Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Tüm hayatım boyunca mavi yüzgeçli dev tuna balığının güzelliği, şekli ve fonksiyonu karşısında büyülenmişimdir. Mavi yüzgeçliler bizim gibi sıcakkanlıdır. Tunaların içinde en büyükleridirler ve büyüklükleriyle denizde yaşayan kemikli balıkların arasında da ikinci sırada yer alırlar Aynı bir memeli gibi okyanusta sıcak kaslarıyla ısı alma gücü olan balıklardır. Bu Monterrey Bay akvaryumundaki balıklarımızdan biri Şeklini ve okyanus yüzüşü için kuvvetlendirilmiş aerodinamik dizaynını görebilirsiniz Tüm okyanusu göğüs yüzgeçleri ile geçer, kendini yükseltir ve hilal biçimli kuyruğuyla hareketlerine güç verir. Vücudunun büyük bir bölümünde derisi çıplaktır Böylece sudaki sürtünmeyi azaltır. Bu yüzden doğanın en iyi makinelerinden biridir.
Mavi yüzgeçli Tunalar tüm insanlık tarihi boyunca insanlardan saygı görmüştür. 4000 yıldır bu balığı avlıyoruz, Ve binlerce yıl önce şu an gördüğümüz bu sanat eserleri üzerinde belirtilmişlerdir. Mavi yüzgeçli Tunalar Fransa’da mağara çizimlerinde de bulunmuştur. 3000 yıllık geçmişe sahip madeni paraların üzerinde de varlar. İnsanoğlu bu balığa saygı göstermiştir. Ve bizim neslimiz hariç tüm zamanlar boyunca da sürekli bir şekilde avlanmıştır. Mavi yüzgeçliler her nereye gittilerse takip edilmişlerdir. Bir devlet kuşu gibi mavi yüzgeçlilere hücum edilmiştir. Yakın zamana kadar bu balıklar için sürekli tuzaklar hazırlanıyordu. Ağlarla ve dev gibi kazıklarla yapılan avlanma bugün hala devam etmekte ve mavi yüzgeçlileri ekolojik olarak gezegenimizden silmektedir. Mavi yüzgeçliler genel olarak tek bir yere gider: Japonya Bazılarınız mavi yüzgeçlilerin ölümüne katkı sağladığı için kendilerini suçlu hissedebilir. Onlar yağ bakımından zengin ve kesinlikle çok lezzetli nefis kas yığınlarıdır. Ve problemleri de bizim onları öldüresiye yememiz. Şimdi Atlantik’teki problem oldukça basit. Mavi yüzgeçlilerin iki popülasyonu vardır: bir büyük, bir küçük Kuzey Amerika popülasyonunun yaklaşık 2000 tonu avlandı. Avrupa ve kuzey Afrika popülasyonu ( doğulu mavi yüzgeçli Tunalar) inanılmaz seviyelerde avlandılar. Son on yıldır nerdeyse her yıl 50.000 tonun üzerinde avlanıyorlar.
Sonuç olarak hangi tarafa bakarsanız bakın ister batı ister doğu, 1950ler deki verilere göre mavi yüzgeçli Tunaların popülâsyonunda çok büyük bir azalma var, bu oran %90lara kadar gidiyor. Bu yüzden mavi yüzgeçlilere kaplanlar, aslanlar, Afrika filleri ve pandalarla eşit statü verilmiş Bu balıkların iki ay önce nesli tükenen canlılar listesinde yer alması teklif edildi. Teklif, iki komitenin bu balığın CITES 1 kriterlerine uygun olduğuna dair dikkat çeken bilimsel çalışmalarına rağmen iki hafta önce oylandı ve reddedildi. Eğer konu Tunalarsa ilgilenmezsiniz muhtemelen uluslar arası uzun hatlarla, yakalanan Tunalarla yahut kazara avlanan deniz kaplumbağaları, köpek balıkları, kılıçbalıkları ve albatroslarla daha çok ilgilenebilirsiniz. Bu hayvanların sudan çıkışı ve onların ölümü tuna balıkçılığı sırasında meydana geliyor. Karşı karşıya kaldığımız problem tuna balıkları hakkında çok az bilgiye sahip oluşumuz oysa bu odadaki hemen hemen herkes bir Afrika aslanının avını nasıl parçalara ayırdığını bilir. Oysa bu odadakilerin bir mavi yüzgeçli tunanın beslendiğini görmüş olabileceğinden şüphe duyuyorum. Bu tuna balığı bu odadakilerin probleminin ne olduğunu sembolize ediyor.
