Ortaokul ve lise yıllarından Odysseus ve Sirenler hakkındaki hikayeyi hatırlıyor musunuz? Troya Savaşı'ndan sonra evine dönen kahraman Odysseus vardı. Gemisinin güvertesinde durmuş, birinci adamıyla konuşuyor ve şöyle diyordu: "Yarın, şu ilerideki kayaları geçeceğiz, ve o kayalarda Siren denilen güzel kadınlar otururmuş. Bu kadınlar büyüleyici bir şarkı söylerlermiş, bu şarkı öylesine cezbediciymiş ki; duyan tüm denizciler kayalara çarpar ve ölürlermiş" Şimdi, siz bu hikayeyi bildiğiniz için Sirenlerin etrafından gitmeyi tercih edeceklerini düşünürsünüz fakat Odysseus şöyle der, "O şarkıyı dinlemek istiyorum" Ve şöyle yapacağım; senin ve bütün adamlarının kulaklarınıza bal mumu dökeceğim; benimle kalacaksınız ve böylece de siz şarkıyı duymayacaksınız. Ondan sonra beni geminin direğine bağlayacaksın bu sayede bense şarkıyı dinleyebileceğim ve hiçbirimiz etkilenmeden yolumuza devam edebileceğiz." Bu kaptan gemideki herkesin hayatını riske atmak pahasına şarkıyı dinlemeyi seçiyor.
Eğer olay böyle cereyan ettiyse muhtemelen bunun birkaç kez provasını yapmış olmalılar. Odysseus şöyle demiş olabilir, "Tamam, haydi bir deneme yapalım. Beni direğe bağla. Sana yalvarıp yakaracağım. ama ne söylersem söyleyeyim beni çözmeyeceksin. Tamam mı? Şimdi beni direğe bağla." Birinci adam bir halat alır ve Odysseus'u direğe sıkıca bağlar. Odysseus en iyi şekilde rol yapar ve "Çöz beni, Çöz beni o şarkıyı dinlemek istiyorum. Çöz beni" der. Birinci adam bilgece karşı koyar ve Odysseus'u çözmez. Odysseus şöyle devam eder; "Görüyorum ki anlamışsın. Tamam, şimdi beni çöz de akşam yemeğini yiyelim. Birinci adam tereddüt eder. "Hala rol mu yapıyor, yoksa onu çözmeli miyim?" ve şöyle düşünür, "Bir yerde rolün de bitmesi gerekir." Böylece Odysseus'u çözer ve Odysseus buna çok kızar. "Seni ahmak. Seni aptal. Eğer bunu yarın yaparsan, ben ölmüş olacağım, sen ölmüş olacaksın, bütün herkes ölmüş olacak. O halde ne olursa olsun sakın çözme beni!" Diyerek adamı yere savurur. Bu olay gece boyunca tekrarlanır prova, direğe bağlanması serbest kalışı, adamı acımasızca kandırması. Şamata sürüp gider.
Kendinizi direğe bağlamak belki de psikologların tabiriyle bilinen en eski bağlanma aracı örneğidir. Bağlanma aracıysa sakin kafayla aldığınız karardır. Bu sayede kendinizi kontrol edip böylece heyecanlı bir anınızda pişman olacağınız şeyler yapmazsınız. Düşünecek olursanız bir kişinin içerisinde iki adet kafa bulunur. Bilim insanları bu iki benlik benzetmesini cezbedilicik meselesi karşısında oluşturmuşlardır. İlk olarak, mevcut benlik vardır. Bu Odysseus'un şarkıyı dinlediği haline benzer. Sadece ön sıraya geçmek ister. Bulunduğu yeri ve şimdiyi düşünür ve aklında anlık haz vardır. Ama bir başka benlik daha vardır. Gelecekteki benlik. Bu da Odysseus'un yaşlı bir adam olarak güneşli bir eve yerleşmekten ve karısı Penelope'yle birlikte Ithaca'nın dışında yaşamaktan başka bir şeyi düşünmeyen hali.
