Ben genellikle ortaya çıkan yeni teknolojilerin ne kadar harika olduklarını insanlara anlatma rolünü üstlendiğimden şöyle düşündüm; burada dostlarımın arasında olduğumdan, Size gerçekten ne düşündüğümü anlatacağım. Ve geriye bakarak üzerinde zar zor durulabilecek kadar hızlı görünen bu teknolojik sıçrayışlarla burada gerçekten neler olduğunu kavramaya çalışacağım.
Sadece çok sıkıcı bir teknoloji slaytı göstererek başlıyorum. Eğer üzerindeki slaytı açabilirseniz... Bu, dosyamdan rastgele seçtiğim bir slayt. Slaytın detaylarından ziyade size onun genel şeklini göstermek istiyorum. Bu, RISC mikro işlemcilerin gücüne karşılık yerel ağların gücü hakkında yaptığımız bazı analizlere ait bir slayt. Bu slaytta ilginç olan, alışık olduğumuz pek çok teknoloji slaytında olduğu gibi yarı logaritmik eğri üzerinde bir çeşit düz bir doğru olması. Diğer bir değişle, buradaki her bir adım performans ölçeğinde bir büyüklük kertesini göstermektedir. Ve yarı logaritmik eğriler üzerindeki teknoloji hakkında konuştuğumuz bu şey yeni bir şeydir. Burada gerçekten çok garip şeyler oluyor. Ve benim hakkında konuşacağım şey temel olarak bu.
Eğer ışıkları yakabilirseniz.. ışıkları biraz daha açabilirsek, çünkü burada bir parça kağıt kullanacağım. Şimdi, neden teknoloji eğrilerini yarı logaritmik eğriler olarak çiziyoruz? Cevabı şöyle; eğer bunu normal bir eğri üzerinde çizersem diyelim ki burası yıllar bir çeşit zaman Ve bu da teknolojinin çizmeye çalıştığım hangi ölçeği ise o. grafik biraz saçma görünür. Bu şekilde gidiyor. Ve bunlar bize pek fazla bir şey anlatmıyorlar. Şimdi örneğin farklı bir tekonolojinin diyelim ki ulaşım teknolojisinin yarı logaritmik eğri üzerinde grafiğini çizersem düz bir çizgi olarak çok saçma görünür. Fakat böyle bir şey olduğunda, bunlar niteliksel olarak değişiyor demektir. Öyle ki, eğer ulaşım teknolojisi mikro işlemci teknolojisi kadar hızlı ilerleseydi yarından sonraki gün taksiye binip 30 saniyede Tokyo'da olabilirdim. Fakat bu şekilde ilerlemiyor. Teknolojik gelişme tarihinde her birkaç senede bir büyüklük kertelerinden geçtiğiniz kendi büyümesini besleyen böyle bir şey görülmüş değildir.
Şimdi sormak istediğim şu, bu üssel eğrilere bakarsanız sonsuza dek devam etmezler. Belki de değişimi oldukları kadar hızlı sürdüremiyorlar. İki şeyden biri olacaktır; tamamen farklı bir şey ortaya çıkana kadar ya böyle bir klasik S-eğrisine dönüşecekler. veya böyle olacak. Tüm olabilecekler bu. Bir iyimser olarak, muhtemelen böyle bir şey olacağını düşünüyorum. Eğer öyleyse, bu durum şuan tam da ortasında olduğumuz şeyin bir geçiş olduğunu gösterir. Dünyanın eskiden olduğu şekilden yeni bir duruma geçişin olduğu böyle bir hattın şu an üzerindeyiz demektir. Yani sormaya çalıştığım, kendime sorup durduğum dünyanın bu yeni şeklinin ne olduğudur. Dünyanın yöneldiği bu yeni durum nedir? Çünkü tam ortasındayken değişim çok ama çok kafa karıştırıcı görünüyor.
