Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Hani, Alexander Graham Bell'in ilk telefon görüşmesindeki ünlü sözü gibi, "Alo, orası Domino's Pizza mı ? (Kahkaha) Sizlere gerçekten çok teşekkür etmek istiyorum Diğer bir ünlü kişi Jerry Garcia'nın söylediği gibi "Ne kadar garip, uzun bir yolculuk Aslında şöyle demeliydi, "Ne kadar garip, uzun bir yolculuk olmak üzere" Şu anda, benim üst yarımı görebiliyorsunuz. Benim alt yarım farklı bir konferansta -- (Kahkaha) farklı bir ülkede Aynı anda iki yerde olmak, artık mümkün gibi görünüyor. Sizinle yanyana olamamak beni yine de üzüyor. Başka bir zaman izah ederim.
Bir rock yıldızı olmama rağmen, isteklerimin hiçbiri jakuzi içermeyecek. Teknoloji'de ilgimi çeken asıl olay sadece mp3 çalarlara giderek daha fazla sığması değil. Devrim-bu devrim- aslında çok daha büyük. Ümit ediyorum, inanıyorum. Dijital çağ hakkında beni heyecanlandıran şey, beni kişisel olarak heyecanlandıran şey, hayal kurmak ve yapmak arasındaki boşluğu kapattınız. Bildiğiniz gibi, bir şarkı kaydetmek istediğinizde, bir stüdyoya ve bir prodüktöre ihtiyaç duyardınız. Şimdi ise bir dizüstü bilgisayar yetiyor. Eğer bir film yapmak isteseydiniz, bir sürü ekipmana ve bir Hollywood bütçesine ihtiyaç duyardınız. Şimdi ise avuç içine sığan bir kamera, ve boş DVD almak için birkaç kuruş yeterli. Hayal gücü, eski kısıtlarından kurtarıldı. Ve bu, beni gerçekten heyecanlandırıyor. Böyle bir şeyi ucundan da olsa görebilmek beni gerçekten çok heyecanlandırıyor.
Asıl görmek istediğim ise, idealizmin kısıtlarından kurtarılması. Politik, ekonomik, psikolojik, her ne ise. Jeopolitik dünyanın, sanal dünyadan öğreneceği o kadar çok şey var ki. Kımıldatılması imkansız gibi görünen engelleri hallaç pamuğu gibi savurmanızdan. Ve aslında bugün bunlar hakkında konuşmak istiyorum. İlk önce ama, nasıl ve neden olduğunu izah etmeliyim. Buraya şuan vardım. Bu 20 yıl önce başlayan bir yolculuktu. Şu şarkıyı hatırlayabilirsiniz, "We Are the World", "Do They Know It's Christmas?" Band Aid, Live Aid [yara bandı, hayat bandı] Saçına ak düşmüş, uzun boylu bir rock yıldızı, arkadaşım Sir Bob Geldof, "Dünyayı besleme" hedefi koymuştu. Büyük bir andı ve kesinlikle hayatımı değiştiren bir andı. O yaz, karım Ali ve ben Etiyopya'ya gittik. Neler olup bittiğini görmek için sakin durduk biraz. Etiyopya'da bir ay yaşadık, bir yetimhane'de çalışarak. Çocuklar bana bir ad takmışlardı. Bana "Sakalı olan kız" diyorlardı.
Sormayın. Neyse, Afrika'nın büyülü bir yer olduğunu farkettik. Büyük semalar, büyük yürekler, büyük, parlak bir kıta. Güzel, soylu insanlar. Bugüne kadar Afrika'ya birşeyler veren her kim olduysa karşılığını ziyadesiyle almıştır. Etiyopya aklımı başımdan almakla kalmadı, resmen aklımı açtı, tıkanıklığını giderdi. Bu yetimhane'deki son günümüzde adamın biri bana bebeğini uzattı ve, "Oğlumu yanında götürür müsün?" diye sordu Biliyordu ki, İrlanda'da oğlu yaşayacaktı, ve Etiyopya'da ise oğlu ölecekti. O korkunç kuraklığın tam ortasındaydık. Ona hayır dedim. Çok garip, kötü bir histi ama, ona hayır dedim. Unutamayacağım kadar kötü bir duygu. Ve o anda, bu yolculuğa başladım.
