Duyularımızı düşündüğümüzde, biyolojik olarak, neden ortaya çıktıklarını genelde düşünmeyiz. Aslında duyularımız tarafından korunmanın evrimsel ihtiyacını düşünmeyiz çünkü bunun nedeni duyularımızın aslında bizi güvende kılmak, yaşamamıza imkan sağlamak için geliştiğindendir. Duyularımızı düşündüğümüzde veya duyumuzdan birisini kaybettiğimizi düşündüğümüzde daha çok şöyle bir şey aklımıza gelir: lüks birşeye dokunma, lezzetli birşeyi tatma, güzel kokulu bir şeyi koklama, güzel bir şeyi görme yetisi Duyularımızdan bunu bekleriz. Güzellik isteriz; sadece işlevsellik değil. Duyusal onarıma gelince, güzellik sağlamaktan hala oldukça uzağız. Bugün size biraz bundan söz edeceğim.
Benzer olarak duyma için. Neden duyduğumuz düşündüğümüzde, bu oldukça önemli bir şey olduğu halde genelde bir alarm veya sireni duyabilme yetisini düşünmeyiz. Aslında duymak istediğimiz müziktir.
Birçoğunuz Beethoven'ın Yedinci Senfonisini bilir. Birçoğunuz onun, bunu yazdığı sırada, işitemediğini veya sağır olduğunu bilir. Şimdi size müziği duymanın ne kadar sıra dışı olduğunu göstermek istiyorum. Müzik var olan en garip şeylerden bir tanesidir. Havadaki akustik titreşimler, havadaki minik enerji dalgaları kulak zarımızı gıdıklar. Nedense kulak zarımızı gıdıklarken işitme kemiklerine enerjiyi iletir, burada koklea içinde akışkan tepkisine çevrilir ve sonra da nasılsa işitme sinirlerimizde elektrik sinyallerine çevrilir bu bizim beynimizde nasılsa güzel bir müzik parçası veya şarkının algısı olarak sonlanır. Bu süreç tamamen soyut ve oldukça olağan dışıdır. Sadece bu başlığı, havadaki bir titreşim olarak başlayan bir şeyden nasıl bu kadar duygusal birşey duyduğumuzu anlamaya çalışmayı, günlerce tartışabiliriz.
Eğer işitme kaybınız olduğu ortaya çıkarsa, işitme kaybı olan çoğu kişi koklea denilen, iç kulakta kayıp yaşar. Bu kıl hücresi seviyesinde gerçekleşir. Eğer duyularınızdan birisini kaybetme seçimi size verilirse, sizinle çok açık konuşacağım, mevcut olan herhangi bir duyudansa işitmeyi geri kazanmada daha iyiyiz derim. Aslında, hiçbirşey bizim işitmeyi geri kazanma yeteneğimize yaklaşamıyor bile. Bir doktor ve cerrah olarak, hastalarıma gizli olarak, eğer bir duyu kaybını seçme şansı olursa, tedavi ve cerrahi olarak işitmede en ileri olduğumuzu söylerim. Müzisyen olarak, eğer bir koklear implant'ım olsaydı, kalbimin kırılacağını söyleyebirim, sadece kalbi kırık. çünkü artık müziği asla eskisi gibi duyamayacağımı bilirim.
Şimdi size sağır olarak dünyaya gelmiş bir kızın filmini göstereceğim. Onu oldukça destekleyen bir çevresi var. Annesi elinden gelen herşeyi yapıyor. Tamam, lütfen filmi gösterelim.
(Film) Anne: Bu bir baykuş. Baykuş, evet. Baykuş. Baykuş. Evet Bebek. Bebek. İster misin? (Öpücük)
Charles Limb: Burada bu çocuğa verilen aile desteği ve basit tekrarlı eğitime rağmen, sağır bir çocuk, sağır olarak doğmuş bir bebek için, bu dünyada sahip olabileceklerine sosyal, eğitimsel ve iş fırsatları açısından, bir kısıtlama olur. Ben güzel, harika bir hayat süremeyeceğini söylemiyorum. Söylemek istediğim, normal işitme yetisi olan bireylerin karşılaşmayacağı bazı engellere maruz kalacaklarıdır.
Geçtiğimiz 200 yıl içerisinde, işitme kaybı ve tedavisi oldukça gelişti. Gerçekten, kulağınıza kulak şeklinde nesneler tıkayıp huniler sokuyorlardı. Bu işitme kaybına yapılabilecek en iyi şeydi. O tarihlerde kulak zarına bile bakılmıyordu. İşitme kaybı için iyi tedavilerin olmaması sizi şaşırtmamalı.
