Follow TED
Be the first to know about new TEDTalks, TED news and other announcements.
Click on any phrase to play the video from that point.
Dört yıl kadar önce New Yorker dergisi Mauritius adasında bir çukurda bulunan bir yığın dodo kemiği hakkında bir makale yayınladı. Mauritius adası Hint Okyanu'sunda, Madagaskar'in doğu kıyısı açıklarında bir ada ve aynı zamanda dodo kuşunun hem keşfedildiği, hem de 150 yıl içinde soyunun tüketildiği yer. Herkes bu arkeolojik buluş için çok heyecanlanmıştı zira sonunda bütün bir dodo iskeletini birleştirebilme ihtimalleri vardı.
Şimdi dünyanın her yanındaki müzelerin koleksiyonlarında dodo iskeleti olmasına rağmen hiç kimsede -- Mauritius Adası'ndaki asıl Doğal Tarih Müzesi'nde bile -- tek bir dododan yapılmış bir iskelet yok. Aslında bu tam olarak doğru sayılmaz. Gerçek şu ki, 18. yüzyıla kadar British Museum'un koleksiyonunda tamamlanmış bir dodo örneği bulunuyordu -- derisi dahil her şeyiyle mumyalanmış bir halde -- ama bir yer tasarrufu gayreti sırasında ayaklarını ve kafasını kesip geri kalan parçaları ateşe verdiler. Bugün internet sayfalarına bakarsanız bu örneklerin listelendiğini ve geri kalanların "bir yangında kaybedildiklerinin" söylendiğini görürsünüz.
Gerçekte olanlar tam da böyle sayılmaz ama neyse... Ön sayfada bulunan resim buydu. Ben de Tina Brown'un bu fotoğrafları New Yorker'a taşımasının muhteşem olduğunu düşünenlerdenim zira bu fotoğraf tamamiyle beni benden aldı. Obje takıntım oldu -- sadece güzel fotoğrafın kendisi değil, renk, o sığ alan derinliği, gözle görünür detay, gaganın üstünde görebileceğiniz, müzecinin iskeleti bir arada tutmak için kullandığı tel; burada bir hikaye yatıyor. Kendi kendime şöyle düşündüm: kendi dodo iskeletim olsa harika olmaz mıydı? (Gülüşmeler)
Ve böylece -- şu aşamada belirtmek istiyorum ki ben hayatımı objelere ve anlattıkları hikayelere saplantılı bir halde geçirdim ve bu da en sonuncusuydu. Böylece etrafta bir kit veya bir tür model satıp satmadığını aramaya başladım ve bir sürü referans malzemesi, bir dolu harikulade fotoğraf buldum -- ama nafile: bana dodo iskeleti yok. Ancak olan olmuştu. "Yaratıcı Projeler" dosyama yüzlerce dodo iskeleti fotoğrafı kaydetmiştim-- bu doysa beynimin, ilginenebileceğim her şeyin bir depo alanı. Ne zaman bir internet bağlantım olsa, oraya akınla ıvır zıvır yağıyor, güzel yüzüklerden kokpit fotoğraflarına kadar herşey. Marquis du Lafayette'in George Washington'a Bastille saldırısını kutlama amaçlı gönderdiği anahtar. Rus nükleer fırlatma anahtarı. Yukarıdaki eBay'de bulduğumun fotoğrafı; aşağıdaki de benim kendime yaptığım, çünkü eBaydekine param yetmiyordu. Stormtrooper kostümleri. Orta Dünya haritaları-- onu kendi elimle çizdim. Şu da dodo iskeleti dosyası. Bu dosyada 17,000 fotoğraf var-- 20 gigabayttan fazla bilgi-- ve sürekli büyüyor. Ve bir gün, bir iki hafta sonra, belki bir sene de olabilir, çocuklarımla sanat dükkanındaydım, ve biraz kil oyuncağı satın alıyordum-- el sanatları günü yapacaktık. Biraz Super Sculpeys aldım, biraz armatür teli, bazı çeşitli materyaller. Ve bu Sculpey'e baktım ve düşündüm ki, belki, evet, belki kendi dodo kafatasımı yapabilirdim.
