Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Bir rahip olarak, kendimi nasıl yabancı hissediyorum, tahmin edersiniz. Sudan çıkmış balık gibiyim
Bir süre önce San Jose'de vaaz veriyordum, beni bu konferansa tanıtan arkadaşım Mark Kwamme Buradaki Silikon Vadisindeki birkaç şirketin İcra Kurulu Üyelerini ve başkanlarını benimle kahvaltıda buluşturdu, ya da ben onlarla buluştum. Çok heyecanlıydım. Sanki bu-- yani onları teknoloji ve bilim ile gelen dünya hakkında konuşurlarken dinlemek benim için büyük bir deneyimdi. Konferansın bitimindeyiz biliyorum, belki de merak ediyorsunuzdur neden din alanından bir konuşmacı geldi diye. Buna Richard cevap verebilir, çünkü karar onun.
Ancak birkaç sene önce Philadelphia'da bir asansördeydim, aşağı iniyorduk. Otedeki bir konferansta konuşma yapacaktım. Asansördeki bir adam 'Billy Graham'ın bu otelde kaldığını duydum.'dedi. Diğer adam bana doğru baktı ve 'Evet burada. Bizimle aynı asansörde.' dedi Adam beni 10 saniye kadar baştan aşağı süzdü, ve 'ne büyük hayalkırıklığı.' dedi
Umarım-- benimle geçireceğin bu birkaç dakika dinlediğiniz onca harika konuşma ve her birini duymak istediğim söylevlerden sonra hayal kırıklığı olmaz. Ancak, birkaç yıl önce Doğu'da bir uçaktaydım ve diğer koridor tarafında Kuzey Carolina, Charlotte belediye başkanı oturuyordu. Adı John Belk. Muhtemelen bazılarınız biliyordur. O tarafta bir de sarhoş bir adam oturuyordu adam birkaç defa yerinden kalktı ve yaptığı hareketlerle herkesi rahatsız ediyordu. Hostese dokunuyor, kız geçerken çimdik atıyor ve herkesi rahatsız ediyordu. En sonunda John Belk, 'Burda kim oturuyor biliyor musun?' dedi Adam: 'Hayır, kim?' diye sordu 'Billy Graham', hatip oturuyor diye cevap verdi. 'Hadi yaa!' dedi adam. Ve bana dönerek 'Çak dostum!' 'Vaazlarının bana çok yardımı oldu' dedi
Sanırım bu, binlerce insan için de doğru.
Biliyorum, geleceğe baktıkça, ve bunu bugece burada dinledikçe, O devirde yaşamak ve neler olacağını görmek istiyorum. Ancak göremeyeceğim, çünkü 80 yaşındayım ve bu benim 80.yılım az zamanım kaldı biliyorum. Şuanda iki bacağımda da filebitisler var, ve buyüzden buraya çıkarken biraz yardım aldım, Ayrıca, Parkinson hastalığım ve burada söylemeyeceğim bazı başka problemlerim var.
Ancak bu teknolojik devrimin yaşandığı ilk sefer değildir. Başka seferler de oldu. Bahsetmek istediğim bir tane devrim var. Bir nesil, Israil halkı, onları Yakın Doğu'nun en önemli gücü haline getiren büyük ve etkileyici bir değişim yaşadı. David adındaki bir adam tahta çıktı, ve Kral David neslinin en önemli liderlerinden biri haline geldi. Çok başarılı bir liderdi. Allah'ın da sevdiği kuluydu. Yetenekli bir şair, filozof, yazar, ve insanların bugün bile üzerinde çalıştıkları savaş ve çatışma stratejilerine sahip bir askerdi.
Ancak David'den 2 yüzyıl önce Hititler demiri eritmenin ve işlemenin sırrını buldular, ve bu yetenek yavaşça yayıldı. Ancak İsraillilerin bunu araştırmasına ve sahip olmasına izin vermediler. Ancak David bütün bunları değiştirdi, ve İsrail'e Demir Çağını tanıttı. İncil David'in büyük demir yığınağı yaptığını söyler, Arkeologlar bunları bugünkü Filistin'de bulmuşlar ve o nesilden kalıntılar vardır. Tahta ve taştan yapılmış basit aletler yerine, İsrail şimdi demir saban, orak ve çapa ve askeri silahlara sahiptir. İsrail bir nesil boyunca tamamen değişmiştir. Demirin icadı, bazı yönlerden, mikroçipin bizim neslimize yaptığı etki gibi bir etki yaratmıştır. Ve, David anladı ki; teknolojinin çözemediği birçok problem var.