21. yüzyıldayız ancak okyanuslar hakkında derin çalışmalara daha yeni başladık. Teknoloji öyle bir zamana geldi ki artık dünyadan uzayı görmemize, uzaktan okyanus diplerine ulaşmamıza izin veriyor Ve okyanus diyarının esas işinin ne olduğunu anlayabilmek için bu teknolojiyi hemen kullanmak zorundayız. Pek çoğumuz hatta ben bile gemiden baktığımızda homojen bir okyanus görürüz. Temelin nerede olduğunu bilmeyiz. Afrika ovalarını gördüğümüz gibi sudaki deliklerin nerede olduğunu söyleyemeyiz. Sudaki koridorları göremeyiz ve bir tuna balığını, deniz kaplumbağasını veya bir albatrosu nelerin bir araya getirdiğini bilemeyiz Şu an sadece fiziksel ve biyolojik okyanus biliminin bir araya gelip mevsimsel bir güç yaratarak sıcak su akıntısı oluşturduğunu ve sıcak noktaları umut noktaları haline getirebileceğini yeni yeni anlamaya başladık. Bu sorunların bu kadar büyük olmasının nedeni teknik olarak denize ulaşmanın zor oluşu. Kendi bölgelerinde Tunaları yahut tüm pasifik diyarı üzerinde çalışmak çok zor. Bir mako köpekbalığına kişisel olarak yaklaşmak ve üzerine bir etiket koymayı denemek gerçekten çok zor. Ve OSU dan Bruce Mate'in takımında olduğunuzu ve bir mavi balinaya yaklaştığınızı o orda dururken üzerine bir etiket koymaya çalıştığınızı hayal edin. Daha üstesinden gelmemiz gereken gerçek bir mühendislik sorunumuz var.
Bizim takımımızın, adanmış bir takımın hikayesi balıklar ve çiplerdir. Uydu telefonunuzdaki ya da bilgisayarınızdaki çipleri alıp kullanıyoruz aslında. Onları normalden çok farklı bir şekilde bir araya getiriyoruz ve bu bizi okyanus diyarının daha önce hiç gitmediğimiz yerlerine götürüyor. Böylece ilk defa bir tuna balığının okyanus altındaki yolculuğunu ışık ve foton kullanarak gün batımı ve gün doğumunu ölçerek izleyebildik. 15 yıldan fazla bir süredir Tunalarla çalışıyorum Monterrey Bay akvaryumunun partneri olma ayrıcalığına sahibim Okyanustan küçük bir kesit alıp mavi yüzgeçli Tunaları ve sarı yüzgeçli Tunaları bir araya getirip camekânın arkasında koyup sergiliyoruz. Her sabah baloncuk duvağının yukarıya çıkışında aslında açık denizlerdeki bir topluluğu, dünya üzerinde dev mavi yüzgeçli tunanın yüzebileceği tek yeri görüyorsunuz. Onların şekillerindeki, fonksiyonlarındaki ve bitmeyen hareketlerindeki güzelliği görebiliyorsunuz Kendi alanlarında, okyanusta durmadan yüzüp duruyorlar. Yılda iki milyon insanı bu balıklarla buluşturup, güzelliklerini onlara gösterebiliyoruz.