Peki neden bağlılık araçlarına ihtiyacımız var? Cazibeden kaçınmak zordur, 19. yüzyıl İngiliz iktisatçısı Nassau William Senior söylediği gibi, "Kendi gücümüzün parçası olan zevkten uzak durmak ya da çabuk sonuçlar yerine uzak mesafeler aramak insan iradesinin en acı veren uğraşlarından birisidir." Kendinize hedefler koyarsanız diğer insanlar gibisinizdir, muhtemelen anlarsınız ki sizi onlara erişmekten alı koyan hedeflerinizin maddeten imkansız olması değildir de onlara uymanızı zorlaştıran disiplininizdir. Kilo vermek mantıken mümkündür. Mantıken daha çok spor yapmak mümkündür. Ama vazgeçmeye karşı koymaksa zordur.
Vazgeçmeye karşı koymanın zor olmasının diğer sebebiyse bunun şimdiki ve gelecekteki benlikleriniz arasındaki eşitsiz bir savaş olmasıdır. Şöyle ki, bunu kabul edin, şimdiki benlik mevcut olandır. Kontrol ondadır. Şimdi o güçlüdür. Onun güçlü, kahraman kolları vardır o kollar donutları ağzınıza götürür. Gelecekteki benlik ise ortalarda bile değildir. O gelecektedir. Zayıftır. Şimdiki zamanda bir avukatı bile yoktur. Gelecekteki benliği savunacak hiç kimse yoktur. O yüzden de şimdiki benlik onun bütün hayallerine galebe gelebilir. O halde bu iki benlik arasında sürüp giden bir mücadele bulunmaktadır ve biz de bu ikisinin arasındaki savaşı düzenlemek için bağlılılık araçlarına ihtiyaç duyarız.
Ben bağlılılık araçlarının çok sıkı bir takipçisiyim. Kendini direğe bağlamak en eskisidir ama kredi kartını çekmeceye kilitlemek ya da yememek için eve hazır yiyececekler getirmemek ya da internet bağlantısını söküp bilgisayarı kullanmak da diğer türlerindendir. Ben varlıklarından haberdar olmadan çok önce kendi bağlılık araçlarımı yaratıyordum. Columbia Üniversitesi'nde doktora yapmış aç bi-ilaç birisiyken yayın yap ya da aç kal tarzı bir hayat sürüyordum. Makaleler için günde beş sayfa yazmam gerekiyordu ya da beş doları gözden çıkaracaktım.
Ve bu bağlılık araçlarını işlettiğiniz zaman gerçekten de şeytanın ayrıntılarda olduğunu fark ediyorsunuz. Çünkü beş dolardan vazgeçmek hiç de kolay değildir. Yani, yakamazsınız; bu yasal değil. Ben de yardım olarak verebileceğimi ya da karıma verebileceğimi düşündüm. Ama sonra da, kendime tutarsız mesajlar verdiğimi fark ettim. Çünkü yazamam kötü ama yardım vermek iyidir. Yani yazmamayı bir bağış yaparak meşru hale getirmekteydim. Ben de bir daha düşündüm ve neo-Nazilere verebileceğime karar verdim. Ama sonra da, bu yazmak iyidirden daha kötü, o yüzden de işe yaramayacak. Böylece son olarak metroda bir zarfın içinde bırakmaya karar verdim. Bazen iyi birisi onu bulur, bazen de kötü birisi bulur. İşin özü, bu sonucunda pişmanlık duyacağım manasız bir para değişimiydi. (Kahkaha) Bağlılık araçları böyledir.
Ama benim onlara olan sevgime karşılık bağlılık araçlarıyla ilgili olarak hep aklımı meşgul eden iki sıkıntılı konu var ki ve siz de onları kullanırsanız böyle düşünebilirsiniz. İlki, böyle bir araçtan faydalandığınızda, mesela her gün yazma ya da ödeme anlaşması gibi durmadan aklınızdan olan bir şey vardır o da kendinizi hiç de kontrol edemediğinizdir. Kendi kendinize durmadan, "Bağlılık aracı, sen olmasan, Ben hiçim, kendime hakim olamıyorum." diyeceksiniz. Ve de bağlılık aracınız olmadığı bir durumda olduğunuzda mesela "Tanrım, bu kişi bana bir çörek veriyor benimse savunma mekanizmam yok" gibi, çöreği yiyeceksiniz. Bu yüzden de onların sizin gücünüzü alması hoşuma gitmiyor. Bence kendini kontrol etmek bir tür kas gibidir. Ne kadar antreman yaparsanız, o kadar güçlenir.