Bu aşamada belirtmeliyim ki-- Ben bir heykeltraş değilim; Sert köşeli bir model yapıcıyım. Bana bir resim ver, aynısını yapacak bir sahne malzemesi ver, bir vinç, bina iskelesi, "Star Wars" dan parçalar ver-- özellikle "Star Wars" dan parçalar-- bu işi bütün gün yapabilirim. 15 yıl boyunca hayatımı tam bu şekilde kazandım. Ama bana bu tür bir şey ver-- arkadaşım Mike Murnane bunu yonttu; Star Wars, İkinci Bölüm'e bir maket-- bu benim işim değil, ben-- bu başkalarının yaptığı bir şey, ejderhalar, yumuşak şeyler.
Ancak, kendimi yüzey yapısını anlayabilecek kadar çok dodo iskeleti fotoğrafına bakmış gibi hissediyordum. Yani, o kadar da zor olamazdı. Böylece, bulabildiğim en iyi fotoğraflara bakmaya başladım. Bütün kaynakları aldım, ve bu şahane referans parçasını buldum. Burada birisi bunu eBay'de satıyor; bu bir kadının-- kesin bir kadının, umarım bir kadının eli. Aşağı yukarı eşimin eli boyutunda olduğunu varsayarsak, Baş parmağının birkaç ölçüsünü aldım, ve kafatasının boyutuna oranladım. Bunu gerçek boyuta yansıttım, ve elimdeki bütün diğer kaynaklarla birlikte kullanmaya başladım, bir boyut referansı olarak karşılaştırıp gaganın tam olarak ne kadar büyük olacağını, tam olarak ne kadar uzun, vesaire vesaire bulmak için kullandım.
Ve birkaç saat içinde elde ettiğim şey aslında baya makul bir dodo kafatasıydı. Devam etmeyi planlamıyordum, ben-- bilirsiniz ya hani acayip dağınık bir odayı sadece bir kerede tek bir şeyi kaldırarak temizleyebilirsiniz; bütünlüğü düşünemezsiniz. Ben bir dodo iskeletini düşünmüyordum; Sadece farkettim ki, bu kafatasını bitirdiğimde onu yukarıda tutmak için kullandığım armatür teli arkada tam da bir omurganın olacağı yerden çıkıyordu. Ve seneler içinde ilginlediğim ve kafayı bozduğum şeylerden bir tanesi de omurgalar ve iskeletlerdi, hatta birkaç yüz tane biriktirmiştim. Aslında omurların mekanizmalarını, onları taklit etmeye hafiften başlayabilecek kadar iyi anlıyordum. Böylece düğme düğme, omur omur, aşağı kadar yolumu düzdüm. Ve gerçekten de, günün sonunda, kabul edilebilir bir kafatasım, kısmen iyi bir omurgam ve yarım bir pelvisim vardı.
Ve yine, devam ettim, daha fazla kaynak arayarak, bulabildiğim bütün kaynakları- çizimler, güzel fotoğraflar. Bu adam-- Bu adama aşığım! Bir dodo ayak kemiğini bir tarayıcıya koymuş-- bir cetvelle birlikte. Bu benim istediğim türdeki kesinlikti, ve ben resmen --her bir-- Her bir kemiği kopyalayıp ekledim. Ve aşağı yukarı-- altı hafta derim-- sonra, Kendi dodo iskeletimi bitirmiş, boyamış ve monte etmiştim. Ona dodonun kısa bir tarihçesini anlatan bir müze etiketi bile yaptığımı görebilirsiniz. Ve TAP Plastık bana bir müze vitrini yaptı. --fotoğrafını çekmemiş olsam da-- . Buna evimde yer yok, ama başladığımı bitirmek zorundaydım.
Ve bu aslında benim için devasa bir değişimi simgeliyordu. Ve yine, dediğim gibi, hayatım objelerden, ve onların anlattığı hikayelerden etkilenmekteydi ve ayrıca kendim için yapıyor, elde ediyor, onlara hayran oluyor ve kendimi onlara kaptırıyordum. Bu "Yaratıcı Projeler" dosyasında şu an üzerinde çalıştığım tonlarca proje var, bugüne kadar çalışmış olduğum, bir gün çalışmak isteyebileceğim, ve sadece bulup, satın alıp, sahip olup ve bakıp, dokunmak isteyebileceğim şeyler var. Ama şimdi bir de heykelini yapabileceğim şeyler kategorisi vardı, bu farklı bir şeydi, yani -- biliyorsunuz, Kendi R2D2'm bile var, ama bu -- açıkçası, heykelciliğe oranla benim için kolay bir şey.