Sahnenin arkasında Monterrey Bay akvaryumu diğer partneri Stanford Üniversitesi laboratuarıyla da çalışıyor. Burada 14-15 yıldan beri mavi ve sarı yüzgeçli Tunaları bir arada tutabiliyoruz. Bu balıklar üzerinde çalışıyoruz. İlk öğrenmemiz gereken de onları nasıl idare edeceğimizdi. ne yerler? ne ile mutlu olurlar? Su tanklarına girdik ve onların çıplak tenlerine dokunduk İnanılmaz harika hissettiren bir şey bu. Ve sonra daha da iyisi kendi tuna ustamızı chuck Farwellimizi, Alex Nortonumuzu bulduk. Bu adam tek bir hareketle tunayı tutup başka bir su havuzuna aktarabilir. Böylece bizde o tunayla çalışabiliyor ve açık denizde hiçbir sınır görmeyen bu balığı incitmeme tekniklerini öğrenebiliyoruz Bilim adamları Jeff ve Jason bir tuna balığını su kanalına eş değer bir banda koyacaklar Aynı yerde durduğu halde tuna kendini Japonya ya gidiyor sanıyor. Biz aslında balığın oksijen ve enerji tüketimini ölçüyoruz. Bu datayı alıyor ve daha iyi modeller üretiyoruz. Bu tunayı gördüğüm zaman—bu en favori manzaramdır. Merak etmeye başladım: Daha biz boylam problemini çözemeden bu balık nasıl çözdü? Şu balığa bir bakın Muhtemelen görebileceğiniz en yakın mesafeden bakıyorsunuz şu an Labaratuvar çalışmaları açık okyanusa nasıl gideceğimizi artık bize öğretti.
Tag-a-gigant adlı programımız sayesinde İrlanda’dan kanadaya, korsikadan ispanyaya gidebiliyoruz. Dünya üzerinde pek çok ülkeyle avlanıyoruz bunu yaparkende dev tunaların içine elektronik bilgisayarlar koyuyoruz. Bugüne kadar 1100 tunayı etiketledik. Şimdi size 3 tane klip göstereceğim çünkü bu 1100 tunayı ben etiketledim. Çok zor bir işlem ama bir bale gibi. Tunayı sudan çıkarırız, ölçeriz , balıkçılar, kaptanlar, bilim adamları ve teknikerler den oluşan bir takım bu hayvanı 4-5 dakikalığına suyun dışında tutmaya çalışıyor Solungaçlarına su dökerek ona oksijen veririz. Etiketleme,bunun çevreyi algıladığından emin olduktan sonra, veriyi bilgisayara girdikten sonra yine büyük bir eforla onu suya bırakırız. Gittiği zaman hep mutlu oluruz. Kuyruğunun suya vurduğunu görürüz. Topladığımız veri sayesinde etiketlenen balık geri döndüğünde biliriz -- bin dolarlık bir ödül için bir balıkçı o etiketi getirir-- önümüzdeki 5 yıl boyunca denizde o balığı takip edebiliriz.
Bazı Tunalar gerçekten büyük olabilirler, mesela Nantucket adası yakınlarındaki bu balık gibi. Ama bu bile benim bugüne kadar etiketlediğim en büyük tunanın yarısı kadar. Bir balığı tekneye almak insan ve takım çabası gerektirir. Bu vakada tunaya otomatik açılan uydu arşiv etiketi koyuyoruz. Bu etiket tunayla yola devam eder, tunanın etrafındaki çevreyi hisseder ve kendiliğinden balığı terk eder. Ayrılır ve su yüzeyinde yüzer, üzerindeki elektronik işlemci sayesinde dünya yörüngesindeki yerine etiketteki basınç ve sıcaklık verileri hesaplanarak geri gönderilir. Böylece bir insan kontağı olmadan otomatik açılan uydu etiketini yerine geri göndeririz. Bu haklarında konuştuğum iki elektronik etikette pahalı etiketler. Kuzey Amerika’daki çeşitli mühendisler tarafından geliştirildiler, Ve şu an okyanusta sahip olduğumuz en iyi ve yeni teknolojiye sahip gereçlerimizden ikisidirler. Bize bir topluluk bugüne kadar diğer tüm topluluklardan daha çok yardım etti. Bu toplulukta Kuzey Karolayna balıkçılar topluluğudur. Orda Harris ve Morehead isimli iki kasaba var., 10 yılı aşkın bir süredir her kış Tag-a-Gigant isimli bir parti düzenliyorlar ve balıkçılarla birlikte 800-900 balığı etiketliyoruz. Bu görüntüde balığın ölçümünü yapıyoruz. Ve son yıllarda yapmaya başladığımız bir şeyi yapacağız: mukus örneği alacağız. Derisinin ne kadar parlak olduğuna bir bakın, benim yansımamı görebiliyorsunuz. Ve bu mukus sayesinde bir gen profili oluşturabiliyoruz. Cinsiyet üzerine bilgi topluyor, otomatik açılan uydu etiketini bir kez daha kontrol edebiliyor ve sonra okyanusa bırakıyoruz. Bu benim favorim.