O anda, olabilecek en kötü şey oldum: Davası olan bir rock yıldızı. Tek fark, bu bir dava değil, değil mi? Her Allah'ın günü altı bin beş yüz Afrikalı AIDS yüzünden ölüyor -- önlenebilir, tedavi edilebilir bir hastalıktan -- bizim eczaneden alabildiğimiz ilaçlara ulaşamadıkları için. Bu bir dava değil. Bu kanayan bir yara, bu acil bir durum. Afrika'da 11 milyon AIDS yetimi var, Bu on yılın sonunda 20 milyon olacak bu sayı. Bu bir dava değil. Bu acil bir durum. Bugün, her gün 9,000 Arfikalı daha eğitimsizlik ve ayrımcılık yüzünden HIV'e yakalanmış olacak. Bu bir dava değil. Bu acil bir durum. Burada bahsettiğimiz şey, insan hakları. İnsan gibi yaşama hakkı. Yaşama hakkı, o kadar. Afrika'da karşı karşı olduğumuz durum ise, İnsan onur ve eşitliğine bir tehdittir.
İzah etmek istediğim bir diğer husus ise, sorunun ne olduğu, ve sorunun ne olmadığıdır. Çünkü bu bağış toplama ile alakalı değil. Bu adalet ile ilgili. Gerçekten. Bu bağışta bulunmayla ilgili değil. Bu adalet ile ilgili. Evet, duydunuz. Ve bu çok kötü, çünkü bağış konusunda gayet iyiyiz. Amerikalılar, İrlandalılar gibi, bu konuda gayet iyiler. En fakir komşular bile keselerinden büyük bağışlarda bulunuyorlar. Vermeyi seviyoruz ve fazlasıyla da veriyoruz. Tsunami yardımlarına bir bakın, ilham verici. Ama adalet, bağıştan çok daha zor bir standart. Afrika, bizim adalet algımızla resmen dalga geçiyor. Eşitlik anlayışımızı adeta soytarıya çeviriyor. Acılarımızla alay edip, endişelerimize şüphe katıyor. Bağlılığımızı sorguluyor. Çünkü Afrika'da olan bitene seyirci kalamayız, ve dürüst olmak gerekirse, tüm olanların başka bir yerde olmasına asla müsaade edilmezdi.
Film'de duyduğunuz gibi, burada değil, başka herhangi bir yerde. Burada değil, Amerika'da değil, Avrupa'da değil. Hepinizin tanıdığı bir devlet başkanı bunu bana itiraf etti. Ve gerçekten de doğru. Afrika dışında herhangi bir yerde insan hayatının böyle değersizleştirilmesi kabul edilmezdi. Afrika, alevler içinde bir kıta. İçimizde, derinlerde, gerçekten de Afrikalıların bize eşit olduğunu kavrayabilmiş olsaydık, bu ateşi söndürmek için daha çok çabalardık. Su kovalarıyla toplaşmış duruyoruz, asıl ihtiyacımız koca bir itfaiye birliği iken.
Tsunami kadar dramatik değil. Baktığınız zaman çok çılgınca. Bu günlerde, olayların beynimizde yer edebilmesi için aksiyon filmi gibi mi olması lazım? Sayısız hayatım yavaşta sönmesi görünüre bakılırsa yeterince dramatik değil. Önlenebilecek felaketler, önlenmeyenenler kadar ilginç değil. Komik bunlar. Böyle düşünmenin bu odadaki entellektüel zekaya hakaret olduğuna inanıyorum. Afrika'da günde altı bin beş yüz (6.500) insanın ölmesi Afrika'nın krizi olabilir, ancak her akşam ana haber bültenlerinde çıkmaması, Avrupa'daki bizlerin, veya Amerika'daki sizlerin, bunu acil durum olarak algılamaması -- bu akşam tüm bunların bizim krizimiz olduğunu söylemek istiyorum. Afrika şu anda terörle savaşın ön cephesi olmasa da, yakında olabilir. Her hafta, aşırı dinciler bir başka Afrika köyünü ele geçiriyorlar. Karmaşayı bir düzene sokmaya çalışıyorlar. Neden biz de çalışmıyoruz?