Ben büyümekte olan bir çocuk iken gelecek, 2000 senesi gibi birşeydi. Ve insanlar 2000 yılında neler olacağı hakkında konuşurlardı. işte insanların gelecek hakkında konuştuğu bir konferans ve fark edeceğiniz gibi gelecek hala 2000 yılı civarlarında. Neredeyse en fazla gidebildiğimiz uzaklık bu. Yani bir başka değişle, tüm yaşam sürem için sanki gelecek her sene bir sene küçülüyor gibi. Sanırım sebebi şu; çünkü hepimiz oralarda bir şeyler olduğunu hissediyoruz. Bu geçiş gerçekleşiyor. Hepimiz bunu hissedebiliyoruz. Ve şunu biliyoruz ki 30 seneyi, 50 seneyi tasarlamak fazla anlam ifade etmiyor. Çünkü her şey o kadar farklı olacak ki, yaptığımız basit bir uyarlamanın da hiç bir anlamı kalmıyor.
işte hakkında konuşmak istediğim, içinden geçtiğimiz bu değişimin ne olabileceğidir. Bunu yapmak için teknoloji veya bilgisayarlarla ilgisi olmayan birkaç şeyden şimdi bahsetmek zorunda kalacağım. Sanırım bunu anlayabilmemizin tek yolu gerçekten geri çekilip herşeye uzun bir zaman ölçeğinden bakmaktır. Buna yeryüzündeki yaşamın zaman ölçeğinden bakmak istiyorum. Sanırım buna birkaç milyar yıllık bir zamandan baktığınızda resim anlam kazanmaya başlıyor.
Eğer iki buçuk milyar yıl kadar geriye giderseniz, Dünya, çevresinde bir sürü kimyasalın yüzdüğü verimsiz, büyük bir kaya parçasıydı. Eğer bu kimyasalların nasıl organize olduklarına bakarsak bunu nasıl yaptıkları hakkında epey fikir sahibi olmaya başlarız. Fakat sanırım, bunun RNA ile nasıl olduğunu anlamaya başlayan bazı teoriler var. Fakat önce ona ait basit bir tür hikaye anlatacağım. O sıralarda içlerinde her türlü kimyasala ait farklı tarifler bulunan küçük yağ damlacıkları etrafta yüzmekteydi. Ve şu yağ damlacıklarının bazıları , dışarıdan kimyasallar alarak büyümelerini sağlayan özel bir kimyasal kombinasyon içermekteydi. Ve bu şekilde olanlar ayrılıp bölünmeye başladı. Bu ufak yağ damlacıkları bir bakıma en ilkel hücre formlarıydı.
Faka bu yağ damlacıkları bugünkü anlamıyla gerçek anlamda canlı değillerdi. Çünkü her biri tesadüfi birer kimyasal formüldü. Ve her bölündüklerinde kendi içlerindeki kimyasalların eşit olmayan bir bölünmesi gerçekleşiyordu. Böylece her damla biraz farklı oluyordu. Aslında, içlerine ve etraflarına kimyasallar dahil etmede daha iyi olacak bir şekilde farklı olan bu damlacıklar büyüyerek daha fazla kimyasal katıp daha fazla bölündüler. Bunlar daha uzun yaşayıp daha fazla fenotipe dönüşürler.
Artık bunlar bir nevi çok basit bir hayat formudur. Fakat bu damlacıklar soyutlama ile ilgili bir hile öğrendiğinde işler ilginçleşmeye başladı. Bizim pek fazla anlamadığımız bir şekilde bu damlacıklar bilgiyi kaydetmeyi öğrendiler. Hücrenin tarifi olan bilgiyi DNA denen özel bir tür kimyasalın üzerine kaydetmeyi öğrendiler. Başka bir ifadeyle, bu bilinçsiz, bir bakıma evrimsel yolda; ne olduklarını kaydetmelerine olanak veren, kaydetme biçimlerinin de kopyalanabildiği bir kaydetme şekli keşfettiler. Şaşırtıcı olan, bu kaydetme şeklinin iki buçuk milyar yıl önce evrimleştiğinden bu yana değişmeden kalmış görünmesi. Aslında, bizim tarifimiz; genlerimiz tam olarak aynı kod ve yazılış biçiminde. Hatta, tüm canlı varlıklar tıpatıp aynı harf dizisi ve kod ile yazılmıştır.
Aslında, sadece eğlenmek amacıyla yaptığım şeylerden biri; bu kod ile birşeyler yazabiliriz. İşte burada, havalimanındaki güvenlik görevlerine göstermemeye çalıştığım 100 mikrogramlık beyaz tozum var. (Kahkahalar) Kodun içinde onu sembolize etmek için kullandığımız standart harfler var. Yaptığım şu; bu kodu alarak, kartvizitimi bir parça DNA üzerine yazıp, 10' a 22 kez yoğunlaştırdım. Eğer kartvizitimin 100 milyon kopyasını isteyen varsa bu odadaki herkes için bol miktarda var. Aslında dünyadaki herkes için. İşte burada. (Kahkahalar) Eğer gerçekten bir egoist olsaydım onu bir virüsün içine koyup odaya yayardım.
