Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Bu gibi konuşmalara başladığım zaman, genellikle sürdürülebilirlik hakkında uzun bir konuşma yaparım çünkü pek çok insan bunun ne olduğunu bilmiyor. Karşımdaki ise bunun ne olduğunu bilen bir topluluk, o yüzden, sadece 60-saniyelik bir özet yapacağım. Tamam mı? Öyleyse şimdi biraz sabırlı olun. Çok hızlı ilerleyeceğiz. Boşlukları dolduracağız. Biliyorsunuz işte, sürdürülebilirlik, küçük gezegen. Tamam? Küçük bir Dünya canlandırın, Güneş'in etrafında dönüyor. Biliyorsunuz, yaklaşık bir milyon yıl kadar önce, bir grup maymun ağaçlardan düştü, biraz daha zeki hale geldi, ateşi kullandı, matbaayı icat etti, tekerlekli bavulu icat etti. Ve sonra şu anda içinde yaşadığımız toplumu inşa etti. Maalesef, bu toplum şüphesiz dünyanın meydana getirmiş olduğu en zengin ve en dinamik toplum olurken bazı çok çok büyük kusurları da var.
Bunlardan biri, her toplumun bir ekolojik ayak izinin olması. Gezegen üzerinde ölçümlenebilir bir etkisi var. Hayatınızda ne kadar tüketim yaptığınız ve arkanızda ne kadar atık bıraktığınız. Ve şu an toplumumuzda, bu çarpıcı bir şekilde sürdürülemez bir seviyede. Yaklaşık beş gezegen kadar tüketiyoruz. Eğer Gezegendeki herkes bizim yaptığımız gibi yapmış olsaydı, beş, altı, yedi, hatta bazılarının söylediğine göre 10 gezegene ihtiyacımız olurdu. Şüphesiz, 10 tane gezegenimiz yok. Zihninizde canlandırın; 10 gezegen, bir gezegen 10 gezegen, bir gezegen. Tamam? Böyle bir şeye sahip değiliz. Bu sorunlarımızdan biri.
İkinci sorun ise sahip olduğumuz gezegen fazlasıyla adaletsiz şekillerde kullanılıyor. Kuzey Amerikalılar, kendim gibi örneğin, biliyorsunuz basitçe çamurda yuvarlanan pisboğaz yaban domuzlarıyız ve her tür şeyi yiyoruz. Sonra Asya-Pasifik bölgesinde yaşayan, ve hatta Afrika'da yaşayan insanlara bakıyoruz. Ve gerçekten insanlar yaşamlarını sürdürecek kadarına dahi sahip değiller. Bu durum, çok çeşitli gerginliklere, çok çeşitli rahatsız edici dinamiklere sebep oluyor. Ve gelmek üzere olan daha çok ama çok insan var. Doğru mu? Sonuç olarak, 20 yıl içerisinde Dünyamız buna benzeyecek. Oldukça kalabalık bir yer olacak, en az sekiz milyar insan.
Meseleyi daha da zorlaştırırsak, Dünya çok genç bir gezegen. Dünya üzerindeki insanların üçte biri çocuk. Ve bu çocuklar, nerede yaşarlarsa yaşasınlar, ebeveynlerinkinden tamamen farklı bir şekilde yetişiyorlar. Bizim toplumumuzu, zenginliğimizi görerek yetiştiler. Ve tıpatıp bizim gibi yaşamak istemeyebilirler. Amerikalı, İngiliz ya da Alman ya da Güney Afrikalı olmak istemeyebilirler; ancak daha zengin ve daha dinamik olan kendi versiyonlarını yaşamak istiyorlar. Daha da keyifli bir yaşam. Ve tüm bunlar birleşerek Dünya' da müthiş bir tork gücü yaratıyor. Ve bu güçle başa çıkmanın bir yolunu bulamazsak, kendimizi çok, çok ama çok hızlı biçimde düşünülemez durumlarla karşı karşıya bulacağız.