Doktoralı öğrencim Gareth Lawson un yardımıyla tek bir tunanın muhteşem resmi. Bu tuna çok sayıda okyanusta geziniyor. Sıcak olan körfez akıntısı, yukarda soğuk olan da Maine Körfezi akıntısı. İşte orası tunanın gitmek istediği yer. Ringa balık sürüsünde yem aramak istiyor. Ama oraya gidemez, çünkü çok soğuk. Ama sonra sular ısınıyor, tuna da dalıp biraz balık avlıyor Belki sonra evine geri gelir, sonra geri gidebilir. Kışın aşağıya Kuzey Karolayna ya geliyor. Sonrada Bahamalara geçiyor. Ve benim favori görüntüm: üç tuna Meksika körfezine gidiyor. Üç tunada etiketlenmiş. Astronomik olarak pozisyonlarını hesaplıyoruz. Bir araya geliyorlar. Bu tuna çiftleşmesi olabilir. Ve işte orada, Tunalar yavruluyor Ve bunun gibi datalar sayesinde bir harita oluşturabiliyoruz, bu haritada son 10 yılda ve etiketlemenin yarısıyla meydana getirilmiş binlerce pozisyon görüyorsunuz. Şimdi batı tarafından doğuya giden tunaları gösteriyoruz İki tuna popülasyonu var bunlardan birisi etiketlediğimiz körfez popülasyonu, onlar körfeze doğru gidiyorlar daha önce size göstermiştim ve ikinci popülasyon var. Kuzey Amerika tunalarımız arasında yaşayanlar Avrupa tarafında yaşayan tunalarımız suların kabardığı yöne doğru gidiyor, sıcak bölge ümit bölgesi oluyor iki tuna popülâsyonu birbirine karışıyor.
Bilimsel olarak her ne yaptıysak Uluslar arası Komiteye gösteriyoruz, yeni modeller yapıyor, two-stock-no mixing modeli gösteriyoruz – ki CITES anlaşmasını reddetmekte kullanılıyordu- bu model doğru bir model değil Bu model bir örtüşme modeli, daha ileriye gitmenin yolu. Bu modelle idare yerinin neresi olması gerektiğini tahmin edebiliriz. Meksika körfezi ve Akdeniz gibi yerler tek bir türün, tek bir popülasyonunun yakalanabileceği yerler., Buralar derhal korumamız gereken yerler arasında geliyor. Karışım Atlantiğin ortasında meydana geliyor. Amerika ve Kanadanın avlanmasına izin veren bir yasa hayal edebiliyorum. Çünkü balıkçılarını iyi idare ediyorlar, iyi iş çıkarıyorlar. Ama uluslar arası alanda balıkçılık ve aşırı balık avlanma iyice çılgınlaştı. Bu yerlerde umut noktaları oluşturmalıyız. İşte bu korumaları gereken mavi yüzgeçli tunanın boyutları.
Şimdi ikinci projemizin ismi Pasifik Pelagiclerini Etiketleme Deniz hayatında sayım yapan bizler gezegeni bir takım gibi ele alıyoruz Öncelikle Sloan vakfı ve diğerleri tarafından maddi olarak destekleniyoruz, böylece projelerimizi gerçekleştirebiliyoruz. 17 alan programından birisiyiz ve sadece tunaları değil çok miktarda diğer yırtıcılarıda etiketlemeye başladık Yani bizim yaptığımız Alaskaya somon köpek balığını etiketlemeye gitmek, kendi bölgelerinde onlarla iletişime geçmek. Onları somon yakalarken izlemek ve sonra eğer yolları üzerine somon bırakırsak onları yakalayabileceğimi fark ettik Bu beyaz balinanın kuzeni ve çok dikkatle dikkat edin çok dikkatle dedim, onu gerçekten sakinleştirebiliriz, hortumu ağzına koyuyoruz, güverteden kaldırıp uydu etiketiyle etiketliyoruz. Bu uydu etiketiyle köpek balığı ev telefonunuz olacak ve mesaj gödeebileceksiniz. Köpek balığı burada sıçrıyor eğer dikkatle bakarsanız bir anteni var. Bu somon avlayan, uydu etiketli özgürce yüzen ve bu sırada bize veri yollayan bir köpek balığı. Somon köpek balıkları haricinde etiketlediğimiz başka köpek balıklarıda var. Ama burada somon köpek balıkları üzerlerindeki metre seviye çözünürlüğüyle okyanusta gidiyorlar, sıcak renklerin olduğu yerde su ısısı daha yüksek. Somon köpek balıkları yavrulamak için aşağıya tropiklere gidiyor sonra Monterrey’e geliyorlar.