Günümüzde ise, modern çoklu kanal koklear implantı yapıyoruz. bu bir ayakta tedavi yöntemi. Cerrahi olarak iç kulağa yerleştiriliyor. Yapıldığı yere göre, genel aneztezi altında, yaklaşık bir buçuk, iki saat sürüyor. Sonunda ise,koklea'nın içine yerleştirilmiş bir elektrot dizisi gibi birşey elde ediyorsunuz. Aslında, bu bizim iç kulağımızla karşılaştırıldığında oldukça ham.
Burada aynı kızı implant yapılmış olarak görüyorsunuz. Bu onun 10 yıl sonraki hali. Bu benim cerrahi danışmanım, ona implantı yerleştiren, Dr. John Niparko tarafından çekilmiş bir film. Bu filmi gösterebilir miyiz lütfen.
(Film) John Niparko: Demek iki katap yazdın?
Kız: Ben iki kitap yazdım. (Anne: diğeri kitap mı yoksa günlük mü?) Kız: Hayır, diğeri kitap. (Anne: Oo, tamam.)
JN: Bu kitabta yedi bölüm var, ve son bölümün adı "Sağır olmannın İyi Yanları". Bu bölümü yazdığını hatırlıyor musun?
Kız: Evet. Her bölümü yazdığımı hatırlıyorum.
JN: Evet Kız: Bazen kız kardeşim sinirimi bozuyor. Böyle zamanlarda işime yarıyor.
Anne: Kız kardeşi. (JN: Kız kardeşi.) Kız: Kız kardeşim.
JN: Onun senin kızdırmasını nasıl önlüyorsun?
Kız: Sadece Kl'imi çıkarıyorum ve hiç birşey duymuyorum. (Kahkahalar) Oldukça kullanışlı.
JN: Yani herşeyi duymak istemiyorsun?
CL: Bu kız harika. Bu olağanüstü başarıya kafanızı çevirmeniz imkansız. Bu modern tıp tarihinde çok büyük bir başarıdır. Ancak, bazı koklear implant kullanıcılarının konuşma ile gösterdiği bu inanılmaz rahatlığa rağmen, radyoyu açıyorsunuz ve birden hiçbir şekilde müziği duyamıyorlar. Aslında, implant kullanıcılarının çoğu kulağa çok kötü geldiği için gerçekten zorlanırlar ve müziği sevmezler. Birisinin hayatına güzellik katma fikrine gelince, işitme yetisi için katetmemiz gereken çok uzun bir yol var.
Bunun bir sürü nedeni var. Biraz önce size müziğin somut olduğu için farklı bir yetenek olduğundan bahsetmiştim. Dil çok farklıdır. Dil çok kesindir. Aslında, kullanmamızın asıl nedeni anlamsal- belirginliğinin olmasıdır. Bir kelimeyi söylediğinizde, bu kelimenin doğru algılanmasına dikkat edersiniz. Kelimenin dile getirdiğinizde kulağa nasıl geldiğine önem vermezsiniz.
Müzik ise tamamen farklıdır. Müziği duyduğunuzda, eğer kulağa hoş gelmiyorsa, ne anlamı var ki? Kulağınıza hoş gelmiyorsa, müzik dinlemenin fazla bir amacı yoktur. Müziğin akustiği konuşma dilinden çok daha zordur. Bu resimde gördüğünüz gibi, frekans aralığı ve desibel aralığı, müziğin dinamik aralığı çok daha fazla heterojen. Yani eğer mükemmel bir koklear implant tasarlamak istiyorsak, yapmamız gereken müzik iletimine izin verebileni amaçlamaktır. Çünkü ben müziği her zaman işitmenin doruğu olarak görürüm. Eğer müziği duyabilirseniz, her şeyi duyabilirsiniz.
Problemler ilk olarak perde algısıyla başlar. Hepimiz biliyoruz ki perde, müziğin oluşumundaki en temel ilkedir. Ve perdeyi algılama yeteneği olmadan müzik ve melodi yapılması gerçekten zor şeyler. Uyum ve benzeri şeylerden bahsetmiyorum bile. Şimdi çalacağımız Rahmaninov'un prelüdünün bir MIDI aranjmanı. Eğer çalabilirsek.