Sefalet, umutsuzluk doğurur. Umutsuzluk şiddet doğurur. Bunu biliyoruz. Sıkıntılı zamanlarda, daha sonra onlara karşı kendinizi savunmak yerine, de sizce potansiyel düşmanlarımızla arkadaş olmak, daha ucuz ve daha akıllıca değil midir? Terörle mücadele farkirlikle mücadele ile iç içe geçmiş bulunmaktadır. Bunu ben söylemedim. Bunu Colin Powell söyledi. Askerler bize, bunun sadece silahlı kuvvetlerle kazanılamayacak bir savaş olduğunu söylüyorlar, belki de onlara bir kulak vermeliyiz. Burada bir fırsat var ve gerçekten var. Olasılık değil. İyimserlik de değil. Gelişmekte olan dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlar, gelişmiş dünya'daki bizlere kendimizi dünyaya yeniden tanıtma imkanı sunuyor. Sadece insanların yaşamlarını değiştirmekle kalmayıp, o yaşamların bize nasıl baktıklarını da değiştireceğiz. Ve bu gergin, tekinsiz zamanlarda bu akıllıca olabilir.
Tamamen ticari açıdan baktığınızda, anti-retroviral ilaçların, Batı dehası ve teknolojisi için olağanüstü reklamlar olduğunu düşünmüyor musunuz? Şefkat bize yakışmaz mı? Bir saniyeliğine bunlara bir ara verelim. Dünyanın belli yerlerinde, AB markası, ABD markası en parlak halinde değil. Neon ışıkları sönüyor ve çatlıyor. Birisi cama bir taş atmış. Bölge müdürleri tedirgin oluyorlar. Batı hiç bu kadar eleştirilmemişti. Değerlerimiz: hiç kaldı mı? Güvenilirliğimiz? Bunlar dünya genelinde adeta saldırı altındalar. ABD markasına biraz cila iyi gelir. Biliyor musunuz? Bunları markanın bir hayranı olarak söylüyorum. Ürünleri alan birilerine sorun. Bir düşünsenize. Daha fazla anti-retroviral ilaçlar kulağa mantıklı geliyor. Ama bu sadece işin kolay kısmı, yada öyle olmalı.
Ancak Afrika için eşitlik -- işte bu, büyük, pahalı bir fikir. Çekilen acıların büyüklüğü, bizleri adeta duyarsızlaştırıyor. İyi ama ne yapabiliriz ki? Düşündüğümüzden çok daha fazlasını yapabiliriz. Her sorunu çözemeyebiliriz, ancak çözebileceğimiz sorunları, bence, çözmek zorundayız. Çözebileceğimiz için, çözmeliyiz. Gerçekler, adil gerçekler bunlar. Bu bir teori değil. Bizim neslimiz, hastalıkların ve aşırı fakirliğin gözünün içine bakıp, okyanusların ötesine, Afrika'ya bakıp, samimi olarak şunu söyleyebilecek ilk nesil. Buna seyirci kalmak zorunda değiliz. Üstü çizilmiş koca bir kıta -- buna seyirci kalmak zorunda değiliz.
Herhangi bir kinaye olmadan söylememe izin verin, bir kaç eski hippiye karşı bunu desteklemeden önce: 60ları unutun. Dünyayı değiştirebiliriz. Bireysel olarak değil ama hepimiz birleşirsek dünyayı değiştirebiliriz. Buna gerçekten inanıyorum. Gates Vakfına bakın. Inanılmaz işler yaptılar. Fakat beraber çalışarak aslında dünyayı değiştirebiliriz. Kaçınılmaz sonuçları değiştirip bize benzeyen ve bizim gibi hisseden milyonlarca insanların yaşam kalitelerini yükseltebiliriz. Bu noktada gülmemi affedin ama 60lardak, Haight-Ahsbury'de göründüğünüzden çok farklı görünüyorsunuz.
Yaratılmanızın bu sebeple olduğunu iddia etmek istiyorum. Eski, sert günlerde ektiğiniz tohumların açması bu. Gençliğinizde ürettiğiniz fikirler. Beni heyecanlandıran bu. Benim bu gece söylemek istediğim bu odadakiler bu işi yapmak için doğdu. Pek çoğunuz dünyayı değiştirmek için yola koyuldunuz, değil mi? Çoğunuz bunu yaptınız, dijital dünyayı. Şimdi sizin sayenizde fiziksel dünyayı da değiştirmek mümkün. Bu bir gerçek. Benden daha çok şey bilen ekonomistler bunu doğruluyor. O zaman neden yumruklarımızı sallıyoruz? Çünkü eğer bir şeyi yapabileceğimizi kabul edince o şeyi yapmamız gerekiyor. Bu baş belası bir şey. Bu eşitlik işi aslında baş belası bir şey. Fakat tarihte ilk defa teknolojimiz var, nasıl yapabileceğimizi biliyoruz, paramız ve hayat kurtaracak ilaçlarımız var.