Hala bu problemler devam ediyordu. Bunlar hala çözülmedi, henüz çözemedik bunları, ve burada da kimsenin bunlardan bahsettiğini duymadım. Bu bahsetmek istediğim üç problemi nasıl çözerdiniz? İlki David'in belirttiği insan belası. Bu nereden geliyor? Nasıl çözeriz bunu? Tekrar ve tekrar Gladstone'un dünyanın en iyi kitabı dediği Psalms'da David insanlığın belasını tanımlar. Ve, 'Benim ruhumu onarıyor' demiştir. Nasıl bir çelişkide olduğumuzu hiç düşündünüz mü? Bir yandan evrenin en derin sırlarını araştırabiliriz, ve bu konferansın açıkça gösterdiği gibi teknolojinin sınırlarını zorlayabiliriz. Denizin 3 mil dibini gördük, veya gelecekteki milyarlarca galaksiyi gördük.
Ancak diğer yandan, yanlış olan bir şey var. Savaş gemilerimiz, askerlerimiz, şu anda sınırda Irak ile savaşa girmeye hazır bekliyor. Bunun nedeni nedir? Neden her nesilde ve dünyanın her yerinde bu savaşlar oluyor? Ve devrimler? Diğer insanlarla anlaşamıyoruz, kendi ailemizle bile. Kendimizi bırakamadığımız zararlı alışkanlıklarımızın çıkmazında buluyoruz. Irkçılık, haksızlık ve şiddet dünyamızı çevrelemiş, korkunç ıstırap ve ölüme neden olmuştur. En bilge olanımız bile bu döngüyü kırmakta yetersizdir. Oracle 'a bakalım, bunu ele alalım. Veya, bunun üzerine çalışan diğer teknolojik dahilere. İnsanı nasıl değiştirebiliriz ki, yalan söyleyip hile yapmasın, gazetelerimiz ticarette yada işte, sporda ya da başka alanda sahtecilik haberleri ile dolmasın?
İncil, sorunun bizim içimizde kalplerimizde ve ruhlarımızda olduğunu söylüyor. Sorun bizim Tanrı dediğimiz Yaradanımızdan ayrı olmamızda, ruhlarımızı yeniletmeliyiz, bunu da sadece Tanrı yapabilir. İsa, 'Kötü düşünceler: cinayetler, cinsel istismar, iftira, kalplerimizin eseridir.' der. İngiliz filozof Bertrand Russell bir din adamı değildi, ancak ' Kötülük bizim kalbimizde yatıyor ve bunu kaplerimizden çıkarmalıyız.' demiştir. Albert Einstein-- Princeton'da konuşma yaparken--biriyle konuşuyordum ve sayın Einstein ile karşılaştım. Doktorası yoktu; çünkü, dedi ki, ona bu invanı verecek vasıfta kimse yoktu.
Ancak bu ifadeyi kullandı. Plütonyumun tabiatını değiştirmenin insanın kötü ruhunun tabiatını değiştirmekten kolay olduğunu söyledi. Eminimki bir çoğunuz bunu düşündü ve çözmeye çalıştı. İnsanların, teknolojiyi bu gece duyduğumuz gibi avantaja dönüştürdüklerini veya zararlı hale getirdiklerini gördünüz. Dahi insanların sistemleri çökerten bilgisayar virüsleri geliştirdiklerini de gördünüz. Oklahoma'daki bombalı saldırı basit bir teknolojiydi, ama korkunç şekilde kullanıldı. Sorun teknolojide değil. Sorun onu kullanan kişi ya da kişilerde. Kral David, kendi ruhunun derinliklerini bildiğini söylemiştir. O, kendini cinayet ve zina içeren kişisel kötülük ve problemlerinden soyutlayamamıştır. Ancak Kral David Tanrı'dan af dilemiş ve 'Ruhumu sen yenileyebilirsin.' demiştir.
Gördüğünüz gibi, İncil bizlerin beden ve beyinden daha öte olduğumuzu belirtiyor. Bizler ruhuz. İçimizde aklımızın alamayacağı bir şey var. Bir parçamız ya da teknolojide bulduğumuzdan daha büyük bir şey Tanrı'yı arzuluyor. Ruhunuz sizin bu parçanızdır ve hayatın anlamını özlüyor, bu hayatından ötesindeki bir şeyi arıyor. Tanrı'yı gerçekten özleyen sizin bir parçanız. Dünyanın her yerinde bir şeyler arayan genç insanlar gördüm. Ne aradıklarını bilmiyorlar.Bir çok üniversitede konuştum, -ve Cambridge veya Harvard ya da Oxford olsun- soru cevap kısımlarım vardır, Bu üniversitelerin hepsinde de konuştum. Harvard'da yaklaşık 3 ya da 4-- yok, bundan yaklaşık 2 ay sonra, bir konferans vereceğim. Ve bana yine eskiden sordukları aynı soruları soracaklar. Ve bunlar, şu gibi sorular olacak: Nereden geldim? Niçin burdayım? Nereye gidiyorum? Hayat nedir? Niçin burdayım?