Bu salondaki herkes en kötü durum senaryolarını duymuştur. Buna değinmeme gerek yok. Ancak şunu soracağım: Alternatifimiz ne? Ve diyorum ki, alternatifimiz hayal dahi edilemez. Yani, öyleyse bir elimizde düşünülemez, diğer elimizde de hayal edilemez var. Çevresel açıdan sürdürülebilir, Dünya üzerindeki herkesle paylaşılabilir, istikrarı, demokrasiyi ve insan haklarını destekleyen ve karşı karşıya olduğumuz zorlukların üstesinden gelebilmek için gerekli zaman diliminde gerçekleştirilebilir bir toplum inşa etmesini henüz bilmiyoruz. Bunu nasıl yapacağımızı henüz bilmiyoruz.
O halde Worldchanging nedir? Şey, Worldchanging'i hayal edilemez gelecek için bir haber servisinin parçası olarak düşünebilirsiniz. Biliyorsunuz, orada yaptığımız şey eğer geniş çapta benimsenirse oyunu değiştirebilecek araçlar, modeller ve fikirlerin örneklerini aramak. Çoğu kez, buna benzer bir konuşma yaptığımda, eminim ki bu salondaki herkesin duyduğu ama çoğu insanın duymadığı şeyler hakkında konuşurum. Bugün düşündüm de birazcık farklı bir şey yapayım ve size, bilirsiniz, denenmiş ve doğru örnekleri vermekten ve anlatmaktan çok ne aradığımız hakkında konuşayım istedim. Analizini yaptığımız şeylerin türleri hakkında konuşmak. Size yazı işleri defterimize bir göz atma fırsatını vermek. Ve bunu yapmak için 13 dakikam kaldığından, bu biraz hızlıca olacak. Şey, bilmiyorum, sadece benimle kalın. Tamam mı?
Şimdi, herşeyden önce, neyi arıyoruz? Parlak Yeşil şehri. Dünya üzerindeki etkimizi değiştirmek için gelişmiş dünyada sahip olduğumuz en büyük kaldıraçlardan biri şehirlerdeki yaşama tarzımızı değiştirmek. Zaten kentleşmiş bir gezegeniz, bu özellikle gelişmiş dünyada doğru. Ve gelişmiş dünyadaki şehirlerde yaşan insanlar daha müreffeh olma eğilimindeler ve sonuç olarak daha çok şey kullanıyorlar. Eğer bu dinamiği değiştirebilirsek, ki bu öncelikle daha yoğun ve daha yaşanabilir şehirler meydana getirerek olabilir. Örneğin Vancouver, önceden orada bulunmadıysanız ziyaret etseniz iyi olur. Harika bir şehir. Ve yoğunlaştırıyorlar, yeni yoğunlaştırma, belki de Dünya üzerindeki herkesten daha iyi yapıyorlar. Gerçekten Kuzey Amerikalıları arabalarını kullanmamaya ikna etmeyi becerebiliyorlar, ki bu oldukça müthiş birşey. Şimdi yoğunluğa sahipsiniz. Aynı zamanda nüfus artışı yönetimine de sahipsiniz. Doğal olanı doğal olacak şekilde bir kenara bırakıyorsunuz.
Burası Portland. Resimdeki ise mevcut bir site. Oradaki arsa sürekli yeşillikler içinde olacak. Şehri bir hatla çevrelemişler. Doğa, şehir. Hiçbir şey değişmiyor. Bu gibi şeyleri yaptığınızda, her tür yatırımı yapmaya başlayabilirsiniz. Etkili ve makul rahatlıktaki şekillerde insanları gerçekten taşımaya yarayan ulaşım sistemleri gibi şeyleri yapmaya başlayabilirsiniz işte. Tamam mı? Aynı zamanda inşa ettiğinizi değiştirmeye başlayabilirsiniz. Burası Londra'daki Beddington Sıfır Enerji Sitesi ki dünyadaki en yeşil binalardan biridir. Harika bir yer. Tüm elektriğini kendi üreten, sularının çoğunu geri dönüştüren, standart binalardan daha rahat olan, tamamen doğal ışık kullanan, vesaire binalar inşa edebiliyoruz şimdi ve zaman içinde daha az maliyetliler. Yeşil çatılar. Bill McDonough geçen gece bu konuyu işledi, bu yüzden bunun üzerinde fazla durmayacağım.