Bağlılık araçlarıyla ilgili diğer sorunsa her zaman onlardan kurtulabilecek olmanızdır. Diyebilirsiniz ki "Tabi ki, bugün yazamam, çünkü TEDTalk'ta sahne alacağım ve beş tane röportaj vereceğim, sonra kokteyle gideceğim ve sarhoş olacağım yani bu durumda asla çalışamam." Bu bakımdan da, hem Odysseus hem de aynı zamanda birinci adamsınızdır. Hem kendinizi verip, bağlanıp hem de bir şekilde kurtulmaya çalışırsınız sonunda da dövünürsünüz.
Bu yüzden de ben neredeyse on yıldır bağlılık araçları kullanmadan insanların gelecekteki benlikleriyle olan ilişkilerini değiştirmenin başka yollarını bulmaya çalışıyorum. Özellikle ilgimi çeken konu ise gelecekteki finansal benlikle olan alaka. Bu da zamanla ilgili bir konu. Tasarruf konusundan bahsediyorum. Tasarruf klasik bir ikili benlik problemidir. Şimdiki benlik hiç tasarruf yapmamak ister. Harcamayı tercih eder. Ancak gelecekteki benlik şimdikinin tasarruf yapmasını ister. Bu bakımdan zamanla ilgilidir. Tasarruf oranlarına baktığımızda 1950'lerden beri düşüşte olduğunu görürüz. Ancak, Emeklilik Risk Endeksi, emeklilikte ihtiyaçlarınızı karşılayamama ihtimaliniz giderek artmaktadır. Ve biz de öyle bir durumdayız ki doğan üç bebekten ikisi McKinsey Global Enstitüsü'ne göre emekliliklerinde, daha önceki ihtiyaçlarını karşılayamayacakları bir hale gelecekler.
Biz bununla ilgili ne yapabiliriz? Derek Parfit isminde bir filozofun beni ve aynı alanda çalıştığım arkadaşlarımı etkilemiş bir sözü var. Şöyle diyor, "Bazı yanlış inaçlar ve hayaller yüzünden gelecekteki hallerimizi göz ardı edebiliriz." Yani, bir gün yaşlanacağımıza inanmayabiliriz ya da bir gün yaşlanacağımızı hayalimizde canlandıramayabiliriz. Aynı zamanda da bu kulağa garip gelir. Yaşlanacağımızı tabidir ki biliriz. Ama hem inanıp hem de inanmadığımız şeyler yok mudur?
Bunun için de ben ve arkadaşlarım bilgisayarları, çağımızın en önemli aracını kullanarak, insanların hayal kurmalarına yardımcı olmaya ve gelecekte nasıl görüneceklerini düşünmeye yardım etmeye çalıştık. Bu araçlardan bazılarını size göstereceğim. İlkinin adı dağıtım kurucu. Gelecekte ortaya çıkabilecek yüz kadar muhtemel sonuç göstererek gelecekteki halinizi ortaya koyuyor Her bir sonuç bu işaretlerden birisiyle gösteriliyor ve her biri de bir kolona yerleşip bir refah ve emeklilik seviyesini temsil ediyor. En tepede olmak emekliyken yüksek bir geliriniz var manasına geliyor. En aşağısı ise yakanızı bir araya getirmekte zorlanıyorsunuz demek. Bir yatırım yaptığınızda aslında şöyle söylüyorsunuz "Bu 100 şeyden birisinin gerçekleşebileceğini ve bunun da refah seviyemi belirleyeceğini kabul ediyorum."