Hiç bir dini inancınız olmasa bile, bir yerde bir şeylerin olduğunu düşünmüşsünüzdür. Thomas Edison, 'ilim dünyasında olanlara ve evrenin işleyişine baktığınızda köprüyü kuran bir kaptanın olduğunu inkar edemezsiniz.'demiştir. Hatırlıyorum da, bir keresinde Beyaz Saray'da yemekte Sayın Gorbachev'in yanına oturmuştum. Çok iyi tanıdığım Büyükelçi Dobrynin'in yanına gittim, Komünistlerin yönetimde Rusya'da birkaç defa bulundum, ve bana hiç beklemediğim kadar özgürlük tanıdılar. Sayın Dobrynin'i çok iyi tanıyorum, 'Bu akşam Sayın Gorbachev'in yanına oturacağım. Onunla ne konuşayım?' dedim. Verdiği cevap beni çok şaşırttı. 'Din ve felsefeden bahset. Bu konulara gerçekten ilgi duyar.' dedi. Biraz şaşırmıştım, ancak o akşam hakkında konuştuğumuz şeyler, aydınlatıcı bir konuşmaydı, ve daha sonra bana, 'Bildiğiniz gibi ben bir ateistim, ama biliyorum ki bir yerlerde bizden üstün olan bir şey var.' dedi.
Kral David'in çözemediğini farkettiği ikinci sorun ise insanlığın acı çekmesiydi. Dünyanın en eski kitabını yazan Job, 'Kederin içine doğması insanın kaderidir.' demiştir. Tabi ki, bilim insanın bazı acılarını dindirmek için çok şey yapmıştır. Ancak ben-- birkaç ay sonra 80 yaşıma gireceğim. Bu yaşıma kadar sağlıklı yaşamamı sağlayan bütün tıbbi gelişmelere minnettar olduğumu kabul ediyorum. Mayo Kliniğindeki doktorlarım burada olmak için bu seyahati yapmamam için ısrar ettiler. Yaklaşık 4 aydır hiç konuşma yapmadım. Günde benim gibi üç ya da dört defa konuşursanız paslanırsınız. Bu yüzden bu kürsüyü ve notları kullanıyorum. Beni televizyonda ya da başka yerlerde gördüğünüzde her defasında doğaçlama konuşuyorum. Hazır değilim. Hiç hitap okumam. Hiç bir zaman hitabemi, konuşmamı ya da dersi okumam. Doğaçlama konuşurum. Ancak bu akşam, bazı notlar aldım eğer unutmaya başlarsam ki sıklıkla bu oluyor, bunlara geri dönebilirim.
Ancak burada aramızda bile, en-- dünyanın en gelişmiş toplumunda bile yoksulluk vardır. Kendine zarar veren ailelere ve bize ihanet eden dostlara sahibiz. Katlanılmaz psikolojik baskılar bizi çok etkilemektedir. Dünyada bir sorunu veya kaygısı olmayan birine hiç sartlamadım. Neden acı çekeriz? Bu henüz cevaplayamadığımız asırlık bir sorudur. Ancak David tekrar ve tekrar Tanrı'ya döneceğini söylemiştir. 'Tanrı benim kılavuzumdur.' demiştir David'in çözemediğini bildiği son problem ise ölümdü. Birçok eleştirmen ölümün bizim neslimizde yasak kelime olduğunu söylüyor. Birçok insan sanki hiç ölmeyecek gibi yaşıyor. Teknoloji ölüm üzerinde kontrol sağlama efsanesini gerçeğe dönüştürmeyi planlıyor. Ekranlarımızda birçok insanı görüyoruz. Marilyn Monroe ekranda normal hayatında olduğu kadar güzel, ve bizim-- bazı gençler onun hala hayatta olduğunu düşünüyor. Öldüğünü bilmiyorlar. Ya da Clark Gable veya herkimse. Eski yıldızlar. Hepsi canlandı. Ve onlar-- ekranda normal hayatlarında oldukları kadar muhteşemler. Ancak ölüm kaçınılmaz.