Isteğimiz var mı peki? Umarım ki bu barizdir. Ben bir hippi değilim. Sıcak, uçucu bir his için uğraşan birisi değilim. Saçımda çiçekler yok. Aslında punk rock geleneğinden geldim. The Clash sandalet değil, büyük asker ayakkabıları giyiyordu. Fakat sertliği gördüğüm zaman bilirim. Batı Kıyısındaki tüm barış ve sevgi konuşmalarına güç sağlayan burada başlayan hareket. Hareketten bağımsız idealizm bir hayalden öte değildir. Fakat idealizm ile hareketin birleşmesi, kollarınızı sımanız ve dünyayı biraz eğmenizle beraber inanılmaz eğlencelidir. Çok güçlü ve çok gerçek. Ve sizin gibi bir toplulukta bu çok canlı.
Geçen sene benim kurduğum DATA adlı bir örgütte AIDS ve aşırı yoksullukla savaşmak için bu ruhu yükseltmek için bir kampanya başlattık. Bunu BIR Kampanyası olarak anıyoruz. Inancımız şu ki bir kişinin hareketleri çok şey değiştirebilir, ama herkesin bir araya gelmesi dünyayı değiştirebilir. Şu an haklı olduğumuzu kanıtlamanın zamanı olduğunu düşünüyoruz. Tarihte medeniyetlerin kendilerini tekrar tanımladıkları zamanlar vardır. Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz. Inanıyoruz ki bu zaman dünyanın Afrikada'ki sebepsiz ölümlerin artık tahammül edilemez olduğunua karar vereceği zamandır. Bu sonunda dünyada yaşayan insanların geleceğini değiştirmek adında sonunda ciddi bir şeyler yaptığımız zaman olabilir.
Itici güç oluşuyor. Biraz yavaş da ilerlese ilerliyor. Bu sene hepimiz, özellikle de G8 ülkeleri için bir test, çünkü bütün dünya izliyor ve onlar gerçek sorumluluk sahibi olanlar. Son zamanlarda Bush yönetiminden hayal kırıklığına uğradım. Afrika ile ilgili büyük umutlar vermişlerdi. Büyük sözler verdiler ve aslında bunların bir çoğunu gerçekleştirdiler. Fakat bazılarını değil. Zeminden destek görmüyorlar, bu gerçek. Fakat benim hayal kırıklığım Amerikaları insanlarla konuşup onların ülkelerinin mali durumlarının kötülüğü hakkında endişelerini duyunca artıyor. Bunu anlıyorum. Fakat eğer düşünürseniz ve organize olursanız zeminden çok daha fazla destek görürsünüz.
Demek istediğim şey, dediğime katılarak bana yardım edebilirsiniz, Amerika'nın kendisinin de paraya ihtiyacı varken Afrika'ya yardım etmenin maddi değeri çok büyük. En kaba tabiri ile bu yatırımın geri dönüşü çok büyük. Sadece kurtarılan canlar değil, durağanlık, iyi niyet ve güvenlik de kazanacağız. Işte bu benim sizden yapmanızı ummuduğum şeyler, umarım bir yığın isteğimden bunun çıkarmamışsınızdır.
Ummuduğum şey kişisel çabaların dışında, politikacılara Afrika, Amerika ve dünyanın geri kalanı tarafından doğru şeyi yapmalarını söylemek. Eğer isterseniz onlara sizin politik ve finansal sermayenizi ve ulusal mirasınızı milyonların yaşamını kurtarmak için harcamaları iznini verin. Bu gerçekten benim sizden yapmanızı istediğim şey. Çünkü aynı zamanda sizin bilgi birikiminize de ihtiyacımız var: fikirleriniz, yetenekleriniz ve yaratıcılığınız. Ve siz, bu konferansta olmakla beraber eşsiz bir yere sahipsiniz. Konuşmakta olduğumuz bazı teknolojileri siz icat ettiniz ya da kullanabileceğimiz hale getirdiniz. Beraber hayatı analogdan dijitale çevirdiniz ve teknolojinin sınırlarını zorladınız. Ve biz sizden bu enerjinizi istiyoruz. Bize bu tarz bir hayal, bu tarz bir güç verin.