Peki sıradaki adım neydi ? DNA'yı kaydetmek ilginç bir adım. Ve bu durum bu hücreleri birkaç milyar yıl daha mutlu etti. Fakat sonra, her şeyin tamamen farklıaştığı başka çok ilginç bir adım geldi. Öyle ki, bu hücreler bilgi alışverişi ve iletişimine başlayarak hücre toplulukları oluşturmaya başladılar. Biliyormusunuz bilmiyorum ama, bakteriler aslında DNA alışverişi yapabilirler. Örneğin işte bu yüzden, antibiyotik direnci evrimleşti. Bazı bakteriler penisilinden nasıl uzak duracaklarını keşfettiler. Ve diğer bakterilerle birlikte küçük DNA bilgisini oluşturarak bu şekilde yayıldı. Ve bakteriler iletişim kurduğundan şuan penisiline dirençli çok sayıda bakterimiz var. Bu iletişim, bir bakıma aynı gemide birlikte olan toplulukların sinerji oluşturmasına izin verdi. Böylece ya birlikte hayatta kaldılar ya da beraber başarısız oldular. Yani topluluk çok başarılıydıysa topluluktaki tüm bireyler evrim tarafından desteklenerek daha fazla yinelenirdi.
Dönüşüm noktası, bu topluluklar çokça yakınlaşıp, aslında biraraya gelip tüm topluluğun tarifini bir tek DNA şeridine yazmaya karar verdiklerinde oluşmuş oluyor. Ve yaşamda için sonraki ilginç aşama yaklaşık bir milyar yıl daha aldı. Ve bu aşamada artık tek bir organizma olarak işleyen, değişik türde hücreler içeren çok hücreli topluluklarımız var. Aslında bizler de böyle bir çok hücreliler topluluğuz. Artık sadece kendileri için olmayan çok sayıda hücremiz var. Deri hücreniz; kalp hücresi kas hücresi, beyin hücresi vb olmadan yararsızdır. Böylece bu topluluklar evrimleşmeye başladılar. Öyle ki, evrimin gerçekleştiği ilginç seviye artık tek bir hücre değil organizma dediğimiz topluluktu.
Bir sonraki aşama bu toplulukların içinde gerçekleşti. Bu hücre toplulukları tekrardan bilgi soyutlamaya başladılar. Topluluk içinde bilgi işleme dışında birşey yapmayan çok özel yapılar geliştirmeye başladılar. Bunlar nöral yapılardı. Bu toplulukların oluşturduğu nöronlar, birer bilgi işleme araçlarıydı. Bunlar, aslında toplulukta ve bilgiyi kaydetme anlama ve öğrenmeden sorumlu yapılar içinde uzmanlaşmaya başladılar. Bunlar topluluğun beyin ve sinir sistemiydi. Ve bu onlara evrimsel bir avantaj sağladı. Çünkü bu noktada, bir birey, öğrenme, bu tüm evrimsel zaman aralığı yerine tek bir organizmanın zamanı içinde olabiliyordu.
Böylece, örneğin bir organizma tadı kötü olduğundan ve geçen sefer yediğinde hastalandığından belli bir tür meyveyi yememeyi öğrenebilirdi. Bu bir tek organizmanın yaşam süresi içinde olabiliyordu. Oysa bu özel bilgi işleme yapılarını oluşturmadan önce bunun yüzlerce binlerce yılda bu meyveyi yiyerek ölen bireyler sonucunda evrimsel olarak öğrenilmesi gerekiyordu. Aslında oluşturdukları sinir sistemi, bu özel bilgi işleme yapıları tüm evrimsel süreci son derece hızlandırdı. Çünkü evrim artık bir tek bireyde gerçekleşebiliyordu. Bu öğrenme süresi içinde gerçekleşiyordu.
Daha sonra tabiki bireyler iletişimin hilelerini öğrendiler. Örneğin bunun farkında olduğumuz en sofistike versiyonu insan lisanıdır. Hakkında biraz düşünürseniz oldukça şaşırtıcı bir buluştur. Burada aklımda oldukça karışık dağınık ve kafa karıştıran bir düşünce var. Burada oturup, esasında homurtulu sesler çıkartarak sizin kafanızda benimkine paralellik taşıyan dağınık ve şaşırtıcı benzer bir düşünce oluşturmayı umuyorum. Çok karmaşık olan bir şeyi alarak onu sese, ses sıralarına dönüştürüp beyninizde çok karmaşık olan bir şey üretiyoruz. İşte bu bizim artık tek bir organizma gibi çalışmaya başlamamıza olanak veriyor.
