. Sağdaki ise bir huzurevinde. Bunu hemen söyleyebiliyorum, çünkü bakın yemek saati inanılmaz dakik ve o saatte odalarının dışındalar. Değil mi? Şimdi, şu anda bu size çok anlamlı gelmeyebilir. Ama bu verik döngülerine uzun dönemler içinde baktığımızda, aslında evin farklı odalarındaki hareketten Shimmer'in algıladığı yürüyüş ve denge ile ilgili küçük hareketlere kadar tüm verileri inceliyoruz ve bu veriler bize daha önce anlamadığımız şekilde davranışsal modelleri gösteriyor.
ORCATech.org sayfasına gidip bakabilirsiniz. Sayfanın Orca(katıl balina)'larla ilgisi yok.Oregon Yaşlılık ve Teknoloji Merkezi'nin kısaltması. Sorun şu ki, Intel bağımsız yaşamı destek teknolojilerinde hala dünyadaki en önde giden yatırımcı. Ne kadar para harcadığımızı anlatmak için söylemiyorum bunu diğerlerinin bu konuya, yaşlılığa ne kadar az önem verdiklerini ya da yaşlılık, kronik hastalık yönetimi ve evde bağımsız yaşam ile ilgili ne kadar az yeniliğe fon ayırdıklarını göstermek istiyorum.
Benim bu konuda dördüncü sloganım şu: 10.000 eve girelim, ya da bırakalım bu işi. Ulusal, hatta uluslararası kapsamda bağımsız yaşama teknolojilerini konu alan Framingham tipi kalp araştırmaları gibi bir araştırma yapmalıyız. genişbant ile bağlantıda olduğumuz ve tüm platformumuzun tıbbi özellikleri ile kurulu olduğu yaşlıların ikamet ettiği 10.000 evden seçtiğimiz 20 tanesinden elde ettiğimiz örnek sonuçlarla üniversitelere gidip, bu teknolojinin değerini gösterecek daha büyük klinik deneyler için ödenek almalıyız. Yani 10.000 hane, ya da bu işi unutalım gitsin. Bunlar Intel'in çalışmalarında kullandığı evlerin bazıları.
Değinmek istediğim beşinci ve son konu ise şu: Yıllarca uğraştım, ve hayalime çok yakınlaştığımız anlar da oldu, bu sağlık sistem reformunu gerçekten reform haline getirmeyi, yeni bir şeye dönüştürmeyi çok istedim. Genel bir modelden kişisel sağlık modeline doğru, ya da sadece devlet güvencesi ve bunu nasıl finanse edeceğimiz konusundan biraz daha farklı bir noktaya bakalım istedim. Sağlık hizmetini nasıl finanse edeceğimiz önemli değil. Nasılsa önümüzdeki 10 yıl içinde bir şekilde bir yolunu bulacağız. Kimin ödediğinin de önemi yok, ama bu hizmeti belirgin bir şekilde değişkin olarak vermeye başlamak lazım hem evi, hem hastayı, hem aile bireylerini hem de bakıcıları bu koordine bakım takımının bir parçası olarak görüp bakım hizmetini şu anda elimizde tuttuğumuz yeni teknolojilerle bambaşka bir boyuta getirmemiz lazım.
Başkanın sağlık reformu tartışmalarında ayağa kalkıp "Bizim ülke olarak amacımız önümüzdeki on yıl içinde yaşlı bakımının yarısını kliniklerden, bakım evlerinden huzurevlerinden çıkarıp eve taşımak." demesi lazım. Bu yapılabilir. Bunu ekonomik olarak yapabiliriz. Etik olarak bunu yapmamız lazım, yaşam kalitemiz için bunu yapmamız lazım. Ama bu sağlık reformunun içinde buna ilişkin bir hedef yok. Tamamen karmakarışık durumda.
Biliyorsunuz, size bugünkü son mesajım bu önümüzde kapımızı çalacak olan Y2K+10 sorununa karşı ciddi bir hedef koymamız şart. Yenilikçilik ve teknoloji bütün sorunları çözen sihirli bir hap olmayacak elbette, ama çözümün bir parçası olacak. Ve eğer, kişisel bir sağlık hareketi başlatmazsak reformun içine bunu bir şekilde koymazsak hiçbir şekilde ilerlemeyeceğiz. Bu nedenle, umarım bu konferansı bu tip bir hareketin başlangıcına çevirirsiniz. Çok teşekkürler. (Alkışlar)
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Eric Dishman, TEDMED'de cesurca bir tartışmaya girişiyor: Amerikan sağlık sistemi 1959'dan gelen bir bilgisayar sistemi gibi büyük, hantal merkezi sistemlerden oluşuyor: hastaneler, doktorlar, bakım evleri. Nüfusumuz git gide yaşlanırken, kişisel, sistemli evde-bakım hizmetleri yaratmamız şart.
Eric Dishman does health care research for Intel -- studying technical (and societal) solutions for problems in care for the aging. Full bio »
Translated into Turkish by Isil Arican
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
Computing used to be an expert-driven system; it [became] a personal system that we all owned as part of our daily lives. That shift from mainframe to personal computing is what we have to do for health care.” (Eric Dishman)
22:45 Posted: Oct 2006
Views 1,097,210 | Comments 420
19:25 Posted: Jul 2007
Views 609,181 | Comments 102
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.