Ama bir de birbirine yakın çevrede yaşayan insanlar varsa, yapabileceğiniz şeylerden biri - bilgi teknolojileri geliştiğinden - akıllı mekanlara sahip olmaya başlayabilirsiniz. Nelerin nerede olduğunu tespit etmeye başlayabilirsiniz. Neyin nerede olduğunu bildiğinizde, onları paylaşmak daha kolay hale gelir. Onları paylaştığınızda, sonunda daha az kullanır hale gelirsiniz. Buna iyi bir örnek araç paylaşım kulüpleridir ki ABD'de gerçekten tutulmaya başlandı, ve çoktan Avrupa'nın çoğu yerinde tutulmuş durumda ve bu duruma iyi bir örnek. Eğer haftada bir gün aracını süren biriyseniz, gerçekten aracınıza sahip olmaya ihtiyacınız var mı?
Bilgi teknolojisinin bizim yapmamızı sağladığı başka bir şey de eşyaları daha az nasıl kullanacağımızı şu an kullandığımız miktarı bilerek ve gözleyerek anlamaya başlamamızdır. İşte burada siz daha fazla enerji harcadıkça daha fazla parlayan bir elektrik kablosu. Oldukça iyi bir konsept olduğunu düşünüyorum, ancak tersi yönde çalışmalı diye düşünüyorum, yani siz daha fazla kullanmadıkça daha da parlamalı diye. Fakat, biliyorsunuz, belki daha basit bir yaklaşım bile olabilir. Nesneleri tekrar etiketleyebilseydik. Bu lamba açma kapama düğmesinin bir tarafında ışık seli yazarken diğer tarafında kapalı yazıyor. Nesneleri nasıl bina ettiğimiz de değişebilir. Bu bir biyomorfik bina. Şeklindeki ilhamı yaşamdan alıyor. Bu yapıların çoğu inanılmayacak derecede güzeller ve aynı zamanda daha çok verimliler. Bu bir biyo-taklit örneği, bizim gerçekten daha çok aramaya başladığımız bir şey. Bu durumda bir kabuk tasarımınız olur. Bu tasarım, daha etkili olan yeni bir tür aspiratör üretmek için kullanıldı. Şu anda etrafınızda çok şeyler oluyor, bu da oldukça dikkat çekici. Eğer merak ediyorsanız size Worldchanging'i izlemenizi tavsiye ederim. Bunu gittikçe daha fazla işlemeye başlıyoruz. Aynı zamanda neo-biyolojik tasarım da var; hayatı ve hayatın süreçlerini hep daha fazla endüstrinin bir parçası haline getirmek için kullandığımız. Orneğin, bu hidrojen üreten algler. Sonuç olarak, çoğumuzun içinde yaşadiği şehirleri alıp onları Parlak Yeşil şehirlere çevirecek potansiyele sahip, gelişmekte olan modellerimiz var.
Ama ne yazık ki, gezegendeki insanların çoğu bizimle aynı şehirlerde yaşamıyor. Onlar gelişmekte olan ülkelerin gelişmekte olan megaşehirlerinde yaşıyorlar. Ayrıca sıkça kullanmasını sevdiğim bir istatistik var; buna göre Dünya' ya her dört günde bir Seattle, yani Seattle şehri büyüklüğünde bir şehir ekliyoruz. İki saat önce bir konuşma yapıyordum ve B.M.' de görev yapmış bu adam yanıma geldi, oldukça telaşlıydı, ve dedi ki, bak, bunu tamamen yanlış söyledin, tamamen yanlış. Her yedi günde bir. Demek ki, her yedi günde bir Seattle büyüklüğünde bir şehir ekliyoruz ve bu şehirlerin çoğu sizin ve benim içinde yaşadığıma değil buna benziyor. Bu şehirlerin çoğunluğu inanilmaz hızla büyüyor. Henüz altyapıları yok, açlıkla savaşan muazzam sayıda insan barındırıyor, yine muazzam sayıda, işleri yeni yollarla yapmanın çözümünü arayan insanlarla beraber. Değil mi?