Dediğim gibi sırada 2 tane iş var. Bu Afrika kıtası. Fakat aynı zamanda kendimizin hisleri var. Insanlar bunun farkına varmaya başladı. Hareketler büyümeye başladı. Artistler, politikacılar, pop starlar, papazlar, CEO'lar, NGO'lar, vakıflar, öğrenci kulüpleri. Daha önce söylediğim BIR vakfı adı altında bir çok insan hep birlikte çalışıyor. Akıllarındaki tek fikir şu: dünyada yaşadığınız yer yaşayıp yaşamayacağınızı belirlememeli.
Tarih, Allah ile beraber, bizi izliyor. Tarih kitapları yazıldığı zaman bence bizim çağımız bizi şu 3 şey ile hatırlayacak. Gerçekten, bütün bu çağ sadece 3 şey ile hatırlanacak. Dijital Ihtilal, evet. Teröre karşı savaş, evet. Ve Afrika'daki yangınları söndürüp söndürmediğimiz. Bazıları bunu karşılayamayacağımızı söylüyor. Ben de karşılamama şansımızın olmadığını söylüyorum. Çok, çok teşekkür ederim.
Tamam, 3 tane dileğim. Birincisi TED'in hibe yapması. Eğer bu doğruysa, ve ben buna inanıyorum, sizin yarattığınız dijital dünya yaratıcı fikirden fiziksel sınırlamaları ayırdı. Bu çok kolay olmalı.
Şunu eklemeliyim ki bu çok daha uzun bir liste olarak başladı. Bir çoğu imkansız, bazıları partik değil ve bir kaç tanesi de kesinlikle ahlaki değil.
Eğer parayı başkası ödüyorsa bu işler bağımlılık yaratıyor. Her neyse, şu 1 numara. 1 milyondan fazla Amerikan aktivistin katılacağı Afrika için bir sosyal hareket oluşturmanızı istiyorum. Bu benim ilk dileğim. Bunun imkan dahilinde olduğuna inanıyorum. Bir kaç dakika önce halk hareketlerinin filizlendiğinden bahsediyordum. Biliyorsunuz, burada çok fazla şey var. Çatımızı oluşturan bu tek örgüt ile benim organizasyonumi, DATA, ve diğer gruplar burada olan enerji ve şevki Hollywood'dan Amerika'nın kalbine kadar götürüyorlar. Biliyoruz ki bu hareketi ateşlemek için olması gerekenden fazla enerji mevcut. Tek gereken bunun olması için sizin yardımınızı istemek.
Hepinize ihtiyacımız var: kilise Amerikası, şirket Amerikası Microsoft Amerikası, Apple Amerikası Kola Amerikası, Pepsi Amerikası, inek Amerikası, sesli Amerika. Bu konuyu önemsememeyi göze alamayız. Inanıyorum ki eğer bir milyon Amerikalının katılacağı bir hareket oluşturursak red yeme ihtimalimiz çok zayıf. Kongrenin kulağı oluruz. Condi Rice'in brifing kitabının ilk sayfası oluruz, ...Oval Ofisin tam ortasına. Eğer bir milyon Amerikalı varsa, ve biliyorum ki var, telefon konuşmaya, email atmaya hazır.. Eminim ki Afrika kıtası için tarihin akışını değiştirebiliriz. Her neyse, ben sizden bu işin olması için yardımınızı bekliyorum. John Gage ve Sun Microsystems'in bu işte bizimle beraber olduğunu biliyorum ama sizin aranızda konuşmak istediğimiz bir sürü kişi var.
Doğru, ikinci dileğim. Günlük 1 doların altında para ile yaşayan her insan için bir medya haberi istiyorum. Bu bir milyar medya haberi demek. Google ya da AOL'de olabilir. Sreve Case, Larry, Sergey -- zaten bir çok sayıda yaptı. NBC ya da ABC de olabilir. Aslında Oskarlarla ilgili olarak bugün ABC ile konuşuyoruz. Radicam Media'da John Kamen tarafından yapılmış bir filmimiz var. Bildiğiniz gibi bu fikirlerimiz için televizyondan biraz yayın zamanı istiyoruz. Hesapları ve istatistikleri Amerikalılara göstermemiz lazım. Truman'ın eski sözüne inanıyorum, eğer Amerikalılar gerçekleri açıklarsanız doğru şeyi yapacaklardır. Önemli olan diğer şey, bu Sally Struthers değil. Bu bir macera olarak açıklanmalı, bir yük olarak değil.