Evet, eğer şimdi koklear implantlı bir hastada perde algısının iki oktava kadar gidebildiğini düşünürsek, bunu bir yarım tonun içide randomize edersek, neler olacak bir bakalım. Koklear implantlı hastalardaki perde algısı bir yarım ses aralığı olmasından etkilenirdik. Hadi bir de bunu dinleyelim.
Hedefim sizlere müziğin bozunmaya bir engel olmadığını göstermek değil. Özellikle perde konusunda biraz değiştirirsiniz ki değiştirdiniz de. Ve bu sizin mizacınızdan da olabilir. Bu bir çeşit hipnoz gibi. Ama kesinlikle müzik bunun için tasarlanmamıştır. Ayrıca normal duyuşa sahip insanlarla aynı şeyleri duymazsınız.
Şimdi diğer konuyu ele alalım. Yani sadece perdeleri ayırma yeteneğini değil, aynı zamanda sesleri de ayrıma yeteneği. Çoğu koklear implant hastası enstrümanlar arasındaki farkı ayırt edemez. Şimdi gelecek olan iki ses klibini dinleyelim. (Trampet) Trampet. Ve ikincisi. (Keman) Bu da kemandı. Bunların ikisi de aynı dalga biçimine sahip. İkisi de sürdürülebilir enstrümanlar. Koklear implant kullanıcıları bu ikisi arasındaki farkı söyleyemezler. Sesin kalitesini ya da sesin nasıl duyulduğunu, benim tabirimle sesin, tonun rengini, ya da diğer şeyleri söyleyemezler. Bu implant, müziğin o sıcaklık veren kalitesini iletmez.
Eğer koklear implantı olan bir bireyin beynini ve onların bir konuşmayı nasıl dinlediğini, ya da bir ritmi, melodiyi nasıl dinlediklerini incelerseniz, bulacağınız şey, işitsel kısırlığın en fazla konuşma esnasında aktif olduğu olacaktır. Bu implantların, bir konuşmaya uygun hale getirildiğinden onların bunun için üretidiğini düşünebilirsiniz. Ama melodiye bakacak olursak, normal duyma kontrolüne sahip insanlarla kıyaslandığında implant kullanıcılarında çok az kortikal hareketin olduğunu göreceksiniz. Yani ne sebeple olursa olsun, bu implantlar melodi algısı esnasındaki işitsel kortikalleri düzgünce harekete geçiremiyorlar.
Diğer soru ise, gerçekte nasıl duyulduğudur. İmplant kullanıcıları için ses kalitesi ne demek anlayabilmek adına bazı çalışmalar yaptık. Şimdi size Usher'dan iki ses klibi çalacağım. Biri normal olanı, diğeri ise yüksek ve alçak frekansı çok az olan orta seviye frekansı hiç olmayan bir klip. Hadi şunu çalalım.
İkisinin de aynı duyulduğunu söyleyen hastalarım oldu. İki ses klibi arasındaki kalite farkını ayırt edemiyorlar. Ve hala, olmak istediğimiz yerin çok çok uzağındayız.
Şimdi akla bir soru geliyor: Umut var mı? Ve evet, umut var. Bunu tanıyanınız var mı bilmiyorum. Bu...tanıyanınız var mı? Bu Beethoven. Beethoven'ın iskeletinin neye benzediği bizi neden ilgilendirsin? Çünkü mezarı deşilmişti. Ve şakak kemiklerinin öldükten sonra, sağırlığını incelemek için alındığı ortaya çıktı. Ki bu da neden kil bir kalıba sahip olduğunu ve kafatasının neden yana kaydığını açıklıyor. Beethoven duyma yeteneğini kaybettikden uzun süre sonra müzik bestelemiştir. Bu da, duyma yeteneğinin kaybolmasında bile müzik yeteneğinin kaybolmadığını gösterir. Beyin, müzikle birleşiktir.
Dr. David Ryugo ile beyaz olan sağır kediler üzerinde çalışıp onlara koklear implant eklediğimizde ne olacağını inceleme fırsatı buldum. Bu trampet sesini yemek olarak algılasın diye eğitilmiş bir kedi.
Metin: Beethoven onu heyecanlandırmadı. (Müzik) "1812 Overtür" uyanmaya değmiyor. (Trampet) Fakat görev çağırdığında harekete geçer. (Trampet)
CL: Şimdi, kedinin trampeti bizim duyduğumuz gibi duyduğunu idda etmiyorum. Diyorum ki eğitimle bir müziği anlamıyla beraber, bir kediye bile aşılayabilirsiniz. Eğer koklear implant kullanan kişilere müziği duymaları için doğrudan bir çaba uygulasaydık, çünkü görüldüğü üzere buna gerçekten ne bir uğraş verildi, ne de iyileştirici politikalar. Müziği gerçekten geliştirmek için teknolojik gelişmelerin çok azı kullanıldı. Eğer uğraşsaydık iyi bir yol katederdik.