O zaman gelişmekte olan milletlerin megaşehirlerini, Parlak Yeşil megaşehirlere çevirmek için neye ihtiyacımız var? Şimdi, ihtiyacımız olan ilk şey, sıçrama. Ve bu her alanda aradığımız şeylerden birisi. Sıçramanın arkasındaki fikir, eğer bir kişi veya ülke olarak, gerekli araçlar ve teknolojilere sahip olmadığınız bir durumda takılıp kaldıysanız, bir önceki jenerasyonun teknolojisine yatırım yapmanız için bir sebebiniz yoktur. Doğru mu? Yani, neredeyse genelgeçer olarak, son teknolojinin daha ucuz maliyetli ve yerelde uygulanabilir bir versiyonunu bulmaya çalışarak daha iyi hale gelirsiniz. Bunu görmeye hepimizin alışkın olduğu alanlardan birisi cep telefonları. Değil mi? Gelişmekte olan ülkelerin her tarafında, insanlar tüm sabit hat basamağının üstünden sıçrayıp, direkt cep telefonlarına geçiyorlar. Gelişmekte olan dünya şehirlerinde sabit hat bulunsa da, genelde sık sık bozulan, oldukça rezil sistemler oluyor, ve de çok büyük paralara mal oluyor. Doğru mu? Şimdi buradaki resmi bayağı seviyorum. Özellikle arka planda telefonla konuşan Ganeşa' yı beğeniyorum. Böyle olunca, cep telefonlari toplum içine hızla yayılıyor. Bu hafta burada bu konuyu hep dinledik, o yüzden cep telefonu için doğru olanın tüm teknoloji türleri için de geçerli olduğu dışında, daha fazla bir şey söylemeyeceğim.
İkinci şey ise işbirliği için araçlar; gerek işbirliği sistemleri, gerek fikr-i mülkiyet sistemleri olsun, işbirliğini teşvik eden araçlar...Tamam mı? İnsanların özgürce birlikte çalışma ve inovasyon yapma imkanları olduğunda, farklı çeşit sonuçlar elde edersin. Ve bu sonuçlar, sermaye sahibi olmayan insanlar tarafından çeşitli şekillerde erişilebilir durumda. Doğru mu? Yani, 'open source' yazılımlar var; Creative Commons ve diğer Copyleft çözümleri var. Değil mi? Ve o şeyler bunun gibi şeylere yol açıyor. Bu Sao Paulo' da bir Telecentro. Ücretsiz, 'open source' yazılım; ucuzca toplanmış cihazlar; ve aslında terk edilmiş binalar kullanılarak; bir grup sosyal merkezin oluşturulduğu, insanların girip, yüksek hız internete eriştiği, ücretsiz bilgisayar programlama öğrenebildikleri oldukça kayda değer bir program. Ve artık her yıl çeyrek milyon Sao Paulolu bunları kullanıyor. Ve bu çeyrek milyon, Sao Paulo'nun en fakirlerinden. Arkadaki Linux penguenini özellikle beğeniyorum.
Şimdi bunun yol açtığı şeylerden bir tanesi, güneyde bir nevi kültürel patlama. Ve bizim Worldchanging'de oldukça fazla ilgilendiğimiz şeylerden bir tanesi, güneyin kendi kişiliğini nasıl yeniden tanımladığı, ve kendini gittikçe, bu salondakilerin çoğuyla alakasız kategorilere koyduğu. Yani, Bollywood sadece Hollywood' un beklentilerini yerine getirmiyor. Değil mi? Brezilya müziği yalnızca başlıca müzik şirketlerinin gereklerine cevap vermiyor. Yeni şeyler yapıyor. Yeni şeyler meydana geliyor. Aralarında etkileşim var. Ve, bildiğiniz gibi, müthiş şeyler elde ediyorsunuz. Öyle ki, bilmiyorum aranızda kimse "City of God" filmini izledi mi. Evet, izlemediyseniz, efsanevi bir film. Ve, oldukça sanatsal ve dolaylı bir yönden, yalnız bu soruyla ilgili.
Kültürel araçları kullanma yetisinin yaygınlaştığı başka radikal örnekler de var. Bunlar Uganda' da İnternet gezici kütüphanesinin henüz ziyaret ettiği insanlar. Ve ilk kitaplarını havada sallıyorlar, ki bence gayet harika bir fotoğraf. Değil mi? Ayrıca insanların bir araya gelip kendi adlarına politik ve sivil olarak eyleme geçme becerileri var. Daha önce hiç olmamış şekillerde. Ve geçen gece ve bu hafta duyduğumuz gibi, yeni çözümler üretebilme becerisi için, yeni politik gerçeklikler şekillendirmemiz kesinkes şart.