(Video): Birer adım ileri, bir hemşite, bir öğretmen, bir ev kadını ve hayatlar kurtuldu. Problem çok büyük. Her 3 saniyede bir kişi ölüyor. 3 saniye daha.... bir kişi daha öldü. Afrika, Asya ve hatta Amerika'nın bazı kısımlarında durum o kadar kötü ki yardım kuruluşları tsunamide yaptıkları gibi birleşerek tek çatı altında hareket ediyorlar. Aşırı fakirliği, açlığı ve AIDS'i yenebiliriz. Fakat sizin yardımınıza ihtiyacımız var. Bir kişi, mektup ya da sesin daha fazla olması milyonlarca kişi için ölmek ya da kalmak anlamına geliyor. Lütfen beraber çalışarak bize katılın. Amerikalıların önceden görülmemiş bir fırsatları var. Tarih yazabiliriz. Fakirliği tarihe gömerek başlayabiliriz. Birer birer... Lütfen bu adreste BIR'i ziyaret edin. Paranızı istemiyoruz, sesinizi istiyoruz.
Brono: Tamam. TED'e gerçekten bilginin gücünü göstemesini diliyorum. Afrikada'ki bir ülkede tüm hastane, sağlık merkezi ve okulları birleştirerek kuralları tekrar yazan ve yaşamları değiştiren güçtür. Bu yerin Habeşistan olmasını istiyorum. Habeşistan'da tüm okul, sağlık ocağı ve hastaneyi birleştirebileceğimizi düşünüyorum. Oraları internete bağlayabiliriz. Bu benim dileğim, üçüncü dileğim. Imkan dahilinde olduğunu düşünüyorum. Odada bunları yapacak beyinlerin ve paranın olduğuna inanıyorum. Ve bu gerçekleşirse inanılmaz bir dilek olur. Daha önce de dediğim gibi Habeşistan'a gittim. Aslında benim için her şeyin başladığı yer oraydı. Hepimizin hayatını değiştiren internetin bırakın dijitali daha analoğa degiş yapmamış bir ülkeyi değiştirebileceği fikri inanılmaz bir şey. Fakat bu şekilde başlamadı.
Boston'dan New York'a ilk uzun mesafe hattı 1885'te telefon ile kullanıldı. Sadece 9 yıl sonra Addia Ababa 500 km uzaklıktaki Harare'ye telefon ile bağlandı. O zamandan beri çok fazla şey değişmedi. Habeşistan'da telefon hattı almak için ortalama bekleme süresi yedi ya da sekiz yıl. Fakat kablosuz teknoloji o zamanlar hayal edilmemişti. Her neyse gördüğünüz gibi ben İrlandalıyım ve konuşmanın ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Haberleşme Etiyopya için çok önemli -- ülkeyi değiştirecek Hemşireler daha iyi eğitim alıyorlar, eczacılar sipariş verebiliyor, ve doktorlar tıbbın her alanında birikimlerini paylaşabiliyorlar. Onları internete bağlamak çok çok iyi bir fikir. Ve bu da TED konferansından son dileğim. Bir kez daha, teşekkürler
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Müzisyen ve eylemci Bono, sürükleyici bir konuşma ile 2005 TED Ödülünü Afrika için yardımın sadece başka bir ünlü kişinin amacı olmadığını bunun dünyanın kanayan yarası olduğunu belirttiği bir konuşma ile kabul etti.
Bono, the lead singer of U2, uses his celebrity to fight for social justice worldwide: to end hunger, poverty and disease, especially in Africa. His nonprofit ONE raises awareness via media, policy and calls to action. Full bio »
Translated into Turkish by osman oguz ahsen
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
Deep down, if we really accepted that Africans were equal to us, we would all do more to put the fire out. We’re standing around with watering cans, when what we really need is the fire brigade.” ( Bono)
17:31 Posted: Aug 2007
Views 387,882 | Comments 124
18:23 Posted: Aug 2007
Views 246,602 | Comments 74
20:13 Posted: May 2007
Views 241,333 | Comments 95
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.