Böylece yaptığımız şey aslında bizlerin insanlık olarak soyutlama,çıkarsama yapmasıdır. Bilgiyi kaydetme, sunma ve işleme yöntemlerimizi soyutlayarak çok hücreli organizmaların geçtiği aynı aşamalardan geçiyoruz. Örnek olarak dilin keşfedilmesi bu yönde çok küçük bir adımdır. Telefonculuk, bilgisayarlar, video teypler, CD-ROM lar vb tüm bu şeyler bu bilgiyle başa çıkmak için şuan toplumumuzda oluşturduğumuz uzmanlaşmış mekanizmalarımız dır. Ve bunlar birbirimizi daha önce olduğumuzdan çok daha büyük çok daha hızlı birşeye evrimleşebilen bir şeye bağlıyor. Artık evrim mikro saniyeler ölçeğinde meydana gelebilir. Ty'ın evrime küçük bir örnek olarak ufak bir tür evrim oluşturduğu evrişim programını gözlerinizin önünde gördünüz.
İşte şimdi zaman ölçeklerini bir kez daha hızlandırmış durumdayız. Size ilk adımlarını anlattığım hikayenin bir parçası bir milyar sene aldı. Sinir sistemi ve beyin gibi ileriki adımları birkaç yüz milyon yıl sürdü. Dil gibi daha ileri ki adımları bir milyon yıldan kısa sürdü. Ve elektronik gibi bu ileri ki adımlar sadece birkaç onyıl alacak gibi görünüyor. Süreç kendisini besleyerek, otokatalizör oluyor, sanırım bir şey kendi değişim hızını güçlendirdiğinde en uygun kelime bu olur. Değiştikçe daha hızlı değişiyor. Sanırım burada, eğrinin bu patlamasında gördüğümüz şey budur. Bu sürecin kendi kendini beslediğini görüyoruz.
Geçimimi bilgisayarlar tasarlayarak sağlıyorum. Ve şunu biliyorum ki, bilgisayarlardaki en son gelişmeler olmadan bilgisayar tasarlamada kullandığım mekanizmalar imkansız olurdu. Şuan o kadar karmaşık nesneler tasarlıyorum ki, onları geleneksel yollarla tasarlamak benim için gerçekten imkansızdır. Bağlantı makinesindeki her bir transistörün ne yaptığını bilmiyorum. Orada milyarlarcası var. Bunun yerine benim ve Thinking Machines'teki tasarımcıların yaptığı, bir miktar soyut düşünüp bunu makineye vererek, makinenin bunu bizim yapabileceğimizden çok daha ileri ve hızlı yapmasını sağlamaktır. Ve aslında bunu bazen bizim hiç anlamadığımız yöntemlerle kavrıyor.
Son zamanlarda çokça kullandığım özellikle ilginç bir yöntem evrimin kendisidir. Yani yaptığımız, makinenin içine mikro saniye ölçeğinde meydana gelen bir evrim süreci yerleştirmektir. Örnek olarak, en uç durumlarda rastgele komut sıralarıyla başlayarak bir program evrimleştirebiliriz. Örneğin " Bilgisayar lütfen bana rastegele yüz milyon adet komut sırası üretirmisin". Şimdi lütfen tüm bu rastgele komut sıralarını ve tüm bu programları çalıştırıp istediğime en yakın şeyi yapanları seçermisin." Diğer bir deyişle isteğimi tanımlarım. Onunla örnek olarak yaptığım, sayı sıralaması yapmak istiyorum diyelim. Şimdi sayıları sıralamaya en çok yaklaşan programları bul.
Tabi ki, rastgele komut sıralarının sayıları sıralaması olasılık dışı yani hiç biri gerçekten bunu başaramaz. Fakat bir tanesi şans eseri iki sayıyı doğru sıraya koyabilir. O zaman derim ki, "Bilgisayar lütfen şu rastgele komut sıralarından en iyi işi yapan yüzde onu al. Bunları tut diğerlerini yok et. Şimdi sayıları en iyi sıralayanları tekrardan üret. Ve cinsiyete benzer şekilde yeniden birleştirme süreciyle onları tekrar üret. İki program al ve alt programlarını değiştirerek çocuk üretsinler. Her iki programdaki alt programların özelliklerini miras alan bir çocuk. Şimdi elimde, bir miktar daha iyi iş yapan programların birleşmesiyle oluşmuş yeni nesil programlar var. "Süreci tekrarla" diyelim Tekrar puanla. Birazda mutasyon kat. Ve bunu tekrar deneyerek başka bir jenerasyon için daha yap.
