Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Şimdi sizlere kısa bir video klip izleteceğim.
50,000 pound. 15 Aralık 1985 yılında 1787 ürünü Chateau Lafitte şarabı 105,000 pound'a satıldı. -- bir önceki dünya rekorunun 9 kat fazlasına denk geliyordu Mr. Forbes. Satın alan kişi Kip Forbes idi. 20. yüzyılın en gösterişli milyoner adamı. Şarabın asıl sahibi 18. yüzyılın en ateşli şarap meraklısı oluverdi. Chateau Latiffe dünyanin en iyi şaraplarından biridir. şarap mahseninin prensi olarak gösterilir.
Az once bir videoteyp izledik. Günümüz şarap dünyasında yıllardır süregelen gizemi ortaya çıkaran hadiselerden alıntılarla ilgili Bu gizem haza beyefendi Hardy Rodenstock sayesinde daha heyecalı bir boyut kazandı 1985 yılında şarap dünyasında arkadaşlarına inanılmaz bir keşifte bulunduğunu bildirdi. Bazı işçilerin Paris'te kiremit bir duvarı kırdıklarını ve şarapların burada gizlendiğini görünüşe bakıldığında burasının Thomas Jefferson'ın mülkü olduğu ortaya çıktı. Şarap şişelerinin gerçek miktarını ifşa etmedi, binanın nerede bulunduğunu belli etmedi binanın sahibinin kim olduğunu gözler önüne sermedi Bu gizem 20 yıl kadar daha sürdü.
Hardy Rodenstock sayesinde 2005 yılında bu gizem çözülmeye başladı. Bill Koch Jefferson'a ait 4 adet şişenin sahibi Florida'lı bir milyarder kendisi şüpheye düşüyor. Onun üzerine 1 milyon dolar harcama yapıyor ve eski FBI ajanlarını ve İngiliz emniyet teşkilatına bağlı eski Scotland Yard üyesi ajanları derinlemesine araştırmak için görevlendiriyor. Halen Hardy Rodenstock'un hilekar bir adam olduğuna dair ve Jefferson şişelerinin sahte olduğuna dair yeterli kanıt yok
Geçen bu 20 yılda, şarap dünyasında bu şişelerin yanından geçebilmek için telafuz edilemeyecek kadar yüksek ve inanılmaz rakamlar biçildi. Bence dünyadaki en pahalı şarabın dünyanın en iyi şarabı olduğuna inanmak istiyorlardı. ve dünyadaki en ender şarap olduğuna Vazgeçemediğim ve giderek ilgimi çeken bir konu var bilirsiniz insanlar neden delice miktarlarda para harcarlar sadece şaraba değil ama bir çok şeye ve onlar benden daha iyi bir hayat mı yaşıyorlar?
Neticede araştırma yapmaya karar verdim Kimi zaman yazı yazdığım zengin içerikli dergiye yaklaşık bir düzine kategori arasından en iyi olan, en pahalı kabul edilen veyahut imrenilen ürün ile ilgili örnek vermeye karar verdim. Sizin de tahmin edebileceğiniz gibi çok meşakkatli bir araştırmaydı
İlki ile başlıyoruz. ABD'de gördüğünüz bir çok Kobe dana bifteği gerçek Kobe danasından elde edilmiyor. Wagyu olarak tabir edilen Japon danasının özel bir türü ama Japonya'daki Appalachian Dağları eteğindeki Hyogo Prefecture şehrindeki has türe ait değil. ABD'de Kobe danasının tadına bakabileceğiniz çok az sayıda lokanta bulunuyor bunlardan bir tanesi Los Angeles'taki CUT Wolfgang Puck Biftek restoranı Bu lokantaya gittim ve 160 dolara 225 gr domuz kaburgası sipariş ettim Siparişim masama geldiğinde küçük bir parçadan ibaretti Öfkelendim Ne yani 160 doları bu küçük et parçası için mi? Ve sonra bir parça kesip yedim ve o an etin daha ince olmasını dilerdim çünkü Kobe bifteği çok doyurucuydu. Kaz ciğeri gibiydi -- biftek bile denmezdi. Neredeyse bitiremedim. Bitirdiğimde yüzümde bir mutluluk ifadesi vardı.