Bir süre önce, geçen sene Kongre birleşik oturumuna konuştum. Bu odada- statü odasında, toplantı yapıyorduk, 300 kişi bulunuyordu. 'Bu odada, Cumhuriyetçi ya da Demokrat veya her kim olursa olsun hepimizin ortak bir paydası var.'dedim. 'Hepimiz öleceğiz.' dedim Ve gökyüzünden bizleri izleyen geçmişteki büyük insanlarla da ortak bir paydamız var. Gençler için bunu anlamak her zaman zordur. Bir gün öleceklerini anlamak onlar için zordur. Eski ahitte Hz. Süleyman'ın yazdığı düşünülen kitapta, "Hayatta her türlü eylem vardır." Doğmanın ve ölümün belli bir zamanı vardır. Tanıdığınız birkaç ünlünün ölüm döşeğinde yanındaydım. Onlarla konuştum. Ölümden korkarken çektikleri o acılı anları gördüm.
Ancak, birkaç yıl önce ölüm akıllarının ucundan geçmezdi. Geçen hafta, babası ünlü bir doktor olan bir bayanla konuştum. Bana babasının Tanrı'yı hiç düşünmediğini, O'nun hakkında konuşmadığını ve Tanrı'ya inanmadığını söyledi. Babası bir ateistmiş. Ancak ölümü yaklaştığında, bir gün yatağın bir kenarına oturduğunu ve hemşireye vaizi görüp görmediğini sorduğunu söledi. Ve hayatında ilk defa kaçınılmazı ve Tanrı'yı düşündüğünü söylemiş. Orada bir Tanrı var mıydı? Birkaç yıl önce, bir üniversite öğrencisi, 'Hayatınızda en büyük sürpriz ne?' diye sordu Ben ise hayatımdaki en büyük sürprizin yaşamın kısalığı olduğunu söyledim. Hayat çok hızlı geçiyor. Ancak bu böyle olmak zorunda değil. Werner von Braun, 2.Dünya Savaş'ı bittikten sonra, 'Bilim ve din birbirine zıt değildir. Aksine, kardeştir.' demiştir Bunu kişisel temele dayandırmıştır. Dr. von Braun'u çok iyi tanıyorum. Dr. von Braun,'Kendi adıma konuşmak gerekirse, söyleyebileceğim tek şey; kainatın ihtişamının bir yaratıcının kesinliğini doğrulamaya hizmet ettiğidir.' demiştir Ayrıca, 'Tanrı'yı anlamaya çalışırken, İsa'nın hayatının bizim çaba ve fikirlerimizin odağı olması inancına vardım' demiştir Bu hayatın gerçeği ve O'nun dirilişi insanlığın umududur.'
Almanya'da, Fransa'da ve ve dünyanın birçok yerinde-105 ülkede konuşma yapma ayrıcalığına eriştim. Bir gün, savaştan sonra modern Almanya'nın kurucusu olarak bilinen Şansölye Adenauer'i ziyaret etmem için davet aldım. Bir keresinde bana--- bana dedi ki, 'Genç adam,' 'İsa'nın dirilişine inanıyor musun?' 'İnanıyorum efendim.' dedim 'Ben de.' dedi 'İşten ayrıldığımda, İsa'nın neden tekrar doğduğu ve buna inanmanın neden bu kadar önemli olması üzerine bir kitap yazacağım.' dedi Oyunlarından birinde Alexander Solzhenitsyn ölmek üzere olan bir adamın yatağının etrafına toplananlara 'Pişmanlık duymanın en berbat zamanı bir insanın ölüm anıdır.'diyen birini canlandırmıştır. Bir insan ölürken pişmanlık duymamak için nasıl yaşamalıdır?
Blais Pascal 17. yüzyılda Fransa'da tam da bu soruyu sormuştur. Pascal modern medeniyetin mimarı olarak bilinir. Henüz çok gençken bile matematik alanında parlak bir bilim adamıydı. Birçokları tarafından olasılık kuramının kurucusu ve ilk bilgisayar modelinin yaratıcısı olarak görülür. Elbette hepiniz onun adını almış olan bilgisayar dilini biliyorsunuz. Pascal bizim kötülük, acı çekme ve ölüm ile olan çelişkilerimizi derinlemesine araştırmıştır. O bizim farkında olduğumuz fenomeniye çok şaşırmıştır: insanlar bilimde, sanatta ve beşeri girişimde sıradışı yükseklikleri başarabilir, ancak aynı zamanda öfke dolu, iki yüzlü ve kendinden nefret eden kişilerdir. Pascal bizi dahilik ve kendini kandırmanın önemli bir karışımı olarak görür. 23 Kasım 1654 yılında, Pascal, büyük bir dini deneyim yaşadı. Pascal seyir defterine şu cümleleri yazmıştır: 'Kendimi tamamen İsa'ya Kurtarıcıma teslim ediyorum.'