Ben de kendi adıma diyebilirim ki, sadece Hindistan, Afganistan, Kenya, Pakistan, ve benzeri yerlerde değil, burada, kendi vatanımızda da yeni politik gerçeklikler şekillendirmemiz şart. Başka bir dünya mümkün. Ve bir nevi anti-küreselleşme hareketi düsturu. Doğru mu? Bu düstura sık sık ince ayarlar yapıyoruz. Başka bir dünyanın sadece mümkün olduğunu değil, zaten var olduğunu konuşuyoruz. Oralarda bir yerlerde farklı, muğlak bir ihtimal olduğunu bir nevi hayal etmektense, bir nebze de olsa o ihtimale göre hareket etmemiz gerektiğini. Brezilya devlet başkani Lula' nın yaptıkları gibi şeyler yapmaya başlamalıyız. Bugüne kadar kaçınız Lula' yı tanıyordunuz? Peki, ortalama bir kitleye kıyasla çok çok daha iyi olduğunu söyleyebilirim. Lula, sorunlarla, çelişkilerde dolu, ama yaptığı şeylerden bir tanesi, kuzey-güney diyaloğunun alışılagelmiş dengesini, yepyeni bir küresel işbirliği tarzı tarafına kaydıran bir uluslararası ilişkiler fikri ortaya koyuyor. Gözümü bu adamın üstünden ayırmazdım.
Bu tür süpergüçlere ikinci bir örnek de 'ciddi oyun' dediğimiz bu oyunların yükselişi. Bunu çok inceliyoruz. Her yerde yayılıyor. Bu, "Daha Kudretli Bir Güç"ten bir ekran görüntüsü. "Daha Kudretli Bir Güç", siz oynarken, size nasıl şiddetsiz başkaldırı ve rejim değişim hereketine girişebileceğinizi öğreten bir bilgisayar oyunu. İşte başka biri daha. Bu, çocuklara nasıl bir mülteci kampını idare edebileceklerini öğreten bir oyun olan "Gıda Gücü" adlı bir oyundan. Bu şeylerin tümü, özellikle gelişmekte olan ülkelerde, insanların demokrasiye olan ilgi ve tutkularınının büyük artışına çok dinamik bir şekilde katkıda bulunuyor. Gelişmekte olan ülkelerden çok az haberimiz var, öyle ki çoğu zaman oralarda bir yerlerde işleri daha adil, özgür, demokratik, az yozlaşmış hale getirmek için çabalayan abartısız milyonlarca insan olduğunu unutuyoruz. Ve bildiğiniz gibi bu haberleri yeterince duymuyoruz. Ama bu her yerde olmakta, ve bu araçlar bunu mümkün kılmanın parçalarıdır.
Şimdi tüm bunları birbirine eklediğinizde, sıçramayı ve yeni tür araçları birbirine eklediğinizde, biliyorsunuz, ikinci süper güç şeyleri vesaire, ne elde edersiniz? Şey, hızlı bir şekilde, gelişmekte olan ülkeler için bir Parlak Yeşil gelecek elde edersiniz. Örneğin, dünyanın her tarafına yeşil enerjiyi yayabilirsiniz. Bu Haydarabad, Hindistan'da bir bina. Dünyadaki en yeşil bina. Sermayesi hiç olmayan ya da sermayeye kısıtlı erişimi olan insanlar için işleyen kökleşmiş çözümler ve şeyler elde edersiniz. Ücra dağlara güneş panelleri taşıyan yalınayak güneş mühendisleriniz olur. Uzak mesafe tıbbına erişiminiz olur. Bunlar vatanlarında erişemedikleri bilgileri içeren veri tabanlarına ulaşabilmek için cep bilgisayari kullanmayı öğrenen Hindistanlı hemşireler. Gelişmekte olan ülkelerdeki insanlar için yeni araçlar elde edersiniz. Bunlar akşam vaktinin karanlık anlamına geldiği, takriben bir milyar insana çalışma imkanı sağlayan LED lambaları. Bunlar kap içine kap geçecek şekilde tasarlanmış, çalışmak için elektriğe gerek duymayan buzdolapları.