Bu projede çalışan fotoğrafçı arkadaş da her nedense köpeğinin Kobe biftekleriyle birlikte pozunu çekmiş. Bu sebeple şu anda ekranda bu karakteri görmekteyiz,görüyoruz Sizlerin de tahmin edeceği gibi bu şeyin gerçekten fiyatının değdiğini bilmiyordum.
Trüf mantarları Dünyanın en ağır ve en pahalı yiyeceklerinden biridir. Tatmak için Mario Batali'nin restoranına gittim Manhattan'da bulunuyor, adı Del Posto. Garson gayet tabii bir şekilde trüf mantarı ile ve rende aleti ile geldi. Makarnamın üzerine mantarı rendeledi ve şöyle dedi "Bayım beyaz trüf mantarı sever misiniz?" Trüf mantarının büyüsü kokusunda. Esasen tadında değil. Dokusunda değil. Büyüsü kokusunda. Bu beyaz kadifemsi çıtır taneleri makarnayle bütünleşir bu akıldan çıkmayan, müthiş, fındık, mantar karışımı koku gittikçe havaya yayıldı 10 saniye sonra kokudan eser kalmamıştı. Ve sonra makarnamın üzerinde kalan küçük çirkin çıtır taneleriyle başbaşa kaldım zaten bu taneler tüm hünerlerini sergilemiş ve amacına hizmet etmişti. ve korkarım bu benim için bir hayal kırıklığı oldu. Bunun gibi hayalkırıklığına uğradığım şeyler oldu.
Evet. Dergi oraya gitmem için bana para ödemezdi.
Yine de tur hediye ettiler. Otelin süit odası 4300 metre kare. Dört bir yanı manzaralı. Dört adet balkonu var. Mimar I. M. Pei tarafından tasarlandı. Otelin Rolls Royce arabası ve özel şoförü var. Şarap mahseni var ki buradan ücretsiz şarap temin edebiliyorsunuz. O tura katıldığımda otelin şarap portfoyünde Opus One şarabı da mevcuttu ki bu beni çok memnun etti. Otelin gecelik konaklama bedeli 30,000 dolar.
Bu gümüş nano parçalarından yapılmış bir sabun antibakteriyel Yüzümü bu sabah bununla yıkadım hazırlıklı olayım diye. Yüzümü birazcık kaşındırdı ve güzel kokuyordu. Ancak itiraf etmeliyim ki burada kimse bana yüzümün ak pak göründüğüne dair övgüde bulunmadı.
Yine kimse bana üzerimdeki kota dair bir komplimanda bulunmadı. GQ bu ürün yaz sezonu için üretti. Ben de bir tane var. Ama bilmenizi isterim ki aranızda kimse bana bu konuda komplimanda bulunmadı kimseden bu kot için çok yakışmış şeklinde kompliman almadım aldığım ve giydiğim günden beri. Kompliman almak ya da almamak bir şeyin değerini ölçmek için bence ölçüt olmamalı. ama söz konusu kılık kiyafet ile alakalı bir moda ürünüyse bu durum makul kabul edilebilir. Söylendiği kadarıyla bu üründe çok fazla işçilik varmış. Zimbabve'de elle toplanmış, dokuma tezgahında dokunmuş organik pamuktan yapılmış. Sonrasında elle 24 kez çivit mavisine daldırılmış. Hala bir kompliman alamadım.