Fransız bir tarihçi, iki yüzyıl sonra, 'İsa'nın otoritesine bu kadar alçakgönüllükle bağlı olan böylesine bir akıl çok nadir bulunur.' demiştir Pascal hem sevginin ve Tanrı'nın yardımının bizi tekrar birlik içine sokacağına, hem de kendi günah ve hatarının affedileceğine, ve öldüğünde cennet adı verilen yere gideceğine inanıyordu. O bunu bilimsel gözlem ve nedenlerin ötesinde olan yolla bizzat yaşamıştır. Şu çok bilinen sözleri kaleme alan da o olmuştur, 'Kalp, sebebin bilmediği sebeplere sahiptir.'
Pascal'ın Kumarı da bu kadar iyi bilinir. Öncelikle 'Eğer Tanrı'nın üzerine oynarsanız, ve kendinizi O'nun aşkına açarsanız, yanılsanız bile hiçbir şey kaybetmezsiniz. Ancak Tanrı'nın olmağı üzerine oynarsanız, bu dünyada ve öbür dünyada her şeyi kaybedebilirsiniz.' Pascal'a göre bilimsel bilgi, Tanrı bilgisinin yanında sönük kalmaktadır. Tanrı bilgisi aklına gelen her şeyden daha ötedeydi. 39 yaşında öldüğünde O'nunla karşılaşmaya hazırdı. Kral David 70 yaşına girecekti, onun devrinde uzun bir zaman. Ancak o da ölümle yüzleşmek zorunda kaldı ve şu sözleri yazdı: 'Ölümün gölgesindeki vadide yürüsem de, korkmuyorum, çünkü Sen benimlesin.'
Bu David'in kötülük, acı çekme ve ölüm üçlü çelişkisine cevabıydı. Bu, Tanrı'yı yaşamayı ararken ve O'na hayatınızı doldurup gelecek için umut vermesine izin verirseniz aynı zamanda sizin de cevabınız olur. 17 yaşındayken, Kuzey Karolina'da bir çiftlikte doğup büyüdüm. Her sabah inekleri sağardım ve okuldan dönünce aynı inekleri tekrar sağmak zorundaydım, sağmam gereken, sorumlusu olduğum 20 tane inek vardı, çiftlikte çalışıyor ve derslerimle de ilgilenmeye çalışıyordum. Lisedeyken iyi bir derecem yoktu, Kolejde de kalbime bir şey olana kadar iyi bir derece yapamadım.
Bir gün İsa ile karşı karşıya geldim. 'Yol da doğru da hayat da benim.' dedi Düşünebiliyor musunuz?' Ben doğruyum. Ben bütün doğruların kendisiyim.' Bir yalancıydı. ya da akıl hastası. Ya da ne dediyse gerçekten oydu. Hangisi O'ydu? Bu kararı vermek zorundaydım. Bunu kanıtlayamadım. Bunu laboratuvara götürüp deney yapamadım. Ancak inançla dedimki O'na inanıyorum, ve O da benim kalbime girip hayatımı değiştirdi. Şimdi o çağrıyı duyduğumda, Tanrı'nın varlığına sığınmak için hazırım. Teşekkür ederim, Tanrı hepinizi korusun.
Bu şeref için teşekkür ederim. Çok güzeldi.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
1998'de TED'de konuşan Sayın Billy Graham teknolojinin yaşamı geliştirmedeki ve dünyayı değiştirmedeki gücüne hayret ediyor- ancak kötülüğün, acının ve ölümün son bulmasının dünyanın İsa'yı kabul etmesine bağlı olduğuna da konuşmasına ekliyor. TED arşivlerinden efsanevi bir konuşma.
The Rev. Billy Graham is a religious leader with a worldwide reach. In his long career as an evangelist, he has spoken to millions and been an advisor to US presidents. Full bio »
Translated into Turkish by figen öztemel
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
We're all going to die. And we have that in common with all these great men of the past that are staring down at us.” (Billy Graham)
21:02 Posted: Jul 2006
Views 985,298 | Comments 677
19:32 Posted: Apr 2007
Views 220,005 | Comments 453
12:06 Posted: Jun 2007
Views 485,616 | Comments 163
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.