Şimdi size son bir video göstermek istiyorum. Bu video, kendisiyle laboratuarımda üç sene boyunca çalışma fırsatı bulabildiğim öğrencim Joseph'e ait. Sağır ama koklear implant aldıktan sonra piyano çalmayı öğredi. İşte Joseph'in videosu.
(Video) Joseph: 1986'da doğdum. Yaşlaşık dört aylıkken ciddi işitme kaybı teşhisi konuldu. Kısa süre sonra, işitme cihazları kullanmaya başladım. Ama bu işitme cihazları her ne kadar o dönemde piyasadaki en güçlü cihazlar da olsa, yeteri kadar yardımcı değillerdi. Sonuç olarak, dudak okumalarıma güvenmek durumundaydım. İnsanların ne dediğini gerçekten duyamıyordum. 12 yaşımdayken, koklear implemantasyona giren Singapur'daki az sayıdaki insanların ilklerindendim. Koklear implant edindikten kısa bir süre sonra piyano çalmayı öğrendim. Bu gerçekten muhteşemdi. O günden sonra bir daha geçmişe bakmadım.
CL: Joseph olağanüstü. Çok zeki. Şu an Yale Üniversitesi'nde cerrahi kariyer düşünen bir tıp öğrencisi. Cerrahide uzmanlaşmayı düşünen sağır insanların ilklerinden. Sağır cerrahlara çok nadir rastlanıyor. Bu duyulmuş bir şey değil. Hepsi bu teknoloji ve bu şekilde piyano çalabildiği sayesinde. Bu, beynine gelen bir vahiydi. İşin doğrusu, koklear implant olmadan da piyano çalabilirsiniz. Çünkü tek yapmanız gereken doğru zamanda doğru tuşa basmak. Dinlemek zorunda değilsiniz. İyi duyamadığını biliyorum çünkü onu karaoke yaparken dinledim. (Kahkahalar) En rezil şeylerden bir tanesiydi. İç açıcı fakat rezil. (Kahkahalar) Sonuç olarak umut var Ama ondan daha fazla yapılacak şey de var.
Son cümlelerimle tamamlamak istiyorum. Konu duymanın iyileştirilmesine gelince, gerçekten iyi yol katettik. Falzasıyla çok. Ve konu mükemmek işitmeyi iyileştirme fikrine gelince daha gidecek çok yolumuz var. Şöyle dememe izin verin, konuşmadan hepimizin mutlu olduğu iyi birşey. Fakat eğer işitme duyumuzu kaybetseydik, eğer aranızdan biri aniden işitme duyusunu kaybetseydi, mükemmel işitimi geri isterdiniz. İdare ederi değil, mükemmeli isterdiniz. Temel duyumsal işlevin iyileştirilmesi hassas bir konu. Bunu derken temel işlevin iyileştirilmesinin ne kadar önemli olduğu küçümsemiyorum. Ancak güzelliği algılama yeteneğinin iyileştirilmesi bizim ilham kaynağımız. Bence bu güzellikten vazgeçmemeliyiz.
You can share this video by copying this HTML to your clipboard and pasting into your blog or web page. This video will play with subtitles.
You either have JavaScript turned off or have an old version of the Adobe Flash Player. To view this rating widget you
need to get the latest Flash player.
If your browser allows only "trusted sites" to execute Javascript, you should add the "googleapis.com" domain to your whitelist to allow our Flash detection to work properly.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation.
Charles Limb işitme kaybı tedavisinde kullanılan ve duyma yeteneğini kazandıran bir cerrahi işlem olan koklear implantasyonu yapmaktadır. Ama bir müzisyen olarak implantların eksikliklerini düşünür: Henüz müziği tam anlamıyla hissetmeyi sağlayamamaktadırlar. (Tüyler ürperten bir örnek.) TEDMED'de Limb son teknoloji ve gelişmeleri değerlendirir.
Charles Limb is a doctor and a musician who researches the way musical creativity works in the brain. Full bio »
Translated into Turkish by Buse Barış
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
16:31 Posted: Jan 2011
Views 779,130 | Comments 198
32:09 Posted: Apr 2007
Views 1,395,809 | Comments 241
07:14 Posted: Sep 2010
Views 501,735 | Comments 217
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign Out.