Armando Manni eski bir film yapımcısı. Kendisi görmekte olduğunuz bu zeytinyağını Toskana'daki tek bir yamaçta yetişen zeytinden elde ediyor. Zeytinyağını oksijen ve ışıktan korumak için her çareye başvurmuş. Küçük şişeler kullanmış, camları boyalı. Zeytinyağı şişesinin tepe noktasına asal gazı doldurmuş. Ürün için bir parti numarası oluşturur ve zeytinyağını düzenli olarak moleküler analiz için teste gönderir. Nihayetinde elde ettiği sonuçları internette yayınlar. Internete bağlandığınızda ürünün üzerindeki parti numarasını yazın üründe bulunan başlıca fenolik bileşikleri neler olduğunu okuyun Verdiği tazelik hissini bir görseniz. Gözlerimiz kapalı 5 farklı zeytinyağını test ettik. 20 kadar kişi ile birlikte. Güzel ve ilginç bir tadı vardı. Oldukça yeşil bir rengi vardı. Acımsı bir tadı vardı. Testte bu ürün en son sunulmuştu. İlk sunulan zeytinyağı Whole Foods 365 zeytinyağıydı sobada oksidasyon işlemine tabi tutulur altı ay boyunca.
Yinelenen bir konu gerçi ama bu tip şeyler Japonya'dan geliyor. Siz de farkedeceksiniz.
Golf oynamıyorum. Dolayısıyla bu ürünleri yolda test edemiyorum. Fakat bu golf sopalarının sahibi olan bir adam ile görüştüm. Bu ürünleri pazarlayan kişiler dahi eminim söyle derler bu dört akslı şaftlar golf sopasından randıman alınmasını engellliyor, sopanın hızını düşürüyor bu yüzden top hedefin dışına gidiyor, uzağa düşüyor --- şöyle de diyorlardır, bakın bu soparlardan 57,000 dolarlık performans beklemeyin. Altın ve platinle kaplı olan bu sopara mücevher değeri olduğu içi para veriyorsunuz. Sopaları üreten firmanın sahibi olan adam görüşme esnasında bu soparlardan keyif aldığını söyledi, o kadar
Evet, bunu biliyor musunuz? Alışılmışın dışında işlemlerden geçen bir kahve. Luwak, Asya'da palmiye ağaçlarının teperinde yaşayan bir misk kedisi türü. Geceleri ağaçtan iniyorlar ve kahve bitkilerini yiyorlar. Açıkça görülüyor ki çok secici bir yaratık ve en olgun kahve çekirdeklerini sahipleniyor. Mideye gelen kahve çekirdekleri sindirim sisteminde enzimler tarafında bir işlem görüyor ve emiliyorlar. Dışkı yoluyla dışarı atılan bu çekirdekleri toplamakla görevli kişiler ormana gidiyorlar ve Luwak'ların dışkılarını topluyorlar. Ayıklama işleminden sonra özel işlemden geçiriyorlar ve kahve olarak sunuyorlar. Bu arada özel işlemden geçmemiş olarak da temin edebilmek mümkün. Bu doğru.
Japonlar tuvalet ile ilgili deli icatlar yapıyorlar.
Artık MP3 çalarlı tuvalet var. Kötü kokuyu yok edeni var. tuvalet dışkısının analizini yapan ve sonuçları doktorunuza e-postayla gönderen modelleri var. Adeta evi tıbbi merkeze dönüştürüyor. Japon tuvalet teknolojisi bu yönde ilerliyor. Görmekte olduğunuz bu tuvaletin özelliği yok gibi görünüyor belki ama tam anlamıyla fonksiyonellik için oldukça hoş -- Neorest 600. Denemek için -- maalesef ödünç alamadım, Toto isimli üreticinin Manhattan'daki showroom'una gittim. Showroom'da kullanabilmeniz için kapalı bir banyo bulunuyor. Bu banyoyu kullandım bu arada. Her şey otomatik -- tuvalete doğru yöneldiğinizde klozet yerden yükseliyor. Klozet önceden ısınıyor. Sizi temizlemesi için yüksek basınçla su veren su jeti bulunuyor. Aynı şekilde kurutmak için kutuma jet'i de mevcut. Ayağa kalkıyorsunuz, sifonu kendi kendine çekiyor. Klozet kapağı kapanıyor ve kendini temizliyor. Bunun sadece teknolojide ileriye dönük bir atılım değil aynı zamanda kültürel sıçrayış olduğuna inanıyorum. Yani ellerinize ihtiyaç duymadığınız, tuvalet kağıdının kullanılmadığı bir ortam. Evet bunlardan bir tane almak istiyorum.