Böylece "Yaratıcı Projeler" dosyama tekrar göz gezdirdim ve Malta Şahini'ne rastladım. Bu benim için eğlenceli bir şey: Hammet romanından bir eşyaya aşık olmak, çünkü eğer doğruysa dünya iki insan tipine ayrılmıştır, Chandler insanları ve Hammett insanları, ben kesinlikle bir Chandler insanıyım. Ama bu olayda önemli olan yazar değil, bu olay bir kitap, film veya hikaye hakkında değil, onlardaki bir obje hakkında. Bu durumda da obje -- obje çok önemli bir yere sahip.
Öncelikle, dünyada böyle bir obje var. Bu "Kniphausen Şahini". Bu 1700'de bir İsveç Kontu için yapılmış olan bir dökme kap, büyük ihtimalle de Hammett'in Malta Şahinini çizerken esinlendiği obje. Burada da Hammett'in kitap için yarattığı hayali kuş var. Kelimelerden meydana getirilmiş, bu kuş kitabının ve filmin konusunu yürütüyor, film için de ayrıca bir obje yaratıldı. Hammett'in kelimelerinden yarattığı bir objeyi temsil etmesi gereken, Kniphauser Şahininden esinlenen ve filmde şahini temsil eden bu obje. Dördüncüsü, dünyada yepyeni bir obje: film için yapılan, filmi temsil eden dekor tamamen başlı başına bambaşka bir şey oluyor, tutkunun yeni bir objesi.
Ve şimdi sıra biraz araştırma yapmakta. Aslında birkaç yıl önce biraz araştırma yaptım -- dosya o yüzden orada. Malta Şahininin bir kopyasını satın aldım eBay'den, kötü bir kopyası, ve yeterli referansa sahip olacak kadar fotoğraf indirdim. Ama araştırmamın ileri safhalarında fark ettim ki gerçekten en iyi referansı istiyordum, kuş -- orijinal kuşlardan biri 1994'te Christie's de satılmıştı, ben de Christie's kataloğuna sahip antika kitaplar satan bir yer ile iletişim kurdum, ve orada içinde ebat referansıda bulunan bu harika resmi buldum. Bu resmi tarayıp, gerçek boyutuna getirebilecektim.
Bir başka referans daha buldum. Bir New Jersey editörü olan Avi [Ara] Chekmayan bu Malta Şahin'ini 1991 yılında bir bit pazarında buldu, bu kuşun açık artırmaya katılanların aradığı özelliklere uyduğunu ispatlaması onun beş yılını aldı çünkü bu konuda birçok karşı görüş vardı. Filmin yapıldığı yıllarda film dekorları için çok sık kullanılmayan reçineden yapılmıştı. İspatlanmasının zaman alması bana komik geliyor çünkü bununla karşılaştırdığımızda size söyleyebilirim ki -- bu gerçek kuş, diğer kuş ile tamamen aynı modelden yapılmış. Bunu, açık artırma çok tartışmalı olduğu için, Profiles in History açık artırma evi bu kuşu sanırım 1995'te 100,000 dolara sattı -- burada alt kısmında görebilirsiniz -- sadece önde bir yükseklik değil, ama aynı zamanda yan, arka ve diğer tarafta bir yükseklik eklemişler.