Bu şekilde sonuçları değiştirmeye çalışabilirsiniz. Bu kişinin yaptığı gibi kaderinize müdahale edebilirsiniz ama bunun size bir maliyet olur. Yani bugün daha fazla biriktirmelisiniz. Size yetecek bir yatırımı bulduğunuz zamani insanlar "tamam" a basıyor ve işaretler de teker teker yavaşça kaybolmaya başlıyor. Bir şeye yatırım yapıp yatırımın nasıl sonuçlanacağının simülasyonunu yapıyor. Sonunda, bir tane işaret kalacak o da sizin emeklilikteki durumunuzu belirleyecek.
Bu kişi emekli olduğunda çalışırkenki gelirinin yüzde 150'siyle emekli olmuş. Emekli oldukları zaman çalıştıklarından daha fazla para kazanmışlar. Siz de çoğu insan gibiyseniz bunu görünce mutluluk ve neşe hissi duyarsınız emekliyken önceye göre yüzde 50 daha fazla kazanacağınızı düşündüğünüz zaman. Amma velakin, en altta kaldığınızdaysa, bu size bir mide bulantısı ve sıkıntı hissi verir emeklilikte sıkıntı çekeceğinizi düşünmek içinizi sıkar. Bu aracı kullandıkça ve farklı farklı sonuçlar elde ettikçe, insanlar, bugün yaptıkları yatırım ve tasarruflar sayesinde emeklilikte nasıl bir refah durumunda olacaklarının belirlendiğini anlarlar.
İnsanlar duygularıyla motive olurlar ama her insan farklı şeylerden motivasyon bulur. Bu simülasyon grafiklerle işlemektedir, ama bazı insanlar paranın satın aldıklarını motive edici bulur, düz rakamları değil. Ben de bir dağıtım kurucu yaptım bu da sayısal sonuçlar vermenin yanından insanlara nasıl sonuçlar oluşacağını tutmaya gücünüzün yeteceği daireleri göstererek anlatıyor. Emekli olduğunuzda aylık 3000, 2500, 2000 dolarınız varsa gibi. Dairelerde aşağıya doğru gittikçe her birinin gittikçe kötüleştiğini görürsünüz. Bazıları öğrenciyken yaşadığım yerlere benziyor. En alta vardığınızda istenmeyen gerçeklikle karşı karşıyasınızdır emeklilik için tasarruf yapmazsanız hiç eviniz bile olmayabilir. Bu evler internette yayınlanan bu miktarlarla tutulabilecek gerçek ev ilanlarından alınmış.
Size göstereceğim son şey, son davranışsal zaman makinesi, bu Hal Hershfield ile birlikte yarattığım bir şey. Onu bana önceki bir projeden çalışma arkadaşım olan Bill Sharpe tanıştırdı. Bu da sanal gerçekliğin bir keşfinin yapılması. Şöyle yapıyoruz, insanların resimlerini çekiyoruz-- bu durumda, üniversite çağındaki insanların-- bir program kullanarak onları yaşlandırıyoruz ve bu insanlara 60, 70, 80 yaşlarındayken nasıl görüneceklerini gösteriyoruz. Ve de gelecekteki yüzünüze baktığınızda hayalgücünüzün yatırım davranışlarınızı değiştirip değiştirmeyeceğini test ediyoruz.
Bu bizim deneylerimizden birisi. Burada solda genç birisinin yüzünü görüyoruz. Ona tasarruf oranını kontrolünü yapması sağlandı. Tasarruf oranını azalttıkça bu hiç biriktirmiyor manasına geliyor bu tam soldayken. Şimdiki yıllık gelirini görebilirsiniz aldığı ödemenin eve getirebildiği miktarını gösteriyor oldukça yüksek, yüzde 91, ama emeklilik geliri çok düşük. Emekliyken kazandığının yüzde 44'ünü eline geçirecek. Eğer hukuki olarak en yüksek tutarı biriktirirse emeklilik geliri artıyor, ama mutsuz oluyor çünkü şimdi harcaması için daha az parası var. Diğer durumlar kişinin gelecekteki halini gösteriyor. Gelecekteki hal içinse her şey ters durumda. Az biriktirirseniz, gelecekteki hal mutsuz oluyor gelirin yüzde 44'üyle yaşıyor. Ama şimdiki taraf çok tasarruf yaparsa, gelecekteki seviniyor, burada gelir neredeyse yüzde 100 oluyor.