Şimdi hemen Monterrey’in yanında yukarıda Farrolone’de Scott Anderson ve Sal Jorgenson’un liderlik ettiği bir beyaz köpekbalığı takımı var. Hedefi dışarı atabilirler,- bu fok balığı şeklinde bir halı- beyaz köpek balığı meraklı bir hayvandır buna gelecektir. 4.8 metre uzunluğundaki botumuza yaklaşacaklar Bu bir kaç ton ağırlığında bir hayvan. Hedefin etrafında dolanacağız. ve akustik bir etiket koyacağız, akustik sonarlı. Etiketin ismi: OMSHARK 101065, ya da bunun gibi bir şey, Ve sonra üzerine uydu etiketi koyacağız. Bu etiket bize köpek balığının uzun mesafe seyahatleri hakkında bilgi verecek. Bunu da hayvanın üzerindeki bilgisayar ışık tabanlı jeolojik algoritması sayesinde çözecek. Bu olayda Sal hayvanın üzerindeki iki etikete bakıyor. İşte oradalar; Kaliforniya beyaz köpek balığı diğer beyaz köpekbalıklarıyla köpekbalıkları kafesine gidip geri dönüyor. NOAA’da ki meslektaşlarımızla Makos ve Mavi Köpekbalıklarını da etiketliyoruz. Ve şimdi birlikte bu renkler okyanusunda gördüğümüz şey; ısı. 10 günlük Makos larvalarını ve somon köpekbalıklarını görebiliyoruz. Beyaz ve mavi köpekbalıklarımız var. Ve ilk kez bir ecoscape – okyanus ölçeği kadar büyük- köpekbalıklarının nereye gittiğini gösterdi.
TOPP’ tan bir tuna takımı hiç düşünülmeyeni yaptı. Aynı zamanda 1700 tunayı, mavi yüzgeçlileri, sarı yüzgeçlileri ve akorkinoz balığını etiketledi. Bizim kullandığımız etiketleme programlarını kullanarak sensorlu etiketleri dikkatlice yavru tunalara naklettiler. Ve sonra onları tekrar okyanusa bıraktılar. Tunalar geri döndüler, döndükleri zaman NASA’nın sayısal okyanusunda mavi yüzgeçlileri mavi renkte, koridorlarında karşıya geçerken batı pasifiğe dönerken görebilirsiniz.
UCSC’den takımımız fil fok balıklarını kafalarının üzerinden etiketlediler. Deri değiştiklerinde etikette çıkıyordu. Okyanusun yarısını fil fok balıkları kapsıyor, 548m. Derinlikten inanılmaz veri aldık. Ve sonra Scott Shaffer yelkovan kuşlarına hafif imalat tuna etiketleri taktılar. Şimdi bu etiketler sizi Yeni Zelanda’dan alıp Monterrey’e ve sonra tekrar geriye götürecek. Ki bu 35.000 deniz mili eder daha önce böyle bir şey görmedik. Ve şimdi hafif imal edilmiş,küçücük,yer belirten etiketlerle bu yolculuğu gerçekten görebiliyoruz. Aynı şeyi bazen okyanusu bir yolculukta geçen Laysan Albatroslarında da yaptık. Onlarda tunalarla aynı güzergâhı takip ediyorlar. Neden yakalanabileceklerini görebilirsiniz Sonra George Shillinger ve Playa Grande’den deniz kaplumbağası takımımız daha önce bulunduğumuz yere doğru giden deniz kaplumbağalarını etiketlediler. Ve Scott Benson’un takımı deniz kaplumbağalarının Endenozyadan Monterrey’e kadar geldiklerini gösterdi. Sonunda bu hareketli okyanusta yırtıcıların nerede olduklarını görebiliyoruz. Onların okyanus kadar geniş ecospace’leri nasıl kullandıklarını görebiliyoruz.