Ve su çözümleri elde edersiniz. Su en acil sorunlardan birisi. Bu gelişmekte olan ülkelerdeki insanların kullanabileceği, su toplamayı sağlayan bir dizayn ve çok ucuz. Bu güneş ışığı kullanan bir su arıtma sistemi. Bu ise bir sis yakalayıcı, eğer nemli, ormansı bir alanda yaşıyorsanız, havadan temiz ve içilebilir su damıtacaktır. Bu bir su taşıma şekli. Bunu cidden seviyorum, bildiğiniz gibi, su taşımak tam bir sıkıntı, ve birisi şunu yuvarlasak acaba nasıl olur diyerek bu fikri üretmiş. Değil mi? Yani, müthiş bir dizayn. Bu harika bir icat, Lifestraw. Temel olarak bunun içinden suyu çekiyorsunuz ve su dudaklarınıza değene kadar içilebilir hale geliyor. Böylece çaresiz yokluklar içindeki insanlar bundan edinebilirler. Bu benim için favori Worldchanging benzeri araçlardan birisi. Roundabout firması tarafından icat edilmiş, çocuklar oynarken su pompa eden bir atlıkarınca. Gerçekten müthiş, kabul edin. Ve aynı şey mutlak kriz durumundaki insanlar için de geçerli. Doğru mu?
2020 yılına kadar, iklim değişimi ve siyasi istikrarsızlık sebebiyle 200 milyonun üzerinde mülteci olmasını bekliyoruz. Bu gibi insanlara nasıl yardım ederiz? Şey, tüm dünyada işbirliği yoluyla geliştirilmekte olan şaşırtıcı yeni insancıl tasarımların her türü var. Bu tasarımlardan bazıları eyleme yönelik modeller içermekte, mesela mülteci kamplarının ortasında köy eğitimi için yeni modeller gibi. Göçe zorlanmışlar için pedagojik yeni modeller. Ve yeni araçlarımız var. Bu benim kesinlikle her yerde en gözdelerimden biri. Kimse bunun ne olduğunu biliyor mu?
Seyirciler: Kara mayınlarını tespit eder.
Evet, bu bir kara mayını tespit çiçeği. Eğer yeri bilinmeyen yaklaşık yarım milyar mayının saçıldığı yerlerden birinde yaşıyorsanız bu tohumları o arsaya atabilirsiniz. Ve bunlar büyüdükçe, mayınların etrafında büyüyecek, kökleri mayınlardaki kimyasalları tespit edecek, ve çiçekleri de kırmızı olunca oraya basmazsınız. Evet, yani hayatınızı kurtarabilen tohumlar. Bildiğiniz gibi.
Bunu seviyorum çünkü bana öyle geliyor ki dünyayı değiştirmek için kullandığımız örnek ve araçlar kendi içlerinde de güzel olmalılar. Biliyorsunuz bu, hayatı sürdürmek için yeterli değil. Elimizde olandan daha iyisini yapmak zorundayız. Ve sanırsam bunu yapacağız. Özetlemek gerekirse, H. G. Wells'in o ölümsüz sözünde olduğu gibi, sanırsam daha iyi şeyler yolda. Aslında "Tüm geçmiş bir başlangıcın başlangıcından başka birşey değildir. İnsan aklının başardığı tüm şeyler de uyanıştan önceki rüyadan başka birşey değildir." olduğunu düşünüyorum. Umarım bu gerçekleşir. Bu salondaki insanlar bana verebileceklerinden daha fazla güven verdi.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation, or join one of these:
Worldchanging.com kurucusu Alex Steffen, Batının tüketici hayat tarzı gelişmekte olan ülkelere yayıldığı günümüzde, insanlığın ekolojik ayakizinin azaltılmasının inanılmaz derecede hayati olduğunu öne sürüyor.
Alex Steffen explores our planet's future, telling powerful, inspiring stories about the hard choices facing humanity ... and our opportunity to create a much better tomorrow. Full bio »
Translated into Turkish by Yilmaz Can Akbulut
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
We have to craft new political realities, not only in places like India, Afghanistan, Kenya, Pakistan, but here at home as well. Another world is possible.” (Alex Steffen)
20:05 Posted: Apr 2007
Views 586,116 | Comments 96
23:19 Posted: Apr 2007
Views 519,587 | Comments 98
17:43 Posted: May 2008
Views 370,934 | Comments 52
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.