Şimdi, Malta Şahininin taklidini yapabilmek için gerekli olan tüm yüzey bilgilerine sahiptim. Nasıl yapıyorlar, böyle bir şeye nereden başlıyorlar? Gerçekten bilmiyorum. Yaptığım şey yine dodo kuşu ile aynı şey oldu, tüm kaynaklarımı normal boyuta çıkardım, sonra ana hatlarını çıkardım ve o şablonları şekil kaynağı olarak kullandım. Bir Sculpey aldım ve ondan büyük bir blok inşa ettim ve de doğru profili elde edene kadar yonttum. Sonra yavaşça, tüy tüy, detay detay, çalıştım ve başardım -- televizyonun önünde çalışırken -- ve Super Sculpey -- yanımda eşim oturuyor --- tüm bu süreç sırasında çektiğim tek fotoğraf. Devam ettikçe, çok başarılı denebilecek bir Malta Şahini'ne ulaştım. Ama yineleyim, ben bir heykeltraş değilim,
yani ben bu konudaki birçok numarayı bilmiyorum, arkadaşım Mike'ın o güzel, parlak yüzeye nasıl ulaştığını bilmiyorum; kesinlikle onu başaramadım. Sonra, aşağı dükkanıma indim, ve onu şablon haline getirip, reçine ile doldurdum, çünkü reçinede kesinlikle kusursuz bir şekilde tamamlayabilirdim. Şablonu doldurmak ve pürüzsüz bir sonuç elde etmek için çeşitli yollar var. Benim tercihim bundan 70 kat sıkmak -- mat siyah oto astarı. Bununla üç veya dört gün boyadım, çok fazla damlattı ama bana çok güzel bir zımparalama yüzeyi sağladı ve de cam gibi bir sonuca ulaştım. Oh, triple-zero bulaşık teli ile bitirdim. Bu noktaya ulaşmanın en harika yanı, filmin en sonunda kuşu ortaya çıkardıklarında bir masanın üstüne koyup çeviriyorlar. Bende kare kare dondurup sahnelerin resmini kaydedebildim. Ve üstüne çarpan tüm ışıkları takip ettim, aynı pozisyonda ışık tuttum, aynı yansımayı elde ettim -- bu derece detayı ile çalıştım. Ve buna ulaştım: benim Malta Şahinim. Muhteşem. Şunu belirtebilirim ki bitirdiğimde başkaları tarafından yapılmış mevcut tüm taklitler arasında ki az sayıda vardı bu açık ara orjinal Malta Şahininin en iyi taklidi idi. Bu da orijinal olan, söylemeliyim ki
Fred Sexton tarafından yaratıldı. İşte burada işler garipleşiyor. Fred Sexton bu George Hodel'in bir arkadaşı. Korkutucu biri -- çoğu kişi tarafından Siyah Dalya'nın katili olarak kabul edildi. Şimdi, James Ellroy annesini Malta Şahinin heykeltraşı Fred Sexton'ın öldürdüğüne inanıyor. Daha ilginç bir şey söyleyeceğim. 1974'te "Malta Şahini"nin George Segal'ın başrolünü oynadığı "The Black Bird" adlı garip bir komedisi çekilirken Los Angeles County Sanat Müzesi orijinal Malta Şahininin bir örneğine sahipti -- film için yapıldığını düşündüğüm altı örnekten biri -- Müzeden çalındı. Birçok insan bunun film için yapılmış bir numara olduğunu düşündü. John's Grill, filmde bir sahnede kısaca gözüken bir yer, hala San Francisco'da canlı bir restoran, Elisha Cook düzenli müşterilerindendir, filmde Wilmer Cook'u canlandırdı, ve o restorana Malta Şahininin orijinal örneklerinden birini verdi. Onlarda bunu ta ki Ocak 2007'de çalınana kadar camlı vitrinlerinde 15 yıl boyunca sakladılar. Görünen o ki tutkunun objesi sürekli kaybolarak bu ünvanı kazanıyor.
Sonunda, bu Şahini elde ettim ve o çok güzeldi. Gerçekten harika gözüküyordu, ışık üzerine harika yansıyordu, dünyada elde edebileceğim veya ulaşabileceğim her şeyden daha iyiydi. Ama bir sorun vardı. Ve bu sorun da; Objenin bütününü istiyordum, objenin gerçek ağırlığını istiyordum. Bu obje reçineden yapılmıştı ve çok hafifti. Bu da benim sıkça takip ettiğim online grup. Replica Props Forum adlı grup aynı benim gibi dekor delilerinden oluşuyor ve dekorları alıp satıyorlar, film dekorları hakkında bilgileri paylaşıyorlar. Hiç karşılaşmadığım ama bazı dekor anlaşmaları sayesinde arkadaş olduğum o siteden birinin, eskiden yerel bir dökümhane müdürü olduğu ortaya çıktı. Benim şahane Şahin şablonumu aldı, benim için bronz olarak şekillendirdi, ve bu da bronz olarak geri aldığım hali. Ve bu da, biraz asitle aşındırmadan sonra ortaya çıkan son hali.