Bu bilgi sayesinde artık ümit noktalarını haritaya aktarabiliyoruz. Buradaki veri üç yıllık. Bu verinin 10 yıllığıda var. Bu hayvanların yaptıkları mevsimsel aktivitelerin sinyalini görebiliyoruz. Yani bu bigiyi özetleyip sıcak noktalarda kullanabiliyoruz. 4000 görevlendirme. dev gibi başarması zor bir görev, bir bölgede 2000 etiket, ilk kez burada gösteriliyor. Kaliforniya’nın toplanma bölgesi olduğu ortaya çıktı. Sonra bu hayvanlardan bir çeşit tekrar istediğimizde bize yardımcı oluyorlar. 2000 metre derinlikten veri alan araçlar taşıyorlar. Gezegenimizden, Antartika ve Kutuplar gibi çok kritik bölgelerden bilgi topluyor. Bunlar pek çok ülkeden gelen fok balıkları bizim için buz katmanlarının altından örnek alıyor ve her iki kutupla ilgili okyanus bilimi niteliğinde ısı verisi veriyorlar.
Bu veri gözünüzde canlandırdığınızda izlemesi büyüleyici bir şey. Bu veriyi hala nasıl canlandıracağımıza dair bir çözüm bulamadık. Ve sonra bu hayvanlar yüzdükçe, bize iklim problemleriyle ilgili bilgi verdikçe bu bilgiyi halka iletmenin çok kritik olduğunu düşündük, bu çeşit bir veriye halkın ilgisini çekmeyi düşündük. Bunu büyük kaplumbağa yarışı düzenleyerek- ki bu kaplumbağalar etiketliydi- 4 milyon kişinin dikkatini çekerek başardık. Ve şimdi Google Okyanus ile okyanusa bir beyaz köpekbalığı koyabiliriz. Bunu yapınca köpekbalığı yüzer ve siz okyanusun büyüleyici derinliklerini görebilirsiniz. Ve köpekbalığı Kaliforniya’dan Hawaii’ye gittiği gibi yolunu bulur. Ama belki mavi görev bizim göremediğimiz şekilde okyanusu doldurabilir. Kapasitemiz var, Nasa’nın okyanusu var. Sadece bir araya getirmeye ihtiyacımız var.
Şöyle özetlersek, Kuzey Amerika’da Yellow Stone ulusal parkının nerede olduğunu biliyoruz, kıyılarımızın hemen dışında. Bize nerede olduğunu gösterecek teknolojiye sahibiz. Ne hakkında düşünmeye ihtiyacımız var? Belki Mavi Görevin artan bir biyolojik blog kapasitesi olduğunu düşünmeliyiz. Bu nasıl olur, bu çeşit bir hareketliliği herhangi bir yere alabilirmiyiz? Ve sonunda bir mesaj merkezi oluşturup belki mavi balina ya da beyaz köpekbalığı gibi hayvanlardan gelen canlı bağlantıları kullanacağız. Eğer yaparsanız öldürücü telefon uygulamaları yapın. Golden Gate köprüsü altından köpekbalıkları geçtiğinde pek çok insan gerçekten çok heyecanlanmıştı. Gelin halk bu çeşit aktivitelere hemen iphone’larından bağlanabilsin. Böylece bazı internet efsanelerinden uzaklaşabiliriz.
Böylece mavi yüzgeçli tunayı kurtarabiliriz. Beyaz köpekbalığını kurtarabiliriz. Bunu yapacak bilime ve teknolojiye sahibiz. Ümit burada, evet yapabiliriz. Sadece bu kapasiteyi okyanuslarımıza daha fazla uygulamamız gerekiyor.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Tunalar okyanusun atletleridirler, hızlı uzun menzilli ve alışkanlıklarını daha yeni anlamaya başladığımız yırtıcılardır. Deniz biyoloğu Barbara Block tunalara izleme etiketleri koyup (uydu vericisiyle tamamlanan) bu büyüleyici ve nesli tehdit altındaki hayvanlar hakkında eşine rastlanmamış miktarda bilgi alışlarını ve onların okyanustaki doğal ortamlarını anlatıyor.
Barbara Block studies how tuna, billfish and sharks move around (and stay warm) in the open ocean. Knowing how these large predators travel through pelagic waters will help us understand their role in the wider ocean ecosystem. Full bio »
Translated into Turkish by Kerime Gunturk
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
18:12 Posted: Feb 2012
Views 401,358 | Comments 126
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.