Bu da ödünç alamayacağım diğer bir şey. Tom Cruise tahminimce bu yatağa sahiptir. Yatağın ayak ucunda küçük bir plaka var yatağı alan kişinin isminin kazılı olduğu.
Bunu denemek için yatağı yapan kişi beni ve eşimi Manhattan'daki showroom'una davet etti. Eşimle geceyi orada geçirdik. Sokaktaki ışıklar içeriyi aydınlatıyordu ve güvenlik görevlisi tutmak zorunda kaldık. Tüm olumsuzluklara rağmen harika bir uyku çektik. Hayatınızın üçte birini yatakta geçiriyorsunuz. O kadar fena da değil.
Bu komik olanlardan bir tanesi. Bu, sokaklarde gezdirebileceğiniz dünyadaki en hızlı araba. ve en pahalı üretilen araba. Arabayı kullanabilmem için firmadan bir kişiyi bana eşlik etmesi üzerine gönderdiler. Profesyonel bir yarış arabası pilotu. Los Angeles'ın dışında kanyonların etrafında gezdik. oradan Pasifik Kıyısına yakın otobanda gezdik. Işıkta yakalandığımızda bilirsiniz yan taraftaki araba bulunan insanlar bir tür saygı dolu bakışlar atıyorlardı. Gerçekten inanılmazdı. Çok yumuşak bir sürüş deneyimiydi. Kullandığım arabaların çoğu ibre 80'i gösterdiğinde hırlıyordu. Otobanda şerit değiştirdim ve bana eşlik eden yarış pilotu söyle dedi Biliyor musun saatte sadece 110 mil (180 km) ile gidiyorsun. Birden görgüsüz kötü insanlardan biri oluvermiştim. Farkında olmadan. Trafikte arasıra zikzak çizenleri görürsünüz. Çok tatlı ve hoş gelir. Milyarder olsaydım kesinlikle bu arabadan alırdım.
Sizlere hiç bir anlam yüklememenizi istediğim öylesine bir görüntü göstereceğim. Gelişen teknolojinin yarattığı bir canavar, felaket. Gördüğünüz gibi Tom Cruise "Görevimiz Tehlike III" filminin prömiyerine geliyor. Kapıyı açmaya çalıştığında isterseniz buna "Görevimiz Tehlike IV" diyelim.
Elimi sürmeyeceğim bir ürün var ki o da 1947 Beyaz Cheval şarabı. 1947 Beyaz Cheval, 20. yüzyılın muhtemelen en efsanevi şarabı. Ve Beyaz Cheval, Bordeaux için sıradışı bir şarap türü. belirgin oranda Cabernet Franc üzümü içerdiği için. 1947 Cheval Blanc efsanevi bir mahsul olarak biliniyor özellikle Bordeaux'nun sağ kıyı şeridinde. Bu mahsul ve şato aynı atmosferde buluşuyor. Bu durum ürüne karşı kült bir hayran kitlesi yaratmış. Cheval Black 60 yıllık bir şarap. Fazla bir şey söylemeye gerek yok. Ne var ki gerçek olup olmadığını bilmiyorsunuz. Dünyadaki en sahte şaraplardan biri olarak kabul ediliyor. Bir çok kişi ellerinde tek kalan bu şişeyi gazeteci için açma zahmetine girmiyor, can atmıyor.