Ve bu şey benim için çok çok tatmin edici oldu. İşte, çıkarıp buraya koyacağım, akşamın ilerleyen saatlerinde siz ... Onu alıp ellemenizi istiyorum. Benim ne kadar saplantılı hale geldiğimi görmek ister misiniz? Bu proje sadece benim için ve eBay'den San Francisco'da basılmış bir Çin gazetesi alıp kuşu adamakıllı paketleyecek kadar ileri gittim... aynı filmdeki gibi. (Gülüşmeler) Evet, biliyorum! (Gülüşmeler) (Alkışlar) Burada görebilirsiniz, 13 kiloya yakın bir ağırlığı var. Köpeğim Huxley'nin yarı ağırlığında.
Ama bir sorun var. Burada Şahinlerimin son gelişmelerini görüyorsunuz. En soldaki tam bir ıvır zıvır -- eBay'den aldığım bir taklit. Burada bir şekilde mahvolmuş olan Sculpey Şahinim, çünkü kalıptan çıkarmak zorunda kaldım. Diğeri ilk dökme kuşum, diğeri şaheserim ve diğeri de bronzum. Eşyalara şekil verip dökümünü yaptığınızda olan bir şey var, içine silikon koyduğunuzda ve reçine ile dökümünü yaptığınızda, biraz hacminden ve boyutundan fire veriyorsunuz. Bronz olanı Sculpey ile birlikte elime aldığımda, yaklaşık 2 cm. kısa olduğunu gördüm. Evet, yo, gerçekten, bu sanki aah-- neden bu aklıma gelmedi? Neden daha büyük bir kalıpla başlamadım? Peki ne yaptım? İki seçeneğim olduğunu fark ettim. Birincisi, üstüne lazer tutabilirdim, ki bunu yapmıştım, 3D ile taramak için -- bu 3D taranmış hali. Fark ettim ki; balmumundan bronz heykele geçişte ulaştığım kısalmanın tam miktarını bulmalıyım ve bunu 3D'sini elde edecek kadar büyütmeliyim ve onu cilalamalı daha sonra da kalıbı bronzunu yapmaları için göndermeliyim ve bronzuna sahip olabilirm.
Ya da -- orijinaline sahip olan birçok insan var, ben de onlarla iletişim kurmak için ne zamandır çabalıyorum, gerçek kuş ile birlikte birkaç dakika geçirmeme izin vermelerini belki bir fotoğraf çekmeme veya şans eseri o gün yanımda olan bir mısır gevreği kutusundaki laser tarayıcımı çıkarıp ve hatta belki, kuşa dokunmadan, söz veriyorum, müthiş bir 3D görüntüsünü elde edebilirim. Ofisimde sadece kendim için tutacağıma, başkasına vermeyeceğime dair sayfalarca kağıdı imzalayabilirim. İsterlerse bir tane onlara verebilirim. Ve işte belki o zaman bu çalışmanın sonucuna ulaşabilirdim. Ama gerçekten, eğer kendimize dürüst olursak, itiraf etmeliyim ki çalışmanın sonunda ulaşılan sonuç asla başlangıcında hedeflenen amaç değildir, değil mi? Teşekkür ederim.
Got an idea, question, or debate inspired by this talk? Start a TED Conversation.
Adam Savage, EG'08'de, dodo kuşuna olan düşkünlüğünden ve bu düşkünlüğün onu nasıl tuhaf, şaşırtıcı, ikili bir arayışa sürüklediğinden bahsediyor. Yaratıcı bir obsesifin gözünden eğlenceli bir macera.
Adam Savage, the host of "MythBusters" on the Discovery Channel, is a longtime special-effects artist and a minor obsessive. Full bio »
Translated into Turkish by yasin alp aluç
Reviewed by Sancak Gülgen
Comments? Please email the translators above.
17:14 Posted: Jun 2008
Views 200,938 | Comments 49
17:18 Posted: Feb 2007
Views 223,842 | Comments 45
20:02 Posted: Mar 2009
Views 643,301 | Comments 136
Just follow the guidelines outlined under our Creative Commons license.
This comment will be attributed to . Not ? Sign out.