Bu jenerasyonların her biri sadece birkaç mili saniye alır. Böylece milyonlarca yıllığa denk bir evrimi bilgisayar içinde sadece birkaç dakikada yapabilirim. Veya karmaşık durumlarda bir kaç saatte. En sonunda, elimde sayıları kesinlikle mükemmel şekilde sıralayan programlar olur. Aslında bunlar benim yazabileceğim programlardan çok daha verimlidirler.
Şimdi bu programlara bakarsam size nasıl çalıştıklarını söyleyemem. Onları incelemeyi denedim, size nasıl çalıştıklarını söyleyeyim anlaşılması güç, tuhaf programlar. Fakat görevi gerçekleştiriyorlar. Aslında görevi gerçekleştireceklerine eminim çünkü işe yaramış yüzlerce binlerce program satırından geliyorlar. Doğrusu yaşamları görevlerini yapmalarına bağlı.
Birkeresinde Marvin Minsky ile bir 747'ye biniyordum. Şu kartı çekti ve dedi ki ," Oh bak, Şuna bak diyorki 'Bu uçak sizi güvenle uçurmak için birlikte çalışan yüz binlerce küçük parçaya sahip' Kendinizi emin hissettirmiyor mu?
Aslında işler karmaşıklaştığında mühendislik sürecinin çok iyi çalışmadığını biliyoruz. Mühendislikten çok farklı süreçleri gerçekleştirmede bilgisayarlara güvenmeye başlıyoruz. Bu, sıradan mühendisliğin üretmemize imkan verdiğinden çok daha karmaşık şeyler üretmemize imkan sağlıyor. Ve henüz sahip olduğu seçenekleri çok fazla anlayabilmiş değiliz. Bir bakıma bizim önümüzde ilerliyor. Bu süreci çok daha çabuk gerçekleştirebilecek, daha hızlı bilgisayarlar üretmek için artık bu programları kullanıyoruz. Yani kendi kendisini geri besliyor. Gittikçe daha hızlanıyor, bu nedenle çok kafa karıştırıcı göründüğünü düşünüyorum. Çünkü tüm bu teknolojiler kendi kendilerini besliyorlar. Kalkışa geçiyoruz.
Tek hücreli organizmaların çok hücreli organizmalara dönüşmeye başladığı zamana benzer bir zaman noktasındayız. Yani bizler amipleriz ve tanrı aşkına ne yarattığımızı bir türlü kavrayamıyoruz. Tam bir geçiş noktasındayız. Ve sanırım ardımızdan gerçekten gelen bir şey var. Evrimin nihai ürünü olduğumuzu düşünmek sanırım çok kibirlice olurdu. Sıradaki şey ne ise burada hepimiz onu üretmenin parçasıyız. Öğle yemeği yaklaşıyor, elemine edilmeden önce sanırım burada bitireceğim.
You can share this video by copying this HTML to your clipboard and pasting into your blog or web page. This video will play with subtitles.
You either have JavaScript turned off or have an old version of the Adobe Flash Player. To view this rating widget you
need to get the latest Flash player.
If your browser allows only "trusted sites" to execute Javascript, you should add the "googleapis.com" domain to your whitelist to allow our Flash detection to work properly.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation.
TED'in derin arşivinden, Danny Hillis; teknolojik değişimin neden ve nasıl gittikçe hızlanıyor göründüğünü tam da yaşamın kendi evrimiyle ilişkilendirdiği şaşırtıcı bir teoriyle özetliyor. Kullandığı sunum teknikleri eskimiş görünebilir fakat fikirleri her zamanki geçerliliğini koruyor.
Inventor, scientist, author, engineer -- over his broad career, Danny Hillis has turned his ever-searching brain on an array of subjects, with surprising results. Full bio »
Translated into Turkish by levent öngider
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
19:55 Posted: Feb 2011
Views 212,439 | Comments 79
25:23 Posted: Mar 2008
Views 459,519 | Comments 43
17:26 Posted: Jan 2007
Views 662,941 | Comments 153
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign Out.