Bu yüzden elimi sürmeyeceğime dair and içtim. Perakendicilerin ve müzayedecilerin sondajlarından tedirgin oldum. Boş geliyordu. Sonra Bipim Desai isimli bir beyden e-posta aldım. Bipin Desai UC Riverside'da teorik fizikçi. nadir şarapların tadımının yapıldığı önde gelen organizatör. Şöyle diyor "Yakında bir şarap tadımı etkinliği düzenliyorum. orada 1947 Beyaz Cheval ikram edeceğiz." Öyle bir ortam ki bir taşta iki kuş vurabilmek mümkündü. Beyaz Cheval'a ait 30 mahsül sunulacak. Yquem'a ait ise 30 mahsül. Yani rededilemeyecek bir davetti. Ve gittim.
3 gün sürdü. 4 öğün yedik. Cumartesi günü öğle yemeğinde 1947 Beyaz Cheval açtılar. Yumuşak bir kokusu vardı. Bilirsiniz sanki biraz keten tohumu yağı kokusunu andırıyordu. Nihayet tadımlık içtim ve damağımda sanki yağlı, porto şarabının zenginliğini hissettim. bu şarabın belirgin özelliği olarak kabul ediliyordu. Bir çok açıdan porto şarabına benziyordu. Masamda bilirsiniz şarabı müthiş bulanlar vardı. Hayal kırıklığına uğramış kişiler de vardı. Bense abartıldığı kadar etkilenmedim. Damak tadı da zevksizmiş diyebilirsiniz. Etkilenmediğim sonucu çıkarılmasın ama bu tepikiyi orada veren zannediyorum bir tek ben değildim. Sadece Beyaz Cheval şarabına yönelik değil tadımda ikram edilen tüm şaraplar için geçerli. Bir akşam yemeğinde bu şarabı ikram etmiş olsaydım zannediyorum hayatımın şarap tecrübesi olurdu. Unutulmaz bir anı olarak kalırdı. Üç günde 60 müthiş şarap içmek hepsi neticede birbirine karıştı. Çok yorucu bir tecrübeydi.
Ve son olarak çok enteresan bir araştırmadan bahsetmek istiyorum. Bu senenin başlarında Stanford ve Caltech Üniversite'lerinden araştırmacılar tarafından yayınlanan deneyde araştırmaya katılan herkese aynı saraptan verildi ancak şarapların üstlerinde farklı fiyat etiketleri vardı. Ama tahmin edersiniz ki bir çok kişi pahalı olan şarabi daha çok beğendiklerini söylediler halbuki şarap aynı şaraptı, ama katılanlar farklı bir şarap içtiklerini düşündüler farklı ve daha pahalı bir sarap... Ama esas beklenilmedik şeyse araştırmacıların katılımcılar şarapları içerken Manyetik Rezonans Görüntüleme yöntemiyle beynin görüntülemesini yapmalarıydı. ve en pahalı etiketi olan şaraptan keyif aldıklarını söylemekle kalmadılar beyinlerinde hiç olmadığı kadar fazla zevk aldıkları yönünde bir etki yarattı. sırf fiyatı etiketi yüksek diye.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Mutluluk satın alınabilir mi? Cevabını bulmak için Benjamin Wallace dünyanın en pahalı ürünlerini bunların arasında 1947 yılında şişelenmiş Cheteau Cheval Blanc şarabı, 200 gr Kobe bifteği ve efsaneleşmiş (kötü bir şanı olan) Kopi Luwak kahvesi misal olarak gösteriyor.
Benjamin Wallace is a journalist and author of The Billionaire's Vinegar, the true story of the world's most expensive bottle of (possibly phony?) wine. He's been a contributor to GQ, Details, Salon and The Washington Post. Full bio »
Translated into Turkish by Ayse Gurel Erguven
Reviewed by osman oguz ahsen
Comments? Please email the translators above.
33:38 Posted: Dec 2008
Views 952,304 | Comments 154
20:24 Posted: Nov 2008
Views 403,806 | Comments 151
18:56 Posted: Aug 2006
Views 1,147,112 | Comments 107
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.