Bunun daha geniş bir kitleye sunabilmek için Hal ve Allianz ile birlikte çalışıp davranışsal zaman makinesi adını verdiğimiz bir şey yarattık, burada sadece gelecekteki halinizi görmekle kalmıyorsunuz, aynı zamanda tahmin edilen duygusal reaksiyonlarınızı da farklı emeklilik refahı seviyelerine göre görebiliyorsunuz. Örnek olarak, burada aracı kullanan birisi var. Ve çubuğu kaydırdığımızdaki yüz ifadelerini izleyin. Tasarruf olmadığında genç yüz çok mutlu oluyor. Yaşlısı ise sefil oluyor. Yavaş yavaş daha ortalara getiriyoruz. Ve yüksek tasarruf oranı. Genç yüz mutsuz oluyor. Yaşlısı ise bu karardan oldukça mutlu bir durumda. Bunun insanların yaptıkları üzerinde etkisinin olup olmadığına bakacağız. Güzel olan tarafıysa bu insanları yanıltan bir şey değil, çünkü bir yüz gülerken, diğeri somurtuyor. Size çubuğu nereye getireceğinizi söylemiyor, size bu gelecekteki halle bağlantılı olduğunuzu ve onunla hukuki bir ilişkide olduğunuzu hatırlatıyor.
Bugünkü kararlarınız onun rahatını belirleyecek. Bu da unutması kolay bir şey. Bu türden sanal gerçeklik kullanımları sadece insanları yaşlı göstermeye yaramıyor. Öyle programlar var ki sigara içerlerse, güneşe çok maruz kalırlarsa kilo alırlarsa vs, gibi durumları görmenizi sağlıyor. Bunun iyi tarafı da benim Hal ve Russ Smith ile birlikte yürüttüğüm deneylerin aksine sanal gerçekliği görebilmeniz için bütün bunları kendi başınıza yapmanıza gerek olmaması. Akıllı telefonlarda birkaç dolara satın alabileceğiniz programlarla aynı şeyi yapabiliyorsunuz. Bu benim çalışma arkadaşım Hal'in bir resmi. Onu önceki denemelerden tanıyabilirsiniz. Eğlence olsun diye onun resmi üzerine saçlarının dökülmesi, yaşlanma ve kilo alma programlarını uygulayıp nasıl göründüğüne baktık. Hal burada, onun için de hem kendimiz için hem de onun için kendimizi bu son resmin meydana gelmesinden kurtarmalıyız. Burada bitireceğim.
Hal'le ikimiz adına şimdiki ve gelecekteki benliklerinize en iyi dileklerimi sunuyorum. Teşekkürler.
You can share this video by copying this HTML to your clipboard and pasting into your blog or web page. This video will play with subtitles.
You either have JavaScript turned off or have an old version of the Adobe Flash Player. To view this rating widget you
need to get the latest Flash player.
If your browser allows only "trusted sites" to execute Javascript, you should add the "googleapis.com" domain to your whitelist to allow our Flash detection to work properly.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation.
Her gün, gelecekteki benliğimiz için iyi veya kötü sonuçları olacak kararlar veririz. (Yalnızca bu seferlik gösteriş yapmasam?) Daniel Goldstein gelecekteki halimiz hakkında mantıklı kararlar verebilmemiz için o halimizi hayal etmemize yardımcı olan araçlar yaratıyor.
Daniel Goldstein studies how we make decisions about our financial selves -- both now and in the future, Full bio »
Translated into Turkish by Fatih Yucel
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
19:45 Posted: Jul 2010
Views 651,219 | Comments 591
17:26 Posted: May 2009
Views 2,168,405 | Comments 224
14:33 Posted: Apr 2009
Views 436,086 | Comments 193
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign Out.